Röportaj

Denizler rekabet değil, ortak refah alanıdır

Posedonia 2026 Fuarı sonrasında görüşlerini aldığımız Atina Büyükelçimiz Çağatay Erciyes, denizciliğin Türkiye ile Yunanistan arasında ekonomik diplomasinin en güçlü köprülerinden biri olduğunu vurguluyor. Türk firmalarının Yunanistan’daki görünürlüğünü artırmaya yönelik çalışmalara da değinen Büyükelçimiz, Türkiye ile Yunanistan’ın denizcilikte birbirini tamamlayan yapısının yeni ticari ortaklıklar ve 10 milyar dolarlık ticaret hedefi açısından önemli fırsatlar sunduğunu söylüyor.

Abone Ol

Her Posidonia Fuarı öncesinde Türk denizcilerine ev sahipliği yapan bir resepsiyon düzenliyorsunuz. Bu tür uluslararası etkinliklerde Türkiye’yi temsil etmek ve denizcilerimize ev sahipliği yapmak sizin için ne ifade ediyor?

Dünyanın farklı bölgelerinde ülkemizi başarıyla temsil eden iş insanlarımızın, Türkiye’nin diplomatik desteğini yanlarında hissetmeleri son derece önemli. Bu anlayışla, her Posidonia Fuarı kapsamında başta ülkemizden gelen denizcilik sektörü temsilcileri olmak üzere, Yunan makamlarını ve uluslararası denizcilik camiasının önde gelen isimlerini Büyükelçiliğimizde ağırlamaktan büyük memnuniyet duyuyoruz.

Bu yıl 2 Haziran’da, İMEAK Deniz Ticaret Odası ile Gemi İnşa Sanayicileri Birliği’nin (GİSBİR) katkılarıyla yaklaşık 300 davetlinin katıldığı kapsamlı bir resepsiyon düzenledik. Bu buluşmayı yalnızca sektör temsilcilerini bir araya getiren bir etkinlik olarak değil, aynı zamanda Türkiye’nin denizcilikteki birikimini, üretim kapasitesini ve vizyonunu uluslararası platformda tanıtan önemli bir ekonomik diplomasi faaliyeti olarak görüyoruz. Türk ve Yunan denizcilik sektörlerinin yanı sıra uluslararası paydaşları da buluşturan resepsiyonumuz, yeni iş birliği fırsatlarının değerlendirilmesine ve mevcut ilişkilerin güçlendirilmesine katkı sağladı.

Türkiye bugün denizcilik ve özellikle gemi inşa sanayisinde dünyanın önde gelen ülkeleri arasında. Bu tür etkinlikler, ülkemizin küresel deniz ticaretindeki güçlü konumunu, rekabet gücünü ve uluslararası denizcilikte üstlendiği stratejik rolü görünür kılan önemli platformlardır.

Öte yandan, Sayın Cumhurbaşkanımız ile Yunanistan Başbakanı'nın ortaya koyduğu ortak vizyon doğrultusunda, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin daha da geliştirilmesi ve 10 milyar dolar ticaret hacmine ulaşılması hedeflenmektedir. Denizcilik sektörü, bu hedefe en fazla katkı sağlayabilecek alanların başında gelmektedir. İş dünyamızın kuracağı yeni ortaklıklar ve geliştireceği iş birlikleri, ikili ticaret hacminin büyümesine ve ekonomik ilişkilerin derinleşmesine önemli katkılar sunacaktır. Büyükelçilik olarak bu süreci desteklemekten memnuniyet duyuyoruz.

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ifade ettiği gibi, "Denizcilik, Türk’ün büyük millî ülküsüdür." Biz de bu anlayışla, Türk denizciliğinin uluslararası alandaki başarılarını desteklemeye ve görünürlüğünü artırmaya devam edeceğiz.Diplomasi ile denizcilik sektörünün kesiştiği noktaları nasıl değerlendiriyorsunuz? Özellikle deniz taşımacılığı, enerji güvenliği, çevre ve sürdürülebilirlik gibi alanlarda artan uluslararası iş birliği ihtiyacı sizce ülkeler arası ilişkilerde nasıl bir rol oynayabilir?

