Rusya-Ukrayna savaşının Karadeniz’deki ticari deniz taşımacılığı üzerindeki etkisi giderek ağırlaşıyor. Sektör kaynaklarının 7Deniz’e aktardığı bilgilere göre, son günlerde ticari gemilere yönelik saldırılar yeniden yoğunlaşırken, yalnızca son 24 saat içerisinde çok fazla geminin hedef alındığı belirtiliyor.

Rusya Savunma Bakanlığı da 25 Ağustos’ta yaptığı açıklamada Pivdennyi Limanı’nda üç yük gemisi ile bir tankerin, Odesa’da ise başka bir yük gemisinin vurulduğunu ileri sürdü. Reuters söz konusu iddiaları bağımsız olarak doğrulayamadığını bildirdi. (Internazionale⁠)

Sektör kaynakları ise saldırıların devam ettiğini ve Karadeniz’deki ticari gemilerin karşı karşıya bulunduğu riskin resmi açıklamalara yansıyan tablodan daha geniş olabileceğini ifade ediyor.

218 gemi iddiası: Rakamın arkasında ne var?

Son günlerde kamuoyuna yansıyan “218 gemi vuruldu” rakamının ise doğru bağlamda değerlendirilmesi gerekiyor.

Ukrayna İnsansız Sistemler Kuvvetleri, 6 Temmuz-8 Ağustos tarihleri arasında yürüttüğü “MoLoCHka” operasyonunda Rusya’nın “gölge filosuyla bağlantılı” olduğunu ileri sürdüğü toplam 218 deniz aracını vurduğunu açıkladı. Ukrayna’nın verdiği rakamlara göre bunların 134’ü Azak Denizi’nde, 84’ü Karadeniz’de bulunuyordu. Ancak bu sayı bağımsız kaynaklar tarafından doğrulanmış değil. Dolayısıyla 218 rakamını “Temmuz ayında vurulan 218 ticari gemi” şeklinde değil, Ukrayna tarafının 6 Temmuz-8 Ağustos dönemine ilişkin operasyonel iddiası olarak değerlendirmek gerekiyor. (Türkiye Today⁠)

Bununla birlikte bağımsız haber kaynaklarının ortaya koyduğu tablo da saldırılardaki artışın boyutunu gösteriyor. Reuters, 16 Temmuz’da Rusya ve Ukrayna’nın Karadeniz ve Azak Denizi’nde gemilere yönelik saldırılarını yoğunlaştırdığını, Ukrayna’nın yalnızca o gün en az 11 Rus gemisini vurduğunu açıkladığını bildirdi.

Türk denizcileri de doğrudan etkileniyor

Yaşanan saldırılardan Türk sahipli ve Türk bayraklı gemiler de ciddi biçimde etkileniyor.

22 Temmuz’da Rusya’nın Taman Limanı’ndan Trabzon’a kömür taşıyan Türk bayraklı REYHAN SARI, Novorossiysk açıklarında drone saldırısına uğradı. Saldırıda bir Türk gemi insanı yaşamını yitirirken mürettebattan yaralananlar oldu. (Turkish Minute⁠)

3 Ağustos’ta ise Türk sahipli YAŞAR ve NADEZHDA gemilerinin Novorossiysk Limanı’ndan ayrıldıktan sonra insansız hava araçlarının saldırısına uğradığı Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı tarafından açıklandı. Bakanlık, Türk vatandaşlarının da aralarında bulunduğu bazı gemi insanlarının yaralandığını belirterek savaşın Karadeniz’e daha fazla yayılmasından duyulan endişeyi dile getirdi. (EBS PublicNow⁠)

CMA CGM’den Cidde Limanı’na 434 milyon dolarlık yatırım
CMA CGM’den Cidde Limanı’na 434 milyon dolarlık yatırım
İçeriği Görüntüle

18 Ağustos’ta Türk sahipli, San Marino bayraklı NECIBE‘ninTuapse açıklarında saldırıya uğradığı; mürettebatının tahliye edilerek yine Türk sahipli URAL tarafından kurtarıldığı bildirildi. Ancak URAL da birkaç gün sonra saldırıya uğradı. Saldırıda sekiz gemi insanının yaralandığı ve NECIBE’nin mürettebatından İlker Lazoğlu’nun hayatını kaybettiği bildirildi. (maritime-executive.com⁠)

Bu gelişmeler, savaşın tarafı olmayan ülkelerin sahipli veya bayraklı ticari gemilerinin de Karadeniz’deki çatışmanın doğrudan sonuçlarıyla karşı karşıya kaldığını ortaya koyuyor.

“Bir gemi vurulduğunda dünya ayağa kalkardı, şimdi saldırılar sıradanlaşıyor”

7Deniz’e değerlendirmelerde bulunan sektör kaynakları, ticari gemilere yönelik saldırıların giderek “normalleşmesinden” endişe duyulduğunu belirtiyor. Özellikle bu hafta saldırıya uğrayan Türk armatörlerine ait gemilerde büyük çaplı hasarlar meydana gelirken,can kaybı yaşanmaması adeta bir mucize.

Kaynaklar, geçmişte tek bir ticari gemiye yönelik saldırının dahi uluslararası denizcilik kamuoyunda büyük yankı oluşturduğunu, bugün ise peş peşe gelen saldırı haberlerinin neredeyse olağan gelişmeler gibi karşılanmaya başladığını ifade ediyor.

Oysa her saldırının arkasında yalnızca bir gemi veya yük değil; gemi insanlarının yaşamı, armatörlerin yatırımları, uluslararası ticaret ve küresel tedarik zincirleri bulunuyor.

Karadeniz ticaretindeki risk artık küresel ekonomiyi etkiliyor

Saldırıların ekonomik sonuçları da giderek belirginleşiyor.

