Konteyner taşımacılığı konusunda uzmanlaşan ve deniz taşımacılığına entegre olacak şekilde karayolu taşımacılığı yapan ve bünyesinde konteyner depoları bulunan Medkon Line, yaptığı yatırımlar ve son dönemde aldığı iki gemiyle filosunu 17 gemiye yükseltti. Şirketin Ceo’su Mahmut Işık, “Bizim diğerlerinden farkımız, kombine edilebilen yüklerle ve doğru destinasyonlarla çalışıyor olmamız. Medkon Line olarak ana işlerimizin başında kabotaj hattı işletmeciliği geliyor. Türk bayraklı gemilerimizle Marmara içerisindeki bölümün dışında Akdeniz’de Türk limanları arasında konteyner taşımacılığı yapıyoruz. Kendi hatlarımız dışında Türkiye’de çalışan 14 tane global hattın tamamının konteyner dağıtımını da gerçekleştiriyoruz” diyor.

Medkon Lines Ceo’su Mahmut Işık, sorularımızı yanıtladı.

Kurulduğunuz yıl olan 2009’dan bu yana Medkon’nun yükselişi devam ediyor. Özellikle sektörde sizi ön plana çıkaran ve başarılı çalışmalarla adınızdan söz ettiren özellikleriniz nelerdir?

Marshall Adaları Bayrağı armatöre güven ve itibar sunar Marshall Adaları Bayrağı armatöre güven ve itibar sunar

Türkiye’deki normal armatör mantığının dışında biz asıl konteyner işindeyiz. Konteyner işi, biraz daha sistemli hareket edebilen daha büyük kadrolarla sistemi iyi kuran insanların kurgulayabileceği bir dünya. O yüzden Türk armatörlerden dört tanesi, dünyanın en büyük 100 armatöründen biri konumunda. Buna rağmen toplamımız Türkiye’de elleçlenen yükün %10’unu hala geçemiyor. Bizim diğerlerinden farkımız, kombine edilebilen yüklerle ve doğru destinasyonlarla çalışıyor olmamız. Bizim ana işlerimizin başında kabotaj hattı işletmeciliği geliyor. Türk bayraklı gemilerimizle Marmara içerisindeki bölümün dışında Akdeniz’de Türk limanları arasında konteyner taşımacılığı yapıyoruz. Kendi hatlarımız dışında Türkiye’de çalışan 14 tane global hattın tamamının konteyner dağıtımını da gerçekleştiriyoruz. Bunun yanında kendi gemilerimiz ve konteynerlerimizle kurduğumuz hatlarla sadece konteyner hattı işletmeciliği yerine kombine edebildiğimiz diğer hatların yükünü de taşıyarak devam ettiriyoruz.

Kendi işinize entegre olan işler size ne gibi avantajlar sağlıyor?

Bunu yaparken kendi işletmemizi yaptığımız bir sistemde kurmuş oluyoruz ve bunu tamamlayan hizmetlerimiz var. Karayolunda konteynerin taşınmasını sağlayan 75 araçlık bir karayolu şirketi kurduk. Kendi tırlarımız ve dorselerimizle bunu organize ediyoruz. Çok daralan piyasalarda navlunun çok düşük olduğu yerlerde sizin ana işinizin yanında yardımcı işlerle elinizi kuvvetlendirmeniz gerekiyor. Bunun maliyetinin düşürülerek ana işinize yardımcı olması gerekiyor. Diğer yandan, konteynerlerin istiflenmesi, tamirinin ve bakımının yapıldığı İstanbul ve İzmir’de depolarımız var. Kendi konteylerimizin yanında bize yakın olan firmaların da işlerini yapıyoruz.Türkiye ve dünyadaki yapılanmanızdan söz eder misiniz?

