Veson Nautical denizcilik analisti Jarl Milford tarafından kaleme alınan yeni değerlendirme, Hürmüz Boğazı’ndaki fiili kapanmanın 2026 sonuna kadar sürmesi halinde küresel petrol ve LNG arzından bunker fiyatlarına, tanker piyasasından enflasyona kadar uzanabilecek etkileri ortaya koyuyor. Milford’a göre krizin uzaması, enerji stoklarını daha da aşağı çekerken denizcilik değer zinciri genelinde maliyetleri artırabilir.
Hürmüz Boğazı’nın yaklaşık altı aydır fiilen kapalı olması, küresel enerji piyasaları ve deniz taşımacılığı üzerindeki baskıyı artırıyor. Bölgede yakın vadeli bir çözüme ilişkin belirsizlik sürerken, boğazın 2026’nın geri kalanında da kapalı kalmasının petrol arzı, doğal gaz stokları ve deniz taşımacılığı maliyetleri açısından önemli sonuçlar yaratabileceği değerlendiriliyor.
Veson Nautical denizcilik analisti Jarl Milford, yayımladığı değerlendirmede Hürmüz Boğazı’nın yıl sonuna kadar kapalı kalması durumunda petrol arzının daha da sıkılaşabileceğine ve bunker yakıt fiyatlarının yükselmeye devam edebileceğine dikkat çekiyor.
Milford’a göre etkinin ne kadar ağır olacağını belirleyecek temel unsur ise çatışmanın ne kadar süreceği olacak.
Küresel petrol akışının yüzde 25’i risk altında
2025 verilerine göre Orta Doğu’daki çatışma, küresel petrol akışlarının yaklaşık yüzde 25’ini, LNG akışlarının ise yaklaşık yüzde 20’sini tehdit ediyor.
Ancak Milford’un değerlendirmesine göre bugüne kadar gerçekleşen fiili kayıp, diğer bölgelerden sağlanan ek arz ve Hürmüz Boğazı üzerinden sınırlı da olsa devam eden hareketlilik sayesinde daha düşük seviyelerde kaldı.
Gümrük ticaret verileri, yılın ilk yarısında küresel petrol akışlarının yaklaşık yüzde 7, LNG ticaretinin ise yüzde 4 gerilediğini gösteriyor. Buna karşın enerji stoklarında belirgin bir düşüş yaşanıyor.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre küresel gözlemlenen petrol stokları, şubat ayındaki zirvesinden yaklaşık yüzde 5 gerileyerek 7,9 milyar varilin altına indi. Bu, Nisan 2025’ten bu yana kaydedilen en düşük seviye.
Karadaki petrol stoklarının da beş ay üst üste gerileyerek Mart 2025 seviyelerine döndüğü belirtiliyor.
Avrupa kışa düşük gaz stoklarıyla girebilir
Hürmüz krizinin etkilerinin daha güçlü hissedilebileceği alanlardan biri de Avrupa doğal gaz piyasası.
Avrupa, kış sezonu öncesinde doğal gaz depolarını doldurmaya çalışırken stok seviyeleri 2025’in yüzde 19, beş yıllık ortalamanın ise yüzde 25 gerisinde bulunuyor.
Milford’a göre Hürmüz Boğazı’nın açılmaması durumunda petrol stokları düşmeye devam ederken Avrupa’nın doğal gaz depolarını kış öncesinde normal seviyelere çıkarması daha da zorlaşabilir.
Avrupa’nın referans doğal gaz fiyatı TTF, çatışmanın başlamasından bu yana iki kattan fazla yükselmiş durumda. Fiyatlar henüz Rusya-Ukrayna savaşının etkisiyle 2022’de görülen seviyelerden uzak olsa da Milford, Avrupa’da bu kış daha yüksek doğal gaz fiyatlarının kaçınılmaz olabileceğini değerlendiriyor.
LNG tanker piyasasında navlun baskısı
Yüksek doğal gaz fiyatları LNG taşımacılığı açısından her zaman olumlu bir tablo yaratmıyor.
Mevcut durumda LNG hacimlerinin bir bölümünün Basra Körfezi’nde sıkışması, halihazırda gemi arz fazlasıyla karşı karşıya bulunan LNG tanker piyasası üzerindeki baskıyı artırıyor.
