Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Kiev temasları çerçevesinde Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sibiha ile ortak basın toplantısı düzenledi. Açıklamalarına Ukraynalı mevkidaşı Sibiha'ya ev sahipliği nedeniyle teşekkür ederek başlayan Fidan, Sibiha'nın daha önce Ukrayna'nın Ankara büyükelçiliği yapmış ve ikili ilişkilere büyük katkıları olmuş bir isim olması nedeniyle iki ülke arasındaki meselelerin daha hızlı ilerletilebildiğini söyledi.

Fidan, "Biliyorsunuz geçtiğiniz mayıs ayında da buradaydım. Sizlerin huzurunda burada, basın toplantısı yaptık, iki ülke arasındaki ilişkileri değerlendirdik ama her şeyden önemlisi tabii ki, bir numaralı konu, devam eden savaş. Bu savaşta Ukrayna'nın toprak bütünlüğü ve bağımsızlığı için neler yapılabilir ama aynı zamanda barış nasıl getirilebilir, onları konuşmuştuk. Tabii, yine aynı şartlar altında bugün yine buradayız. Savaşın getirdiği yıkımı ve etkileri görürken, diğer yandan da Ukrayna halkının sergilediği dirayet ve dayanışmayı takdirle gözlemliyoruz. Yaşanan bu acıların bir an önce son bulması bizim millet olarak en büyük temennimizdir. Bu vesileyle Ukrayna'nın toprak bütünlüğü, bağımsızlığı ve egemenliğine yönelik desteğimizi bir kez daha teyit etmek istiyorum" dedi.

"Maalesef son dönemdeki gelişmeler kaygı verici"

Bugünkü görüşmede savaşı sona erdirmeye yönelik çabaları birlikte ele aldıklarını ifade eden Fidan, "Maalesef son dönemdeki gelişmeler kaygı verici. Bir yandan diplomatik çabalarda durgunluk yaşanırken diğer yandan çatışmaların daha da şiddetlendiğini görüyoruz. Özellikle son dönemde sivil altyapıya ve yerleşim yerlerine yönelik artan saldırılardan açıkçası endişe duyuyoruz. Süratle müzakere masasına dönülmesi ve diplomatik çözüm arayışlarının kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğine inanıyoruz" diye konuştu.

Bugünkü görüşmenin Ankara'da gerçekleştirilen NATO liderler zirvesinin hemen ardından gerçekleştirilmesi bakımından da ayrı bir anlam taşıdığını belirten Hakan Fidan, "NATO Zirvesi'nde müttefikler olarak Ukrayna'ya desteğin sürdürülmesine yönelik güçlü mesajlar verildi. Türkiye, savaşın ilk gününden beri Ukrayna'ya hem siyasi hem de askeri destek vermektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın NATO liderler oturumunda belirttiği üzere, Türkiye olarak Ukrayna İçin Önceliklendirilmiş İhtiyaçlar Listesi'ne (PURL) katkıda bulunmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.

Fidan pazartesi günü Fransa'nın başkenti Paris'te düzenlenen Gönüllüler Koalisyonu Liderler Zirvesi'ne Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı temsilen katılmasına değinerek, "Burada da Ukrayna'ya desteğimizin farklı veçhelerini muhataplarımızla ele alma imkanımız oldu" şeklinde konuştu.

"Doğrudan diplomatik çabalarımızı artırarak sürdüreceğiz"

Bakan Fidan, Türkiye'nin savaşın başından bu yana iki tarafla da doğrudan temaslarını sürdürdüğünü vurgulayarak, "Geçtiğimiz ay Moskova'ya gerçekleştirdiğim ziyarette, savaşın mümkün olan en kısa sürede ve barışçıl yollarla sonlandırılmasına yönelik telkinlerimizi bir kez daha ilettik. Onlardan da görüşlerini alma imkanımız oldu. Önümüzdeki dönemde, müzakerelere tekrar ev sahipliği yapmak dahil olmak üzere, doğrudan diplomatik çabalarımızı artırarak sürdüreceğiz" dedi.