Medkon bünyesinde 800 kişi çalışıyor. Merkez ofisimiz İstanbul’da ve 16 ülkede 31 ofisimiz var. Ana işlerimizi tamamlayan hizmetleri de kendi bünyemizde tutarak hem işin kalitesini düşürmüyoruz hem de daha az maliyetle faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Gitmediğimiz bölgelerde yaptığımız anlaşmalarla faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Oralarda yaptığımız çeşitli anlaşmalarla, Çin’de, Hindistan’da, Kuzey Avrupa ülkelerinde hizmet verebiliyoruz. Sektörün dinamiklerini iyi biliyoruz. Bugün 85 bin dolar olan gemi kiralamasının ertesi gün 5 bin dolara düştüğü çok gördük. İş adamı hırslı olur ama mantığın hırsın önüne geçmeyeceği ölçülerde hareket ediyoruz. Sağlam adımlarla ilerliyoruz. Birdenbire çok büyüyüp yüksek borçla kötü piyasanın altında kalmamak adına daha temkinli bir şekilde ilerlemeyi tercih ediyoruz.

Çevre konusunda gemilere kesilen cezalar hakkında ne düşüncelerinizi aktarır mısınız?

Birçok ülkeye seferlerimiz var. Bu cezaların verildiğini görüyoruz. Bugüne kadar hiç ceza ödeyecek durum olmadı ama şartları biliyoruz. Armatör yetkin insanları gemisine alarak iş yapar. Bu cezalarda ilk bakılan kriterlerden biri kasıt mı yoksa kusur mu vardır. Gemicinin birinin yaptığı bir kusurdan dolayı armatöre ödeyemeyeceği, geçekten altından kalkamayacağı ve dünyanın hiçbir yerinde olmayan çok yüksek cezaların düzenleniyor olması Türkiye’de denizciliğin ilerlemesine bir katkı değil, tam tersine zarar verecek bir durum. Ticarette kural ne kadar risk varsa o kadar getiriyi artırmak üzerinedir. Türkiye’de kesilen birkaç tane cezanın negatif etkilerini ülke olarak görüyoruz. Kesilebilecek cezanın getirisinden çok daha büyük götürüleri var. Çevre kirliliğiyle mücadele çok güzel bir uygulama ama bunu sektöre vereceği zarardan ayıramamış bir kuraldan dolayı maalesef çok daha fazlasıyla Türkiye zarar görüyor ve görmeye de devam edecek. Bunun iyi niyetle yapıldığını düşünüyorum ama bu kuralların tekrar gözden geçirilmesi, getirisinden çok götürülerinin olduğunun anlaşılması gerekir. Bu cezaların dünya standartlarında olması için bir düzenleme yapılması gerektiğine inanıyorum.

Son yıllarda dünya genelinde; savaşlar, ambargolar, kısıtlamalar ne yazık ki artıyor… Rusya-Ukrayna, İsrail-Filistin derken şimdi de Kızıldeniz’de artan sıkıntılar var. Tüm bunlar hem ticarete ve ticaretin yönüne hem de navlun piyasalarına yansıyor. Küresel ticaretteki dalgalanmalar, filonuzun rotalarını ve operasyonlarını nasıl etkiliyor?

Rusya’ya Medkon olarak şu anda seferlerimiz durdu ama destek verdiğimiz bir grup hala devam ediyor. Rusya'ya giden yüklerin ambargo kapsamda olmamasından dolayı bu yükleri denetleyen hem kendi içimizde avukatlarımız hem dışarıda danışmanlık aldığımız avukatlarımız tarafından iki kere kontrolden geçiyor. Ondan sonra da P&I’a bu kişilerin yüklerini taşıyoruz diye bildirimler yapıyoruz. Bu kapsam her geçen gün daralıyor. Burada siz tek başınıza bunun doğru ya da yanlış olduğuna karar veremiyorsunuz ama oluşan kurallara uymak zorundasınız. Bu kapsamın çok daraldığını gördüğümüz için Medkon’u bu işin içinde tutmamaya karar verdik. Ne kadar kontrol etsek de her gün değişen regülasyonda bazı açıkların olabileceğini gördüğümüz için bu şekilde devam ettiriyoruz. İsrail-Filistin arasındaki savaş hepimizin canını yakıyor. Oradaki savaşın bir an önce bitmesini bekliyoruz. Kızıldeniz’deki Husilerin çıkardığı bu sorun çok yakından incelenmesi gereken bir konu. Sigorta şirketlerinin, bazı özel firmaların, oradan geçen ya da geçemeyen hatların artılarının ve eksilerinin görülmesi gerekiyor. Bu kadar basit olmaması gerekiyor. Bütün dünyanın deniz ticareti etkileniyor. Burada gerekli önlemler alınıp, bir an önce düzenin sağlanması gerekiyor. Aksi takdirde Ümit Burnu’ndan dolaşan gemilerin çok daha ciddi yakıt tüketimiyle hem çevreye verdiği zararlar hem de sürenin uzamasıyla artı maliyetlere sebep oluyor ve ticaretin dengesi bozuluyor.

