INTERTANKO, “Savaş Riski Klozlarındaki Boşluklar: Hürmüz Boğazı’nın Kapanmasından Çıkarılan Dersler” başlıklı rehberinin ilk versiyonunu yayımladı.

Rehberde CONWARTIME, VOYWAR, SHELLTIME ve ASBATANKVOY gibi standart savaş riski klozlarının; Hürmüz Boğazı’nın kısmen veya tamamen kapanması, bölgede aralıklı saldırıların yaşanması, donanma kontrolü veya konvoy sistemine geçilmesi, sigorta teminatlarının çekilmesi ve gemilerin bölgede mahsur kalması gibi senaryolarda ne ölçüde koruma sağladığı incelendi.

Çalışmanın temel tespitine göre kapanma durumu her zaman “açık veya kapalı” şeklinde ortaya çıkmıyor. Boğazdan geçiş teknik olarak mümkün olsa bile güvenlik tehdidi, sigorta teminatının bulunmaması veya aşırı maliyetler nedeniyle sefer ticari açıdan anlamsız hâle gelebiliyor. Standart klozların ise bu gri alanlarda yetersiz kaldığı belirtiliyor.

Sefer çarterinde risk daha yüksek

INTERTANKO’ya göre sefer çarterlerinde armatörler, zaman çarterlerine kıyasla daha fazla riskle karşı karşıya kalıyor. Savaş nedeniyle yaşanan gecikme, seferin iptali, kısmi ifa veya sözleşmenin amacının ortadan kalkması hâlinde savaş primi, yakıt ve bekleme masrafları armatörün üzerinde kalabiliyor. Ayrıca navlun riske girerken sefer başladıktan sonra armatörün hareket alanı da daralıyor.

Zaman çarterinde ise gemi çoğunlukla kirada kalmayı sürdürüyor, operasyonel giderlerin önemli bölümü kiracıya geçiyor ve kiracının alternatif sefer emri vermesi gerekiyor. Bununla birlikte mürettebatın gemiden ayrılma talebi, değişim ihtiyacı ve savaş bölgesinde çalışma koşulları her iki çarter türünde de ortak sorun oluşturuyor.

“Makul karar” tartışması

Standart savaş riski klozları, armatöre tehlikeli bir bölgeye girme veya burada kalma emrini reddetme hakkı tanıyor. Ancak bu kararın iyi niyetli ve objektif olarak makul olması gerekiyor.

Bölgedeki diğer gemilerin, özellikle askerî refakat veya konvoy eşliğinde seyre devam etmesi hâlinde bir armatörün emri reddetmesinin “makul” olup olmadığı tartışmalı hâle gelebiliyor. Bu nedenle INTERTANKO, alınan kararların tehdit değerlendirmeleri, sigorta koşulları ve operasyonel verilerle desteklenerek ayrıntılı biçimde belgelenmesini öneriyor.

Bekleme süreleri ve masraflar belirsiz

Rehberde öne çıkan sorunlardan biri de konvoy, askerî refakat veya geçiş izni için beklenen sürenin laytime ya da demurrage hesabına nasıl yansıtılacağı.

Savaş bölgesinde mahsur kalan geminin kaybettiği zaman sözleşme hükümlerinin dışında kalabilirken, sefer iptal edilmeden önce oluşan yakıt, sigorta ve bekleme masraflarının da geri alınamaması söz konusu olabiliyor.

Özellikle yükleme limanına henüz ulaşmamış gemiler açısından durum daha karmaşık bir hâl alıyor. Gemi yoldayken NOR ve varışa bağlı sözleşme hakları henüz doğmadığından, mevcut klozlarda armatöre açık bir çözüm mekanizması sunulmuyor.

Alternatif liman hükümleri yetersiz kalıyor

INTERTANKO, kiracının alternatif liman göstermesini zorunlu kılan ve bunun yapılmaması hâlinde uygulanacak tazminatı düzenleyen açık hükümlerin bulunmadığına dikkat çekiyor.

ASBATANKVOY kapsamındaki alternatif liman seçeneklerinin sınırlı olması ve 48 saatlik bildirim süresinin ardından karar yükünün armatöre bırakılması da önemli bir sorun olarak değerlendiriliyor. Bağımsız armatörler açısından yükün hangi limana boşaltılacağına karar verilmesi ve bu kararın konişmento yükümlülükleriyle uyumlu hâle getirilmesi ciddi hukuki riskler doğurabiliyor.

Çarter partilerde yükleme ve tahliye limanı aralıklarının dar tanımlanması da alternatif liman kullanımını imkânsızlaştırabiliyor. Bu durum seferin iptal edilmesi ihtimalini artırırken, ortaya çıkan masrafların hangi tarafça karşılanacağı belirsiz kalıyor.

Körfez’de alternatif rota bulunmuyor

Bazı deniz yollarında savaş bölgesinden kaçınmak için alternatif rotalar kullanılabilse de Hürmüz Boğazı ve Basra Körfezi açısından uygulanabilir bir alternatif güzergâh bulunmuyor. Bu nedenle standart sapma hükümleri pratikte sınırlı koruma sağlıyor.

Alternatif bir güzergâhın bulunduğu durumlarda dahi ek seyir süresinin ve yakıt maliyetinin hangi oran veya fiyat üzerinden hesaplanacağı konusunda belirsizlik yaşanıyor.