Denizcilik, uluslararası ilişkilerin en stratejik alanlarından biri. Önemi yalnızca ticaretten kaynaklanmıyor; devletlerin egemenlik haklarını, küresel güvenliği, enerji arzını ve çevresel sorumluluklarını da doğrudan ilgilendiriyor. Bugün denizcilik; ticaret, enerji güvenliği, çevre ve sürdürülebilirliğin iç içe geçtiği küresel bir ekosistem niteliği taşıyor.

Bölgemizde savaşların ve jeopolitik gerilimlerin arttığı bir dönemde deniz ticaret yollarının güvenliği, uluslararası işbirliği ve diplomasinin en önemli gündem maddeleri arasında yer alıyor. Küresel ticaretin yüzde 80'inden fazlasının deniz yoluyla gerçekleştirildiği dikkate alındığında, deniz ulaştırmasının kesintisiz işlemesi yalnızca ekonomik refah için değil, küresel istikrar açısından da hayati önem taşıyor. Petrol, doğal gaz ve LNG gibi stratejik enerji kaynaklarının büyük ölçüde deniz yoluyla taşınması da enerji koridorlarının güvenliğini uluslararası diplomasinin vazgeçilmez unsurlarından biri haline getiriyor.

Denizcilik aynı zamanda doğası gereği uluslararası kurallara ve ortak hareket etme kültürüne dayanıyor. Denizlerle ilgili kararların etkisi çoğu zaman ulusal sınırları aşıyor. Örneğin, bir limandaki çevre standartlarının yetersizliği kirliliğin başka ülkelerin kıyılarına ulaşmasına neden olabilir. Hürmüz Boğazı örneğinde olduğu gibi, stratejik bir boğazın kapanması küresel tedarik zincirlerini aksatabilir, enerji maliyetlerini artırabilir ve temel tüketim ürünlerinin fiyatlarını doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle denizcilik alanındaki kararların sonuçları sektörün ötesine geçerek toplumların günlük yaşamına ve küresel ekonomiye yansımaktadır.

Bu çerçevede ticaretin güvenliği, enerji arzının sürekliliği, deniz çevresinin korunması ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşılması; devletler, uluslararası kuruluşlar ve özel sektör arasında güçlü iş birliği gerektiriyor.

Bunun yanında denizciliğin insani boyutu da unutulmamalıdır. Komşu ülkeler arasında siyasi, hukuki görüş ayrılıkları bulunsa dahi, arama-kurtarma faaliyetleri, denizde can, mal, seyir ve çevre emniyeti mekanizmalarının kesintisiz işlemesi ortak bir sorumluluktur. Denizlerde iş birliği, yalnızca diplomatik ilişkileri güçlendiren bir araç değil, aynı zamanda insan hayatını koruyan evrensel bir zorunluluktur.

Denizcilikte ve ekonomik iş birliği açısından, Türkiye-Yunanistan ilişkilerine dair bu fuar hangi fırsatları sundu?

Posidonia, Atina’da iki yılda bir düzenlenen ve dünyanın en prestijli denizcilik fuarlarından biri. Özellikle Yunan armatörlerinin yoğun katılımıyla küresel denizcilik sektörünün buluşma noktası. Bu yıl fuar, 83 ülkeden 2.227 katılımcı firma ve 140 ülkeden 32.500’ün üzerinde ziyaretçiyi ağırladı.

Bu yönüyle Posidonia, ticari bir fuarın ötesinde, Türkiye ile Yunanistan arasında denizcilik ve ekonomik iş birliğini geliştiren stratejik bir platform niteliği taşıyor. Coğrafi yakınlık ve iki ülkenin denizcilik sektörlerindeki tamamlayıcı yapısı, önemli bir iş birliği potansiyeli yaratıyor. Gemi inşası ve onarımı, ekipman, makine, boya, liman hizmetleri ve diğer denizcilik alt sektörlerinde faaliyet gösteren 76 Türk firması fuarda yer alarak Yunan ve uluslararası sektör temsilcileriyle yeni iş bağlantıları kurma ve mevcut ilişkilerini geliştirme imkânı buldu.

