Geçtiğimiz yılki ABD-Çin ticaret ateşkesinin ardından Çin, ABD’den tahıl ve soya fasulyesi alımlarına yeniden başladı. Bu gelişme, yıllardır istikrarlı şekilde düşen hacimlerin ardından Washington tarafından memnuniyetle karşılandı. Ancak Pekin, Amerikalı çiftçilere verdiği taahhütleri yerine getirirken aynı zamanda tedarik ağını genişletmeye devam ediyor. Bu ay, Çinli tüccar COFCO, 15 yıl aradan sonra Çin’e gidecek ilk Arjantin mısır yükünü aldı; bu hamle, Pekin’in tarım stratejisinde ticaret diplomasisinden ziyade gıda güvenliğinin belirleyici olduğunu ortaya koyuyor.
Veson Nautical'ın kuru yük piyasası analiz bölümü başkanı Mikkel Nordberg’in raporuna göre, bu stratejinin aciliyeti, son aylarda daha da arttı. Orta Doğu’daki çatışmaların Hürmüz Boğazı’nın neredeyse tamamen kapanmasına yol açması, küresel gübre akışlarını sekteye uğrattı ve önümüzdeki sezonda daha düşük hasatlar ile daha yüksek gıda fiyatları riskini gündeme getirdi.
Çin, ABD tahıl ithalatını azaltırken boşluğu Brezilya dolduruyor
Tahıl ve soya fasulyesi ticareti, ABD ile Çin arasındaki daha geniş ticaret anlaşmazlığında önemli bir gerilim noktası haline geldi. Tarihsel olarak Çin, sınırlı yerli üretimini telafi etmek için ABD’den tahıl ve soya fasulyesi ithalatına bağımlıydı. Ancak iki ülke arasındaki ticari gerilimler tırmandıkça Çin, ABD tarım ürünlerine olan bağımlılığını kademeli olarak azalttı.
Oceanbolt verilerine göre, Çin’in denizyoluyla ABD’den yaptığı tahıl ve soya fasulyesi ithalatı 2022’de 52,5 milyon ton seviyesindeydi ve bu, toplam ithalatının yaklaşık %38’ine denk geliyordu. 2025 yılına gelindiğinde ise bu rakam %84 düşüşle sadece 8,2 milyon tona geriledi. Çin, tedarik kaynaklarını çeşitlendirmek için aktif adımlar atarak giderek daha fazla Brezilya’ya yöneldi. Aynı dönemde Brezilya’nın pazar payı %36’dan %63’e neredeyse iki katına çıktı ve hacimler 2025’te 75 milyon tonla zirve yaptı.
Ticaret ateşkesi ABD soya fasulyesini yeniden Çin’e getiriyor
Bu gelişme, geçtiğimiz ekim ayında Çin ile ABD arasındaki ticaret müzakerelerinde kilit bir başlık haline geldi. Çin, Şubat 2026’ya kadar 12 milyon ton ABD soya fasulyesi satın almayı ve 2026’dan 2028’e kadar yıllık ek 25 milyon ton alım yapmayı taahhüt etti.
Çin’in sözünü tuttuğu görülüyor; zira anlaşmanın hemen ardından ABD soya fasulyesi alımları başladı. Shipfix verileri de bu durumu doğruluyor: ticaret ateşkesinin ardından piyasadaki yüklerde belirgin bir artış kaydedildi. ABD’den Çin’e taşınan tahıl yükleri yaz boyunca neredeyse sıfır seviyesindeyken, Ocak 2026’da kısa vadede 2,3 milyon tonluk zirveye ulaştı.
Çin tedarik çeşitlendirmesine devam ediyor
ABD-Çin tahıl ve soya ticaretinin yeniden başlamasına rağmen Çin, gelecekteki ticaret anlaşmazlıklarına karşı riskini azaltmak için çeşitlendirme stratejisini sürdürmeye devam ediyor.
COFCO’nun Çin’e giden Arjantin mısırı yükü, Santa Fe’deki Timbúes liman terminalinde yüklenen 34.000 tonluk bir sevkiyattan oluştu. Bloomberg’e göre bu, 2011’den bu yana Çin’e yapılan ilk büyük ölçekli dökme yük sevkiyatı oldu.