"Savaşın Karadeniz'e taşınmasını istemiyoruz"

Savaşın başından bu yana çatışmanın yayılması riskinin ciddi bir tehdit olduğunu ve çeşitli şekillerde tırmanmalara şahit olduğunu kaydeden Hakan Fidan, "Karadeniz'in güvenliğini tehlikeye atan gelişmeler, bu endişeleri daha da artırmaktadır. Her vesileyle vurguladığımız gibi, savaşın Karadeniz'e taşınmasını istemiyoruz. Karadeniz'de huzurun korunması şarttır. Burada limanların, tankerlerin ve balıkçı teknelerinin hedef alınması, sivillerin hayatlarının riske atılması mazur görülecek bir husus değildir. Bu açıdan tüm tarafların sağduyulu ve sorumlu davranması gerektiğini bir kez daha buradan vurguluyoruz" diye konuştu.

Ukrayna ve Türkiye arasındaki ilişkilerin her geçen gün daha da derinleştiğini ifade eden Hakan Fidan, "Türk şirketleri, devam eden savaşa rağmen Ukrayna'daki faaliyetlerini sürdürmekteler. Firmalarımızın, yeniden imar başta olmak üzere, Ukrayna'nın toparlanma ve ekonomik gelişim süreçlerine savaş sonrası dönemde de katkı sağlayacağına eminiz. Bu çerçevede, az önce değerli meslektaşım da ifade ettiler, Ukrayna'yla Türkiye arasında 2022 yılında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması'nın benim ziyaretimden bir gün önce Ukrayna Parlamentosu'nda onaylanmasını ve anlaşmanın yürürlüğe girmesini de büyük memnuniyetle karşılıyoruz" ifadelerini kullandı.

"Ticaret hacmimizin Serbest Ticaret Anlaşması'nın da etkisiyle çok daha yükseklere çıkacağına inanıyorum"

Emeklerinden dolayı Ukraynalı meslektaşına teşekkür eden Bakan Fidan, "Bu anlaşmayla, zaten aramızda var olan dinamik ticaret iş birliğinin çok daha ileriye taşınacağını, hatta savaş sonrası dönemde Türkiye-Ukrayna ekonomik ilişkilerinin stratejik bir seviyeye yükseleceğini; sadece iki ülke arasında değil, bağlantısallık imkanları da kullanılarak bölge için, bölgemizin dışındaki diğer ticaret ortaklarımız için de büyük fırsat sunacağına inanıyorum. Çünkü Ukrayna büyük bir tarım arazisine ve sanayi alanına sahip bir ülke. Türkiye'nin de benzer kabiliyetleri, yetenekleri ve imkanları var. Bunların güzel şekilde iş birliğiyle kullanılması halinde gerçekten muazzam bir ekonomik potansiyel üreteceği ortada" şeklinde konuştu.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "2025 yılı itibarıyla, savaş şartlarına rağmen 6,6 milyar dolara ulaşan ticaret hacmimizin, ben inşallah savaştan sonra bu Serbest Ticaret Anlaşması'nın da etkisiyle çok daha yükseklere çıkacağına inanıyorum. Bu arada enerji ve ulaştırma alanlarında da iş birliğimizi ilerletmeye büyük önem veriyoruz. Ukrayna'nın enerji güvenliğine ve mal tedarikine katkıda bulunmanın en güvenilir ve en etkin yolunun Türkiye'nin gelişmiş altyapısından yararlanmak olduğuna inanıyoruz. Ukraynalı arkadaşlarımız da bunun farkındalar. Bölgedeki diğer ortaklarla da iş birliği için bu yöndeki çalışmalarımızı sürdüreceğiz" dedi.

"Türkiye'nin her daim Kırım Tatar soydaşlarımızın arkasında olacağını bir kez daha vurgulamak isterim"

Kırım Tatarlarının Türkiye ve Ukrayna arasında müstesna bir köprü oluşturduğunu da ifade eden Bakan Fidan, "Kırım'ın yasa dışı ilhakı konusunda en başından beri ilkeli tutumumuzu muhafaza ediyoruz. Bölgedeki gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Bu vesileyle, Türkiye'nin her daim Kırım Tatar soydaşlarımızın arkasında olacağını bir kez daha vurgulamak isterim" diye konuştu.

