Röportaj

Cey Holding: Türkiye’nin lojistik geleceğinin mimarı

1969 yılından bu yana lojistik, liman işletmeciliği ve serbest bölge yatırımlarıyla Türkiye’nin dış ticaret altyapısına yön veren Cey Holding, bugün Karadeniz’den Akdeniz’e uzanan entegre yapısıyla dikkat çekiyor.

Abone Ol

1969 yılından bu yana lojistik, liman işletmeciliği ve serbest bölge yatırımlarıyla Türkiye’nin dış ticaret altyapısına yön veren Cey Holding, bugün Karadeniz’den Akdeniz’e uzanan entegre yapısıyla dikkat çekiyor. Samsunport, Ceyport Tekirdağ, Taşucu Limanı, MESBAŞ ve Erdemir Limanı operasyonlarıyla Türkiye’nin lojistik koridorlarında stratejik rol üstlenen şirket; yeşil dönüşüm, intermodal taşımacılık ve dijitalleşme yatırımlarıyla geleceğin lojistik modelini şekillendiriyor. Cey Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Berzan Avcı ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; liman yatırımlarından yeşil dönüşüme, lojistik şehir vizyonundan Türkiye’nin dış ticaret hedeflerine kadar birçok önemli başlığı konuştuk.

Cey Holding’in yatırım vizyonunu ve “Türkiye için çalışmaya devam ediyoruz” yaklaşımınızı birlikte ele alırsak; bu anlayış günlük iş stratejilerinize nasıl yansıyor?

Cey Holding olarak 1969 yılından bu yana “bildiğimiz işi yapma” prensibiyle hareket ediyor ve stratejimizi lojistik ile bağlantılı sektörlerle sınırlıyoruz. Günlük stratejilerimizde odaklanma ve kaynakları verimli kullanma avantajını ön planda tutuyoruz. Türkiye’nin büyüme potansiyeline olan sarsılmaz inancımızla, yatırım kararlarımızda en önemli kriterimiz fayda ve verimliliktir. Bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz yatırımlarla, dış ticaretin yoğunlaştığı dört denizimizdeki kritik merkezlerde limanlarımız, lojistik tesislerimiz ve serbest bölgelerimizle entegre çözümler sunarak ülke ekonomisine katma değer sağlıyoruz.

Günümüz küresel ticaretinde “hız” ve “güvenlik” en önemli unsurlar haline geldi. Kızıldeniz’de yaşanan güvenlik krizleri ve Süveyş Kanalı’ndaki aksamalar, Türkiye’nin ticaret koridorlarındaki “güvenli liman” rolünü daha da güçlendirdi. Biz de stratejimizi sadece bir lojistik şirketi olarak değil, Türkiye’nin Orta Koridor ve Akdeniz üzerindeki stratejik derinliğini artıracak bir altyapı sağlayıcısı olarak kurguluyoruz. Öncelikli hedefimiz, Türkiye’nin 2028 yılı için öngörülen 40 milyar dolarlık lojistik hizmet ihracatı hedefine; sahip olduğumuz 4,2 milyon metrekare alan üzerine kurulu 4 liman, 14 lojistik terminal ve 3 serbest bölge ile en yüksek katkıyı sunmak.

Samsunport özelleştirmesi ile başlayan süreçte limanın kapasitesini üç kat artırdınız. Bu dönüşümün temelinde hangi stratejiler vardı?

Samsunport’taki en kritik stratejimiz; özelleştirme sonrası hızla devreye aldığımız altyapı, silo, yatay depo ve modern ekipman yatırımlarıyla çağdaş liman yönetimi anlayışını hayata geçirmek oldu. Böylece Samsunport’u sadece bir kıyı tesisi olmaktan çıkarıp intermodal bir lojistik merkeze dönüştürdük. Yaptığımız yatırımlarla yıllık yük miktarını 1,5 milyon tondan 5,5 milyon tona çıkardık. Bölgede deniz, kara ve demiryolu bağlantısına aynı anda sahip tek liman olarak Samsunport bugün Karadeniz’in en önemli dış ticaret kapılarından biri konumunda. Toybelen’de hayata geçirdiğimiz 22 bin metrekarelik kara limanı ise limandaki yoğunluğu azaltırken, intermodal taşımacılık kapasitesini destekleyerek bölgenin tam kapasite çalışan bir lojistik üs haline gelmesini sağladı.

Tekirdağ Limanı’nın Türkiye lojistik haritasındaki rolünü nasıl görüyorsunuz?

Ceyport Tekirdağ, Batı Marmara’da demiryolu bağlantısı ve tren feri rampasına sahip tek liman olması nedeniyle stratejik öneme sahip. İstanbul’a yakınlığı ve intermodal altyapısıyla Uzak Doğu’dan Avrupa’ya uzanan ticaret koridorunda kritik bir transit merkez olarak öne çıkıyor. Biz bu limanı, İstanbul üzerindeki lojistik yükü hafifletecek yeni bir yük merkezi ve Trakya sanayisinin dünyaya açılan ana kapısı olarak konumlandırıyoruz.

Konteyner operasyonlarına başlamanız bölge için nasıl bir dönüşüm yaratacak?

Özelleştirme öncesinde konteyner elleçlenmeyen bu limanda yatırımlarımızı tamamladık ve hat görüşmelerimizi sonuçlandırdık. Bu gelişme özellikle Marmara Ereğlisi ve Çorlu hattındaki yoğun sanayi kümelenmesi için lojistik maliyetlerin düşmesi, transit sürelerin kısalması ve dünya pazarlarına doğrudan erişim anlamına geliyor.

