Türkiye Liman İşletmeleri Derneği (TÜRKLİM) 26. Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştirdi. Marriott Hotel Asya’da düzenlenen toplantıya, Denizcilik Genel Müdürü Ünal Baylan, Tersaneler ve Kıyı Yapıları Genel Müdürü Salih Tan, İMEAK Deniz Ticaret Odası (DTO) Başkanı Tamer Kıran, İMEAK DTO Meclis Başkanı Başaran Bayrak, Yıldırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Yüksek Yıldırım, limancılar, dernek üyeleri ve çok sayıda kişi katıldı.

6 Şubat’ta Kahramanmaraş merkezli iki büyük depremde hayatını kaybeden on binlerce insanın anısına düzenlenen saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan toplantıda ilk olarak divan heyetinin seçimi gerçekleştirildi. 2022 Yılı Faaliyet Raporu, Gelir-Gider Tablosu ve Denetim Kurulu Raporunun okunup onaylanması ile devam eden toplantı konuşmalar ve sunumlarla devam etti.

Ardından TÜRKLİM Başkanı Aydın Erdemir kürsüye çıktı. Kısa bir teşekkür konuşması yapan Erdemir, olası Marmara depreminde limanların güçlendirilmesinin önemine işaret ederek limancıları daha fazla destek vermeye davet etti.

DTO ile TÜRKLİM uyum içinde

İMEAK DTO Başkanı Tamer Kıran ise yaptığı konuşmada, DTO ile TÜRKLİM çalışma yakınlığı ve işbirliğinin önemine değinerek, “Sektörümüzdeki dernekler sadece kendi alanlarıyla uğraştıkları için derin bilgi sahibi oluyorlar. DTO ise bunların bir çatı örgütü olarak burada olmayanların sesini de dile getirme imkanı elde ediyor. Bu bağlamda derneklerimiz ile Oda’nın sıkı ve samimi bir işbirliği ve çalışma içinde olması gerekiyor. TÜRKLİM ile iyi bir uyum tutturduk ve ihtiyacımız olan her durumda bilgi alışverişinde bulunabiliyoruz. Limancılıkla ilgili konularda destek alabiliyoruz” dedi.  Denizcilik dünyasının, konuşurken, hareket ederken benzer doğrultuda hareket ettiğini ancak talepte bulunduğu kurumların farklı kurumlar olduğuna işaret eden Kıran, “Ankara’dalar ve deniz yok orda. Dolayısıyla onlara çok iyi anlatmamız ve aynı sesi vermemiz gerekiyor. Bu çok önemli. En ufak farklı seste işlerin bitme süreçleri çok uzuyor ve hatta çoğu zaman yapılamıyor. Bu nedenle Ankara’ya karşı aynı sesi çıkarmamız, aynı telden çalmamız gerekiyor. Aksi durumda dinlenirsiniz ondan sonra İstanbul’a doğru yola koyulursunuz. Buna dikkat etmeli. Bu bağlamda da TÜRKLİM ile iyi gidiyoruz” diye konuştu.

Ticareti kısıtlayıcı yaklaşımlar sektörü böler

Denizcilik sektörünün dünyanın en rekabetçi sektörü olduğunun altını çizen Kıran, “Birlikte, omuz omuza durarak üstesinden gelebiliriz” dedi. Sektörün bir diğer paydaşı olan ikmalcilerin yaşadıkları sorunlara ilişkin değerlendirmede bulunan Kıran, şöyle devam etti; “Bunların sıkıntısı limanlarda istenen ücretler. Bu arkadaşlarımız fiyatların yüksekliğinden yakınıyor. Bunun bir çaresini bulmak mecburiyetindeyiz. İstirham ediyorum. Konuya aklıselim ile yaklaşarak yatırdığınız 300-500-800 milyon dolarları, onlardan alacağınız 50-100-200 dolarlarla çıkartamayacağınızı da dikkate alarak değerlendirmenizi talep ediyorum. İkinci konu ise limanlara kendi firmaları dışında başka kimseyi sokmama gibi bir eğilim olduğuna dair bir bilgi geldi. Bu doğru değil. Bir liman işletmesi her şeyi kendisi yapacak olursa sektördeki diğer insanlar nasıl geçinecek. Sokaklar işsiz, ihtiyaç sahibi insanlarla dolu olursa şatolarda kalelerde nerde yaşarsanız yaşayın mutlu olamazsınız. Mutlaka sizlere de yansır. Dolayısıyla ticaretin rekabetini kısıtlayıcı yaklaşımlarda bulunmayalım. Bu sektörümüzde ciddi bölünmelere de yol açar.”

