14 yaşında Deniz Lisesi’ne giren, Deniz Kuvvetleri bünyesinde hizmet veren, gemilerde İkinci Mühendis ve Baş Mühendis olarak görev yapan, İstanbul Tersanesi Komutanlığı ile MİLGEM Proje Ofisi’nde kritik roller üstlenen Gemi Makine Mühendisi Bülent Hamzaoğlu, Yaltes’in teknolojik vizyonunu paylaştı. 2008 yılında TCG Heybeliada’nın denize inişiyle emekli olup Yaltes’e geçen Hamzaoğlu, 2020 yılından bu yana Genel Müdürlük koltuğunda şirketin millileşme hamlelerine liderlik ediyor.

Görev sistemleri ikiye ayrılıyor

Savaş gemilerinin görev sistemleri alanında yer aldıklarını söyleyen Yaltes Elektronik Genel Müdürü Bülent Hamzaoğlu, “Bu görev sistemleri de gemilerde aslında ikiye ayrılıyor; bir kısmı platform yönetim sistemleri, bir kısmı da savaş yönetim sistemleri. Yaltes ilk kurulduğunda temel olarak bu savaş yönetim sistemleriyle ilgili donanımlar ve yazılımlar geliştirilmesi faaliyetini yürütüyordu. Bu kapsamda da ülkemizin en önemli projesi olan Milgem ve Milgem ile birlikte paralel ilerleyen, sonradan Deniz Kuvvetleri tarafından geliştirilip Havelsan’a devredilen savaş yönetim sistemlerinin geliştirilmesi faaliyetlerinde yer alarak işe başladık. Bu kapsamda bu sisteme ait askeri özellikli donanımlar ürettik, üretmeye de devam ediyoruz. Bunlar konsollar, kabinetler, çeşitli video data networkleri gibi askeri sistemler için özellikle güçlendirilmiş olan ürünler. Bununla beraber ikinci bir görev sistemi olan platform yönetim sistemi, yani savaş sistemi dışındaki sistemlerin kontrol edildiği entegre platform kontrol izleme sistemlerinde de yer almak istedik. Onun için de bir faaliyet başlattık. Tabii işe başlarken doğrudan bir ürün geliştirelim ve o ürünü qualify ettikten sonra gemiye koymaktan ziyade biz dünya üzerinde yer alan ispatlanmış fakat önemli bir iş payını bizim alabileceğimiz bir çözümle gitmek istedik. Bu o zamanki deniz kuvvetleri personelinin de tercihiydi. Çünkü gemide çok fazla prototip sistem olsun istemiyorlardı. Belli sistemlerin daha önce tecrübe edilmiş, ispatlanmış sistemler olmasını istiyorlardı. Bunun da Türk bir savunma sanayi firması tarafından yapılmasını istiyorlardı. Deniz kuvvetleri, bu geminin birçok sensöründe, radarında, sisteminde de birçok firmamıza yön gösterdi. Biz de o zaman Hollanda firmasıyla bir iş birliği yaptık. Milgem gemisinin ilkinden itibaren entegre platform kontrol izleme sistemlerini de sağlamaya başladık. Ancak Milgem’in takip eden gemilerini de yani üçüncü dördüncü gemisinden itibaren artık biz bu sistem hakkındaki tüm bilinmeyenleri çözdüğümüzde, kendi sistemimizde geliştirebileceğimiz bir güvene gelince tamamen yerli, milli Yaltes çözümünü oluşturduk. Bu Kınalıada Burgazada dediğimiz üçüncü ve dördüncü gemilerle birlikte hizmete girdi. Arkasından gelen Pakistan'a teslim edilen Milgem’ler, Ukrayna için yapılanlar, test ve eğitim gemisi ve onun devamındaki gemilerle birçok farklı platformda da küçüklü büyüklü şu anda kullanılıyor ya da kullanılmak üzere üretimleri, testleri, entegrasyonları tarafımızdan yapılıyor. İhracat faaliyetlerle birlikte geliştirmiş olduğumuz sistem dokuz ülkede seksene yakın platformda operasyonel olarak yer almakta. Bu bize hem yerli savunma sanayimize ve yerli bahriyemize verdiğimiz destek olarak gurur veriyor hem de Türkiye'nin gemi inşa aktörleriyle birlikte yaptığımız ihracata destek vermekten dolayı da ayrı bir mutlu ediyor. Bu iki sisteme, ilave yetkinlikler kazandırarak takip eden projelerde kullanmayı hedefliyoruz. Örneğin, Sefine Tersanesi ile yaptığımız denizde ikmal muharebe destek gemisi etkisinde o gemiye özel kargo balast kontrol sistemi yaptık. O gemiye özel tekne yapısal dayanım sistemi yaptık. Yine istif (İ) sınıfı firkateyn ile birlikte gemide mevcut ana tahrik sisteminin kontrolüyle ilgili yazılımları da biz vermeye başladık. Sistemin mimarisinin bizim tarafımızdan yapılması büyük bir avantaj sağlıyor. Tabii hedeflerimizde hem yurt dışına hem de Türkiye'de devam eden projelerde yeni hava savunma muhribi uçak gemisi, milli denizaltı gibi bütün platformlarda da yer almayı hedefliyoruz. Bunun için de ürünlerimizi geliştirmeye devam ediyoruz” şeklinde konuştu.

