2018’de kurumsal yapıya geçiş süreci sonrası Zeymarine’in globalleşme sürecini bizimle paylaşır mısınız? Bu karar nasıl gerçekleşti, arkasındaki en önemli etken neydi?
2018 yılı Zeymarine için bir dönüm noktasıydı. O tarihe kadar güçlü bir operasyonel tecrübeye ve güvene dayalı iş ilişkilerine sahip bir yapı oluşturmuştuk. Ancak denizcilik sektörünün giderek daha entegre, hızlı ve uluslararası hale geldiğini çok net görüyorduk. Bu nedenle kurumsallaşmayı yalnızca iç süreçleri düzenlemek için değil, global ölçekte sürdürülebilir büyümenin temelini oluşturmak için stratejik bir adım olarak değerlendirdik. Bu kararın arkasındaki en önemli etken, müşterilerimizin bize sadece Türkiye’de değil, dünyanın farklı ticaret koridorlarında da aynı kalite ve güven standardıyla ihtiyaç duymasıydı. Biz de bu ihtiyacı görerek Zeymarine’i bölgesel bir oyuncudan küresel ölçekte söz sahibi bir marka haline getirmeyi hedefledik.
İstanbul’daki genel merkezinizin yanı sıra Singapur, Rotterdam ve Dubai’de açtığınız ofisler Zeymarine’e nasıl bir küresel vizyon kazandırdı?
İstanbul her zaman stratejik merkezimiz olmaya devam ediyor. Ancak Singapur, Rotterdam ve Dubai gibi dünyanın en kritik deniz ticaret merkezlerinde varlık göstermek, bize sadece coğrafi erişim değil, aynı zamanda farklı ticaret kültürlerini yerinde deneyimleme fırsatı sundu.
Bu yapılanma sayesinde müşterilerimize 7/24 kesintisiz hizmet verebilen, farklı zaman dilimlerinde hızlı karar alabilen ve bölgesel uzmanlığı global bakış açısıyla birleştiren bir organizasyon yapısına ulaştık. Aynı zamanda bu ofisler, Zeymarine’in uluslararası güvenilirliğini ve marka algısını önemli ölçüde güçlendirdi.
Uluslararası pazarlarda karşılaştığınız farklı dinamikler ve kültürel farklar neler oldu?
Her pazarın kendi iş yapış biçimi, iletişim dili ve karar alma kültürü var. Avrupa’da süreçler daha sistematik ve prosedür odaklı ilerlerken, Asya’da hız, ilişki yönetimi ve uzun vadeli güven çok daha belirleyici olabiliyor. Orta Doğu’da ise esneklik ve güçlü ilişki ağı öne çıkıyor. Bu farklılıklar bize tek tip bir yönetim anlayışının yeterli olmadığını gösterdi. Yerel dinamikleri anlayan, kültürel hassasiyetlere saygılı ve aynı zamanda şirket standartlarımızı koruyan bir yaklaşım geliştirdik. Bugün global başarımızın temelinde bu adaptasyon kabiliyeti yatıyor.
Uluslararası dev markalarla çalışmak size nasıl bir sorumluluk yüklüyor ve aynı zamanda nasıl bir motivasyon sağlıyor?
Global ölçekte güçlü markalarla çalışmak çok ciddi bir güven göstergesidir. Bu iş ortaklıkları bize operasyonel mükemmellik, şeffaflık, hız ve hata toleransının minimum olduğu bir hizmet anlayışı gerektiriyor. Aynı zamanda bu iş birlikleri ekip olarak bizi sürekli daha iyisini yapmaya motive ediyor. Çünkü her yeni operasyon, yalnızca bir hizmet değil, aynı zamanda markamızın itibarını temsil eden bir sınav niteliği taşıyor. Bu sorumluluğu büyük bir disiplin ve gururla taşıyoruz.
İlk yıllarda yaşadığınız zorluklarla bugünkü koşulları kıyasladığınızda, sektörde hangi değişimleri görüyorsunuz?
İlk yıllarda daha çok insan ilişkileri ve sahadaki deneyim ön plandaydı. Bugün ise buna ek olarak teknoloji, veri yönetimi, hız ve mevzuat uyumu çok daha belirleyici hale geldi. Eskiden operasyonların büyük kısmı manuel takip edilirken, bugün dijital raporlama, anlık operasyon yönetimi ve müşteri entegrasyonları işin vazgeçilmez bir parçası oldu. Rekabet artık sadece fiyat değil, hız, güvenilirlik ve öngörü kabiliyeti üzerinden şekilleniyor.