Son yirmi yılda yapılan yatırımlar sayesinde Türk tersaneleri, kalite, teknoloji ve rekabetçi maliyet açısından Avrupa'nın önde gelen üretim merkezleri arasında. Yunan armatörleri de bu kapasiteyi yakından biliyor ve Türk firmalarıyla iş birliklerini her geçen yıl daha da geliştiriyor. Posidonia kapsamında gerçekleştirilen temasların yeni ticari fırsatlara dönüştüğünü memnuniyetle görüyoruz.

Fuarın deniz turizmi açısından da olumlu yansımaları bulunuyor. Türkiye ile Yunanistan arasında gelişen turizm ilişkileri, özellikle kruvaziyer, feribot, yat turizmi ve marina hizmetleri alanlarında yeni iş birliği imkânları yaratıyor.

Kısacası Posidonia, Türkiye ile Yunanistan arasında denizcilik alanındaki iş birliğini güçlendiren, siyasetin ötesinde somut ekonomik kazanımlar üreten önemli bir platform. Büyükelçilik olarak Türk firmalarının fuara güçlü katılımını, daha fazla B2B görüşme gerçekleştirmelerini ve yeni ortaklıklar geliştirmelerini desteklemeyi sürdürüyoruz.

Denizcilik ve ekonomi ekseninde iki ülke arasında iş birliği potansiyeli nasıl değerlendiriliyor?

Denizcilik sektörümüz için Yunanistan önemli bir ihracat pazarı. İki ülke denizcilik sektörleri arasındaki iş birliği potansiyeli de geçmişteki siyasi gerilimlere rağmen güçlü şekilde artış eğiliminde. Zira iki ülkenin sektörel yapıları birbirini tamamlıyor. Yunanistan dünyanın en büyük ticari filolarından birine sahipken, Türkiye gemi inşası, bakım-onarım ve denizcilik sanayisinde güçlü bir üretim altyapısı ve yüksek rekabet gücüyle öne çıkıyor. Bunun yanında yeşil dönüşüm, dijitalleşme, sürdürülebilir denizcilik ve deniz turizmi gibi yeni alanlar da iş birliği için önemli fırsatlar sunuyor.

Son yıllarda ikili ticaret hacminde kaydedilen istikrarlı artış ve liderlerimizin ortaya koyduğu 10 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefi doğrultusunda yürütülen çalışmalar da bu potansiyelin giderek somut sonuçlar verdiğini gösteriyor. Pozitif Gündem mekanizması kapsamında ticaret, turizm ve çevre gibi alanlarda sağlanan ilerlemeler, karşılıklı güveni güçlendiriyor ve yeni iş birliklerinin önünü açıyor.

Bugün Yunan armatörleri kalite, kapasite ve rekabetçi maliyet avantajları sayesinde Türk tersanelerini tercih ediyor. Römorkör inşası, gemi bakım-onarımı ve diğer denizcilik projelerinde iki ülke firmaları arasında başarılı ortaklıklar kuruluyor. Bu her iki taraf için de kazan-kazan anlayışına dayalı güçlü bir iş birliği zemini oluşturuyor.

Türk denizcilik firmaları sizden hangi konularda destek alıyorlar ve ticaretin gelişmesi açısından firmalarımızla ne gibi iş birlikleri yapmayı planlıyorsunuz?

Türk denizcilik firmaları, Büyükelçiliğimiz ve Yunanistan’daki temsilciliklerimiz aracılığıyla birçok alanda destek alabiliyor. Öncelikle, Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi (YDİK), Pozitif Gündem, Karma Ekonomik Komisyon ve Turizm Karma Komisyonu gibi mekanizmalar, iki ülke arasındaki ekonomik iş birliğinin kurumsal zeminini güçlendiriyor. Bu çerçevede Yunan armatörleri ile Türk tersaneleri arasındaki güven ortamının pekişmesine ve yeni iş birliklerinin gelişmesine katkı sağlanıyor.

