Haber Detayı
15 Ekim 2019 - Salı 09:47
 
Denizi ve denizciliği Türk Edebiyatına katan Halikarnas Balıkçısı
Denizi ve denizciliği Türk Edebiyatına katan Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı, İzmir’de bulunduğu yıllarda benim doğup büyüdüğüm Hatay semtinde yaşadı. Balıkçı İstanbullu, Bodrumlu olduğu kadar, İzmirlidir. O Ege’dir, o Anadolu’dur, o Türkiye’dir.
Eğitim Haberi
 Denizi ve denizciliği Türk Edebiyatına katan Halikarnas Balıkçısı

Halikarnas Balıkçısı, Bodrum’da ilkokulu bitiren sarı kızı İsmet Kabaağaçlı’nın İzmir’de okumasına karar verir ve Bodrum’dan İzmir’e doğru yola çıkar. Yıl 1946 sonbaharı, Halikarnas Balıkçısı İzmir’in en güzel semtlerinden birisi olan, Hatay semtimize yerleşir. İzmirli, Hatay semtli olur. İlk yerleştikleri ev, Hatay Caddesinde, Nokta durağından Susuz Dede’ye giderken, Hâkim evlerini geçer geçmez solda, İş Bankası evlerinin yanındaki, şimdiki Arı Apartmanının bulunduğu yerdedir. İki katlı, bahçeli, eski bir Rum evidir. Üçüncü katı daha sonra kendisi çıkar. Hatay caddesinin açılması sırasında evinin bir bölümü istimlak edilince, Nokta durağındaki evimizin karşısına yerleşirler.

 

Hep düşünmüşümdür, Halikarnas Balıkçısı, niçin burayı seçti diye? Deniz ve denizciler ile iç içe yaşayan, Bodrum’un o eşsiz güzelliğini hatırlatacak, İzmir Körfezi’ni en yüksek noktadan gören, İzmir’in imbatını, güneşin batışını her akşam içine dolduracak, deniz ve doğa sevgisi ile dolu yüreği, kırların içinde, meyve ağaçlarının arasında olmasın da, nerede olsun, sevgili dostlar.

 

Evlerimiz karşı karşıyaydı. Çocukluğumuzda başımızı okşayan Halikarnas Balıkçısı, bizlere Merhaba der, hatırımızı sorardı. Başındaki beresi, çantası ve ünlü filesini bilmeyen yoktu. Uzun boylu, heybetli, güçlü bir kişiliği vardı. Herkes le merhabalaşır, semt sakinleriyle sohbet ederdi. Evimizin yanındaki, manav Burhan’dan, manav Ali’den, kasap Bedri’den alışveriş ederdi. İşine nokta durağındaki Konak taksi dolmuşlarına binip giderdi. Uzun boylu olduğundan dolmuşun önünü tercih ederdi. Biz çocuklar, ona hayran hayran bakarak, onu işine yolcu ederdik. O bizim Merhaba amcamızdı.

 

Ali Rıza Destanlı ağabeyimizin anısını sizinle paylaşmak isterim: "1954 Ford arabamla, taksicilik yapıyorum. Hatay’da taksi, sayılı... 1962 -1963 olmalı. Nokta durağından Halikarnas Balıkçısı’nı alıyorum. Benim yanıma ön tarafa oturdu. ‘Pasaport’a gideceğiz,’ dedi ve ben hemen hareket ettim. Birkaç yüz metre ilerde Askeri Hastahanenin önüne geldiğimizde, askeri tıp öğrencilerini bekleyen askeri aracın yanından aniden birisi yola fırladı. Fren yapmama rağmen öğrenciye çarptım. Hemen taksiden indim ve öğrenciye baktım. Çok şükür yara, beresi yoktu. ‘Şükür’ dedim ama taksinin önüne şöyle bir göz gezdirdim. Ön çamurluğun üzerindeki anten kırılmıştı. Ben anten derdine düştüm. İş uzayınca, arabanın ön tarafında oturan Balıkçı bana: ‘Rıza efendi, Rıza efendi, anten anten diye tutturdun, ya adam yaralansaydı, daha büyük iş açsaydı başına ne olacaktı, atla arabana’ dedi. Bu sözü beni ikna etmişti ve biz yolumuza devam ettik."

 

Ziya Çimer, Halikarnas Balıkçısının 232. Sokaktaki tek katlı evinin girişindeki depoda, süngercilerin dalgıç elbise ve takımlarını gördüğünü ve nasıl kullanıldığını, Balıkçı’nın tarif ettiğini anlatır.

 

Berber Saim Aksoy, Halikarnas Balıkçısı’nın evine gidişini, Balıkçı’yı odasında yere uzanmış sağı solu kâğıtlarla dolu halde, yazmasını sürdürürken gördüğünü, Balıkçı Merhabası ile seslendiğini, Balıkçı’yı nasıl tıraş ettiğinden, ballandıra ballandıra söz eder.

