Türkiye’nin dünya yatçılığındaki üretim, hizmet, turizm ve insan kaynağı gücünü daha ileri taşımak ve sektörün geleceğine ilişkin ortak bir strateji oluşturmak amacıyla başlatılan Türkiye Yat Sektörü Federasyonu (TYFED) kuruluş çalışmaları yeni bir aşamaya ulaştı.
Türkiye yat sektörünün farklı alanlarında faaliyet gösteren 11 dernek, Türkiye Yat Sektörü Federasyonu Oluşum Grubu bünyesinde bir araya gelerek federasyonun temel yaklaşımını, hedeflerini ve gelecek vizyonunu ortaya koyan bildirgeyi kamuoyuyla paylaştı.
Oluşum Grubu tarafından yayımlanan “Rotamızı Yeniden Çiziyoruz” başlıklı bildirgede Türkiye için ortaya konulan hedef şöyle ifade edildi:
“Türkiye’yi yalnızca yat üreten değil; yat tasarlayan, yöneten, hizmet veren, insan kaynağı yetiştiren ve dünya yatlarının üs olarak seçtiği güçlü bir uluslararası merkez hâline getirmek istiyoruz.”
Yat sektörünün farklı alanlarından 11 dernek aynı masa etrafında
Türkiye Yat Sektörü Federasyonu Oluşum Grubu; yatçılığı yalnızca yat üretimi veya turizm üzerinden değil, birbirine bağlı büyük bir ekonomik ve mesleki ekosistem olarak ele alan bir yapılanma hedefliyor.
Bu doğrultuda Oluşum Grubu’nda;
Antalya Ticari Yatçılar Derneği, Bodrum Denizciler Derneği, Gastro Yat Aşçıları Derneği, İzmir Tekne İmalatçıları ve Tedarikçileri Dayanışma Derneği, Marmaris Denizcileri ve Kaptanları Koruma Derneği, Özel Denizcilik Eğitim Kurumları Derneği, Profesyonel Yatçılar Derneği, Tüm Yat İşletmecileri, Yat, Broker ve Acente Derneği, Uluslararası Yat Sektörü Çalışanları Derneği, Yetkili Gemide Eğitim Derneği ve Young Professionals in Yachting Türkiye bir araya geliyor.
Farklı uzmanlık ve faaliyet alanlarını temsil eden derneklerin aynı oluşum içerisinde buluşmasıyla; üretimden yat işletmeciliğine, profesyonel yat çalışanlarından denizcilik eğitimine, tedarik zincirinden acenteliğe ve turizme kadar sektörün farklı bileşenlerinin ortak meselelerde birlikte hareket edebileceği güçlü bir temsil yapısının oluşturulması amaçlanıyor.
Sadece bugünün sorunları değil, sektörün gelecek 20-30 yılı
Federasyon girişiminin çıkış noktasında Türkiye’nin yatçılık alanında sahip olduğu büyük kapasite ile bu kapasitenin uluslararası temsil ve ekonomik değere dönüşme düzeyi arasındaki fark bulunuyor.
Türkiye bugün yat ve tekne üretiminde, tasarımda, mühendislikte, yan sanayide, bakım-refitte, marinalarda, turizmde ve nitelikli insan kaynağında dünyanın önde gelen merkezlerinden biri. Türk tersanelerinin, tasarımcılarının, mühendislerinin ve ustalarının imzası küresel ölçekte değer görüyor.
Buna karşın Oluşum Grubu; Türkiye’nin sahip olduğu üretim gücünün uluslararası temsil, ortak tanıtım, mevzuat, eğitim, sertifikasyon ve ülkemizde kalan ekonomik değer bakımından aynı ölçüde karşılık bulmadığına dikkat çekiyor.
Bu nedenle TYFED girişimi yalnızca güncel sorunlara çözüm arayan yeni bir meslek örgütlenmesi olmanın ötesinde, Türkiye yat sektörünün önümüzdeki 20–30 yılını ortak akılla tasarlamayı hedefliyor.
Tek bir master plan, bütünsel bir Türk yatçılık modeli
Oluşum Grubu, Türkiye’nin yatçılıkta ulaşmak istediği konumun önce bütünsel olarak tarif edilmesi gerektiğini savunuyor.
Bildirgeye göre yatçılık; ticari gemi işletmeciliğinden farklı operasyonu, sezonu, insan kaynağı ve ekonomisiyle ayrı ele alınmalı; Türkiye’nin şartlarına uygun ve uluslararası sistemlerle uyumlu çağdaş bir yatçılık modeli oluşturulmalı.
