“Tarih bazen bir milleti büyük yapan fırsatları sessizce önüne bırakır. Asıl mesele, o fırsatı görebilmek ve değerlendirebilmektir.”
BIMCO eski başkanı Anastassios Papagianopoulos, başkanlık nişanını Şadan Kaptanoğlu’na takarken çok anlamlı bir cümle kurdu:
“Deniz, insanları, kültürleri, cinsiyetleri ve ulusları bir araya getirir.”
Bu söz aslında yalnızca denizin ruhunu değil, bugün konuşmamız gereken çok önemli bir gerçeği de özetliyor.
Öncelikle Şadan Kaptanoğlu’nu, dünya denizciliğinin en köklü ve en saygın kuruluşlarından biri olan, 114 yıllık geçmişe sahip BIMCO’nun ilk kadın ve ilk Türk Başkanı seçilmesinden dolayı yürekten kutluyorum.
Bu yalnızca kişisel bir başarı değildir.
Bu, Türk denizciliğinin uluslararası arenadaki saygınlığını gösteren tarihi bir dönüm noktasıdır.
123 ülkeden binlerce armatörü, brokeri, acenteyi ve denizcilik şirketini temsil eden dünyanın en büyük denizcilik organizasyonunun yönetimi ilk kez bir Türk’e, üstelik ilk kez bir kadına emanet ediliyor.
Böylesine büyük bir başarı, aslında Türk denizciliği adına önümüze çıkan eşsiz bir fırsattır.
Tabii… biz bu fırsatı değerlendirebilirsek.
İşte tam bu noktada kendi kendime şu soruyu soruyorum.
Acaba bu başarının gerçekten farkında mıyız?
Tarihte bir ilk yaşanıyor. Bu sadece Türkiye için değil, dünya denizcilik tarihi açısından da önemli bir gelişme. Peki bunu kaç kişi biliyor?
Soruyu biraz daha açık sorayım:
Biz denizciler, bu başarıyı 85 milyonluk Türkiye’ye ne kadar anlatabildik?
Hatta daha da ileri gideyim…
Acaba sektörümüzün içinde bile bu gelişmeden haberi olmayan kaç kişi vardır?
Evet, birkaç televizyon kanalı haber yaptı.
Sektörel basın gereken ilgiyi gösterdi.
Ancak bunun ötesine geçebildik mi?
Ne yazık ki hayır.
Kendi kendimize anlattık, kendi kendimize alkışladık.
Oysa bu başarı yalnızca denizcilik sektörünün değil, Türkiye’nin başarısı olarak görülmeliydi.
Bana göre böylesine tarihi bir gelişmeye yakışır ölçekte bir iletişim ve tanıtım çalışması yapılamadı.
Belki elimize geçen fırsatın büyüklüğünü tam olarak göremedik.
Belki de yeterince önemsemedik.
Oysa Türk denizciliğinin uluslararası gücünü önce kendi insanımıza anlatabilmeliyiz.
Kendi ülkemizde görünür kılamadığımız bir başarıyı dünyaya anlatmamız da kolay olmayacaktır.
Dilerim bundan sonraki süreçte bu eksikliği hep birlikte giderir ve elimize geçen bu tarihi fırsatı en doğru şekilde değerlendirebiliriz.
Bu ay dergimizde geniş yer verdiğimiz konulardan biri de “Deniz ve Kadın” oldu.
Türk denizcilik sektöründe kadınların karşılaştığı önyargıları, fırsat eşitsizliklerini ve mücadelelerini hem bireysel hikâyeleriyle hem de çatısı altında buluştukları sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarıyla ele aldık.
Biz de 7Deniz olarak onların sesine ses olmak, mücadelelerini daha geniş kitlelere ulaştırmak istedik.
Çünkü denizin kadınla ya da erkekle değil; bilgiyle, emekle, cesaretle ve liyakatle ilgisi vardır.
Dileğimiz; denizcilik sektöründe kariyer yapmak isteyen hiçbir genç kadının yalnızca cinsiyeti nedeniyle kendisini hayata 1-0 geride başlamış hissetmediği bir geleceğe ulaşmaktır.
Ve inanıyorum ki kadınların bilgi, vizyon ve liderlikleriyle denizcilik sektörümüzün sivil toplum kuruluşlarında, yönetim kadrolarında ve karar alma mekanizmalarında çok daha güçlü şekilde yer aldığı günler, sektörümüzü de daha ileriye taşıyacaktır.
Bu vesileyle Türk denizciliğinin gelişmesine emek veren tüm denizcilerimizin ve sektör paydaşlarımızın Denizcilik ve Kabotaj Bayramı’nı kutluyor, mavi vatana değer katan herkese sağlık, başarı ve emniyetli seyirler diliyorum.
Kalın sağlıcakla…