Yaltes3

Son kullanıcı kendi istediği ürüne sahip

Hamzaoğlu, “Burada temel olarak kullandığımız bütün donanımların askeri gemi sistemlerine göre dayanımlarını sağlayan, yani bir savaş durumunda bir şokta titreşimde bir hasar durumunda en az etkiyle yer alacak şekilde bunların tasarımlarını yapıyoruz. Bizim ana ayırt edici özelliğimiz bunun içinde yer alan yazılımları tamamen bağımsız olarak kendi mühendislerimizle yapıyor olmamız. Ancak yaparken de son kullanıcı olan özellikle Deniz Kuvvetlerimiz, tersanelerimiz, Araştırma Merkezi Komutanlığımız gibi paydaşlarımızın istekleri doğrultusunda yapıyoruz. Böylece yurt dışından hazır bir standart ürün almak yerine son kullanıcı kendi istediği gibi bir sistem sahibi olmayı başarıyor. Aslında en önemli ayırt edici özelliğimiz bu” dedi.

Yaltes – Ayden Marine sinerjisi

"Aurora Marine Fuels, Borealis’in gücüyle globalde fark yaratıyor"
"Aurora Marine Fuels, Borealis’in gücüyle globalde fark yaratıyor"
İçeriği Görüntüle

Geçtiğimiz yıllarda Ayçın Özsakabaşı ve firması Ayden Marine ile tanıştıklarını söyleyen Hamzaoğlu, “Dedik ki biz bu entegre platform kontrol izleme sisteminin içerisinde bir stabilite kontrolü yapıyoruz ama bu stabilite kontrolü yüzde 100 ticari gemiler gibi bir yükleme stabilitesi, loading software gibi bir yazılım değil. Çünkü bir yük gemisi değil askeri gemiler. Biz daha çok yarasız ve yaralı stabilite durumlarında geminin hayatını nasıl sürdüreceğine dair bir hesap yapılmasını ve ondan sonra da görevine tekrardan devam edebilmesi, yani toparlanma sürecinde yapması gereken işlemleri tavsiye eden bir sistem yapmak istiyoruz, dedik. Ayçın Bey de biz bu kapsamda bir ürün geliştirdik. Geliştirdiğimiz ürünü askeri gemiler için birlikte uyarlayabiliriz dedi. Biz de referanslardan etkilendik. Yurt dışından satın aldığımız loading software lisansı yerine Ayden Marine tarafından üretilen AydenSoft yazılımı kullanmaya başladık. Fakat olduğu gibi o yazılımı kullanmadık. Yine deniz kuvvetleriyle ve bizim müşterilerimizle birlikte çalışarak askeri gemilere uyarlanmış bir hale getirdik. Aynı zamanda da bizim zaten gemilerde yer alan izleme ve kontrol sistemimizle de entegre ettik. Yani gemilerdeki tankların seviyeleri otomatik olarak bu sisteme geliyor. Yapılacak işlemler tavsiye olarak geri beslenebiliyor. Otomatik olarak ya da manuel olarak bu işlem yapılıyor. Kısaca önemli olan bir savaş hasarı almış geminin savaş hasarından sonra o hasarı izole ederek mümkün olan geride kalmış olan faal bütün sistemleriyle görevine devam etmesini sağlayacak olan işlemleri tavsiye ediyor. Bu bir askeri gemi için çok büyük bir özellik. Tabii ki bunlar eskiden elle yapılıyordu. Birçok alternatif vardı. Fakat bizim sistemimizde geminin, 3 boyutlu modeli yazılımsal olarak yer aldığı için yapılacak işlem önceden simülasyon olarak yapılarak işin doğru olduğu görüldükten sonra işe başlanıyor. Böylece hatalı müdahalelerin de önüne geçiyor. Bu çok büyük bir avantaj çünkü bundan önce gemilere ait stabilite bukletleri, gemilerin genel yerleşimleri, tank planları, birtakım değerleri yabancı bir yazılım kullanıldığı için o yazılımın sahibi olan ülkelerle ya da firmalarla paylaşılmak