Bu gelişme, Çin’in 2024 yılında uzun süren sağlık müzakerelerinin ardından Arjantin mısırını ithalat için resmen onaylamasının ardından geldi. Ancak zayıf hasatlar ile lojistik ve ekonomik engeller, ticaretin hayata geçmesini geciktirmişti. 2025-2026 sezonunda rekor hasat elde edilmesi ve ihracat vergilerinde önemli bir düşüş yaşanmasıyla Arjantin nihayet bu yıl Çin’e mısır ihracatını başlatabilecek konuma geldi. Çin’in daha fazla çeşitlendirme arayışı doğrultusunda bu ticaretin önümüzdeki yıllarda büyümesi bekleniyor.
Gıda güvenliği temel öncelik
Arjantin’den mısır alımlarının yeniden başlaması, Çin’in gıda arzını güvence altına alma stratejisinin bir parçasını oluşturuyor. Gıda güvenliği, ülkenin tarımsal üretimde daha fazla kendi kendine yeterliliğe ulaşma çabaları doğrultusunda politika gündeminde giderek daha önemli bir yer tutuyor.
Çin geçen yıl 715 milyon tonla rekor tahıl hasadı gerçekleştirdi ve yeni beş yıllık planı, 2030’a kadar buna 50 milyon ton daha eklemeyi hedefliyor. Ancak özellikle soya fasulyesinde süregelen ithalat bağımlılığı göz önüne alındığında, tam anlamıyla kendi kendine yeterlilik henüz mümkün görünmüyor.
Bununla birlikte, ABD yerine Güney Amerikalı ihracatçılara yönelmek, daha güvenli ve çeşitlendirilmiş bir gıda arzı açısından önemli bir adım teşkil ediyor.
Kısa vadeli arz riskleri
Arjantin mısırının sembolik alımı, jeopolitik açıdan dikkat çekici bir döneme denk geliyor. Orta Doğu’daki savaş ve Hürmüz Boğazı’ndaki aksaklıklar, küresel gübre ticaretini ciddi şekilde etkiledi. Dünya denizyolu gübre ticaretinin yaklaşık %20’sinin Basra Körfezi’nden çıkması nedeniyle boğazın kapanması, arz sıkıntılarına ve hızla artan gübre fiyatlarına yol açtı.
Bu durum, kuzey yarımkürede çiftçilerin yeni ekim sezonuna hazırlandığı kritik bir dönemde ortaya çıkıyor. Gübre arzındaki azalma, önümüzdeki büyüme sezonunda daha düşük hasatlara neden olabilir; bu da küresel ölçekte daha düşük tahıl arzı ve daha yüksek gıda fiyatları anlamına geliyor. Bu çerçevede, Arjantin mısır ithalatının yeniden başlaması, olası arz belirsizlikleri öncesinde stratejik stoklama amacı da taşıyor.
Çin gıda güvenliğini ve tedarik çeşitliliğini önceliklendirmeye devam ettikçe, daha önce daha küçük olan ihracatçı ülkelerle ticaretini artırması bekleniyor. Arjantin’den Çin’e deniz yolculuğu, ABD’den Çin’e olan rotaya kıyasla yaklaşık %11,3 daha uzun. Bu nedenle gelişen Arjantin ticareti, ton-mil talebi açısından olumlu bir gelişme olabilir. Ayrıca, olası bir arz sıkıntısı öncesinde ülkelerin hızla tahıl sevkiyatına yönelmesi, Upriver bölgesinde liman yoğunluğuna yol açarak gemi verimsizliklerini artırabilir.
Bu bağlamda Çin-Arjantin ticareti, özellikle küçük ve orta ölçekli kuru yük segmentleri için navlun piyasası açısından olumlu görünüyor. Ancak uzun vadede gübre krizinin etkileri tedarik zincirine yansıdıkça tahıl ticareti hacimlerinin düşmesi muhtemel. Son olarak, Çin’in artan yerli üretimiyle daha kendi kendine yeterli hale gelmesi, uzun vadede ithalat talebini azaltarak piyasa için risk oluşturabilir.
7DENİZ