Ticaret Müşavirliğimiz de Yunan pazarındaki gelişmeleri yakından takip ederek sektör temsilcilerimizi düzenli olarak bilgilendiriyor, sektörel analizler hazırlıyor ve firmalarımıza yol gösterici destek sunuyor. Bunun yanı sıra, Yunan limanları, gümrük uygulamaları, yatırım ortamı veya idari süreçlerde karşılaşılan sorunların çözümü için ilgili Yunan makamları nezdinde gerekli girişimlerde bulunuyoruz.

Özel sektör kuruluşlarımızla da yakın iş birliği içindeyiz. DEİK Türkiye-Yunanistan İş Konseyi başta olmak üzere, Yunanistan Türk İş İnsanları Topluluğu (YUTİİT) ve Atina merkezli Türk-Yunan İş İnsanları Derneği (YUTİAD) ile koordinasyon içinde çalışıyor; iki ülke iş dünyası arasında yeni ortaklıkların kurulmasını ve mevcut ilişkilerin geliştirilmesini destekliyoruz.

Amacımız, yalnızca firmalarımızın karşılaştıkları sorunların çözümüne katkı sağlamak değil; aynı zamanda Türk denizcilik sektörünün Yunanistan'daki görünürlüğünü artırmak, yeni ticaret ve yatırım fırsatlarının değerlendirilmesine katkıda bulunmak ve iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin daha da güçlenmesine destek vermektir.

Türkiye ve Yunanistan hem güçlü denizcilik geleneklerine sahip hem de benzer kültürel coğrafyayı paylaşan iki ülke. Lakin anlaşmazlıkların bir tanesi de denizden kaynaklanıyor. Bu konudaki görüşleriniz ve çözümü yönündeki fikirleriniz nelerdir?

Türkiye ve Yunanistan, denizcilik alanında köklü geleneklere sahip iki komşu ülke. Her iki ülke de deniz ticaretinin, deniz ulaştırmasının ve deniz ekonomisinin stratejik öneminin farkında. Bununla birlikte, iki ülkenin denizlere ilişkin bakış açılarının farklılaştığı temel alan, Ege Denizi ve Doğu Akdeniz'deki çoğu deniz yetki alanlarına ilişkin ihtilaflar. Türkiye ile Yunanistan arasında bu bölgelerde birbiriyle bağlantılı ve kapsamlı bir dizi mesele bulunmakta. Biz bu ihtilafların bütüncül bir yaklaşımla ve uluslararası hukuk temelinde, diyalog yoluyla ele alınarak çözüme kavuşturulması gerektiğine inanıyoruz.

Ne var ki Yunanistan'ın uzun süredir benimsediği "tek sorun kıta sahanlığının sınırlandırılmasıdır" yaklaşımı, mevcut ihtilafların bütüncül biçimde ele alınmasını ve çözümünü zorlaştırıyor. Oysa biz, iki komşu ve müttefik ülkenin karşılıklı diyalog ve siyasi irade ile çözemeyeceği hiçbir sorun olmadığına inanıyoruz.

Bunun için üç temel unsurun gerekli olduğunu düşünüyorum. Birincisi, samimi ve sürdürülebilir bir diyalog. İkincisi, popülist söylemlerden ve gerilimi artıracak adımlardan kaçınılması. Üçüncüsü ise mevcut tüm meseleleri ele alma iradesinin ortaya konulmasıdır.

Aynı coğrafyayı paylaşan iki komşu olarak denizleri bir rekabet veya ihtilaf alanı değil, iş birliği ve ortak refah alanı olarak görmeliyiz. İnanıyorum ki bu yaklaşım hem iki ülkenin hem de bölgemizin istikrarına ve refahına önemli katkılar sağlayacaktır.