Reuters’ın 5 Ağustos tarihli analizine göre Karadeniz’de gemilere, limanlara ve ihracat terminallerine yönelik saldırılardaki artış, tahıl ve petrol ticaretini sekteye uğratırken savaş riski sigortalarının maliyetlerini de yükseltti.

20 Ağustos itibarıyla küresel buğday piyasasında Karadeniz kaynaklı arz endişelerinin büyüdüğü, Chicago buğday vadeli işlemlerinin temmuz başından itibaren yüzde 17’nin üzerinde yükseldiği bildirildi. (Reuters⁠)

Son saldırı dalgasıyla birlikte Rus petrol ihracatının gerilediğine, Ukrayna’nın ağustos ayındaki tahıl ihracatının ise ciddi şekilde düştüğüne ilişkin değerlendirmeler bulunuyor. Odesa çevresindeki limanlar Ukrayna’nın ihracatı açısından kritik önem taşırken, alternatif kara ve Tuna güzergâhlarının denizyolunun taşıdığı hacmi karşılamakta yetersiz kaldığı belirtiliyor. (maritime-executive.com⁠)

Sektör kaynakları özellikle kömür, petrol, doğal gaz, tahıl ve yaş meyve-sebze taşımacılığında güvenlik riskinin ticari kararları doğrudan etkilemeye başladığını ifade ediyor.

Karadeniz artık yalnızca Rusya-Ukrayna meselesi değil

Gelinen noktada Karadeniz’deki ticari gemilere yönelik saldırıların yalnızca Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın bir uzantısı olarak değerlendirilmesi yetersiz kalıyor.

Ticari gemilerin ve gemi insanlarının can güvenliğinin tehdit altında olması; seyrüsefer serbestisi, uluslararası deniz ticareti, gıda güvenliği ve küresel tedarik zincirleri açısından uluslararası bir deniz güvenliği sorununa dönüşmüş durumda.

Türkiye de saldırıların ardından Rusya ve Ukrayna’ya ticari deniz taşımacılığının güvenliğinin sağlanması yönünde çağrıda bulundu. Dışişleri Bakanlığı, gerekli tedbirlerin alınmaması halinde Karadeniz’deki tırmanmanın gıda güvenliği dahil çok yönlü sonuçları olacağı uyarısında bulundu. (EBS PublicNow⁠)

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Denizcilik Genel Müdürlüğü de Karadeniz başta olmak üzere çatışma riski bulunan deniz alanlarında ticaret gemileri ve gemi insanlarına yönelik güvenlik risklerinin önemli ölçüde arttığını belirterek ilave güvenlik tedbirleri alınması gerektiğini bildirdi.

Türkiye konuyu IMO ve BM gündemine taşımalı

Sektör kaynaklarına göre artık diplomatik açıklamaların ötesinde, daha güçlü ve kurumsal bir uluslararası girişime ihtiyaç bulunuyor.

Türkiye uzun yıllardır Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün (IMO) Konsey üyesi ülkeleri arasında bulunuyor. Bu kurumsal konumun Karadeniz’deki ticari gemilere yönelik saldırıların uluslararası denizcilik kamuoyunun gündemine taşınmasında daha etkin kullanılması gerektiği değerlendiriliyor.

Karadeniz’deki ticari gemilere yönelik saldırılar; gemi adı, bayrağı, sahipliği, koordinatı, saldırı zamanı, saldırının niteliği, can kaybı ve maddi hasar gibi verilerle sistematik biçimde belgelenerek IMO nezdinde gündeme getirilebilir.

Aynı şekilde Dışişleri Bakanlığı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Türk denizcilik sektörünün meslek kuruluşlarının koordinasyonunda hazırlanacak hukuki ve teknik bir çalışma; seyrüsefer emniyeti, ticari gemilerin korunması ve uluslararası deniz hukukunun ilgili hükümleri çerçevesinde Birleşmiş Milletler ve IMO’nun ilgili organlarının dikkatine sunulabilir.

İMEAK Deniz Ticaret Odası, Türk Armatörler Birliği ve diğer denizcilik meslek kuruluşlarının da ortak bir tutum geliştirerek Türk sahipli ve Türk bayraklı gemilerin karşı karşıya bulunduğu riskleri uluslararası platformlarda daha görünür hale getirmesi sektör açısından önem taşıyor.

Savaşın tarafı olmayan denizciler bedel ödememeli

Karadeniz yüzyıllardır Türkiye’nin en önemli ticaret yollarından biri. Bugün ise denizciler, hangi bayrağı taşırlarsa taşısınlar, giderek daha fazla savaşın doğrudan riski altında çalışmak zorunda kalıyor.

Bir ay önce tek bir ticari geminin vurulması büyük bir olay olarak değerlendirilirken, bugün aynı gün içerisinde birden fazla geminin hedef alınması sıradan bir haber haline gelmemeli.

Çünkü mesele yalnızca vurulan gemilerin sayısı değil.

Mesele, o gemilerde çalışan insanların hayatı, uluslararası deniz ticaretinin güvenliği ve Karadeniz’de güvenli seyir hakkının giderek ortadan kalkmasıdır.

Karadeniz’deki saldırılar artık münferit denizcilik kazaları veya savaşın kaçınılmaz yan etkileri olarak görülmemeli. Uluslararası deniz güvenliğini ve seyrüsefer emniyetini tehdit eden bölgesel bir mesele olarak ele alınmalı; Türkiye de IMO’daki kurumsal konumunu ve BM’deki diplomatik ağırlığını kullanarak konuyu belgeli, hukuki temelli ve sektörle koordineli biçimde uluslararası gündeme taşımalıdır.

Çünkü ticaret gemileri savaş gemisi, gemi insanları da savaşın tarafı değildir.

7DENİZ