İklim kampanyası örgütü “350.org” tarafından analiz edilen Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) son rakamlarına göre, Hürmüz Boğazındaki faaliyetler hızla normale dönse bile, yüksek petrol ve gaz fiyatlarının yükü yaklaşık 600 milyar dolara ulaşacak.
Tedarik kesintisi devam ederse, hanehalkları, işletmeler ve hükümetlerin maruz kalacağı iktisadi darbe 1 trilyon doların üzerine çıkabilir.
Bu rakam, enflasyonun, özellikle de gübre ve gıda maliyetlerindeki artış, iktisadi faaliyetlerdeki düşüş ve işsizliğin artması gibi önemli dolaylı etkilerini içermediğinden, muhtemelen düşük bir tahmin.
350.org’un genel müdürü Anne Jellema şunları söyledi:
“Önümüzdeki birkaç gün içinde büyük petrol şirketleri, büyük bir kısmını halihazırda binlerce kişinin ölümüne ve milyonlarca kişinin yoksullaşmasına neden olan bir savaşın sırtından kazanılmış astronomik ilk çeyrek karlarını açıklayacak. Hürmüz Boğazı yarın yeniden açılsa bile, yakıt, elektrik ve gıda masraflarını karşılamakta zorlanan sıradan insanlar pahasına, petrol şirketlerinin kasalarına müstehcen miktarda para akmaya devam edecek.”
350.org, sosyal koruma ve fosil yakıt alternatiflerinden daha ucuz, daha temiz ve daha güvenilir olan yenilenebilir enerji yatırımları için kaynak yaratabilecek, aşırı kârlar üzerine acil bir olağanüstü vergi uygulanması çağrısında bulundu.
ABD’li ve Körfez bölgesi dışındaki diğer petrol şirketlerinin durumuyla bu olumsuz durum arasındaki zıtlık ise dikkat çekiyor.
Salı günü BP, Orta Doğu’daki çatışmaya bağlı olarak petrol ve doğalgaz fiyatlarında yaşanan artışın ardından, yılın ilk çeyreğine ait kârının iki katından fazla arttığını açıkladı.
Enerji devi, yeni CEO Meg O’Neill yönetimindeki ilk dönem sonuçlarında, Ocak-Mart 2026 arasında 3,2 milyar dolar kâr elde etti.
Bu rakam, 2025’teki 1,4 milyar dolarlık kârla karşılaştırıldığında büyük bir artış demek.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları, dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) akışının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’ın kapatılmasına yol açtıktan sonra, tüm küresel petrol devlerinin bu çeyrekte daha yüksek kârlar açıklaması bekleniyor.
Fakat BP, üç yılın en yüksek seviyesine çıkan kârını, analistlerin yaklaşık 2,6 milyar dolarlık beklentisinin çok üzerinde olan “olağanüstü” olarak nitelendirdi.
Bu gelişme, petrol fiyatının salı günü erken saatlerde 111 dolara ulaşmasıyla gerçekleşti.
Bu, Donald Trump’ın bu ayın başlarında İran ile ateşkes ilan etmesinden bu yana en yüksek seviye.
BP hisseleri, başarısız bir net sıfır yatırım hamlesinin ardından 2020’den bu yana sektörün en kötü performans gösteren hisseleri olmuştu.
Fakat son dönemdeki petrol fiyatlarındaki artış bu düşüşü tersine çevirdi ve BP hisseleri savaşın başlamasından bu yana yaklaşık yüzde 24 değer kazandı.
BP, sonuçların açıklanmasının ardından yüzde 2’nin üzerinde bir artış daha kaydederek FTSE100’de en iyi performans gösteren hisse senedi oldu.
Kâr artışının gerçekleştiği dönem, son üç yıl içinde üçüncü CEO’sunu atayan BP için kritik bir zamana denk geliyor. 1 Nisan’da şirketin başına geçen O’Neill, şirketin “iyi işlediğini” belirtmiş ve
“Tesislerimizin güvenilirliği yüksek, rafinerilerimizin kapasite kullanımı yüksek ve hem Amerika Körfezi’nde hem de ABD’deki kara operasyonlarımız olan bpx Energy’de üretimimiz arttı,” demişti.
BP, dünyanın en büyük petrol tüccarlarından biri ve genellikle yılda 4 milyar varil petrol ticareti yapıyor ki bu, şirketin gerçek üretim miktarının yaklaşık iki katı.
Şirketin ticaret masaları, Orta Doğu’daki gerginlikler gibi jeopolitik olayların neden olduğu fiyat dalgalanmalarına bahis oynamaktadır.
Şirketin bu alandaki gücü, aynı zamanda gerçek petrol hareketlerini kontrol etmesinden de kaynaklanıyor. Yaklaşık 300 kiralık ve kendi tankerini yöneten şirket, yüklerini dünyanın her yerinden en iyi fiyatı sunan yere yönlendirebiliyor.
BP’nin finans direktörü Kate Thomson, “Tedarik, ticaret ve nakliye ekibimiz, mevcut tedarik kesintilerinin etkilerini yönetmek için müşterilerimizle birlikte çalışıyor,” dedi.
Çevre grupları, BP’nin kârının büyüklüğünü hemen eleştirdi ve bunun, BP dahil olmak üzere Birleşik Krallık açık deniz operatörlerine uygulanan olağanüstü kâr vergisini haklı çıkardığını iddia etti.
End Fuel Poverty’den Simon Francis şunları söyledi:
“Bu astronomik kârlar, çatışmaların petrol ve gaz fiyatlarını artırdığında enerji şirketlerinin kâr ettiğini, bunun bedelini ise hane halklarının ödediğini çarpıcı bir şekilde hatırlatıyor. Şu anda açıklanan kâr seviyelerini görüyoruz; bu da olağanüstü kâr vergisinin neden bu kadar gerekli olduğunu gösteriyor.”
Yılın ilk üç ayında hissedarlara ait toplam kâr, geçen yılın aynı dönemindeki 700 milyon dolardan 3,8 milyar dolara yükseldi.
Kaynak: Harici