zorundaydı. Bu aslında güvenlik açısından çok kritik bir durum. Ayden Marine ile biz bu faaliyeti yaptıktan sonra böyle bir risk de ortadan kalktı. Geçtiğimiz yıl da Ayden Marine yeni bir yazılım ortaya koydu: 3 boyutlu stabilite kontrol yazılımı. Bu yazılımı şu anda seri üretimi devam eden İ sınıfı firkateynler ile birlikte yine aynı şekilde bir çalışmayla deniz kuvvetlerinin hizmetine sunacağız. Aslında onların geliştirdiği bir yazılımla dolaylı olarak bizim sistemimizin gelişmesine bir katkı yaratıyoruz. Yerli firmayla bu şekilde çalışmak çok ciddi sinerji yaratıyor. Bu yıl içerisinde biz Tayland Deniz Kuvvetleri'ne ait bir uçak gemisi modernizasyonu projesi aldık. O projenin içinde de bir stabilite yazılımı olacak. O stabilite yazılımında da yine bu yeni Ayden Marine'in yazılımını kullanacağız. Böylece o yazılım aynı şekilde yurt dışına da ihraç edilmiş olacak. Muhtemel ki bununla birlikte birçok ülkede yeni modernizasyonu, yeni gemi, inşaat projeleri de ortaya çıkacak. Yine ürünümüze kattığı değerle biz diğer rakiplerin bir aşama önünde olacağız” ifadelerini kullandı.

Yaltes2

İhracat artıyor

Türkiye'nin savunma sanayiindeki gelişmelere paralel olarak yaptıkları projelerin birçok ülkeye ihraç edilmeye başladığını vurgulayan Hamzaoğlu, “Özellikle Milgem’in Pakistan ve Ukrayna versiyonları şu anda Pakistan ve Ukrayna bahriyelerine en azından bir ya da iki gemisi teslim edildi. Şu anda operasyon olarak yer alıyor. Yine Dearsan Tersanesi tarafından yürütülen Nijerya ve Katar botu projeleri var. Bu iki projede de Yaltes’in ürünleri kullanılıyor. Yine Sefine ile yürüttüğümüz bir başka bot projesi söz konusu. O projede de entegre platform kontrol sistemini biz sağlıyoruz. Türkmenistan'da Dearsan ile birçok projede yer aldık. Dearsan Türkmenistan'da ciddi bir savaş gemisi ihracı gerçekleştirdi. Oradaki projelerin hemen hemen hepsinde Yaltes’in ürünleri kullanılıyor. Bir de bizim doğrudan ihracata başladığımız Tayland projemiz var. Açık deniz karakol gemisinin bir adeti Romanya'ya satıldı. O projede de bizim ürünlerimiz yer alıyor. Bunların hepsini üst üste koyduğumuz zaman dokuz ülkeye yayıldığını görüyoruz ama platform sayısı olarak da Türkiye'de ve yurt dışında sekseni bulduk. Tabii ki bu projeleri sattığınız zaman bunların ömür boyu destekleri ve bakım onarım anlaşmaları yapılıyor. Bu da şirketin önümüzdeki faaliyet yıllarında yeni bir iş kolu olarak da bunlara servis sağlama iş kolu olarak da devam edeceğini değerlendiriyoruz. Bizim öbür faaliyet alanımız olan savaş yönetim sistemi donanımlarında hem Türkiye'deki firmalarla hem de bizim ana grubumuz olan Thales ile birlikte 30 ülkede savaş sistemi donanımları sağlıyoruz. Sadece su üstü gemileri için değil, denizaltıları için de hem Türkiye'de hem yurt dışında çözümlerimiz var. Burada da iki tane ürün gamımız var. Bir tanesi standart Thales’in Tacticos ürünlerine ait donanımları satıyoruz. Ama bazı kritik projeler de var. Örneğin, F126 projesi adında Almanya’nın özel bir firkateyn programı var. Bu proje kapsamında da o projeye özel çok daha güçlendirilmiş donanımlar üretiyoruz. Bu anlamda kullanılan bahriye sayısı otuzu geçti” şeklinde konuştu.