Ukrayna Dışişleri Bakanı Sibiha ile bugün sadece savaş ve ikili ilişkileri değil Orta Doğu ve İran'a ilişkin meseleleri de görüştüklerini belirten Hakan Fidan, "İfade ettiği gibi, Suriye de dahil olmak üzere Körfez'e giden ticari yollarda Ukrayna'nın katılımı ve yeni bağlantısallıkta bu imkanları hep beraber nasıl kullanabiliriz, onları değerlendirme imkanımız oldu. Türkiye, Ukrayna'da uluslararası hukuk temelinde adil ve sürdürülebilir barışın sağlanması için öncü ve etkin çabalarını bundan sonra da sebatla sürdürecektir" ifadelerini kullandı.

"Barışa her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var"

Basın toplantısında bugünkü görüşme ile Türkiye'nin Rusya ve Ukrayna arasında yeni bir müzakere turuna ev sahipliği yapma hedefine yaklaşmış olup olmadığı yönündeki soruyu yanıtlayan Fidan şunları söyledi: "Biliyorsunuz Sayın Cumhurbaşkanımızın bu savaşın başından beri çok ilkeli bir tutumu var ve biz de bunu dış politikamızın aslında asıl mihenk taşı yaptık. ‘Savaşın kazananı olmaz, barışın da kaybedeni olmaz' ilkesi, esası itibarıyla onun vizyonunu ifade etmekte. Tabii ki savaşı ortaya çıkartan sebepler inanılmaz derecede karışık. Özellikle burada Ukrayna'nın toprak bütünlüğünün tehdit altında olması meselesi, Ukrayna'nın haklı bir direniş içerisinde olması, savaşı başka bir boyuta taşıyor. Şimdi burada savaşın 21. yüzyılda Avrupa'da beş yıl konvansiyonel bir savaş olarak giderek daha yıkıcı bir şekilde devam etmesinin hiçbir izahı yok. Giderek daha büyük yaygınlaşma riski de gösteren bir savaş. Hem coğrafi olarak hem yeni hedefleri içeren bir yöne maalesef evrilmek durumunda. Hem de yeni, Allah korusun, silah çeşitlerinin devreye sokulması, bu yayılma riskini artırıyor. Dolayısıyla barışa bizim her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var."

"Yakın gelecekte iyi şeylerin olacağını düşünüyorum"

Türkiye'nin Ukrayna'ya desteği sürdürürken diğer yandan birkaç ülke ile barış yönünde temasları artırarak bu yönde çok ciddi bir çaba içerisinde olduğunu ifade eden Fidan, "Ben kendilerine görüşlerini benimle paylaştıkları için açıkça, samimi bir şekilde çok teşekkür ediyorum. Moskova ziyaretimde de orada Rus tarafının samimi görüşlerini dinleme imkanım oldu. Burada yaptığımız analizleri Amerikalı mevkidaşlarımızla da paylaşma imkanımız oldu. Çünkü onlar da biliyorsunuz arabuluculuk işindeler. Gözlemlerimizi iki tarafa da aktarıyoruz. Bu yeni kısır döngüden nasıl çıkabiliriz, onunla ilgili yeni stratejik arayışlar içerisindeyiz" dedi.

325 metrelik dev boru döşeme gemisi İstanbul Boğazı’ndan geçiş yaptı
325 metrelik dev boru döşeme gemisi İstanbul Boğazı’ndan geçiş yaptı
İçeriği Görüntüle

Yeni fikirlerin ortaya çıktığını belirten Fidan, "Onları masaya yatırıyoruz. Ama şunu söylemek istiyorum; Geçtiğimiz yıl özellikle artık görünür hale gelmiş İstanbul görüşmeleriyle yürütülen Türkiye müzakerelerinin aynı şekilde devam etmesinin ben çok faydalı olacağına inanıyorum. İstanbul formatına baktığınız zaman değerli arkadaşlar, tarafların çeşitli branşlardaki yetkilileri karşılıklı bir araya gelip gerçekten hem kendi içlerinde bir şeffaflık sağladı hem de kendi aralarında birbirleriyle bir şeffaflık sağladığı, direkt müzakerelerin olduğu çok güzel görüşmeler gerçekleşti. Aynı türden görüşmelerin kesintisiz şekilde devam etmesi önemli. Yani savaşın devam ediyor olması aslında görüşmelerin bu formatta devam etmeyeceği manasına gelmez" diye konuştu.

