Gemi Brokerleri Derneği Başkanı Serhan Özcan, yeni dönemin yol haritasını “Bilgi, Bağ ve Yetkinlik” vizyonuyla şekillendiriyor. Burs ve staj programlarından mesleki eğitime, piyasa bilgisinden uluslararası ilişkilere kadar üyelerin mesleki hayatına doğrudan katkı sağlayacak çalışmalar hedefleyen Özcan, yapay zekânın brokerliği ortadan kaldırmayacağını ancak yalnızca bilgi aktarımına dayanan anlayışı zorlayacağını söylüyor.
Gemi brokerliği, dijitalleşme ve yapay zekânın etkisiyle dönüşürken güven, deneyim ve piyasayı doğru yorumlama kabiliyeti mesleğin merkezindeki yerini koruyor. Gemi Brokerleri Derneği Başkanlığı görevini devralan Serhan Özcan, bu dönüşümde derneğin üyelerine sağlayacağı katkıyı güçlendirmeyi amaçlıyor.
Sekiz yıldır dernek bünyesinde görev alan, genel sekreterlik ve başkan yardımcılığının yanı sıra eğitim komitesinde de çalışan Özcan, yeni yönetimin ilk günden itibaren çalışmalarına başladığını belirtiyor. Öncelikli gündemde burs ve staj programları bulunurken üyeler arasındaki iletişimin geliştirilmesi, mesleki yetkinliğin uluslararası standartlara taşınması ve derneğin kurumsal yapısının güçlendirilmesi de yeni dönemin hedefleri arasında yer alıyor.
Aynı zamanda armatör olan Özcan ile brokerliğin geleceğini, yapay zekânın mesleğe etkisini ve derneğin yeni dönem çalışmalarını 7Deniz Dergisi için konuştuk.
Gemi Brokerleri Derneği Başkanlığı görevini devraldığınız bu dönemde, öncelikle hayata geçirmeyi planladığınız çalışma nedir?
Sekiz yıldır bu derneğin içindeyim. Üç yıl genel sekreterlik, iki yıl başkan yardımcılığı yaptım. Bu süre boyunca eğitim komitemizde de faaliyetler yürüttüm.
Yönetim kurulumuz büyük ölçüde aynı ekipten oluşuyor. Ekibimize kattığımız isimleri ise hedeflerimiz ve stratejimiz doğrultusunda, bilinçli ve özenli bir şekilde seçtik. Dolayısıyla bir tanışma ve alışma dönemine ihtiyacımız yok; ilk günden itibaren çalışmaya başladık.
İlk olarak odaklandığımız konu, burs ve staj programımız. Eğitim dönemi başladığı için bu başlık doğal olarak öncelik kazandı. Çalışmalarımız sürüyor.
Bunun yanında, üyelerimizin günlük işlerine doğrudan dokunan alanlarda hazırlıklarımız devam ediyor. Özellikle piyasa bilgisine erişim ve üyeler arası iletişim konusunda yaptığımız çalışmaları, olgunlaştıkça üyelerimizle paylaşacağız. Bir iş hazır olmadan duyurusunu yapmayı doğru bulmuyorum.
Yapay zekânın katma değer üretmeyen brokerlik anlayışı için tehdit oluşturduğunu söylediniz. Türk brokerlerinin bu dönüşüme hazırlanması için dernek olarak hangi adımları atacaksınız?
Önce şunu netleştirelim: Ben yapay zekânın brokerliği bitireceğine inanmıyorum. Bizim işimiz ekranda biten bir iş değil; güven üzerine kurulu. Bir insanı tanımanın, yıllara dayanan bir ilişkinin yerini hiçbir yazılım alamaz.
Ancak şu da bir gerçek: Bu ilişkinin dışında pek bir katkı sunmadan ayakta kalmaya çalışan bir brokerlik anlayışı da vardı. İşte o anlayış zorlanacak. Sadece e-posta ileten brokerlik kalmayacak; çünkü bunu yapay zekâ çok daha kolay ve hızlı yapacak.
Bu tabloda fark yaratacak olan, bilginin kendisi değil, o bilgiyi yorumlama kabiliyeti. Derneğin görevi de üyelerini bu kabiliyetle donatmak. “Bilgi, Bağ ve Yetkinlik” olarak ortaya koyduğumuz vizyon, tam da bu noktada Gemi Brokerleri Derneği’nin üyelerine değer katmasını amaçlıyor.