Taşucu Limanı ve sanayi bölgesi yatırımlarınızın bölge ekonomisine etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ceyport Taşucu, 1,5 milyon metrekareyi bulan entegre liman, lojistik ve sanayi alanıyla Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki lojistik hakimiyetini güçlendirecek jeopolitik bir yatırım niteliği taşıyor. Mersin Limanı’nda yaşanan kapasite yoğunluğu bölge ticaretinde ciddi beklemelere neden oluyor. Taşucu Limanı bu darboğazı aşacak yeni bir merkez olacak. Sadece lojistik değil, enerji projeleri ve sanayi yatırımları için de ana üs görevi üstlenecek. Bölge ekonomisine en az 5 bin kişilik dolaylı istihdam katkısı sağlamasını öngörüyoruz.

Sanayi bölgesi için nasıl bir planlama yürütüyorsunuz?

Limanın arkasındaki 715 bin metrekarelik alanı Yeşil Sanayi Bölgesi konseptiyle planlıyoruz. Avrupa Yeşil Mutabakatı nedeniyle ihracatçı firmalar karbon ayak izlerini azaltmak zorunda. Biz burada güneş enerjisiyle desteklenen, limana sıfır mesafede, antrepo ve serbest bölge avantajlarının birleştiği yeni bir lojistik-sanayi ekosistemi kuruyoruz. Özellikle Orta Doğu ve Uzak Doğu merkezli üretim firmalarından yoğun talep alıyoruz.

Samsunport ve Tekirdağ deneyiminizi Taşucu’na nasıl taşıyacaksınız?

Özelleştirme sonrası kapasite artırımı konusundaki know-how birikimimizi Taşucu’na aktarıyoruz. Kapalı depolama alanları, sıvı tank terminali, modern yolcu salonları, 16 metre drafta sahip rıhtımlar ve dijital liman otomasyon sistemleriyle Taşucu’nu her türlü yükün elleçlenebildiği Akdeniz’in en merkezi limanlarından biri haline getirmeyi hedefliyoruz. Uzun vadeli vizyonumuz; Taşucu’nu sadece bir liman değil, serbest bölgesi, sanayisi ve lojistik terminaliyle komple bir “Lojistik Şehir” modeline dönüştürmek.

MESBAŞ Serbest Bölgesi’nin Türkiye ekonomisine katkısını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’nin ikinci büyük serbest bölgesi olan MESBAŞ, yıllık 4 milyar doları aşan ticaret hacmiyle dış ticaretimizin en önemli merkezlerinden biri. Buradaki altyapı ve güneş enerjisi yatırımlarımız sayesinde firmalara dünya standartlarında sürdürülebilir üretim ortamı sunuyoruz.

Erdemir Limanı işletmesini üstlenmek size nasıl bir güç kattı?

Erdemir gibi Türkiye’nin sanayi devlerinden birinin liman operasyonlarını yürütmek bize endüstriyel liman işletmeciliği konusunda dünya standartlarında önemli bir yetkinlik kazandırdı. Bu iş birliği sayesinde toplam yıllık elleçleme hacmimizi 30 milyon tonun üzerine çıkararak Türkiye’nin en büyük liman operatörlerinden biri konumuna ulaştık.

AB Yeşil Mutabakatı kapsamında yaptığınız enerji yatırımları ne tür dönüşüm sağladı?

Türkiye’de liman tesislerine güneş enerjisi yatırımı yapan ilk firmalardan biriyiz. Mevcut 4 MW kapasitemizi kısa sürede yıllık 26 milyon kWh üretime ulaştıracağız. Bu dönüşüm enerji maliyetlerimizi azaltırken operasyonlarımızı daha sürdürülebilir hale getirdi. Bugün lojistik sadece yük taşımak değil, aynı zamanda “yeşil yük” taşımaktır. Limanlarımızdaki GES sistemleriyle ihracatçılarımızın karbon sertifikasyon süreçlerine de destek oluyoruz.

Yeşil Liman Sertifikası size ne tür avantajlar sağladı?

Tüm limanlarımızda sıfır atık ve yeşil dönüşüm standartlarını uyguluyoruz. Elektrikli vinç ve ekipman kullanımı sayesinde yakıt maliyetlerimizi yüzde 40 düşürürken karbon emisyonlarımızı yüzde 60 azalttık. Bu dönüşüm yalnızca çevresel değil, aynı zamanda operasyonel verimlilik açısından da büyük avantaj sağladı.

İskenderun Likit Terminal projesi bölgeye nasıl katkı sağlayacak?

Bu yatırım sayesinde İskenderun’un kimyasal ve bitkisel yağ ticaretinde Doğu Akdeniz’in en büyük aktarma merkezlerinden biri olmasını hedefliyoruz. Bölgeyi Akdeniz’in en büyük sıvı yük merkezlerinden biri haline getirerek transit ticarette Türkiye’nin payını artıracağız.

Önümüzdeki dönemde hangi projeler öne çıkıyor?

Ceyport Taşucu Limanı ve Sanayi Bölgesi yatırımı, İskenderun Likit Terminali ve DENSEB projelerimiz öncelikli gündem maddelerimiz arasında yer alıyor. Bunun yanında dijitalleşme kapsamında yeni nesil lojistik yazılımları ve mobil uygulama projelerini de devreye alıyoruz.

Cey Holding’i 10 yıl sonra nerede görüyorsunuz?

Cey Holding’i 10 yıl sonra sadece Türkiye’nin değil, Doğu Akdeniz ve Karadeniz havzasının en büyük entegre lojistik oyuncularından biri olarak görüyorum. Yapay zekâ ve IoT teknolojilerini liman yönetiminin merkezine yerleştirmiş, karbon nötr hedeflerine ulaşmış ve Türkiye’nin dış ticaret koridorlarının vazgeçilmez unsurlarından biri haline gelmiş bir yapı olmayı hedefliyoruz.