Marinalar, bağlama ve çekek alanları, tersaneler, üretim bölgeleri, charter, kışlama ve kıyı kullanımının çevresel değerler korunarak tek bir uzun vadeli plan içerisinde değerlendirilmesi bu modelin temel unsurları arasında yer alıyor.
Hedef ise yalnızca Türkiye’de daha fazla yat üretmek değil. Türkiye’nin dünya yatlarının ana üs, bakım-refit, kışlama ve yaşam merkezi haline gelmesi amaçlanıyor.
Dünya yatlarını Türkiye’ye çekmek
TYFED Oluşum Grubu’nun ortaya koyduğu vizyonun önemli başlıklarından birini, Türkiye’nin dünya yatçılık ekonomisinden aldığı payın büyütülmesi oluşturuyor.
Bildirge, yabancı yatların Türkiye’yi yalnızca sezon içinde ziyaret edilen kısa süreli bir uğrak olarak değil; ana üs, bakım-refit, kışlama, charter ve yaşam merkezi olarak seçmesini hedefliyor.
Böylece yakıttan kumanyaya, teknik hizmetlerden konaklamaya ve turizme kadar yatçılığın oluşturduğu ekonomik değerin daha büyük bölümünün Türkiye’de kalması amaçlanıyor.
Türk yatçılığı dünyada ortak bir kimlikle temsil edilecek
Yeni yapılanmanın önemli hedeflerinden biri de Türk yat sektörünün uluslararası alandaki temsil gücünü artırmak.
Federasyonun; uluslararası fuarlarda, karar platformlarında ve hedef pazarlarda Türk yat sektörünün tek, güçlü ve profesyonel bir kimlikle temsil edilmesi için çalışması; üreticilerden tasarımcılara, yan sanayiden hizmet şirketlerine kadar Türkiye’nin sahip olduğu kapasitenin dünyaya daha etkili biçimde anlatılması hedefleniyor.
Türk yat profesyonellerinin önü dünyaya açılacak
TYFED vizyonu yalnızca tekneler, tersaneler ve marinalar üzerine kurulmuyor. Sektörün en önemli değerlerinden biri olan insan kaynağı, federasyonun temel çalışma alanlarından biri olarak tanımlanıyor.
Uluslararası geçerli eğitim ve sertifikasyon sistemleri, yabancı dil, servis ve teknik yeterlilik standartlarının geliştirilmesiyle Türk kaptanlarının, mühendislerinin, aşçılarının, hosteslerinin ve diğer yat profesyonellerinin dünya filosunda daha güçlü şekilde yer alması amaçlanıyor.
Kamu ile sektör arasında ortak akıl
Türkiye Yat Sektörü Federasyonu’nun önemli çalışma alanlarından bir diğerini mevzuat ve kamu politikaları oluşturacak.
Oluşum Grubu; kamu otoritesi ile sektör arasında sürekli ve yapıcı bir iletişim zemini oluşturulmasını, yatçılığın kendi gerçeklerine uygun öngörülebilir ve rekabetçi mevzuat, vergi, teşvik, charter ve operasyon politikalarının geliştirilmesini hedefliyor.
Aynı yaklaşım içerisinde tersaneler, marinalar, çekek alanları, tasarım, brokerlik, acentelik, eğitim, turizm ve profesyonel hizmetlerin birbirinden bağımsız sektörler olarak değil, aynı ekonomik değer zincirinin birbirini tamamlayan unsurları olarak büyütülmesi öngörülüyor.
Büyürken kıyıları korumak
Federasyonun gelecek vizyonunda ekonomik büyüme kadar Türkiye’nin kıyılarının korunması da temel hedefler arasında bulunuyor.
Ege ve Akdeniz’in koylarının, kültürünün, gastronomisinin ve doğal varlıklarının tüketilmeden korunması; çevreyle uyumlu kapasite, altyapı ve uzun vadeli kıyı planlamasıyla Türkiye’nin sürdürülebilir bir yatçılık destinasyonu olarak geliştirilmesi amaçlanıyor.
“Hiçbir yapının yerine değil, ortak meselelerde tek ses olmak için”
Türkiye Yat Sektörü Federasyonu Oluşum Grubu, yeni yapılanmanın mevcut kurum ve derneklerin yerine geçmek amacı taşımadığının da özellikle altını çiziyor.
Federasyon; farklı uzmanlıkları, kurumsal kimlikleri ve bölgesel temsilleri koruyarak sektörün ortak meselelerinde daha güçlü bir ses oluşturmayı hedefliyor.