Yılport’un başarısının sırrı çok çalışmak

TÜRKLİM Genel Kurul toplantısında söz alan bir diğer isim dünyanın pek çok ülkesinde limancılık faaliyetleri yürüten aynı zamanda dünyanın en başarılı iş insanları arasında gösterilen Yıldırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Yüksek Yıldırım oldu. Konuşmasına “Yılport’ta tesadüflere yer yok. Çok büyük bir çalışma var” diyerek başlayan Yüksel Yıldırım, 2004 yılında başladığı limancılık serüvenini anlattı. “Limancılığı sevmezseniz bu kadar büyüyemezsiniz, bu kadar çalışmazsanız bu kadar başarılı işler yapamazsınız” diyerek sözlerine devam eden Yıldırım, 2011Malta ile başlayan ilk yurt dışı limancılık yatırımında bugün 12 ülkede 24 liman ve 7 kara terminaliyle dünyanın 11’inci büyük konteyner liman işletmecisi olduklarını anlatarak, “Bu kesinlikle tesadüf değil. Bugün Yılport bünyesinde birçok ülkeden çalışanlar bulunduruyor. İnanılmaz bir çalışma yapıyoruz” dedi.

Gemiler büyüyor, limanların da büyümesi lazım

Yılport’u daha da büyütmeye çalıştığını kaydeden Yıldırım, “Bir Türk iş insanı olarak ağırlıklı Avrupa, Afrika, Amerika’nın kuzeyi ve güneyi olmak üzere buralarda liman yatırımları için 7/24 çalışıyoruz. Herkese gidiyoruz. Yılport’un kim olduğunu ne yapabileceğimizi, neden bizi tercih etmeleri gerektiğini anlatıyoruz. Limanları büyük savaşlar vererek alıyoruz. Türkiye’ye yatırım yapmak çok kolay ama Türklerin dışarıda yatırım yapması çok zor. Biz bu gibi sorunları çok yaşadık ve yaşamaya da devam ediyoruz. Yurt dışındaki limanları hep 30 yıllık, 50 yıllık geleceğine göre dizayn ediyorum. Gelecek çok hızlı değişecek limancılıkta. Türkiye, limancılıkta 2003-2023 döneminde çok doğru işler yaptı. O zaman Anadolu yakasında bir tane liman yokken bugün 5 milyon TEU üzerinde bir kapasite var. Gittikçe de büyüyecek. Bunlar bugün için yeterli ama gelecek için değil. Bizim limanlarımızı geleceğe hazırlamamız lazım. Gemiler büyüyor. Limanların da büyümesi lazım. Limanları sadece gemilere servis değil lojistiğinde bir parçası olacak şekilde dizayn etmemiz lazım. Değişimin bir parçası olmak zorundayız. Eğer olamazsak dinazorlar gibi yok olur gideriz. Sektör şimdiden geleceği görüp hazırlık yapmak zorunda. Ben bunu Başarılı bir şekilde yapıyorum” diye konuştu.

‘Türk limancısı olarak geldiğim noktadan gurur duyuyorum’

Konuşmasının devamında liman yatırımlarından da bahseden Yıldırım, şunları söyledi; “Hedefi 2030 yılına kadar kurmuştuk. Dünyanın ilk 10 büyük konteyner terminal operatörü olacaktık. Şu an 11’inciliğe kadar geldik. Çalışmaya devam ediyoruz. Liman yatırımlarımız devam ediyor. Bu sene bize geçmesini planladığımız Takoradi Limanı, Hırvatistan’da bir liman, Ekvator Cumhurbaşkanı ile önümüzdeki ay liman için kontrat imzalayacağız. Bir tane Guatemala’da var. 3 firmayla rekabet ediyoruz. Yine Panama’da bir liman yapacağız. Amerika’nın limanlarını fokusladık. Latin Amerika’da inanılmaz bir ithalat var. Bir Türk limancısı olarak geldiğim noktadan gurur duyuyorum. Her gittiğimiz limanda yaptığımız yatırımda gururla Türk bayrağını çekiyoruz kapıya. Büyümeye devam edeceğiz. ”

