MCE Yachts, klasik yat restorasyonunda edindiği deneyimi, çağdaş mühendislik ve teknolojiyle buluşturup geleceğe taşıyor. Şirketin Filo Kaptanı ve İcra Direktörü Alper Deniz, “İyi bir yatın kendine özgü bir silueti ve karakteri olmalı; insanın arkasından dönüp bir kez daha bakmasını sağlayan bir ruh taşımalı. MCE Yachts olarak klasik yat kültüründen aldığımız tecrübeyi koruyarak, çağdaş mühendislik ve teknolojiyle geleceğin klasiklerini inşa etmek istiyoruz” diyen şirketin Filo Kaptanı ve İcra Direktörü Alper Deniz, restorasyonun en hassas noktasını; teknenin taşıdığı hikayeyi, inşa edildiği dönemin izlerini ve denizcilik kültüründen gelen özgün kimliğini geleceğe aktarabilmek olduğunun altını çiziyor.

Klasik bir yatı restore etmek, yalnızca yaşlanan parçalarını yenilemekten çok daha fazlasını ifade ediyor. Teknenin taşıdığı hikâyeyi, inşa edildiği dönemin izlerini ve denizcilik kültüründen gelen özgün kimliğini geleceğe aktarabilmek, restorasyonun en hassas noktasını oluşturuyor.

MCE Yachts Filo Kaptanı ve İcra Direktörü Alper Deniz’e göre her klasik yat, kendine özgü bir “DNA” taşıyor. Gövde formundan baş ve kıç karakterine, borda çizgilerinden üst yapı oranlarına kadar birçok unsur bu kimliği belirliyor. Kullanılan ahşabın dokusu, güverte detayları, doğramalar ve geleneksel donanımlar da teknenin karakterinin ayrılmaz parçaları arasında yer alıyor.

Tekneyi başka bir tekneye dönüştürmeden yenilemek

MCE Yachts, restorasyon sürecine başlamadan önce teknenin karakterini oluşturan temel unsurları belirliyor. Müdahale planı da korunması gereken bu değerler çerçevesinde hazırlanıyor.

Restorasyonun çok hassas bir denge gerektirdiğine dikkat çeken Alper Deniz, klasik bir yatın değerinin yaşını gizleyerek değil, geçmişini doğru biçimde yaşatarak artırılabileceğini belirtiyor. Deniz, “Restorasyon yaparken tekneyi başka bir tekneye dönüştürmemek gerekir. Bizim için asıl mesele, teknenin karakterini, dönemini ve denizcilik kültüründen taşıdığı özgün kimliği geleceğe aktarabilmektir” diyor.

Bu yaklaşım, teknolojiden ve günümüzün konfor standartlarından vazgeçmek anlamına gelmiyor. Makine ve jeneratörlerden elektrik-elektronik altyapıya, navigasyon sistemlerinden iklimlendirmeye kadar birçok teknik alan çağdaş çözümlerle yeniden ele alınıyor. Yangın ve sintine sistemleri, izolasyon uygulamaları ile seyir güvenliğini ilgilendiren donanımlar da günümüz standartlarına uygun hâle getiriliyor.

MCE Yachts’ın buradaki önceliğini, modern teknolojinin teknenin klasik karakterini gölgelemeyecek biçimde uygulanması oluşturuyor. Teknoloji mümkün olduğunca görünmez şekilde tekneye entegre ediliyor. Böylece misafirler tekneye adım attıklarında klasik bir yatın ruhunu görüp hissederken, seyir sırasında modern bir yatın güvenlik ve konforundan yararlanabiliyor. Mce Yat (2)Alper Deniz, şirketin restorasyon anlayışını şu sözlerle özetliyor:

“Geçmişin ruhunu koruyup geleceğin teknolojisini onun hizmetine sunmak.”

Türkiye’nin gücü, ustalık ile mühendisliği buluşturmasında

Türkiye, son yıllarda yat inşa ve refit sektöründe uluslararası ölçekte giderek daha güçlü bir konuma ulaşıyor. Alper Deniz, özellikle İstanbul ve Tuzla merkezli üretim kültürünün Türkiye’ye önemli bir rekabet avantajı sağladığını ifade ediyor.

Ahşap tekne ustalığından mühendisliğe, mekanikten elektroniğe, mobilyadan paslanmaz işçiliğine kadar uzanan geniş bir alanda Türkiye’nin ciddi bir bilgi ve tecrübe birikimine sahip olduğunu vurgulayan Deniz, klasik yat restorasyonunun standart bir refit projesinden farklı değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.