Türkiye’deki liman ve boğazlarda sunduğunuz acentelik hizmetleri ile tersane acenteliği faaliyetlerinizi anlatır mısınız?
Türkiye’nin tüm ana limanlarında ve özellikle Türk Boğazları geçişlerinde güçlü bir operasyonel altyapıya sahibiz. Gemi giriş-çıkış süreçleri, resmi kurum koordinasyonları, pilotaj-römorkaj organizasyonları, mürettebat değişimleri, yakıt ve kumanya tedariki gibi tüm acentelik süreçlerini uçtan uca yönetiyoruz.
Tersane acenteliği tarafında ise gemilerin bakım, onarım ve klas süreçlerinde tersaneler, armatörler ve teknik ekipler arasında tam koordinasyon sağlıyoruz. Bu alan, çok daha detaylı planlama ve zaman yönetimi gerektirdiği için uzmanlık isteyen bir segment ve Zeymarine olarak burada güçlü bir know-how’a sahibiz.
Denizcilik ve özellikle acentelik sektöründe son yıllarda gözlemlediğiniz en önemli değişimler nedir?
Bence en büyük değişim hız beklentisinin dramatik şekilde artması. Müşteriler artık sadece doğru hizmet değil, aynı zamanda anlık bilgi akışı, şeffaf raporlama ve proaktif çözüm bekliyor. Diğer önemli değişim ise regülasyonların artması. Çevre standartları, güvenlik prosedürleri, yaptırımlar ve compliance süreçleri artık acentelik hizmetlerinin ayrılmaz bir parçası haline geldi.
Gemi acenteliğinde nitelikli iş gücü bulma ve yetiştirme konusunda ne tür zorluklar yaşanıyor? Bu alanda sürdürülebilir bir çözüm için hangi stratejiler uygulanmalı?
Sektörümüzde en büyük zorluklardan biri, teorik bilgi ile saha pratiğini birleştirebilen insan kaynağı yetiştirmek. Gemi acenteliği masa başında öğrenilecek bir iş değil; limanı, operasyonu, kriz yönetimini ve insan ilişkilerini aynı anda deneyimlemek gerekiyor.
Sürdürülebilir çözüm için genç profesyonelleri erken dönemde sahaya dahil eden mentorluk programları, üniversite-sektör iş birlikleri ve şirket içi rotasyon sistemleri kritik önem taşıyor. Biz Zeymarine’de bilgi aktarımını kurum kültürünün temel unsurlarından biri olarak görüyoruz.
Dijitalleşmenin acentelik hizmetlerine etkisi ve Zeymarine’in 5 yıllık büyüme stratejileri hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Dijitalleşme artık verimlilik artıran bir araç değil, iş modelinin kendisi haline geldi. Operasyonel süreçlerin anlık izlenmesi, müşteri raporlamalarının otomasyonu ve veri bazlı öngörü sistemleri sayesinde hizmet kalitesi ciddi şekilde yükseldi. Önümüzdeki beş yılda hedefimiz, mevcut global ağımızı yeni stratejik limanlarla genişletmek, dijital altyapımızı daha da güçlendirmek ve özellikle tersane, transit geçiş ve özel proje kargo operasyonlarında uzmanlaşmış hizmet alanlarımızı büyütmek.
Bir şirket sahibi olarak liderlik anlayışınızı nasıl tanımlarsınız?
Ben liderliği yön göstermek kadar güven inşa etmek olarak görüyorum. Ekipleriniz size yalnızca pozisyonunuz için değil, kriz anındaki duruşunuz, karar kaliteniz ve tutarlılığınız için inanmalı. Benim için liderlik aynı zamanda ekipteki her bireyin potansiyelini ortaya çıkarabileceği bir ortam yaratmaktır.
Ekibinizin başarısında en çok önem verdiğiniz değerler nelerdir?
Güven, sorumluluk, hız ve çözüm odaklılık. Denizcilikte zaman çok kritik olduğu için herkesin aynı disiplin ve sahiplenme duygusuyla hareket etmesi gerekiyor.
Ayrıca etik duruş ve verilen sözün arkasında durmak bizim kurum kültürümüzün vazgeçilmez parçalarıdır.
Genç girişimcilere ve sektöre yeni adım atanlara vermek istediğiniz en önemli tavsiye nedir?
Sabırlı olsunlar ve kısa vadeli başarıya değil, itibar inşasına odaklansınlar. İş dünyasında güven en büyük sermayedir. Özellikle denizcilik gibi ilişki ve sürdürülebilirlik temelli sektörlerde insanlar önce sizi, sonra şirketinizi tercih eder. Bu yüzden dürüstlük, istikrar ve öğrenmeye açıklık uzun vadede her zaman kazandırır.