Bölgede sıkışan gemiler daha savunmasız

Rehbere göre savaş riski klozlarının sağladığı koruma, geminin riskli bölgeye girmesinden veya NOR vermesinden sonra önemli ölçüde azalıyor.

Filipinler'deki feribot yangınında ölü sayısı 76'ya yükseldi
Filipinler'deki feribot yangınında ölü sayısı 76'ya yükseldi
İçeriği Görüntüle

Yüklü hâlde bölgede mahsur kalan gemiler açısından armatör, sözleşme hükümlerinden çok sigorta teminatına bağımlı duruma gelebiliyor. Bu noktada özellikle Loss of Hire teminatı ile poliçedeki muafiyet süresi kritik önem taşıyor.

Yüklemenin askıya alınması veya geminin rotadan sapması bazı klozlar kapsamında mümkün olsa da bu hakların kiracının iş birliği olmadan uygulanması zorlaşıyor. Kaybedilen zamanın taraflar arasında nasıl paylaşılacağı ve yük ilgililerinden gelebilecek taleplere karşı armatörün ne ölçüde korunacağı da netlik taşımıyor.

Sigorta ve konişmento riski

INTERTANKO, mevcut savaş riski klozlarının sigorta teminatının geri çekilmesi veya primlerin seferi ekonomik olmaktan çıkarması gibi durumları yeterince ele almadığını belirtiyor.

Kiracının Loss of Hire primini ya da hesaplamada kullanılan kira oranını kabul etmemesi de taraflar arasında uyuşmazlık yaratabilecek başlıklar arasında gösteriliyor.

Savaş riski klozunun konişmentoya yansıtılmaması hâlinde ise armatör, çarter sözleşmesi kapsamında kiracıya karşı haklı olsa bile yük ilgililerinin talepleriyle karşı karşıya kalabiliyor.

Rehberde ayrıca güvenlik nedeniyle tehdit altındaki limandan uzakta NOR verilmesi, cancelling tarihinin kaçırılması, geminin yüklü hâlde bölgede sıkışması, kiracının mürettebat ve vetting kriterlerinin karşılanamaması ile riskli bölgede redelivery yapılması gibi operasyonel boşluklara dikkat çekiliyor.

Armatörlere sözleşme ve sigorta uyarısı

INTERTANKO, armatörlere kararlarını yapılandırılmış ve kanıta dayalı biçimde almalarını, gerekçeleriyle birlikte kayıt altına almalarını tavsiye ediyor.

Sigortacı, broker ve kiracıyla yakın iletişim kurulması gerektiği belirtilirken, teminatın varlığı ve koşullarının seferin gerçekleştirilip gerçekleştirilemeyeceğini doğrudan belirleyebileceği vurgulanıyor.

Armatörlerin yalnızca savaş riski klozlarına güvenmemesi; yaptırım, güvensiz liman ve güvensiz rıhtım hükümleri başta olmak üzere ilgili tüm sözleşme maddelerini birlikte incelemesi öneriliyor. Kiracıya zamanında ve ölçülü bildirimde bulunulması, alternatif emir talep edilmesi ve sözleşmeden doğan hakların erken aşamada saklı tutulması da önem taşıyor.

Yeni sözleşmelerde hangi hükümler yer almalı?

INTERTANKO, gelecekte yapılacak sözleşmelerde şu konuların açık biçimde düzenlenmesini öneriyor:

•⁠ ⁠Geminin güvenli bir bekleme alanında NOR verebilmesi,
•⁠ ⁠Kiracı onay şartlarına rağmen gerekli mürettebat değişiminin yapılabilmesi,
•⁠ ⁠Mürettebata ödenecek savaş ikramiyelerinin kiracı tarafından karşılanması,
•⁠ ⁠Redelivery aralıklarının mahsur kalma riski taşıyan bölgeleri dışlaması,
•⁠ ⁠Konvoy veya askerî refakat bekleme süresinin tam olarak sayılması,
•⁠ ⁠Savaş limanlarında yarım demurrage veya laytime’ı askıya alan hükümlerin uygulanmaması,
•⁠ ⁠Sapma süresinin demurrage oranı üzerinden hesaplanması,
•⁠ ⁠Ek yakıtın son alım fiyatından, diğer giderlerin ise gerçek maliyet üzerinden ödenmesi,
•⁠ ⁠Loss of Hire muafiyet süresi ile ek P&I teminatının kiracı tarafından karşılanması,
•⁠ ⁠Savaş nedeniyle iptal hâlinde bir sonraki istihdama kadar oluşan kazanç kaybının tazmin edilmesi,
•⁠ ⁠Kısmi yükleme yapılması durumunda navlunun tamamının ödenmesi.

Tek bir kloz yeterli değil

INTERTANKO’nun değerlendirmesine göre savaş riski klozları deniz taşımacılığı sözleşmeleri açısından vazgeçilmez olmakla birlikte, taraflar arasında kapsamlı bir risk paylaşımı sağlamıyor.

Hürmüz Boğazı örneği; gecikme, masrafların paylaşılması, sigorta teminatları ve bölgede mahsur kalan gemiler konusunda ciddi sözleşme boşlukları bulunduğunu gösteriyor.

Armatörlerin yalnızca tek bir savaş riski klozuna güvenmek yerine sözleşme analizi, sigorta değerlendirmesi, operasyonel risk yönetimi ve taraflar arasındaki açık iletişimi bir araya getiren bütüncül bir yaklaşım benimsemesi gerekiyor.