Çünkü klasik yat restorasyonunda yalnızca güçlü bir mühendislik altyapısı yeterli olmuyor. Teknenin inşa edildiği dönemi, kullanılan malzemeleri, geleneksel üretim yöntemlerini ve denizcilik kültürünü de doğru okuyabilmek gerekiyor. Türkiye’nin en önemli avantajı ise geleneksel tekne yapım bilgisini modern mühendislikle bir araya getirebilen ustalara ve köklü bir tersane kültürüne hâlâ sahip olması.

Bu birikimin doğru tasarım, güçlü proje yönetimi ve uluslararası kalite standartlarıyla desteklenmesi hâlinde Türkiye’nin klasik yat restorasyonu ve yüksek nitelikli refit projelerinde dünyanın önemli merkezlerinden biri olabileceğini kaydeden Deniz, ülkenin yalnızca maliyet avantajıyla öne çıkarılmaması gerektiğinin altını çiziyor.

“MCE Yachts olarak Türkiye’yi yalnızca uygun maliyetler nedeniyle tercih edilen bir refit ülkesi olarak değil; tasarım, mühendislik, zanaatkârlık ve denizcilik kültürü ihraç eden bir merkez olarak konumlandırmamız gerektiğine inanıyoruz.” Mce Yat (5)Hedefte Akdeniz ve Avrupa pazarları var

MCE Yachts, Türkiye’de edindiği restorasyon, refit, klasik yat yönetimi ve operasyon tecrübesini uluslararası pazarlara taşımayı hedefliyor. Şirket, özellikle Akdeniz ve Avrupa’daki klasik yat sahiplerine bütüncül bir hizmet modeli sunmayı planlıyor.

Bu model; restorasyon ve refitin yanı sıra teknik danışmanlık, proje yönetimi ve projenin tamamlanmasının ardından yatın operasyonunu da kapsıyor. Böylece teknenin ilk değerlendirme aşamasından yeniden denize kavuşmasına ve sonraki işletme sürecine kadar tüm ihtiyaçlarının tek merkezden yönetilmesi amaçlanıyor. Mce Yat (1)

Larimar’dan Leylim’e uzanan özel filo

MCE Yachts’ın bugüne kadar gerçekleştirdiği LARİMAR, LEYLİM, EFULİ, HATIRA, KNİDOS, SHİRAZ ve DİLNİŞİN projeleri, şirkete farklı ölçekte ve karakterde tekneler üzerinde önemli bir deneyim kazandırdı. Her projede teknenin mevcut kimliği yeniden okunurken, yapılacak müdahalenin sınırları ve özellikle korunması gereken unsurlar titizlikle belirlendi.

Yeni inşa projesi SUADİYE ise MCE Yachts’ın büyüme rotasında yeni bir dönemi temsil ediyor. Şirket, restorasyon projelerinde yıllar içerisinde kazandığı tecrübeyi artık daha ilk tasarım çizgisinden itibaren yeni bir teknenin karakterine yansıtma imkânı buluyor.

Restorasyon ve refit, MCE Yachts’ın güçlü ve kalıcı faaliyet alanlarından biri olmayı sürdürecek. Bununla birlikte yeni inşa projelerinin şirketin büyüme stratejisindeki ağırlığı da önümüzdeki dönemde giderek artacak.

Ancak MCE Yachts’ın hedefinde seri üretim bulunmuyor. Şirket; az sayıda fakat kendine ait karakteri ve hikâyesi bulunan, aradan uzun yıllar geçse dahi değerini koruyabilecek nitelikte yatlar ortaya çıkarmayı amaçlıyor.

Denizler rekabet değil, ortak refah alanıdır
Denizler rekabet değil, ortak refah alanıdır
İçeriği Görüntüle

Bir yatın yalnızca uzunluğu, hızı veya motor gücüyle tanımlanamayacağını söyleyen Alper Deniz, şirketin gelecek vizyonunu şöyle anlatıyor:

“İyi bir yatın kendine özgü bir silueti ve karakteri olmalı; insanın arkasından dönüp bir kez daha bakmasını sağlayan bir ruh taşımalı. MCE Yachts olarak klasik yat kültüründen aldığımız tecrübeyi koruyarak, çağdaş mühendislik ve teknolojiyle geleceğin klasiklerini inşa etmek istiyoruz.”