Şahinoğulları Denizcilik Kurucu Ortağı Turgut Şahin’in denizcilik geçmişi taşeronluktan armatörlüğe uzanan bir başarı hikayesi… Sektöre canı gönülden bağlı olan Turgut Şahin, koster camiası olarak yaşlı gemilerle Avrupa’nın genç filosuna karşı rekabet etmeye çabaladıklarını söylüyor ve ekliyor “Armatörler olarak birlik beraberliğimizi sağlayamadık. Eğer sağlasaydık, sesimizi her yerde duyurabilirdik. Bugün inşaat yapsan her türlü destek var. Projeyi götür %70’e kadar erişen desteğe sahip olabiliyorsun. Oysa biz gemi inşa için bir projeyle devletimize gittiğimizde cevap yok… Bunun en büyük nedeninin birlik olamamamız olduğunu düşünüyorum. Türk denizcisi sahip olduğu gücü gösteremiyor”.

Fakir bir ailenin çocuğu olarak Samsun’un Alaçam İlçesi Köseköy’ünden çıkıp armatörlüğe kadar uzanan hikayesini anlatan Şahinoğulları Denizcilik Kurucu Ortağı Turgut Şahin, “İlkokulu bitirdikten iki yıl sonra 1988 senesinde büyüklerimin peşinden İstanbul’a geldim. İlk zamanlar yevmiyeci olarak çalıştım. Zamanla ufak tefek taşeron işlere başladım. 2004’te de küçük bir ortaklıkla armatörlük işine girdim. Çalıştık, çabaladık şükürler olsun ki işlerimiz de rast gitti. 2011’de 830 DWT’lik bir gemi aldım. Ortaklıktan ayrıldım. 2014’te brokerimiz Yaşar Meriç ile ortaklığımız başladı. Yaşar Meriç ile zaman içinde de filo kapasitesi 4500 tona kadar çıktı. Şu anda dört gemimiz var. Filomuzu gençleştirme çabası içindeyiz. 8-10 bin DWT’lik gemi alım niyetimizde bulunuyor. Genç, modern yapım gemiler almayı düşünüyoruz. Tabii ki risk almadan, piyasanın durumuna göre ilerlemeye devam edeceğiz. O günlerden buralara kadar geldik. İnşallah imkanlar dahilinde daha iyi yerlere de geleceğiz” dedi. 

Koster yenileme çabalarıyla ilgili görüşlerini aktaran Turgut Şahin, “KOSDER veya herhangi bir kuruluş olarak bir araya geldiğimizde devletin bir plan proje kapsamında bizlere destek sağlamasını bekliyoruz. Türk armatörü olarak filomuzu gençleştirmek istiyoruz. Bu imkan meselesi tabii ki imkanları bize devletimizin sunması gerekir. Koster armatörleri olarak %80’imiz 3000-5000 DWT’lik kapasiteler arasında, 1990-2000 yapımı gemilerle devam edebiliyoruz. Türk amatörler olarak biz bugün niye genç gemilere yatırım yapamıyoruz? Türkiye'yi niye ileriye taşımayalım? Büyük armatörlerimiz, ağabeylerimiz Türk denizciliğini iyi bir şekilde temsil ediyor ama biz de üzerimize düşen neyse en iyi şekilde yapmak istiyoruz. Bir diğer sıkıntıyı da Türk bayrağında yaşıyoruz. Türk armatörlerinin %80’i, ben de dahil, hep yabancı bayrak çektik gemilere” ifadelerini kullandı. 

Yok böyle bir rekabet şekli

Şahinoğulları Denizcilik’in sahip olduğu gemiler ve çalıştığı rotalardan da bahseden Turgut Şahin, “3000, 3500, 4000 ve 4500 DWT’lik dört tane gemimiz var. Gemilerimizi, Karadeniz, Akdeniz, Kızıldeniz, Continat ve Ege sularında çalıştırıyoruz. Memnunuz, sıkıntı yok, şükürler olsun. Geçmiş dönemlerde ve son bir aya kadar gemilerimiz uluslararasında güzel çalıştı. Herkes bir şeyler de kazandı. Biz de kazandık, inkar edemeyiz ama yine de diyorum ki bizim filomuzu yenilememiz lazım. Türk armatör olarak DWT’lerimizi yükseltmemiz gerekli. Bunları hem firmam için hem de meslektaşlarım için söylüyorum. Ülke olarak biz çok yaşlı bir koster filosuna sahibiz. O yüzden de Avrupa'da büyük sıkıntılar yaşıyoruz. Bizler 90-95 model gemilerle onlarla rekabet ediyoruz. Yok böyle bir rekabet şekli. Sadece kendimizi yıpratıyoruz. Tamam kazanıyoruz ama koyduğumuz bedelin karşılığını alamıyoruz. Bizde bu pazarda rekabet etmeye çabalıyoruz. Her geçen gün artan masraflarımızla günü kurtarma gayesindeyiz. Piyasa iyiyken belki bu gerçeği gözümüz görmüyor ama piyasa kötüleştikçe masraflarla nasıl başa çıkacağımız belirsiz. İki buçuk yılda bir bakıma giriyoruz ki bedeli ortalama 0,5-1 milyon Dolar. Benim ana mesleğim gemi bakım ve onarımı olduğu için ayrıca mesleğime de devam ediyorum” açıklamasında bulundu.