‘Türkiye’de limanlara özel sigorta yok’

TÜRKLİM Başkanı Aydın Erdemir, “Depreme dayanıklı limanlar” konulu sunum gerçekleştirdi. Sunumunda Türkiye’nin yoğun ithalat yapan bir ülke olduğunu belirten Erdemir, Türkiye limanlarının neredeyse yüzde 90’ının deprem bölgesinde bulunduğunu belirterek, “Türkiye faaliyette olan 206 adet kıyı tesisi ve limanın 149’u (yüzde 72’si) birinci derece deprem bölgesinde. 17’si (yüzde 8’i) 2. derece deprem bölgesinde, 26’sı (yüzde 13’ü) 3. derece deprem bölgesinde, 14’ü ise (yüzde 7’si) 4. derece deprem bölgesinde yer alıyor” dedi.

Prof. Dr. Soner Esmer: Aliağa Bölge Liman Başkanlığı farkı açıyor Prof. Dr. Soner Esmer: Aliağa Bölge Liman Başkanlığı farkı açıyor

Depremin liman üzerinde çok büyük etkileri olduğunu dile getiren Erdemir, “İş gücü kaybının yanı sıra bir çevre felaketidir. Hem muazzam bir insan kaybı, hem de korkunç bir çevre kaybı var. Fiziksel hasarlarda ise korkunç zararlar var. Bunlar, rıhtım ve iskelelerin hasarları, dalgakıran hasarları, depo ve antrepo hasarı, elektrik gibi altyapı sistemleri hasarı, liman tesisleri ve bina hasarları, liman ve elleçleme ekipmanları hasarı, deniz ekipmanlarının batması veya hasarı, bağlantı yolları hasarı ile telefon, internet gibi hasarlar. Bütün kurumlar durabilir. Çünkü limanlara bağlı bir hayat var. Türkiye’de limanlara özel oluşturulmuş bir deprem sigortası yok” dedi.

‘Limanların afet yönetimindeki önemine göre organize olmalıyız’

Konuşmasına limanların afet yönetimindeki önemine işaret eden Erdemir, şöyle devam etti; “Öncelik depremin ilk 72 saati olmak üzere özellikle İstanbul depremini öngördüğümüzde ana ve tali yolların, kente ulaşan demiryollarının hasar göreceği, bunların yeniden işler duruma geleceği süre içinde ilk kullanılacak ulaştırma modu denizyolu olacağı, devamında da hayatın normalleşmesi sürecine kadar tüm deniz afet lojistiğinin hayata geçirilmesinde hayati derecede önemlidir. Çalışabilir durumda olan tüm limanlar, iskeleler, balıkçı barınakları, marinalar ve hatta özel iskeleler kullanılabilecek. Afet bölgesine başta enkaz kaldırma personeli olmak üzere tüm uzman ekiplerin, ekipmanların ve araçların ulaştırılmasına ilave olarak giyecek, gıda, sağlık malzemesi, çadır, yaşam konteynerleri vb. malzemelerin ulaştırılmasında öncelik deniz ulaştırması olacak.Limanlar sahip oldukları imkanlarla depolama, haberleşme, lojistik yönetim merkezi olarak kullanılabilir. Limanların afet yönetimindeki önemi çok önemli. Bizim buna göre organize olmamız lazım.”