Dünyada artık en kısa sürede teslimat isteniyor

Hamzaoğlu “Biliyorsunuz şu anda dünyanın da içinde bulunduğu konjonktür ve beklentiler mümkün olan en kısa sürede teslimatı öngörüyor. Bu teslimatı yaparken tabii ki ‘ne yaparsan yap teslim et’ felsefesiyle değil. Biz zamanında teslimatı hedef olarak aldık. Üç yıldır bunu çok etkin olarak ölçüyoruz. Burada da projelerimizi müşteriye teslimatlarımızda birim olarak 200’ler seviyesinden 300-400’e çıkarmayı hedefledik. Geçtiğimiz yıl 300’ü geçtik. Bu yıl da 400’e yaklaşacağımızı öngörüyoruz. 2026’da yaklaşık olarak 500 birim yapacağız. İ sınıfı firkateynlerin son 4 gemisi yine aynı yıl içerisinde a’dan z’ye entegre platform kontrol sistemlerini bu yıl içinde tamamladık. Yani dünya üzerinde herhangi bir firmanın bu büyük kapsamdaki bir sistemi bir yıl içerisinde teslim etmesinin çok zor olduğunu görüyorum. O maksatla biz gece gündüz çalışıyoruz çünkü projelerimiz neredeyse birbiriyle yapışık zaman planlarıyla yürüyor. Normal şartlarda en azından altı aylık veya bir yıllık aralarla yapılır bu işler. Deniz kuvvetlerinin ihtiyacı dünyanın içinde bulunduğu durum, ekonomik bölgelerimizin korunması ihtiyacı var. Biz sadece Ege'de ya da Karadeniz'de faaliyet göstermiyoruz. Akdeniz'den Hint Okyanusu'na kadar faaliyetlerimiz bulunuyor. Çünkü Hint Okyanusu’ndaki deniz ticaretinin haydutluktan korunması için de bizim deniz kuvvetlerimizin önemli rolleri var. Onların ihtiyaç duyduğu gemilerin hizmete girebilmesi için de gece gündüz demeden çalışıp teslimatlarımızı yapıyoruz. Bizim için başarının bir numaralı kriteri geçtiğimiz yılda ve önümüzdeki yıllarda da ‘teslimat süresi’ olacak. Tabii ilk yıl ürünün teslimatı ikinci yıl sistemi gemi üzerinde çalışır vaziyette teslimatı diye de iki aşamamız olduğu için önümüzdeki yıl en azından iki tane İ sınıfı firkateynin bütün testlerin tamamlanarak deniz kuvvetlerine hazır hale gelmesi için uğraşacağız” dedi.

