Makine mühendisliği eğitimiyle başlayan kariyerini denizcilik sektöründe çeyrek asra yaklaşan deneyimle şekillendiren Ayşegül Domaniç Kasap; Statü Denizcilik’te başlayan, Genel Denizcilik’te devam eden profesyonel yolculuğunu bugün Hollanda merkezli uluslararası çalışmalarıyla sürdürüyor. 2019 yılından bu yana Hollanda’da yaşayan ve bu yılın başında ülkenin köklü armatör ailelerinden Spliethoff bünyesine katılan Kasap; mühendislik, işletme ve ekonomi hukuku altyapısını denizcilik sektöründeki stratejik bakış açısıyla birleştiriyor. Amsterdam’ın yüzyıllardır dünya ticaretine yön veren atmosferinde, denizciliğin geçmişiyle bugünü arasında güçlü bir bağ kuran Ayşegül Domaniç Kasap ile güzel bir sohbet gerçekleştirdik.
Denizcilik sektöründe sigorta, hasar yönetimi, iş geliştirme ve danışmanlık gibi farklı alanlarda önemli deneyimler kazandınız. Kariyerinizde size en fazla katkı sağlayan dönüm noktaları hangileri oldu?
Yapı olarak hangi işi yapıyorsam o işe heyecan duyan biriyim. Bu nedenle kariyerimde tek bir dönüm noktasını öne çıkarmam zor. Teknik açıdan bakarsam, Genel Denizcilik'te yönettiğimiz ve başarıyla sonuçlandırdığımız milyonlarca dolarlık uyuşmazlıklar ve davalar; çok uluslu yapıları, yoğun stresi ve öğretici yönleriyle hem kariyerime hem de kişisel gelişimime büyük katkı sağladı. Sektör yayınlarında başarı haberlerini gördüğümüz o anları unutmak mümkün değil. Öte yandan, daha dün Spliethoff filosundaki gemilerimizden biri Brezilya açıklarında batan bir gemiden kurtulmayı başaran altı denizciyi, ellerindeki EPIRB cihazından gelen sinyal sayesinde tespit ederek can salından aldı ve güvenli şekilde kıyıya ulaştırdı. Böyle olaylar yaptığımız işe yalnızca ticari değil, aynı zamanda insani ve vicdani bir anlam da kazandırıyor.
Bugün yönetimini yürüttüğünüz Bloozy Maritime Trading B.V. ile önemli projelere imza atıyorsunuz. Bu yolculukta sizi en çok heyecanlandıran veya gururlandıran proje hangisiydi?
Aslında beni en çok gururlandıran şey tek bir proje değil. Gemi sigortaları, tersane sigortaları ve risk yönetimi gibi alanlarda bize güvenerek çalışan paydaşlarımızın varlığı benim için çok kıymetli. Çünkü sigorta ve risk yönetimi, insanların en çok ihtiyaç duyduğu anlarda devreye giren bir güven mekanizmasıdır.
Bir hasar anında yanlarında görmek istedikleri ekibi oluştururken bizi tercih etmeleri; eğitimimize, tecrübemize ve karakterimize duydukları güvenin en somut göstergesidir. Geleceğe yönelik planlarını yaparken, en zor günlerinde destek alacakları ekip olarak seçilmek benim için en büyük gurur kaynağıdır. Sigorta ve hasar yönetimindeki uzun yıllara dayanan tecrübeniz, bugün sunduğunuz danışmanlık hizmetlerine nasıl katkı sağlıyor?
Sigorta ve hasar yönetiminde yarın karşınıza çıkacak olayın nasıl bir senaryo oluşturacağını asla bilemezsiniz. Kesin olan tek şey, yüzüncü çatma vakasını yönetiyor olsanız bile onun önceki doksan dokuz olayın aynısı olmayacağıdır. Aslında en kesin bilgi, geleceği tam olarak bilemeyeceğinizi bilmektir. Bence belirsizliklerle yaşamayı öğrenmek ve onlara hazırlıklı olabilmek, uzun yıllara yayılan bir kariyerin insana kazandırdığı en değerli yetkinliklerden biridir. Günümüzün popüler kavramıyla ifade edecek olursak; dayanıklılık (resilience) geliştirmek açısından bunun katkısı paha biçilemez.
Denizcilik zaman zaman krizlerin ve beklenmedik gelişmelerin yaşandığı bir sektör. Zor bir deniz kazası veya hasar vakasıyla karşılaştığınızda ilk refleksiniz ne olur?
İlk refleksim, hiçbir şeyi bildiğimi varsaymamaktır. Her yeni olayı kendi şartları içinde anlamaya çalışırım. Çünkü "biliyorum" zanneden kişi, çoğu zaman yanılmaya mahkûmdur. Tüm tarafları dinlemek, doğrulanmış bilgiye ulaşmak ve doğru uzmanları mümkün olan en kısa sürede aynı masada buluşturmak önceliğimdir. Denizcilikte kriz yönetiminin temelinde bilgi kadar sağduyu, disiplin ve doğru iletişim vardır.
Hollanda ve Türkiye denizcilik sektörleri arasında gözlemlediğiniz temel çalışma kültürü farkları nelerdir?