İstanbul görüşmeleri sürecine değinen Fidan, "Tabii ki İstanbul görüşmelerinden sonra biliyorsunuz Amerikalı müzakereciler devreye girdiler. Onlar daha nihai sonuç alıcı bir şey yapılabilir mi, onunla ilgili uğraştılar. Ama bugün itibarıyla maalesef hala savaş devam ediyor ve gittikçe tırmanma riski var. Biz çabalarımızı devam ettireceğiz. Çünkü birilerinin çabayı devam ettirmesi gerekiyor. Barışa ve ateşkese ihtiyaç olduğu her iki taraf tarafından da resmi olarak ifade ediliyor. Tarafları destekleyen diğer aktörler tarafından, yani Avrupalılar tarafından, Amerikalılar tarafından, Çin tarafından da altı çizilerek söyleniyor. Dolayısıyla bu kadar büyük bir uluslararası niyetin ve iradenin olduğu bir konunun bir yerde pratiğe dönüşmesi gerekiyor. Bazı tıkanıklıkların açılması gerekiyor. İşte Türkiye tam da burada bu tıkanıklığı açmada hem zihni, stratejik bir rol oynayarak hem de pratikte olayları uygulamada hayata geçirerek, ben inşallah yakın gelecekte iyi şeylerin olacağını düşünüyorum. Burada barış için emeği geçen, katkı sunan bütün taraflara da ayrıca teşekkür etmek istiyorum" ifadelerini kullandı.

"Türkiye deniz unsurlarına liderlik yapmayı kabul etti"

Karadeniz'deki seyrüsefer emniyeti ve ticari güvenliğe de değindiği açıklamalarında Dışişleri Bakanı Fidan, "Bunu Moskova ziyaretim esnasında Rus tarafıyla da görüştüm. Burada değerli meslektaşımla da görüştüm. Bugün gün boyu yapacağım görüşmelerde de gündeme getireceğim. Bu bizim için önemli bir husus. Karadeniz ülkeleri için önemli bir husus. Esas itibarıyla biliyorsunuz savaş devam ederken hem bizim hem Birleşmiş Milletler'in bir teklifi olmuştu. Savaş bütün alanlarda devam ediyor ama iki alanı buradan ayıralım ve taraflar burada belli bir taahhüde bağlı kalsınlar. Neydi o alanlar? Enerji güvenliği ve Karadeniz'deki seyrüsefer emniyeti, bununla da tahıl güvenliğinin garanti altına alınmasıydı. Bu alanda özellikle biliyorsunuz tahıl anlaşması yapılarak iki sene önce bir kısmı başarı elde edildi ve bu süre içerisinde gerçekten dünya pazarlarına serbest bir şekilde Ukrayna tahılı da gitme imkanı buldu" şeklinde konuştu.

Tahıl anlaşmasının Afrika da dahil birçok yerde gıda güvenliğine çok ciddi bir katkıda bulunduğunu vurgulayan Fidan, "Şimdi Karadeniz'deki seyrüsefer emniyetinin savaşın tırmanmasından dolayı tamamıyla ortadan kalkmış olması açıkçası çok endişe verici. Biz tekrar, asıl amacımız tabii ki savaşın tamamen durdurulması. Eğer bu mümkün olmuyorsa gerek Ukrayna, gerek Rusya, gerek bütün ülkeler için önemli olan birkaç tane kritik alanda savaş moratoryumu ilan edilebilir, hedefler vurulmayabilir. Nedir? Karadeniz güvenliği ve enerji güvenliği olmak üzere. Bu konudaki alternatif tekliflerimiz hala masadadır. Tarafların dikkatine. Ukrayna tarafı bu konuda gerçekten ciddi bir anlayış birliği içerisinde" dedi.

Karadeniz güvenliği ve enerji güvenliği konusunda Türkiye'nin muhtemel askeri katkılarının masaya yatırıldığını aktaran Fidan, "Burada şunu söylemek isterim. Biliyorsunuz muhtemel bir barış anlaşmasının en önemli ayaklarından biri de, şu anda tartışılan belgelerde, Ukrayna'ya yönelik güvenlik garantileri. Bu güvenlik garantilerinin biliyorsunuz verilecek kara, deniz ve hava unsurları var. Türkiye deniz unsurlarına liderliği yapmayı kabul etti. Müttefiklerimizle de bu konuda anlayış birliği içerisindeyiz. Bu konudaki planlama çalışmaları ilgili müttefik ülke deniz kuvvetleri tarafından da yapılmakta" diye konuştu.