Kızıldeniz’deki sıkıntılardan dolayı Türkon ile birlikte oluşturduğunuz hattan söz eder misiniz?

Kızıldeniz’deki olaylar bir yandan da pandemide olduğu gibi artan navlunlarla birlikte Türkiye’ye ihracatta fırsatlar sunuyor. Türkiye’nin bunu iyi değerlendirip ciddi maliyetleri olan ihracatçının en azından böyle bir faydayla oradaki kazanımlarını artırması lazım. Biz bunu görerek Türkiye’deki ihracatçının çok daha uygun maliyetle ve çabuk ulaşması amacıyla Türkon’la birlikte iki gemilik ortak bir hat kurduk. Haftalık servislerle Türkiye’den Kızıldeniz’e servis oluşturduk. Bu kapsamda Ürdün ve Suudi Arabistan seferlerini koyup düzenli bir şekilde devam ettiriyoruz. Şu aşamada yapılan iş aslında Türkiye’ye büyük bir yarar sağlıyor. Navlunlarda artış yapmadan daha çok ihracatçının yanında olarak düzgün bir servisle uygun bir maliyetle Türkiye’nin o tarafa çok daha rahat ulaşması için başladığımız seferlerimiz güzel bir şekilde devam ediyor. Umuyoruz bu süreci Türkiye’ye katkı olarak geçilmesini sağlayabiliriz. Bunu iki Türk şirketinin beraber yapabilmesi çok önemli. Başka hatlar için de böyle konsorsiyumların olmasını dileriz. Bu konuda herkese kapımızın açık olduğunu söylemek isteriz. Konteyner piyasasında ilk 5 firma sektörün %65’ini, ilk 10 firma da %85’ini kontrol ediyor. Bizler güç birliği yaparak marketteki kalıcılığımızı artırabiliriz. Aksi takdirde önümüzün biraz uzun ve zor olduğu bir döneme giriyoruz.

Yatırımlarınız konusunda bilgi verir misiniz?

Özvarlığıyla büyüyebilen armatörler finansmanın çok maliyetli olduğu zamanlarda eğer finansman kullanmıyorlarsa çok iyi. Kuru yük pazarındaki büyümenin konteyner piyasasındaki büyümeyle kıyaslandığında çok daha büyük olduğunu görüyoruz. Diğer taraftan görüyoruz ki konteyner piyasasında alınan gemilerin kuru yük piyasasında alınan gemilere göre çok daha az olduğu gerçeği. Türk armatörlerin gemilerini temkinli artırdığı bir dönemden geçtik. 2020 Ağustos ayında 24 milyon Dolar olan bir geminin fiyatı şu anda 6 milyon Dolar. Geminin sadece iki yıl yaşlanmasına karşın değerinin çok daha fazla düştüğü bir döneme denk geldik. Bu getiriyle orantılı aslında. Biz orada biraz daha temkinli davranmayı tercih ettik. Biz de iki gemi aldık: 2007 yapımı 1100 TEU’luk Medkon Anka ve 1200 TEU’luk Medkon Ankara ismini verdiğimiz ve Türk bayrağı çektiğimiz gemiler. İkisinin de alınmasındaki amaç, pandemi de ve pandemi sonrasında oluşan fiyatlarla mücadele etmek. Aslında en değerli şey finansmanın yönetilmesidir. Orada da doğru zamanda doğru fiyatta almanızdır. Finansmanda yüksek maliyetlere girenlerin önümüzdeki dönemde zorlanacağını düşünüyorum. Toplam gemi sayımızı 17’ye çıkardık. Gemilerin yanı sıra konteyner sayıları da önemli. Konteyner yatırımı da yapmamız lazım. 30 bin TEU’luk bir kapasitemiz var. Alımlara devam ediyoruz. Konteyneriniz olması gemi kadar önemli bir konudur. Konteyner kiralamak gemi kiralamaktan çok daha zordur. Bu yüzden yatırımlarımız devam ediyor.