Zeymarine Başkan Vekili Umut Çınar:
Stratejik büyümede en kritik karar; doğru pazarlara açılmamız
Kalifiye bir insan kaynağı, yani yurt dışında önemli kurumlarda görev almış profesyonellerin varlığı, bir gemi acenteliği şirketi için sadece operasyonel değil, doğrudan stratejik bir avantajdır. Bunu birkaç katmanda değerlendirmek gerekir: Öncelikle, uluslararası deneyim oyunun kurallarını içeriden bilmek demektir. Mustafa Öztaşkın gibi profesyoneller; farklı liman rejimlerini, regülasyonları, P&I süreçlerini, charterer beklentilerini ve global armatör davranışlarını sahada görmüş kişiler olur. Bu da Zeymarine’in sadece yerel bir acente gibi değil, uluslararası standartlarda hizmet veren bir çözüm ortağı olarak konumlanmasını sağlar.
İkinci önemli katkı, network etkisidir. Yurt dışında görev almış kişiler genellikle:
- Armatörler
- Brokerlar
- Operatör firmalar
- Liman otoriteleri
ile doğrudan temaslara sahiptir. Bu da yeni iş bağlantılarının “soğuk satış” yerine güven temelli ilişkiler üzerinden gelmesini sağlar. Denizcilikte güven, çoğu zaman fiyatın bile önüne geçer.
Üçüncü olarak, bu deneyim risk yönetimini ciddi şekilde güçlendirir. Bu da doğrudan müşteriye “zaman ve para kazandıran acente” algısı yaratır.
Stratejik büyüme açısından en kritik katkılardan biri de doğru pazarlara açılma kabiliyetidir. Fonasba üyesi olarak 2025’te YABA ödülü alan ve de Fonasba’nın IMO temsilcisi olan Mustafa Öztaşkın gibi bir takım arkadaşına sahip olmak, Zeymarine için büyük değerdir.
Her işi yapmaya çalışmadık
En başta, en zor ama en doğru kararlardan biri “her işi yapmaya çalışmamak” oldu. Denizcilik sektörü geniş; ancak biz erken dönemde nerede, nasıl ve hangi müşteri profilinde güçlü olabileceğimizi netleştirdik. Bu odaklanma sayesinde pazarda “genel acente” değil, güvenilir ve uzman çözüm ortağı olarak konumlandık.
İkinci önemli adım, insan kaynağına yapılan yatırımdı. Sektörü bilen, sahayı yaşamış ve özellikle uluslararası deneyime sahip profesyonellerle çalışmak, bizim hizmet kalitemizi doğrudan yukarı çekti. Bu sayede müşteriye sadece operasyon yapan değil, öngören ve yöneten bir yapı sunabildik. Denizcilikte fark yaratan şey çoğu zaman operasyon değil, operasyon öncesi ve kriz anındaki yönetimdir.
Üçüncü olarak, ilişki yönetimini bir satış stratejisi olarak görmek diyebilirim. Bizim işimizde fiyat rekabeti her zaman var; ancak uzun vadeli büyüme, güvene dayalı ilişkilerle geliyor. Armatörler ve operatörler kurduğumuz sürdürülebilir ilişkiler, Zeymarine’in iş hacmini istikrarlı şekilde büyüten en önemli faktörlerden biri oldu.
Bir diğer kritik adım, operasyonel mükemmeliyeti standartlaştırmak oldu. Her gemi, her liman operasyonu aslında farklıdır; ama biz süreçlerimizi mümkün olduğunca sistematik hale getirerek hataları minimize ettik. Dokümantasyon, zamanlama, yerel otoritelerle iletişim gibi konularda disiplinli bir yapı kurmak, bizi “sorunsuz çalışan acente” kategorisine taşıdı.
Aynı zamanda doğru pazarlarda büyüme kararı da belirleyiciydi. Hızlı büyümek yerine, sürdürülebilir büyümeyi tercih ettik. Bu doğrultuda da yurtdışı ofislerimizin planlamasını yapabildik. Bu yaklaşım, kısa vadeli kazançlardan çok uzun vadeli pozisyon almamızı sağladı.
Sonuç itibarıyla, Türkiye’de kurulmuş, ancak yurt dışı da dahil olmak üzere sektördeki ismi büyük firmalara hizmet verebilen bir acente oluşumunu sağladık. Bundan da gurur duyuyoruz.