Sektör olarak personel sıkıntımız var

Personel konusunda da sıkıntılar yaşadıklarını söyleyen Turgut Şahin, “Koster armatörleri olarak en büyük sıkıntılarımızdan biri de personel eksikliği. Alt tabakadan üst tabakaya kadar personel bulmakta çok fazla dengesizlik var. Zaten personel olarak çok fazla Türk yetişmiyor. Bizim en büyük sıkıntımız da bu. Gemilerimizde yabancı bayrağa geçmemizdeki en büyük sıkıntılarımızdan birisi de Türk personel eksikliğidir. Ben bu bayrak altında bu toprakta bu vatana sahip çıkmaktan gurur duyuyorum. Neticede bir ticaret var. Bu ticareti de yürütebilmek için kendime bir yol çizmem lazım. Bu ayrı bir konu” ifadelerini kullandı.

Denizci demek büyük bir nimet demektir

Denizcilik politikaları ve sektördeki birlik beraberliğe olan ihtiyaçtan söz eden Turgut Şahin, “Armatörler olarak birlik beraberliğimizi tam sağlayamadık. Eğer sağlasaydık, sesimizi her yerde duyurabilirdik. Bugün inşaat yapsan her türlü destek var. Projeyi götür %70’e kadar erişen desteğe sahip olabiliyorsun. Oysa biz gemi inşa için bir projeyle devletimize gittiğimizde cevap yok… Bunun en büyük nedeninin birlik olamamamız olduğunu düşünüyorum. Türk denizcisi sahip olduğu gücü gösteremiyor. Denizci demek büyük bir nimet demektir oysa ki. Dünyaya iş yapmak, ülkeye döviz getirmek demektir. Biz kendi gücümüzle kurduğumuz derneklerde yine kendi yağımızla kavrulmaya devam ediyoruz. STK’lar olarak birlik olmayı başarmalıyız” dedi.

Biz sadece bedel ödüyoruz

Turgut Şahin, “Ben kendi adıma konuşuyorum. Burada kimse kusura bakmasın. Hiçbir vatandaşımız da büyüğümüz de yanlış anlamasın, STK’lar esas amaçlarına uygun şekilde kurulmuyor ve işlemiyor. STK’lar sektörün hayrından çok bireysel yararlar için varlık gösteren yapılar olmuş durumda. Şayet böyle olmasaydı Türk denizciliği de bu halde olmazdı. Sesimizi duyurmuş, Türk bayrağını bir yerlere kadar taşımıştık. Bu tonajlardan, bu yaşlı gemilerden kurtulmuştuk. Avrupalı 15 yaşından sonra gemiyi elden çıkarmaya çalışıyor. Biz de aynı gemi için yeni gemi aldık diye seviniyoruz. 15 yaşında gemi aldık diyoruz. 15 yaşından sonraki gemi zaten masraf açan bir gemidir. Bu yüzden diyorum ki biz sadece bedel ödüyoruz. Buradan Türk armatörüne sesleniyorum; büyüğü küçüğü, yenisi eskisi fark etmez birlik olalım. Yoksa ülke denizciliği her geçen gün güç kaybetmeye devam edecek” ifadelerini kullandı.

Amacımız primlerin milli sınırlarda kalması Amacımız primlerin milli sınırlarda kalması

Kimsenin hakkını hukukunu yemeden ilerleme gayesindeyiz

Önümüzdeki dönem için piyasalardaki durumu da değerlendiren Turgut Şahin, “Denizcilik camiasında bazı armatör arkadaşlar 2024’ün son çeyreğine kadar piyasa iyi gidecek diyorlar. Ancak bence denizcilikte ileriyi kimse göremez. Çok uzun vadeli tahminlerde bulunmakta imkansıza yakındır. Denizcilikte başarılı olmak istiyorsan kendi kendini idare edebilecek konuma gelmelisin. Kazanabilirsin de kaybedebilirsin de ama kaybetmek çok daha kolay. Hırsa kapılmak yerine ticarete devam etmek çok daha akıllıca. Beş gemin olmaz da dört olur ama işin yürür. Biz, kimsenin hakkını hukukunu yemeden ve elimizden gelenin en iyisini yaparak ilerleme gayesindeyiz. Çalışanlarımızı da daha iyi yerlere getirebilmek için mücadele veriyoruz. Yoksa hepimizi yiyeceği iki tabak yemek başka bir şey yok” dedi.

Rusya-Ukrayna savaşının etkilerini de değerlendiren Turgut Şahin, “Bir savaşın bitmesi demek, orada büyük yatırımlar büyük ticaretler dönecek demektir. Bunun demir çeliğinden tutunda başka kalemlerine kadar bir sürü ihtiyaç ortaya çıkacaktır. Tabii ki Allah kimsenin başına vermesin hiçbir ülkeye savaş nasip etmesin. Neticede ırkı ne olursa olsun insanoğluyuz. Kimsenin tırnağı kanamasın. Savaş durursa ticaret biraz daha düzelecektir. Tabii ki Avrupa’dan Rusya’ya karşı kısıtlamalar devam edecektir ama eninde sonunda kalkacaktır çünkü her ülkenin birbirine ihtiyacı var” ifadelerini kullandı.

Sektör dışı sermayenin sektöre girerek gemi alımı yapma konusundaki görüşlerini de belirten Turgut Şahin, “Sektöre yeni giren büyük yatırımcılar belli konularda başarı elde etmişler. Tüm bunlar bir yana diyeceğim tek bir şey söz konusu; hangi pencereden bakarsak bakalım yaptıkları iş ülkenin yararı içinse başarılar diliyorum” açıklamasında bulundu.

KAYNAK: 7DENİZ DERGİSİ

Editör: Haber Merkezi