Hollanda’da, hatta genel olarak Kuzeybatı Avrupa toplumlarında organizasyonel hiyerarşi çok farklı işliyor. Türkiye'de ve daha dikey organizasyon yapısına sahip toplumlarda ast-üst ilişkisi karar alma süreçlerinde daha belirleyici olabiliyor. Hollanda'da ise yaş veya kıdem, fikir beyan etmek ve inisiyatif almak açısından aynı ölçüde belirleyici değil. Bu konuda The Swedish Club eğitimlerinden birinde verilen örnek aklımdan hiç çıkmaz. Bazı kültürlerde köprüüstündeki bir zabit, kaptana "Bu şekilde devam edersek karaya oturacağız" demekte çekingen davranabilir. Hollanda ve benzeri kültürlerde ise saygı korunurken çok daha açık iletişim kuruluyor ve sorumluluk paylaşılıyor. Bunun özellikle emniyet kültürüne çok önemli katkı sağladığını düşünüyorum.
Türk denizcilik sektörünün küresel rekabette daha güçlü bir konuma ulaşabilmesi için hangi alanlara odaklanması gerektiğini düşünüyorsunuz?
Bence en önemli konu, kendimizi yalnızca "Türk denizciliği" sınırları içinde tanımlamak yerine dünya ölçeğinde oyuncu olmayı hedeflememizdir. Artık neredeyse klişeleşmiş bir tarif olsa da ülkemizin üç tarafının denizlerle çevrili olması ve dünya ticaretinin en stratejik su yollarından bazılarını kontrol etmesi son derece önemli bir avantajdır. Bu potansiyelin tam anlamıyla değerlendirilebilmesi için kamu politikalarının, hukuki düzenlemelerin ve sektörel teşviklerin uzun vadeli bir strateji çerçevesinde şekillenmesi gerektiğine inanıyorum. Aynı zamanda sektör içinde iş birliği kültürünün daha güçlü hale gelmesi gerekiyor. Ne yazık ki etik değerlere dayalı, akılcı ve sürdürülebilir iş birliklerinin hâlâ arzu edilen seviyede olmadığını düşünüyorum. Üstelik bunu yalnızca gözlemlemedim; bizzat deneyimledim. Sonuçta iyi insan olmadan iyi tüccar da olunamıyor! 
Önümüzdeki yıllarda denizcilik sektörünü şekillendirecek en önemli gelişmeler sizce neler olacak?
Denizcilik dünya ticaretinin yüzde 90'ından fazlasını taşıyor. Dolayısıyla dünyanın gündemindeki her gelişme denizciliği etkiliyor; denizcilikte yaşanan her dönüşüm de dünyayı etkiliyor. Hatta denizcilik çoğu zaman değişimden etkilenen değil, değişimi şekillendiren sektörlerden biri konumunda.
Daha bu sabah, bir geminin tankları içerisinde drone kullanarak kalınlık ölçümü yapan ve aynı anda son derece hassas üç boyutlu modelleme gerçekleştiren bir yazılımın sunumunu izledim. Bu yalnızca survey süreçlerine ilişkin küçük bir örnek. Yapay zekâ, dijitalleşme, otonom sistemler ve veri analitiği artık sektörün günlük hayatının bir parçası. Elbette yeni teknolojiler ilk dönemlerinde bazı eksiklikler taşıyor. Ancak bizler de bu dönüşümün sadece kullanıcıları değil, aynı zamanda gelişimine katkı sağlayan paydaşlarıyız.
Kariyer yolculuğunuz boyunca karşılaştığınız zorluklar nelerdi? Özellikle denizcilik sektöründe kariyer hedefleyen profesyonellere hangi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?
Soruda küçük bir düzeltme yapmak isterim. Tavsiyelerimin yalnızca kadınlara yönelik olmasını istemem. Ben eğitime, liyakate ve fırsat eşitliğine güçlü şekilde inanan biriyim. Doğru işe doğru insanı yerleştirmenin ve insanlara ihtiyaç duydukları eğitimi sunmanın en sağlıklı formül olduğuna inanıyorum. Uzun vadede bunun yanıltmayacağına da eminim.
Şaka bir yana, kadın meslektaşlarıma söylemek isteyeceğim en önemli şey; kendilerini hiçbir parametre üzerinden dezavantajlı görmemeleri olur. Bilgi, çalışma disiplini, merak ve karakter; cinsiyetten çok daha belirleyici unsurlardır.
Kendilerine yatırım yapmaktan, öğrenmekten ve sorumluluk almaktan vazgeçmesinler. Denizcilik zorlayıcı olduğu kadar büyük fırsatlar da sunan bir sektör. Bu sektörde kalıcı başarıyı getiren ise tutarlılık, uzmanlık ve güvenilirliktir. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, denizcilik dünyanın en uluslararası sektörlerinden biridir. Kendinizi yalnızca bulunduğunuz ülkeyle sınırlamayın; dünyayı çalışma alanınız olarak görün. Çünkü kariyerinizi büyüten şey çoğu zaman coğrafyanız değil, vizyonunuzdur.




