Bin bir gün dünya turuyla adından söz ettiren Miray Cruises Yönetim Kurulu Başkanı Vedat Uğurlu ile bir araya geldik. 1 Kasım’da İstanbul’da başlayacak tura dünya basının yoğun ilgi gösterdiğini söyleyen Uğurlu, “Dünya medyasında İstanbul’la şovumuzu yaptık. Bu benim için parayla satın alınamayacak bir gurur. Arkadaşlarımız, CNN’de BBC’de dakikalarca röportaj verdi. Dünyanın en büyük medya kuruluşlarının ilgisi de hala üzerimizde. Güzel olan herkesin başlangıç rotası olarak İstanbul’u söylemesi. Bu benim için çok özel bir durum” dedi.

Askerliğin ardından İstanbul’da 5 yıldızlı bir otelin farklı departmanlarında çalışmaya başlayan Miray Cruises Yönetim Kurulu Başkanı Vedat Uğurlu, 1990 yılında işinden ayrılıp Amerika’ya gider. Amerika’da altı yıl boyunca yolcu gemilerinde çalışan uğurlu 1996 senesinde ülkemize döner. Türkiye’ye döndükten sonra yolcu gemilerine personel göndermeye başlayan Uğurlu, Disney Cruise Lines, Norwegian Cruise line, Holland America Cruises, Royal Caribbean, Karnaval, MSC gibi birçok gemi firmasının Türkiye'den personel almalarına önayak olur. 2001 senesinde Miami'de bir hotel departmanı gemi işletmeye başladığını söyleyen Uğurlu, “Daha sonra 1-2 nehir gemisi işlettim. 2012 yılında da Çeşme çıkışlı Yunan Adaları turlarına başladık. Orada da otelde departmanı benden soruluyordu. Yani 2012-2019 yılına kadar ETS Tur’un gemilerinin otel ve eğlence kısmını işlettim. 2020’nin ocak ayında da işlettiğim gemiyi satın alma kararı aldım. 2000 mart ayında Covid’e yakalandık. Hiç başlayamadık. 2022 Mayıs ayında Yunan adalarına çıkmaya başladık. Tabii iki sene yatmış bir gemiden bahsediyoruz. Başımıza ufak tefek aksilikler geldi. Gemimiz Rodos'ta bozuldu. Bir takım nahoş şeyler yaşadık. Bu sene de Filyos’ a gittik. Maalesef deprem olduktan sonra gemiyi depremzedelere açma konusunda devletimizden bir davet geldi. Ben de o dönem Amerika’daydım, kırmadık gönderdik. Bunu bütün samimiyetimle söylüyorum, hakikaten bu işten ne kazanırız? Para mı gelir, hiç böyle bir kaygımız olmadı. Halen de böyle bir şeyi sorgulamıyoruz. Nitekim biz görevimizi yerine getirmenin keyfini yaşıyoruz. Bunu açıkça ifade etmem lazım. 14 Mart’ta gemiyi boşaltma sözü almıştık. Nitekim sözlerini tuttular. Biz de şimdi Çeşme'ye geçiyoruz. Çeşme'den de Yunan Adaları turuna başlayacağız” dedi.

Çevre cezaları konusunda Avrupa’daki ceza ve normlar ne ise onu istiyoruz Çevre cezaları konusunda Avrupa’daki ceza ve normlar ne ise onu istiyoruz

