Sürdürülebilir Denizcilik Girişimi (SSI) tarafından yayımlanan From Welfare to Risk raporu, mürettebatın çalışma koşulları ile deniz güvenliği arasındaki ilişkiyi inceliyor. Kaza incelemeleri, sigorta talepleri, akademik çalışmalar ve denizci anketlerinden oluşan 68 kaynağa dayanan araştırma; özellikle yorgunluk, ruh sağlığı ve psikolojik güvenliğin önemini ortaya koyuyor.
Yorgunluk ve Hatalı Kayıtlar Güvenlik Riski Oluşturuyor
Rapora göre yorgunluk, denizcilikte en kapsamlı biçimde belgelenen risk faktörü olarak öne çıkıyor. Yetersiz personel ve aşırı iş yükü, çalışma ve dinlenme saatlerine ilişkin kayıtların gerçeği yansıtmamasına neden olabiliyor. Bu durum, gemilerdeki tehlikeli çalışma koşullarının denetim sistemleri tarafından tespit edilmesini zorlaştırıyor.
Araştırmada, denizcilerin dörtte biri ile üçte biri arasındaki bir bölümünün endişelerini dile getirmek veya hatalarını bildirmek konusunda kendilerini güvende hissetmediği belirtiliyor. Bu çekince, kaza ve ramak kala olaylarına ilişkin raporların eksik kalmasına yol açabiliyor.
Sigorta ve Finansman Kararlarında Yeni Yaklaşım
SSI, mürettebatın refahına ilişkin göstergelerin sigortacıların hasar önleme programlarına ve risk değerlendirmelerine dahil edilebileceğini belirtiyor. Kredi kuruluşları da bu verilerden yararlanarak finansman sağladıkları şirketleri izleyebilir.
Ancak rapor, mevcut kanıtların mürettebat refahı göstergelerini gelecekteki sigorta taleplerini, primleri veya yatırım performansını tek başına tahmin etmek için yeterli olmadığını vurguluyor. Bu göstergelerin diğer risk değerlendirme araçlarını tamamlayıcı nitelikte kullanılması gerekiyor.
Mevcut Verilerin Birleştirilmesi Gerekiyor
Araştırmaya göre sektörün önündeki temel sorunlardan biri, mürettebat anketleri, kaza incelemeleri, liman devleti kontrolü bulguları ve sigorta taleplerinin birbirinden bağımsız değerlendirilmesi.
Bu verilerin gemi ve işletmeci düzeyinde bir araya getirilmesi, olumsuz çalışma koşulları ile güvenlik olayları ve mali kayıplar arasındaki ilişkinin daha net ölçülmesini sağlayabilir. Böylece mürettebat refahının hem operasyonel güvenlik hem de ticari risk yönetimindeki rolü daha somut biçimde değerlendirilebilir.