Burada özellikle üzerinde durmak istediğim bir nokta var: Bugün piyasa bilgisi dediğimizde çoğunlukla bugünü ve geçmişi konuşuyoruz. Oysa brokerin müşterisine kattığı asıl değer, geleceğe dair okuma yapabilmesi; beklentiyi anlaması ve yönü görebilmesi. Bu alanda da çalışmalarımız olacak.
Bir konuyu daha eklemek isterim: Bu araçları kullanırken dikkat edilmesi gereken ciddi başlıklar var. Müşteri gizliliği, ticari sırlar ve veri güvenliği bunların başında geliyor. Sektör olarak bunları henüz yeterince konuşmadık. Derneğin bu konuda da yol gösterici olması gerektiğini düşünüyorum.
Yeni dönem vizyonunuzu “Bilgi, Bağ ve Yetkinlik” üzerine kuruyorsunuz. Bu üç başlık, üyelerin mesleki hayatına nasıl somut katkılar sağlayacak?
Önce yöntemden bahsedeyim. Bu üç başlıkla hareket edeceğiz ve attığımız her adımı hangi başlık altında değerlendirdiğimizi de belirteceğiz. Böylece üyelerimiz, dağınık çalışmalar yerine bir plan çerçevesinde ilerleyen bir yönetim görecek.
Bilgi, bu üçünün en önemlisi. Üyemizin işini daha iyi yapabilmesi için gereken araçları ona sağlamak zorundayız. Bugün de bir piyasa raporu yayımlıyoruz ancak bunu hem genişletmek hem de derinleştirmek istiyoruz. Üzerinde çalıştığımız birkaç farklı başlık var.
Bağ tarafında aslında iyi bir yerdeyiz; derneğimizin piyasadaki bilinirliği yüksek. Ancak ilginç bir eksiklik var: Üyelerimiz bile kimin üye olduğunu, kimin olmadığını tam olarak bilmiyor. Bu nedenle üyeler arası iletişimi güçlendirecek çalışmalar yapacağız. Hedefimiz net: Üye olmak bir ayrıcalık hâline gelsin.
Yetkinlik tarafında ise mesleğimizin bilgi seviyesini uluslararası standartlara taşımak istiyoruz. Bunun için sektörün uluslararası kurumlarıyla iş birliği yapacağız. Mesleki bilgi bugün hâlâ büyük ölçüde usta-çırak ilişkisiyle aktarılıyor. Bu değerli bir gelenek ancak tek başına yeterli değil.
Derneğin kendi burs ve staj programını kuracağını açıkladınız. Programın kapsamı ve sağlayacağı imkânlar neler olacak?
Derneğimiz yıllardır burs veriyor ancak bunu bugüne kadar başka derneklerle ortaklaşa yaptık. Kendi ayakları üzerinde duran, kendi gelirini üreten bir derneğin kendi burs programı olması gerektiğini düşünüyorum. Bu artık bir kapasite meselesi değil, bir kurumsallık meselesi.
Şu anda programın şartları, öncelikleri ve kuralları üzerinde çalışıyoruz. Burada dikkat ettiğimiz iki konu var. Birincisi, sektörde hâlihazırda çok sayıda burs programı bulunuyor. Biz, bunlarla çakışan değil, onların bıraktığı boşluğu dolduran bir program istiyoruz. İkincisi, programın mesleğimize ve derneğimizin hedeflerine uygun olması.
Bunun sadece genç öğrencilere yönelik olmasını da istemiyoruz. Sektörde çalışan, kendini geliştirmek ve mesleki yetkinliğini artırmak isteyen profesyoneller için ayrı bir program kurgulamak istiyoruz. İki farklı ihtiyaç için iki farklı yapı oluşturmayı hedefliyoruz.
Staj konusu ise benim için en az burs kadar önemli. Burs, bir öğrencinin eğitimini desteklerken staj onun mesleğe giriş kapısını açıyor. Bir yanda mesleği sahada görmek isteyen öğrencileri, diğer yanda yetişmiş genç brokerlere ihtiyaç duyan üye şirketlerimizi buluşturan iki taraflı bir yapı kurmak istiyoruz.
Sektörümüzün en büyük sorunlarından biri, gençlerin bu mesleği tanımadan kariyer kararı vermesi. Brokerlik, dışarıdan bakıldığında az çalışarak kolay para kazanılan bir meslek gibi algılanabiliyor. Oysa gerçek olaylarla kazanılmış tecrübenin, kendini geliştirmenin, disiplinin, dikkatin ve ticari zekânın çok önemli olduğu bir meslekten söz ediyoruz.