Bu yaklaşım bildirgede şu sözlerle ifade ediliyor:
“Türkiye Yat Sektörü Federasyonu hiçbir yapının yerine geçmek için değil; farklılıkları koruyarak ortak meselelerde tek ses olmak için yola çıkmaktadır.”
Üreticiden yat profesyoneline, marinadan tersaneye, charter şirketinden tasarımcıya, brokerdan eğitim kurumuna kadar tüm paydaşların aynı gelecek tasarımında buluşturulması hedefleniyor.
Türkiye Yat Sektörü Federasyonu Oluşum Grubu, kuruluş çalışmalarını sürdürürken yayımladığı bildirgeyle sektörün geleceğine ilişkin ortak iradesini de kamuoyuna ilan şu sözlerle ilan ediyor:
“Bugünün sorunlarını yönetmekle yetinmeyeceğiz. Türkiye yat sektörünün geleceğini birlikte tasarlayacağız. Rotamız dünyaya açık. Pruvamız ileriye dönük.”
Türkiye yat sektörünün federasyon bildirisi şöyle:
Rotamızı Yeniden Çiziyoruz
Ortak güç. Ortak rota. Dünya ile entegre Bir Türk yat sektörü.
Türkiye yat sektörü bugün yat üretiminden tasarıma, mühendislikten bakım ve refite; yat turizminden marina işletmeciliğine, brokerlikten acenteliğe, eğitimden nitelikli deniz insanı yetiştirmeye kadar dünyanın önemli merkezlerinden biridir.
Türk tersanelerinde inşa edilen yatlar dünyanın dört bir yanında seyrediyor; Türk mühendislerinin, tasarımcılarının ve ustalarının imzasını taşıyan projeler uluslararası başarılar kazanıyor.
Ancak sektörümüzün üretim gücü ile dünyadaki temsil gücü arasında hâlâ önemli bir mesafe var. Şimdi bu mesafeyi kapatma zamanı.
Dünya ile entegre bir Türk yat sektörü
Hedefimiz Türkiye'yi yalnızca yat üreten bir ülke değil, yatçılığın bütün bileşenleriyle dünyaya hizmet veren uluslararası bir merkez hâline getirmektir.
Türk tersanelerinin, tasarımcılarının, üreticilerinin ve hizmet şirketlerinin küresel pazarlardaki gücünü artırırken; Türk yat profesyonellerinin de dünyanın bütün denizlerinde çalışabildiği bir yapı kurmalıyız.
Aynı zamanda dünyanın yatlarını Türkiye'ye çekmeliyiz.
Türkiye; Akdeniz'de seyreden yatlar için yalnızca bir uğrak noktası değil, ana üs, bakım ve refit merkezi, kışlama noktası, charter destinasyonu ve yaşam alanı olmalıdır.
Türk yatçılık modeli
Türkiye'de yatçılığın temel sorunlarından biri, yıllardır büyük ölçüde ticari gemicilik mevzuatı içinde değerlendirilmesidir.
Oysa yatçılığın operasyon modeli, insan kaynağı, ekonomik yapısı, seyir biçimi ve sezonu ticari gemicilikten farklıdır.
Bu nedenle yatçılık; gemiadamı ve eğitim sisteminden personel standartlarına, charter düzenlemelerinden operasyon ve emniyet kurallarına kadar kendine özgü bir hukuki ve idari yapıya kavuşmalıdır.
Dünyadaki modelleri yalnızca tercüme eden değil; Türkiye'nin şartlarına uygun, uluslararası sistemlerle entegre çağdaş bir Türk Yatçılık Modeli oluşturmalıyız.
Bütünsel bir yat sektörü master planı
Türkiye yat sektörünün geleceği artık mevcut sisteme küçük düzeltmeler yapılarak şekillendirilemez.
Bir tekneyi sıfırdan tasarlar gibi, önce nasıl bir sektör inşa etmek istediğimizi tarif etmeli, ardından planını çizmeliyiz.
Marinalar, çekek alanları, tersaneler, üretim bölgeleri, charter sistemi, yabancı bayraklı yatların operasyonları, eğitim ve istihdam modeli, vergi ve teşvik politikaları, kıyı kullanımı ve yat turizmi mevzuatı birbirinden bağımsız düzenlemeler değil, aynı sistemin parçalarıdır.
Türkiye'nin uzun vadeli ve bütüncül bir Yat Sektörü Master Planı'na ihtiyacı vardır.
Bayraktan önce güçlü ekosistem
Yatçılık küresel bir sektördür. Bir yatın bayrağı, sahibi, kaptanı ve yönetim şirketi farklı ülkelerde olabilir; tekne yıl boyunca birçok ülkenin sularında seyredebilir.