Yaltes1

Milgem’den bu güne çok ilerledik

Aslında Milgem projesine başladığımızda yani ilk o sınıfları yapmaya başladığımızda birçok şeyin eksik olduğunu hatırlatan Hamzaoğlu, “Özellikle yan sanayinin askeri projelere yeterli ilgiyi göstermemiş olması önemli bir eksikti. Çünkü o günlerde kimyasal tanker üretimleri daha yoğundu. Başka projeler vardı. İnsanlar daha çok askeri projelerin çok uzun süre almasını, risklerini, bilinmezliklerini öngörerek bu kapsamda biraz çekingen davranıyorlardı. Tabii ki tersanelerde de ciddi bir alt yapı hazırlığı gerekiyordu. Çünkü askeri gemi inşanın ihtiyaç duyduğu birtakım özellikler var. Öncelikle deniz kuvvetlerinin sahip olduğu gemi inşa birikimi, daha önceki lisanslı projelerden elde ettiği iki tane büyük tersanesinde yıllardır hücum botlar, firkateynler, mayın gemileri, denizaltılar yapıyor olması ve o konuda öncülük yapması çok kısa sürede bütün yan sanayi firmalarında ve özel tersanelerde ilgi oluşturdu” ifadesinde bulundu.

Çalışma alanı 5-6 tersaneye yayıldı

Hamzaoğlu, “Bu konuda çok büyük bir birikim oluştu. Savunma Sanayi Başkanlığı bu konuda güzel örnek oldu. Projeleri 1-2 tersaneye yığmadan, altyapısı olan, yeteneğini değerlendirdikleri 5-6 tane tersaneye yaydılar. Bu kapsamda işler iyi gidiyor ama deniz kuvvetlerinin aslında ihtiyacı olan iki tane büyük proje var. Üçüncüsü de geldi ama biraz ayrı tutacağım. Bizim birinci önceliğimiz bu hava savunma muhribi. Geminin kendisinden ziyade o geminin üzerinde taşıyacağı sensörlerin de geliştirilmesi çok büyük bir önem taşıyordu. Özellikle bu faz dizinli radar gibi çok uzun mesafeden hava hedeflerini tespit edecek ve ona yönelik angajmanı yapabilecek olan ürünlerin sağlanması bir geliştirme ortamı gerektiriyor. Bunların çeşitli ortamlarda parça parça testleri yapılarak bu günlere geldik. Artık onun da inşa safhasındayız. Bu bizim bir numaralı önceliğimiz olması gerekiyor. Çünkü içinde bulunduğumuz dünya bu tip gemilere sahip olmayı mecbur tutuyor ve elimizde olan benzer gemilerin de yaşları belli bir yere geldi. Modernize edildi şu anda Deniz Kuvvetleri kullanabiliyor ama tabii ki bu yeni platformlara ihtiyaç var. İkincisi yine çok kritik stratejik silah olan milli denizaltıyı yapmak. Şu anda deniz kuvvetlerinin bir denizaltı projesi devam ediyor Reis sınıfı, yine Alman lisansıyla yapılıyor ama en nihayetinde dünya üzerinde denizaltı inşa etmek çok büyük bir öneme sahip. Dünyada sadece 9 ülke şu ana kadar denizaltı tasarladı. Biz tasarlanmış denizaltıyı inşa edebiliyoruz ama milli denizaltı projesi gerçekleştiğinde hem tasarımı hem üretimi hem de üzerindeki faydalı yüklerin büyük çoğunluğu yerli olan bir platforma kavuşacak. Bu ikisi bizim için çok kritik. Tabii Cumhurbaşkanımızın bir hedefi var: 300 metrelik milli uçak gemisi ama şu anda TC Anadolu var. Ülkemizin büyük bir ülke olması, Kıbrıs'ı da dahil ediyorum, bölgede kuvvet değiştiren bir ülke olması gerekiyor. Bu yüzden o tip gemilerin sadece askeri özelliği yok insani faaliyetlere de etkisi var. Anadolu ya da Anadolu'nun daha büyüğü bir platform daha yapılırsa Türkiye'nin denizcilik anlamındaki gücü artacak ama bence şu andaki önceliklerin hava savunma muhribi ve milli denizaltıya verilmesi gerektiğini düşünüyorum” dedi.

Kaynak: 7DENİZ DERGİSİ