 

Bakkal Şükrü, Halikarnas Balıkçısı’nın eski Rum evine iki kâse yoğurt götürdüğünü, taze yoğurtları tavana astığını ve dinlendirdiğini, bir süre sonra yediğini hatırlar.

 

Mesut Sarı, komşuları olan Balıkçı’nın kelebek hayranlığını, kelebek yakalayıp Balıkçı’ya verdiğinde ne kadar sevindiğini, cebine bozuk para koyduğunu yıllar sonra bizlere, o anı tekrar yaşarmışçasına aktarır.

 

Hasan Özeren, Nokta durağındaki karşılaşmasını ve ona "Demokrat İzmir’deki makalelerimi oku oku" diye seslendiğini hiç unutmaz.

 

1961 veya 1962 olacak, daha 10 yaşında iken, Zühtü dayımın oğlu, ilk Sualtı Arkeoloğu Oğuz Alpözen ile birlikte Balıkçı’yı ziyaret ettiğimizi hatırlıyorum. Hala bugün o heyecanı yaşıyorum. Birçok arkadaşımızın böyle anıları var, dilden dile dolaşıyor.

 

"Halikarnas Balıkçısı öldü". 13 Ekim 1973’te böyle yazıyor gazeteler dergiler. Ölür mü bir bilge, bir koca yürek durur mu, nasıl olur bu? Bodrum’un dağlarında bir tepede uyuyacakmış gayri. Uyu, dinlen ey koca Balıkçı’mız. Anadolu’yu, gelmişi geçmişi ile onca anlattıktan sonra bize, sürgüne gittiğin o beldede, can verdiğin o deniz ülkesinde daldığın sonsuz uykunda yine yurdunu düşün ve biz seni hiç unutmayalım.

1973 yılında hayata gözlerini kapatan Halikarnas Balıkçısı, Hatay semtimizin en değerli konuğu oldu ve biz o günün çocukları onu hiç unutmadık. 2009 yılında Halikarnas Balıkçısı’nın Karaoğlan’ı Suat ağabey vefat edince, içimiz sızladı. O gün, Halikarnas Balıkçısı için biz çocukların da yapacağı şeyler olmalı, dedik. Hatay semti dostlarımızla birlikte, "Halikarnas Balıkçısı, semtimizin en yüce değeridir. Dün semtimizde yaşadı, bugün kalbimizde yaşıyor." diyerek çalışmalara başladık. Her yıl 13 Ekim’de anma toplantıları yaptık. İmza kampanyası açarak, Konak Belediyesi Meclisi’nin kararı ile yaşadığı sokağa adını verdirdik. Bu gün o sokakta heykeli ve Merhaba apartmanının ön yüzündeki Pervin Özdemir’in rölyefi ile yaşamaya devam ediyor. O, Hatay semti sakinlerinin kalbinde taht kurdu. Bu sevda, gelecek kuşaklara da taşınacak kuşkusuz. Dünya var oldukça Halikarnas Balıkçısı yaşayacaktır.

 

Halikarnas Balıkçısı kim miydi? Denizi ve Denizciliği Türk Edebiyatına katan, Ege kıyılarını bizlere sevdiren, Anadolu Medeniyetleri’nin Sözcüsü, Anadolu’nun Sesi, Kültür Abidesi, Turizm Elçisi, Arı Türkçesi ile bize seslenen, kültür emperyalizmiyle mücadele eden kahramanımız, yurtseverimiz.

 

İzmir, Halikarnas Balıkçısı’na kollarını açtı, onu kucakladı. İzmir Kültürpark Fuar’a diktiği ağaçlarla, botanik bahçesine çevirdiği bitkiliğe adı verildi. Fuar Montre Kapısı girişine büstü konuldu. Halikarnas Sokağı’nda heykeli ve seramik rölyefi ile yaşıyor. Hatay’da Halikarnas Balıkçısı Kültür Merkezi, Müzesinin, Kütüphanesinin açılması, Merhaba Amca’nın çocuklarının özlemi. Ayrıca Halikarnas Balıkçısı İzmir Körfezi’nde, balıklar ve martılarla merhabalaşmak isterdi. Yeni alınacak bir vapura adının verilmesi de özlemimiz. İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Konak, Karabağlar Belediye başkanlarının gerekli duyarlılığı göstereceğine inanıyorum.

O bizim "Merhaba " amcamız idi. Maviliklerde, ışıklar içinde yatsın.

Balıkçıya Merhaba

Kaynak: aydinlik.com.tr

Kaynak: (7DENİZ) - 7DENİZ Editör: Cengiz Tepebaş
Etiketler: , Denizi, ve, denizciliği, Türk, Edebiyatına, katan, Halikarnas, Balıkçısı,
Yorumlar
Haber Yazılımı