Bu nedenle Türkiye'nin hedefi yabancı yatlara bayrak dayatmak değil, Türkiye'yi tercih edilir hâle getirmek olmalıdır.
Bir yat Türkiye'ye gelsin; marinamızda bağlansın, tersanemizde bakım yaptırsın, Türk şirketlerinden hizmet alsın, Türk personel istihdam etsin, kıyılarımızda charter yapsın, ikmalini Türkiye'den sağlasın ve mümkünse Türkiye'yi Akdeniz'deki ana üssü olarak kullansın.
Çünkü asıl mesele yalnızca bir yatın kıçında hangi bayrağın dalgalandığı değil, yarattığı ekonomik değerin ne kadarının Türkiye'de kaldığıdır.
Türk deniz insanını dünyaya açmak
Türkiye'nin en büyük güçlerinden biri insan kaynağıdır.
Hedefimiz yalnızca Türkiye'deki yatlarda Türk personel çalıştırmak değil; Türk yat profesyonellerini dünya filosuna açabilecek bir eğitim ve sertifikasyon sistemi oluşturmaktır.
Uluslararası geçerliliğe sahip eğitim, yabancı dil yeterliliği, servis standartları, teknik donanım ve güçlü kariyer planlamasıyla Türk kaptanlarının, mühendislerinin, aşçılarının, hosteslerinin ve diğer yat profesyonellerinin dünyanın önemli yat merkezlerinde aranan insan kaynağı hâline gelmesini sağlamalıyız.
Kıyılarımızı koruyarak büyümek
Türkiye'nin kıyıları, koyları, tarihi, gastronomisi ve iklimi dünya yatçılığında benzersiz bir avantaj sunuyor.
Ancak bu avantajı tüketmeden geleceğe taşımak zorundayız.
Çevreyle uyumlu bağlama kapasitesi, modern çekek alanları, güçlü atık ve altyapı sistemleri, doğru charter politikaları ve uzun vadeli kıyı planlamasıyla doğal mirasımızı korurken sürdürülebilir ekonomik değer üretmeliyiz.
Kıyılarımız yalnızca ekonomik bir kaynak değil, Türkiye'nin denizcilik kültürünün ve gelecek kuşaklara bırakacağımız mirasın parçasıdır.
Türkiye yatçılık markası
Türkiye'nin yatçılıktaki gerçek kapasitesi dünyada henüz yeterince görünür değildir.
Üretimimizi, tasarım gücümüzü, insan kaynağımızı, marinalarımızı, hizmet sektörümüzü, kıyılarımızı ve charter potansiyelimizi ayrı ayrı değil, güçlü bir Türkiye yatçılık ekosisteminin parçaları olarak dünyaya anlatmalıyız.
Monaco'dan Cannes'a, Fort Lauderdale'den Dubai ve Miami'ye kadar dünyanın önemli yatçılık merkezlerinde Türkiye tek, güçlü ve güvenilir bir sektör markası olarak görünmelidir.
Farklı yapılar, ortak akıl
Türkiye Yat Sektörü Federasyonu hiçbir kurumun veya yapının yerine geçmek için kurulmamıştır.
Amacımız farklılıklarımızı koruyarak ortak meselelerde tek ses olmak; kamu otoritesi ile sektör arasında güçlü bir iletişim zemini oluşturmak ve Türkiye yat sektörünün uzun vadeli stratejisini birlikte şekillendirmektir.
Üreticiden yat personeline, marinadan tersaneye, charter şirketinden tasarımcıya, brokerdan eğitim kurumuna kadar hepimiz aynı ekosistemin parçalarıyız.
Rotamız gelecek
Biz yalnızca bugünün sorunlarını çözmek istemiyoruz.
Türkiye'nin önümüzdeki 20-30 yıllık yatçılık vizyonunu bugünden tasarlamak istiyoruz.
Yat üreten, tasarlayan, yöneten; yatlara hizmet veren, dünya için yat personeli yetiştiren; yatların bağlandığı, kışladığı, bakım gördüğü, charter yaptığı ve yaşamayı tercih ettiği dünyanın en önemli yatçılık merkezlerinden biri olan Türkiye için çalışıyoruz.
Bir teknenin ilk çizgisi nasıl boş bir kâğıda atılıyorsa, biz de sektörümüzün geleceğini yeniden çiziyoruz.
Rotamız dünyaya açık.
Pruvamız geleceğe dönük.
Bu rota, Türkiye yat sektörünün ortak rotasıdır.
7DENİZ