Milford, taşınan LNG hacimlerinin düşmeye devam etmesi halinde LNG tanker kazançlarının önümüzdeki aylarda daha da gerileyebileceğini öngörüyor.
Asya’da ise doğal gaz fiyatlarının çok yükselmesi durumunda bazı ülkelerin kömüre yönelerek gaz tüketimini azaltabileceği, bunun da LNG taşımacılığı talebi ve navlunları üzerinde ilave baskı oluşturabileceği belirtiliyor.
Petrol 100 doların üzerine çıkarsa risk büyüyor
Çatışmanın devam etmesi durumunda petrol stoklarının gerilemeye devam etmesi ve petrol fiyatlarının yukarı yönlü hareket etmesi bekleniyor.
Milford’a göre petrolün varil fiyatının 100 doların üzerine çıkması, enerji maliyetlerinin gıda ve diğer tüketim ürünlerine yansımasına neden olabilir.
Bu durum enflasyonu yeniden yükseltebilir ve merkez bankalarının faiz artırımlarını gündeme getirebilir. Enerji krizinin daha da ağırlaştığı en kötü senaryoda ise küresel resesyon riski ortaya çıkabilir.
Bunker maliyetleri denizciliği vuruyor
Hürmüz krizinin denizcilik sektörüne en doğrudan yansımalarından biri bunker yakıtında görülüyor.
Singapur’da VLSFO fiyatı yaklaşık 840 dolar/ton seviyesine yükselirken, savaş öncesinde fiyatlar 500 dolar/tonun altında bulunuyordu.
Milford, sorunun yalnızca petrol fiyatlarındaki yükselişten kaynaklanmadığına dikkat çekiyor. Singapur’un fuel oil tedarikinin önemli bir bölümünün Basra Körfezi kaynaklı olması, dünyanın en büyük bunker merkezlerinden birini Hürmüz’deki arz kesintilerine karşı daha hassas hale getiriyor.
Yılbaşından bu yana petrol fiyatları yaklaşık yüzde 54 yükselirken Singapur VLSFO fiyatlarındaki artışın yüzde 98’e ulaşması da bu ayrışmayı ortaya koyuyor.
Uzayan rotalar yakıt faturasını büyütüyor
Krizin maliyetini artıran bir diğer unsur ise gemilerin alternatif rotalara yönelmesi.
Ras Tanura gibi Körfez limanlarından gerçekleştirilen seferlerde yaşanan rota değişiklikleri ve Ümit Burnu üzerinden yapılan daha uzun seyirler, gemilerin sefer başına çok daha fazla bunker tüketmesine yol açıyor.
Böylece armatörler açısından iki yönlü bir maliyet baskısı ortaya çıkıyor: Hem yakıtın ton başına fiyatı yükseliyor hem de uzayan mesafeler nedeniyle sefer başına tüketilen yakıt miktarı artıyor.
Milford’a göre petrol fiyatlarının yılbaşından bu yana yüzde 54 artmasına karşılık Singapur VLSFO’nun yüzde 98 yükselmesinin nedenlerinden biri de bu. Çatışmanın devam etmesi halinde petrol ile bunker fiyatları arasındaki makasın daha da açılabileceği değerlendiriliyor.
“Kışı daha sıkı stoklar ve yüksek maliyetler belirleyebilir”
Milford, Hürmüz Boğazı’nın yıl sonuna kadar kapalı kalması durumunda ortaya çıkabilecek tabloyu; daha sıkı enerji stokları, daha yüksek enerji fiyatları ve denizcilik değer zinciri boyunca artan maliyetler olarak özetliyor.
Alternatif bölgelerden sağlanan arz artışı ve yüksek fiyatların neden olduğu talep düşüşü şimdiye kadar krizin etkilerini belirli ölçüde sınırlamış durumda. Ancak Milford’a göre Hürmüz’deki kesintinin uzaması halinde bu dengeleyici unsurlar ortaya çıkacak kaybı tamamen telafi etmekte yetersiz kalabilir.
Küresel enerji ve denizcilik piyasaları açısından bundan sonraki tablonun ne kadar ağırlaşacağını belirleyecek temel unsur ise Hürmüz Boğazı’nın ne kadar süre daha kapalı kalacağı olacak.