Denetim sonuçlarına göre konteynerlerin yüzde 10,36’sında uygunsuzluk belirlendi. Tespit edilen sorunlar arasında yanlış veya eksik belgeler, hatalı işaretleme ve etiketleme, uygunsuz paketleme ve yüklerin yeterince sabitlenmemesi yer aldı.

Bu tür eksiklikler yalnızca yükün zarar görmesine neden olmakla kalmıyor, aynı zamanda konteynerlerin denize düşmesi ve gemilerde yangın çıkması gibi ciddi güvenlik risklerini de beraberinde getiriyor.

Yanlış beyan tehlikeli yüklerde riski artırıyor

Konteyner içerisinde taşınan yüklerin doğru şekilde beyan edilmesi, deniz taşımacılığının temel güvenlik unsurları arasında bulunuyor. Özellikle tehlikeli maddelerin yanlış veya eksik beyan edilmesi, bu yüklerin içeriklerine uygun olmayan bölümlerde istiflenmesine neden olabiliyor.

Olası bir yangın sırasında ise mürettebatın konteynerin gerçek içeriği hakkında doğru bilgiye sahip olmaması, müdahalenin zorlaşmasına yol açabiliyor. Yanlış beyan edilen yükler arasında kimyasallar ve lityum iyon piller gibi yangın riski taşıyan ürünler de bulunuyor.

Hürmüz'de petrolü rahatlatacak koridor gündemde
Hürmüz'de petrolü rahatlatacak koridor gündemde
İçeriği Görüntüle

Lityum iyon pil taşımacılığındaki artış, konuya ilişkin güvenlik endişelerini de artırıyor. Termal kaçak başladığında pil kaynaklı yangınların kontrol altına alınması zorlaşırken, yüksek kapasiteli konteyner gemilerinde binlerce konteynerin taşınması yangının tespit edilmesi ve müdahale edilmesini daha karmaşık hale getiriyor.

2024’e göre gerileme yaşandı

2025 yılında kaydedilen yüzde 10,36’lık güvenlik eksikliği oranı, bir önceki yılın yüzde 11,39’luk seviyesine göre geriledi. Ancak oran, son yıllardaki yüksek seviyesini korudu.

Verilere göre eksiklik oranı 2017’de yüzde 8,64, 2018’de yüzde 8,40 ve 2019’da yüzde 6,54 olarak kaydedildi. 2020’de yüzde 7,41’e yükselen oran, 2021’de yüzde 10,86’ya çıktı. 2022’de yüzde 7,84’e gerilemesine rağmen 2023’te yeniden yüzde 11 seviyesine, 2024’te ise yüzde 11,39’a ulaştı.

2025’teki yüzde 10,36’lık oran böylece 2024’e göre düşüş gösterse de son yılların genel eğilimi içerisinde yüksek seviyede kalmaya devam etti.

Denetimlerde küresel veri açığı

2025 yılına ilişkin denetim sonuçları yalnızca yedi ülke tarafından bildirildi. Söz konusu ülkeler Şili, Finlandiya, Hollanda, Güney Kore, İsveç, ABD ve Almanya olarak sıralandı.

Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün 170’ten fazla üyesi bulunmasına rağmen yalnızca yedi ülkenin konteyner denetim sonuçlarını bildirmesi, küresel güvenlik tablosunda önemli veri boşlukları bulunduğunu ortaya koyuyor.

Bu nedenle yüzde 10,36’lık oran, dünya genelinde taşınan tüm konteynerlerin güvenlik performansını ifade etmiyor. Söz konusu oran, yalnızca denetlenen ve sonuçları bildirilen konteynerlerde tespit edilen eksiklikleri kapsıyor.

Tehlikeli yükler gemiye ulaşmadan tespit edilmeye çalışılıyor

Konteynerlerde yanlış beyan edilmiş veya hiç beyan edilmemiş tehlikeli yüklerin gemiye yüklenmeden önce tespit edilmesi amacıyla dijital tarama sistemleri ve fiziksel denetimler de kullanılıyor.

Rezervasyon bilgilerinin anahtar kelimeler, ticaret rotaları ve farklı risk göstergeleri üzerinden incelenmesiyle şüpheli yüklerin belirlenmesi hedefleniyor. Riskli görülen konteynerler ise gerekli görülmesi halinde fiziksel denetime tabi tutuluyor.

Bu uygulamalar, yüklerin gemiye yüklenmesinden önce olası güvenlik risklerinin belirlenmesine ve özellikle tehlikeli maddelerin yanlış beyan edilmesinden kaynaklanabilecek kazaların önlenmesine yönelik ek bir kontrol mekanizması oluşturuyor.

Denetim sonuçları, konteyner taşımacılığında doğru beyan, uygun paketleme, güvenli sabitleme, doğru işaretleme ve etkili denetimin önemini koruduğunu gösteriyor. 2025 verileri, her 10 konteynerden birinden fazlasında eksiklik tespit edilmesinin küresel yük güvenliği açısından hâlâ dikkat edilmesi gereken bir alan olduğunu ortaya koyuyor.

Kaynak: World Shipping Council