"Kırım Tatarlarının kendi haklarını geri alması için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz"

Türkiye'nin Kırım'a ilişkin pozisyonu konusunda Fidan, "Kırım konusunda da bizim duruşumuz baştan beri belli biliyorsunuz. Kırım meselesi gerek dış politikamız açısından gerek iç politikamız açısından bizim için hayati derecede önemli bir konu. Türk dünyasının bir parçası olan Kırım Tatarları konusunda sadece biz değil, bütün Türk devletleri de hassasiyet taşımaktadır. Bu konuda Kırım Tatarlarının kendi haklarını geri alması için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. Söylediğiniz gibi belli hukuksuzlukların olması bizi gerçekten derinden etkiliyor. Bazı Kırım Tatarı liderlerinin hapishanede olduğunu biliyoruz. Bunların da çıkarılması için Rus tarafıyla müzakerelerimiz devam ediyor" ifadelerini kullandı.

"Tarafların bir noktada psikolojik olarak da ateşkese hazır hale geldiklerini görüyoruz"

Ukrayna'da barış ya da ateşkesin önündeki en büyük engelin ne olduğu sorusuna Fidan, "Savaşın başından beri belli aralıklarla sürekli buraya gelmekteyim. Maalesef savaşları gözlemleme, analiz etme ve biraz da içinde bulunma durumundan dolayı tecrübe sahibi olduğumuz için, kötü senaryolarda neler olabileceğini analiz ettiysek onları görüyor olmaktan ayrıca üzüntü duyuyoruz. Belli oranlarda tabii yaygınlaşma var. Bunu da az önce ifade ettim. Bu bizi gittikçe daha da endişeye sevk ediyor" cevabını verdi.

Fidan, "Ama diğer taraftan da savaşta artık yapılabilecek her şey yapıldıktan, bütün araçlar kullanıldıktan sonra tarafların bir noktada psikolojik olarak da ateşkese hazır hale geldiklerini görüyoruz. Hep derler ya, sabaha en yakın nokta gecenin en karanlık olduğu andır diye. Şu anda savaşta ulaştığımız bu yok edici anın inşallah yakın bir barışın ve ateşkesin habercisi olduğunu düşünmek istiyoruz" şeklinde konuştu.

"Uluslararası toplumun da bir ateşkese, bir barış anlaşmasına ihtiyacı var"

Moskova ziyaretinde Rusya'nın görüşmelere ne derecede hazır olduğunu gördüğü ve Rus tarafından neler duyduğu yönünde bir soru alan Fidan, "Moskova'da yaptığım temaslar esnasında özellikle Sayın Putin ve Sayın Lavrov'la görüşmelerimde, olabilecek en yüksek ağızdan görüşmelere hazır olduklarını, esas itibarıyla bu maksatla yapılan her türlü teması da kabul ettiklerini ifade ettiler. Tabii burada iki tane husus var. Birincisi, gerek aracılı gerek aracısız konuşma konusunda nerede duruyorsunuz? Bu zamana kadar biliyorsunuz liderler hariç, Sayın Zelenskiy ile Sayın Putin hariç, her iki taraf sürekli gerek Türkiye'nin arabuluculuğuyla gerek Amerika'nın girişimleriyle bir araya gelmekten imtina etmediler ve bu devam edecek. Şimdi bu türden bir iletişime ve temasa hazır oluyor olmak müzakereler açısından çok önemli bir konu. Ama bundan daha önemlisi, müzakere pozisyonunuzda nerede duruyorsunuz?" dedi.

Bu soruyu Putin'e yönelttiğini açıklayan Fidan, "Kendileri, Alaska'da Amerika'yla üzerinde mutabık kalınan genel çerçevenin, orada deklare ettikleri genel çerçevenin hala arkasında olduklarını ifade ettiler. Tabii burada Ukrayna için kabul edilemeyecek hususlar var. Bu genel çerçeve mevcut şartlar altında nereye evrilebilir, ne olabilir? Aslında müzakerecilerin şu anda üzerinde çalışması gereken konu bu. Ben her iki tarafta da gördüğüm, az önce de ifade ettim, her iki tarafın da acil bir şekilde, sadece Rusya ve Ukrayna'nın değil, uluslararası toplumun da bir ateşkese, bir barış anlaşmasına ihtiyacı var. Biz de bunu mümkün kılmak için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz" diye konuştu.