Yolcularımızın yüzde 80’i yabancı

Gemilerini tercih eden yolcuların çoğunluğunun yabancı olduğunu söyleyen Uğurlu, “Şüphesiz Türk’te var ama açıkça ifade etmem gerekirse yolcularımızın yüzde 80’i yabancı. Bunda vizeli olmasının ciddi anlamda etkisi bulunuyor. Sürekli vize talebinde bulunmaktan da bıktık. Ne yazık ki işin gerçeği bu, bu gerçekte bize ticari anlamda ciddi zarar veriyor. Ayrıca Amerika’dan bir üniversite firmasıyla anlaştık. Bir sezon boyunca bize yaklaşık 10 bin kişi getirecekler. Çeşme çıkışlı yolcu alacağız, Ertesi gün Pire’den yolcu alacağız. Karşılıklı tur yapacağız. Çeşme’den çıkan gemi ilk Atina Pire’ye gidiyor. Daha sonra Mikanos, Santorini ve Rodos adalarına uğrayacak. Bu sene böyle bir karar aldık. Pireden aldığımız yolcuyu da Kuşadası, Efes, İzmir gibi yerlerde gezdireceğiz” şeklinde konuştu.

Bin bir günlük dünya turumuz revaçta

Filolarını dört gemiye çıkarma hedefleri olduğunu söyleyen Uğurlu, “Bu hayalimizi gerçekleştireceğiz. Bizim bin bir günlük bir İstanbul çıkışlı bir dünya turumuz olacak. Çok ciddi bir talepte gördük zaten. İnşallah bununla beraber bu projeye ikinci bir gemi bağlayacağız. Bu gemideki yolcularımız arasında Avrupalılar da var ama yolcularımızın yüzde 90’ı Amerikalı. 1 Kasım'da İstanbul'dan çıkacağız, Barcelona'ya oradan Miami'ye geçeceğiz. Miami'den sonra da gerçek dünya turu başlayacak. Karayip Adaları gibi dünyanın önemli kruvaziyer turizmi destinasyonları yer alıyor. Gemide yolcularımız aynı zamanda kendi işlerini yapacak bir ortam da bulacaklar. Son dönemde uzaktan çalışmanın yaygın olduğu sektörlerde çalışan yolcularımız için uygun ortam ve internet bağlantısı da mevcut. Bizden kabini satın almak isteyen en az üç sene almak zorunda. 1 martta satışa açtık ve geminin kapasitesinin yüzde 80’i iki hafta içerisinde satıldı. Bu talep bizim için de sürpriz oldu. Biz ağustos ayına kadar biter diyorduk ama bu kadar talep olunca ikinci gemiyi devreye almak için çalışmalara başladık. Dünyanın en büyükleri olan rakiplerimiz bile şaşırdılar. Onların vermeyip de bizim verdiğimiz çok şey var. Mesela yemek konusunda çok zengin bir mutfağımız söz konusu Sabah öğle akşam yemeği mevcut. Beraberinde alkol. Bazı yerlerde kara turu, hastane ücretsiz. Belli bir yerden sonra bizi aşan konularda da sigorta devreye giriyor. Şu anda bekleyen 30 bin kişi var ama bizde 15 kişilik satış ekibi bulunuyor. İnternetten girip rezervasyon yapılabiliyor ama onun öncesinde insanlar bilgi almak istiyorlar ve bu da süreci uzatıyor” ifadelerini kullandı.

Türk yolcu için vize en büyük sorun

Türk yolcuların Yunan adalarına vize ile gitmek zorunda kalmaları üzücü bir durum diyen Uğurlu, “Herkesin bizim ülkemize rahat rahat girdiği bir durumda bizim başka ülkelere giremememiz üzüntü verici bir durum. Ancak yapacak da bir şey yok. Daha önceki yıllarda kolaydı. Biz de bunu hiç suiistimal etmedik. Yolcumuz vizesizdi ama bütün sorumluluğunu alıyorduk. Hiçbir zaman insanlar böyle kaçayım, göçelim vesaire yapmadılar. Ona göre de zaten ciddi bir elemeden geçiriyoruz. Vize problemi olmasaydı Türk yolcu potansiyelini çok fazla görüyoruz. İnsanlar gemi turlarını da bizi de sevdi. Biz profesyonellikten ödün vermiyoruz. Bizim ekibimiz gemilerde uzun yıllar çalıştığı için tüm alanlardaki ihtiyaçları biliyoruz. Biz bir de duygu adamıyız. İnsanları sadece müşteri gibi görmüyoruz. İnsanları daha fazla nasıl mutlu edebiliriz diye düşünüyoruz” dedi.