Bunun tam anlamını ancak işin içine girince kavrıyorsunuz. Bu nedenle dernek olarak atacağımız adımların, mesleğimizin ciddiyetinin ve denizcilik sektöründeki öneminin anlaşılmasına katkı sağlayacağını düşünüyorum.
Bosphorus Shipbrokers Dinner’ı büyütmenin yanı sıra derneğe “yeni sütunlar” eklemek istediğinizi belirttiniz. Yeni dönemde hangi projeler öne çıkacak?
Önce Bosphorus Shipbrokers Dinner’ın hakkını teslim edelim. Bu organizasyon, derneğimizin kuruluş amacıydı ve bugün uluslararası vitrinimiz. Büyütmeye ve daha iyi yapmaya devam edeceğiz.
Ancak bir kurumun gücünü tek bir sütuna yaslamak, uzun vadede o kurumu kırılgan hâle getirir. Benim istediğim, derneğimizin birden fazla ayak üzerinde durması. Bu yeni sütunların bir kısmı üyeye sunulan hizmetlerle, bir kısmı ise derneğin kendi sürdürülebilirliğiyle ilgili. Detaylar olgunlaştıkça paylaşacağız.
Bir başlığı ise şimdiden söyleyebilirim: Tüzüğümüz. Derneğimiz, kurulduğundan bu yana neredeyse aynı tüzükle yönetiliyor. Oysa dernek büyüdü. Bugün kendi geliri ve kendi mülkü olan bir kurumdan bahsediyoruz. İhtiyaçlar zaman içinde değişti.
Bu nedenle detaylı bir tüzük çalışması yapılması gerektiğine inanıyorum. Bunu bir komite eliyle yürütmeyi planlıyoruz. Eski başkanlarımızdan, kurucu üyelerimizden ve bu çalışmaya katkı verebilecek arkadaşlarımızdan bir komite oluşturacağız. Burada aradığımız şey tecrübe ve bu konuda yetkinlik. Çünkü bir derneğin tüzüğü, o derneğin anayasasıdır.
Bunu sadece kendi dönemimiz için yapmıyoruz. Amacımız, bizden sonraki yönetimlere daha sağlam bir zemin bırakmak. Çalışmayı tamamladığımızda üyelerimizin huzuruna getireceğiz. Çünkü kurumlar kişilerle değil, kurallarla ayakta kalır.
Siz aynı zamanda armatörsünüz. Masanın iki tarafını da görmek, başkanlığınıza ne katıyor?
Bu benim için gerçekten bir avantaj. Çünkü brokerin ne yaşadığını da biliyorum, karşı tarafın ne beklediğini de.
Armatör tarafında oturduğunuzda, iyi broker ile vasat broker arasındaki farkın, bir işin sonuçlanıp sonuçlanmamasını belirleyecek kadar büyük olabileceğini görüyorsunuz. İyi broker size sadece yük veya gemi getirmiyor; piyasayı okuyor, riski görüyor ve zamanlamayı biliyor.
Bu da derneğe getirmek istediğim bakışı besliyor: Üyemizin değeri, mesaj iletmekte değil, kattığı akılda.
Bir de şu var: Dernek başkanlığı bir temsil görevi. Karşı tarafın da dilini biliyor olmak, bu temsili kolaylaştırıyor.
Uluslararası ilişkiler yeni dönemde nasıl şekillenecek?
Derneğimiz, FONASBA ve BIMCO üyesi; uluslararası platformlarda ağırlığı olan bir kuruluş. Geçtiğimiz yıl FONASBA’nın yıllık toplantısına ev sahipliği yaptık. Yani zeminimiz sağlam. Bu iki kurumla birlikte yürütebileceğimiz çalışmalar üzerinde şu anda ilerliyoruz.
Bunun yanı sıra, dünya denizciliğinin merkezlerindeki meslektaş derneklerle ilişkilerimizi derinleştirmek istiyoruz. Hamburg, Pire, Varna, Londra… Her birinin geliştirdiği farklı çözümler ve programlar var. Öğrenecek çok şeyimiz olduğu gibi paylaşacak çok şeyimiz de var.
Gemi Brokerleri Derneği olarak hedefimiz sadece Avrupa değil. Uzak Doğu ve Amerika da dâhil olmak üzere, denizciliğin merkezi olan her coğrafyayla temas kurmak istiyoruz. Amacımız, üyelerimize yeni ufuklar ve vizyonlar açacak çalışmalar yapmak.
Çünkü bugünün rekabet ortamında üyemizin uluslararası ağı, en az piyasa bilgisi kadar kıymetli.