Depreme dayanıklı limanlar için neler yapılmalıdır

Depreme dayanıklı limanları için yapılması gerekenleri sıralayan Erdemir, sözlerine şunları ekledi; “Kıyı tesisleri ve liman yatırımlarının ‘Stratejik Yatırım’ kapsamına alınarak her türlü devlet teşviklerinden ve desteklerinden yararlanmasının önünün açılması zaruridir. Endüstri Bölgeleri için çıkarılan düzenleme bu konuya örnektir. Limanların depreme dayanıklı hale getirilmesi için yapılacak bu yatırımları hızlandırmak ve desteklemek için Özel limanlarda ‘Kullanma Sürelerinin’, halihazırda Özelleştirilmiş limanlarda ise ‘İşletme Sürelerinin’ bu çalışmalar başlamadan önce önlerini görmelerini sağlayacak şekilde ilave süre verilerek sürecin desteklenmesi ve önünün açılması önemlidir. Kıyı yapılarının ve Limanların yürürlükteki deprem şartnamelerine ve teknik esaslara göre zorunlu olarak bağımsız mühendislik firmaları tarafından ‘Tahkikinin/İncelemesinin’ yapılması gereklidir. Tahkik raporlarının sonuçlarına göre güçlendirilmesi gereken riskli kıyı yapılarının ve limanların ‘Güçlendirme’ projelerinin mevcut imar sınırlarının üstündeki belli oranlara kadar ÇED muafiyeti ile hızlandırılmış imar planı düzenleme, kiralama, plan ve proje onayı, ruhsat ve diğer işlemlerin tamamlanması gerekir. Bu sürecin yürütülmesi aynı zamanda bölge/havza veya körfezler bazında sektörün mevcut durumuna, ülkemizin limancılık hedeflerine ve beklentilerine uygun bir ‘Liman Yönetim Modelinin’ hayata geçirilmesini de uygun hale getirmektedir. Bu süreç ile birlikte yapılacak güçlendirme projeleriyle birlikte ihtiyacı olan bölgelerde Kapasite Artışı projelerinin de hızlandırılmış ÇED, imar planı düzenleme, kiralama, plan ve proje onayı, ruhsat ve diğer işlemlerin tamamlanması gerekir. Böylelikle liman kapasitelerinin 2050 yılına hazırlıklarının da başlatılması ülkemiz yararınadır. Marmara Denizi ve Adalar için çıkarılan ÖÇK’nın Güçlendirme ve Kapasite Artışı projelerinin yürütülmesine engel olmayacak bir şekilde Revize Edilmesi zorunludur. Bahse konu tüm bu yatırım planlamaları başta T.C. Ulaştırma Altyapı Bakanlığı, T.C. Çevre Şehircilik ve İlkim Değişikliği Bakanlığı, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı olmak üzere konuyla ilgili tüm kurumların ‘Bütüncül Yaklaşımı’ çerçevesinde ele alınarak yürütülmek, bu sürece uygun bir yasal düzenlemelerin de yapılması gerekli görülmektedir.

Salih Tan: Kendi göbeğimizi kendimiz kesmeliyiz

Tersaneler ve Kıyı Yapıları Genel Müdürü Salih Tan ise olası Marmara depreminde ülke limanlarının yarısının bulunduğu Marmara bölgesinin hassas bir bölge olduğunu ve yatırımların daha itinalı yapılması gerektiğini belirterek, “Öncelikle liman işletmelerinin mevcut durumda teşvik edilmesi önemli. Çünkü bu kamu kaynağı ile kısa sürede gerçekleştirilebilecek bir şey değil. 51 büyük liman var. Bu limanların takip raporlarının hazırlanması, mevcut durumun tespiti kamu kaynağı ile kısa sürede olabilecek bir şey değil. Bu nedenle sektörün öncelikle olarak bunu kendi imkanlarıyla yapması lazım. Bunu siz hazırlayıp sunsanız bile bizim bunu değerlendirmemiz 1-2 yılı alır. O yüzden olası Marmara depremine karşı yatırımcı tarafı olarak bizim kendi göbeğimizi kendimiz kesmemiz gerekiyor.

Ünal Baylan: Türk ticaret filosu yüzde 30 büyüdü

TÜRKLİM Genel Kurul Toplantısı’nın son konuşmasını Denizcilik Genel Müdürü Ünal Baylan yaptı. Dünya çapında deniz taşımacılığında ve ticaretinde bir resesyon olduğunu belirten Baylan, “Biz bunu 2021’in ikinci bölümünde hissettik. Ama 2022’nin ilk 6 ayındaki güçlü ticari aktivitelerimiz bunun rakamlara negatif yansımasına engel olmuştu. Öngörülmeyen durumlar ve bunlar ticareti olumsuz anlamda etkileyebilir” dedi. Türkiye’nin geçtiğimiz yıl dünyada en çok gemi ticaret filosunu arttıran ülke olduğuna işaret eden Baylan, “Yüzde 30’un üzerinde bir büyümemiz var. 14’üncülüğe yükseldik. Şu anda 40 milyon DWT’na yakın bir tonajımız var. Türk bayraklı filomuzda yüzde 12-13 oranında büyüdü. 700 bin DWT oranında bir artış var. 2013’ten beri artık her yıl eksiye giden filo artık artıya geçti” diye konuştu.

7DENİZ 

Editör: Haber Merkezi