Yolcularımız tatlılarımıza bayılıyor

“Yaptığımız işin en büyük ayrıcalığı tabi ki aynı mekanda farklı yerlere gidebilme şansı. Tatil köyünde veya otelde hep aynı yerde olan kişiler, gemi yolculuğunda birçok yeri görebilme şansına sahip. Bunu sadece deniz, güneş, kum şeklinde görmemek lazım. Şehirlerin kültürünü, dokusunu deneyimleyebilmek çok büyük bir şans” diyen Uğurlu, “Mutfak çalışanımızın yüzde 90’ı Türk. Türk mutfağı değiliz ama günün sonunda çoğu mezemiz Türk mutfağına ait ve insanlar bu yiyecekleri seviyor. Mesela tatlılarımıza bayılıyorlar. Bu da bizim için mükemmel bir şey. Arada sırada Uzakdoğu yemekleri de yapıyoruz ama damak tadımız birçok ülkeye hitap ediyor” diyen Uğurlu geminin özelliklerinden şu şekilde bahsediyor;

 “Bizim geminin en büyük özelliği gemideki tüm hizmetlerin her katta karma bir şekilde verilmesidir. Yani diğer gemiler gibi bir katta sadece spor salonu, yemek salonu, oyun salonu vs. yok. Her katta tüm hizmetler bulunuyor. Özellikle yaşlı insanların birçok yeri bulması daha kolay oluyor. Bunun yanında iki doktor ve iki hemşirenin olduğu hastane servisimiz var. Bazen beklenmedik şeyler oluyor hayatta. Herhangi bir acil durum için gemiye sezon sonu bir de helikopter pisti yaptıracağız”

Bin bir gün dünya turu ile dünya medyasında öne çıktıklarını belirten Uğurlu, “Dünya medyasında İstanbul’la şovumuzu yaptık. Bu benim için parayla satın alınamayacak bir gurur. Arkadaşlarımız, CNN’de BBC’de dakikalarca röportaj verdi. Dünyanın en büyük medya kuruluşlarının ilgisi de hala üzerimizde. Güzel olan herkesin başlangıç rotası olarak İstanbul’u söylemesi. Bu benim için çok özel bir durum” diyor ve ekliyor; Çerkez kökenliyim. Benim atalarım Kafkasya'dan gelmiş. Bu ülkede doğdum, burada büyüdüm. Fatih çocuğuyum. Fatih'te yaşamayan ben İstanbulluyum demez. Eski İstanbul’da bambaşka bir kültür var. Ben hâlâ hafta sonlarını Fatih’te geçiyorum. Ben bütün satın almalarımı Türkiye'den yapıyorum. Daha ucuz olduğu için değil. Bu da beni en ufak bir şekilde mutsuz etmiyor. Dünya turu da bu konuda istediğimiz gibi olmayacak ama orada bile yerli firmalarımızın olduğu limanlardan ikmalimizi yapmaya çalışacağız”.

Kruvaziyer turizminin sektörde daha fazla sesinin çıkması gerektiğini söyleyen Uğurlu, “Kesinlikle gerek İMEAK Deniz Ticaret Odası’nda gerekse sektörün çatı örgütü olan TÜRSAB’da da bir kruvaziyer departmanının olması lazım. Açıkçası biz firma olarak iyi hedeflerimiz, güzel duygularımız var. Çok çalışıyoruz. Hiçbir fuarı kaçırmıyoruz. Kendi çapımızda kendi tanıtımımızı yapıyoruz. Geçtiğimiz günlerde Atina’daydık. Orada görevimizi yaptık diye düşünüyorum. Biz istiyoruz ki yabancılar da bizim ülkemize kruvaziyerle gelsin. Bu da bizim için ayrı bir heyecan diye düşünüyorum” dedi. 

Kaynak: 7DENİZ DERGİSİ

Editör: Haber Merkezi