IMO regülasyonlarına uyum sağlamak için ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?

IMO’nun regülasyonlarında gemilerin ne kadar tüketim yaptığına bakılıyor. Biz de satın aldığımız gemilerde özellikle yakıt tüketimine dikkat ediyoruz. Aynı tonajdaki iki geminin birisinin günde 2 ton fazla yakıt yakması, senede 250 gün çalıştığını düşürsek 500 ton fazla yakıt harcadığını ortaya koyuyor. Bu ciddi anlamda maliyet demek. Biz orada enerji verimliğine dikkat ediyoruz. Aynı ebattaki geminin mümkünse piyasa fiyatıyla, değilse baştan biraz daha maliyetli olarak daha ekonomik gemilere yatırım yapmaya çalışıyoruz. Bu konuda teknik bölümümüz, titiz çalışmalar yapıyor. Biz geminin kondisyonunu, yaşını, çalışacağımız bölgelerde çok yakıt tüketimini göz önüne alıyoruz. Önümüzde zor bir dönem var. Navlunların çok iyi olmayacağı, parasal gücün çok fazla olduğu, çok daha büyük gemilerle taşıma yapılacak bir dönem başlıyor. Bunun yanında sizin ekonomik olmayan gemilerle bu işi yapmaya çabalamanız başaralı olma ihtimalinizi çok düşürüyor. Bu sene doğru gemilerin bulunması halinde yatırım yapacağız, uygun olmadığı sürece kesinlikle almayacağız. Yatırım yaptığımız takdirde 17 olan gemi sayımızı 20’ye çıkarmayı planlıyoruz. Bir yandan da konteyner ve kara taşımacılığındaki yeni araç yatırımlarımız olacak.

Dünya konteyner piyasasını ve Türkiye’nin bu alandaki yerini de değerlendirir misiniz?

Dünyada bütün konteyner piyasası 6 bin 850 aktif gemiyle dönüyor. Bu gemilerin toplam kapasitesi 29 milyon TEU ya da 345 milyon DWT’dir. Pazar birincisi %20’yi, market ikincisi %14,6’yı kontrol ediyor. İlk 5’e baktığımızda yaklaşık %65’i, ilk 10’a baktığımızda %85’i kontrol ediyor. Toplam taşıma kapasitesi 5 milyon 724 bin TEU olan dünya birincisinin, sahip olduğu 803 geminin 509 tanesi kendisine aitken, 294 gemiyi ise kiralama yöntemiyle işletiyor. En büyük Türk konteyner firması Arkas’ın ise toplam kapasitesi 68 bin TEU, kendisine ait 27 gemisi var. Akkon 18 gemi işletiyor. Turkon 8 gemiyle 15 bin TEU kapasitesiyle, Medkon’un da 14 bin TEU’luk kapasiteyle devam ettirdiğimiz bir süreç var. Bu şirketlerin ilk 100’de olduğunu görüyoruz ama ilk sıralardaki firmalarla arasında çok önemli bir fark var. O yüzden iş birlikleri çok önem arz ediyor. Dünya konteyner piyasası %1-2’lik artışlarla dönüyor çok fazla büyümüyor. Kapasitenin artırımı geçmiş senelere baktığımız zaman buradaki rakamların artmasına sebep oluyor. Rakipleriniz güçleniyor ve rekabet giderek zorlaşıyor.

Türk armatörünün sektördeki konumunu değerlendirir misiniz?

Kızıldeniz konteyner hattı işletmeciliği Türkiye’nin ihracatına katkıları olan bir iş. Türk armatörlerinin sayılarının artmasının sağlanmasıyla aslında Türkiye’nin bu işlerde çok daha büyük katılımlarla daha fazla katkı sağlanacağına inanıyoruz. Diğer ülkelerle yapılan ticaretin içerisinde olup ülkenin bundan fayda sağlaması lazım. Devletin bu konuda hat işletmesi olan armatörlere büyük desteğinin olması gerekiyor. Bu da ülkemize yapılan yatırımlar açısından önem arz ediyor. Rakiplerimizle makas açıldığı için bu konunun gündeme getirilmesi çok önemli.

Kaynak: 7DENİZ DERGİSİ

Editör: Haber Merkezi