Orta Doğu’daki savaşın enerji piyasalarının ötesine yayılan etkileri, küresel gıda arzına ilişkin endişeleri artırıyor. Financial Times’ın haberine göre, Hürmüz Boğazı’ndaki aksaklıklar petrol, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ve gübre sevkiyatlarını etkilerken, tarımsal üretimde kullanılan yakıt ve ham madde maliyetleri de yükseliyor. Enerji ve gübre tedarikindeki sorunların güçlü bir El Niño hava olayıyla aynı döneme denk gelmesi, 2027’de birden fazla büyük üretim bölgesinde hasat kayıpları yaşanması riskini artırıyor.
S&P Global Institute tarafından hazırlanan analizde, enerji maliyetleri, gübre arzındaki daralma ve olumsuz hava koşullarının birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor. Rapora göre krizin boyutu, çatışmaların ne kadar süreceğine ve hava koşullarının tarımsal üretimi ne ölçüde etkileyeceğine bağlı olacak.
Gübre Ticareti Hürmüz’e Bağımlı
Hürmüz Boğazı, enerji ürünlerinin yanı sıra küresel gübre ticareti açısından da kritik bir geçiş noktası konumunda. Dünya genelinde ticareti yapılan ürenin yaklaşık yüzde 29’u, kükürtün yaklaşık yarısı ve amonyağın yüzde 21’i normal koşullarda bu güzergâhtan geçiyor.
Sevkiyatların aksaması, gübreye erişimi zorlaştırırken üretim maliyetlerini de artırıyor. Doğal gaz, azotlu gübre üretiminde temel girdiler arasında yer alırken, kükürt fosfatlı gübrelerin üretiminde kullanılıyor. Bu nedenle tedarik zincirindeki kesintiler yalnızca Körfez bölgesini değil, farklı ülkelerdeki gübre üreticilerini ve çiftçileri de etkiliyor.
Gübre ve yakıt maliyetlerindeki artışın devam etmesi durumunda çiftçiler, gübre kullanımını azaltmak veya ekim alanlarını daraltmak zorunda kalabilir. Her iki durum da tarımsal verimi ve toplam üretimi aşağı çekebilir.
Güney Asya’da Üretim Baskısı Artıyor
Enerji ve gübre tedarikindeki aksaklıklara karşı en kırılgan bölgelerden biri Güney Asya. Hindistan’da yerli üre üretiminin yaklaşık yüzde 85’i LNG tedarikine dayanıyor. Bangladeş’te ise LNG sıkıntısı nedeniyle beş üre gübresi fabrikasından dördü Mart 2026’dan bu yana faaliyetlerini durdurdu.
Kükürt piyasasında da belirgin bir fiyat artışı yaşandı. İran savaşının başlamasının ardından ocak-temmuz döneminde iki katına çıkarak ton başına 1.000 dolara ulaşan kükürt fiyatı, eylül sonunda 810 dolara geriledi. Bununla birlikte, kükürt ihracatının 2026’nın ikinci çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 39 azalarak 6,1 milyon tona düştüğü tahmin ediliyor.
Dizel Maliyetleri Çiftçileri Zorluyor
Tarımsal üretimin bir diğer önemli girdisi olan dizeldeki arz sıkıntısı da maliyetleri artırıyor. Orta Doğu ve Rusya, küresel net dizel ihracatının normal koşullarda yaklaşık yarısını karşılıyor. Ancak Orta Doğu’nun dizel ihracatı Temmuz 2025-Temmuz 2026 döneminde yarıdan fazla azalarak günlük 1 milyon varilin altına geriledi.
Rusya’nın dizel sevkiyatları da rafinerilere yönelik Ukrayna saldırıları ve ihracat kısıtlamaları nedeniyle günlük yaklaşık 1 milyon varil seviyesinden sıfıra kadar düştü. ABD’de dizel fiyatları ise galon başına 6,52 dolarlık rekor seviyeye yakın seyrediyor.
Yükselen yakıt maliyetleri, tarım makinelerinin çalıştırılmasından ürünlerin taşınmasına kadar üretim zincirinin farklı aşamalarını etkiliyor. Yüksek petrol fiyatlarının biyoyakıtları daha cazip hâle getirmesi de gıda üretimiyle enerji amaçlı tarımsal üretim arasındaki rekabeti artırıyor. Bu durum, bazı ürünlerin gıda yerine biyoyakıt üretiminde kullanılmasına yol açabilir.
El Niño 2027 Hasatlarını Etkileyebilir
Enerji ve gübre krizine ek olarak, güçlü El Niño koşullarının 2027’de kuraklık ve sel riskini artırması bekleniyor. ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesinin (NOAA) değerlendirmesine göre, olayın 2027’nin ilk aylarına kadar güçlü veya çok güçlü seviyelerde sürmesi olası. Dünya Meteoroloji Örgütü de Pasifik’teki deniz yüzeyi sıcaklıklarının rekor seviyelere yaklaşabileceği ve yağış düzenlerindeki değişimlerin farklı bölgelerde kuraklık ve sel riskini artırabileceği uyarısında bulunuyor.
S&P Global’in tarımsal üretim modellemeleri, önemli üretici ülkelerde aşağı yönlü risklere işaret ediyor:
-
Brezilya: Mısır üretim tahmini 6 milyon ton düşürülerek 137 milyon tona, soya fasulyesi üretim tahmini ise 6 milyon ton azaltılarak 177 milyon tona çekildi. El Niño’nun güçlenmesi hâlinde mısır üretiminde ilave 10 milyon tonluk kayıp ihtimali bulunuyor.
-
Avustralya: Buğday ekim alanı yıllık bazda yüzde 13 daraldı. Üretimin mevcut 28 milyon tonluk tahminden 22 milyon tona gerileyebileceği değerlendiriliyor.
-
Hindistan: Eylül yağışlarının ortalamanın yüzde 14 altında kalması, muson açığının sürmesi hâlinde kışlık buğday üretimi açısından risk oluşturuyor.
-
Endonezya ve Malezya: Palm yağı üretiminde sırasıyla 5,8 milyon ton ve 2,5 milyon tonluk aşağı yönlü risk öngörülüyor.
Gıda Fiyatlarında Yeni Artış Riski
Enerji ve gübre maliyetlerindeki yükselişin gıda piyasalarına etkisi, petrol fiyatlarındaki değişimlere kıyasla daha geç ortaya çıkabilir. Çiftçiler ekimden aylar önce tohum, gübre ve yakıt satın aldığı için mevcut maliyet baskısının hasat sonuçlarına ve gıda fiyatlarına 2027’de daha belirgin yansıması bekleniyor.
Küresel ölçekte bir gıda krizinin kaçınılmaz olmadığına dikkat çekilirken, enerji ve gübre sevkiyatlarındaki aksaklıkların sürmesi ve büyük üretim bölgelerinde eş zamanlı hasat kayıpları yaşanması durumunda riskin büyüyebileceği belirtiliyor. Böyle bir senaryoda gelişmiş ülkelerde gıda enflasyonu ve alım gücü baskısı artarken, gıda ithalatına bağımlı düşük gelirli ülkelerde arz sıkıntısı ve toplumsal gerilimler yaşanabilir.





