Denizcilikte 70 yıla yakın geçmişe sahip bir ailenin ferdi Burak Atasoy. Bugün üçüncü kuşak armatör olarak aile şirketleri Atasoy Denizcilik’te navlun taşımacılığı yapan Burak Atasoy’un, aynı zamanda kendine ait gemi işletme firması bulunmakta. Bu firma vasıtasıyla, sektördeki köklü firmalarla beraber gemi işletmeciliği işiyle de uğraşan Burak Atasoy, İstanbul Teknik Üniversitesi Güverte Bölümü mezunu. “Elimizden geldiğince, ailemize yakışır şekilde bu işi yürütmeye ve büyütmeye çalışıyoruz” diyen Burak Atasoy, ticari anlayışının temelinde temkinli olmanın yer aldığını söylüyor.

Sektöre sundukları hizmetler hakkında bilgi veren Atasoy, “Bizim hedeflerimiz aslında sadece deniz ticareti değil, bütün deniz hayatını kapsayacak şekilde büyümek. Mesela bir kuzenim Yıldız Teknik Üniversitesi Gemi İnşa Mühendisliği mezunu. Bu alanda kendini epey geliştirdi ve şu anda Balast Treatment Systems (BTS) ile ilgileniyor. Başka bir kuzenim işletmeci, ben denizcilik fakültesi mezunuyum. Bizim hedefimiz aslında sadece deniz ticaretinden ziyade denizin her alanında hem inşa kısmında hem sanayide hem işletmecilikte hem de armatörlükte şirketimizi daha fazla gemiyle sektörde tam kapsamlı ve kaliteli hizmet vermek. Her armatörün hedefleri arasında yer alan gemi sayısını artırırken takip edilen ikinci el gemileri alıp çalıştırmaktan ziyade kendi hedeflerimize ve kiracılarımızın ihtiyaçlarına yönelik daha uygun tonajlarla sektörde faaliyet göstermeyi hedefliyoruz” şeklinde konuştu.

Filomuzu 2024 yılı içerisinde genişleteceğiz

Offshore ve onshore catering’de öncü olmaktan dolayı gururluyuz Offshore ve onshore catering’de öncü olmaktan dolayı gururluyuz

Firma bünyesindeki gemiler hakkında bilgi veren Atasoy, “Kontinant, Akdeniz ve Karadeniz hatlarında çalışan, Kenan Atasoy, Sultan Atasoy ve Atasoylar olmak üzere üç gemimiz var. Bu gemileri Atasoy Grup bünyesinde işletiyoruz. Bu gemilerin hepsi kuru yük gemisi. Savaştan bu yana Rusya ve Ukrayna limanlarını, hatta Gürcistan limanlarını tercih etmiyoruz. Daha çok Bulgaristan ve Romanya limanlarına uğruyoruz.

İşletme tarafında ise çeşitli firmalarla çalışıyoruz. Çalıştığımız gemiler arasında, tonajları 5-15 bin ton arasında olan; LNG, kimyasal ve kuru yük gemileri var. İşletme tarafını geliştirmek için görüştüğümüz ve önemli aşamaya geldiğimiz armatörler bulunuyor. 2024 yılı içinde işletme altıdaki gemi sayısını arttırmak öncelikli hedefimiz” ifadelerini kullandı.

Ticari tarzım vur kaç yöntemi değil

“Yeri gelince atılım yapmak önemli ama benim tarzım ticarete daha garantici yaklaşmaktan yana” diyen Atasoy, “Öncelikle işletmede olacak veya satın alınacak gemide bu geminin uzun vadede ne kazandıracağı benim için önemli. Vur kaç yöntemi bende çok çalışmıyor. Benim için önemli olan kendime ya da hizmet vereceğim armatöre uzun vadede kazandıracak gemilere sahip olmak. O yüzden çok agresif bir yapım yok. Mevcut regülasyonlara uygun ve yakın zamandaki regülasyonlara uyarlarken fazla masraf çıkarmayacak gemiler olmalı. En azından alınan gemi 5-10 sene armatöre sorun çıkarmadan çalışmalı” açıklamasını yaptı.  

Yatırımcının değişkenleri küçümseme lüksü yok

İşletme tarafında armatörün filosunun yönetimini devralındığında, şirketin öncelikli hedefinin gemilerin verimli ve emniyetli bir şekilde çalışması olmalıdır. Gemiyi yönetmek için işletmeci kendi sistemlerini ve süreçlerini gemide uygular. Bu sistemler ve süreçler mürettebatın ve geminin emniyetini sağlamak operasyonel sürekliliği en üst düzeye çıkarmak için sürekli takip edilmeli ve geliştirilmelidir. Bana öyle geliyor ki gemi yatırımcıları, sektörün ve gemilerin teknik özelliklerini ve ihtiyaçlarını biraz göz ardı ediyor olabilirler. Ancak günümüzde bu teknik kaosun her geçen gün hızla arttığı dikkate alınırsa, bu sektörde yatırımcının teknik göstergeleri ve değişkenleri küçümsemek gibi bir lüksü bulunmuyor” dedi.

Gemi yatırımında tonajdan çok yaşa baktığını söyleyen Atasoy, “Şu anda 30 yaşında bir gemi aldığınızda belli limanlara girmeden para kazanıyorsunuz ama belli bir süre sonra ne olacağı belli değil. Tonajı yüksek ama yaşlı bir gemiyi alıp 2-3 sene sonra hurdaya göndereceksem, bu benim için ciddi bir büyüme anlamına gelmez. Aldığım geminin uzun yıllar hizmet edecek durumda olması benim en önemli önceliklerim arasında yer alır. Ayrıca yaş dışında emisyon değerlerini baz alan limanları da düşünürsek seçilecek geminin çok yönlü değerlendirmesi önem kazanıyor. Kısacası, filoyu büyüteceksek de günü kurtarmaktan ziyada geleceğe yönelik sağlam temel oluşturacak yatırım yapmak daha önemli” ifadelerini kullandı.

Sektörün yeni inşa konusunda atılım yapması gerekiyor

“Önümüzdeki dönemler artık biraz daha çevre ön planda olacak” diyen Atasoy, “Bu nedenle sektörün yeni inşa konusunda atılım yapması gerektiğini düşünüyorum. Hem Türk bayraklı hem de yabancı bayraklı yeni gemilerin sayısının artırılması gerekli. Filonun gençleştirilmesi ve mevcut filoya da teknolojik olarak da yapılabilecek bütün revizyonların yapılması önemli. Şu anda çok fazla yaşlı geminin ticaret yapmasına izin veriliyor. Tabii ki bununla alakalı biz zaten yıllardır gemilerimizi Türk Bayrağı’nda çalıştırdık. Ancak bazı durumlarda tercih yapmanız gerekiyor. Türk bayrağı konusunda idari olarak, özellikle tonaj vergisi vs. gibi konularda yönetimin bir yükümlülük altına girip cazip hale getirmesi, adım atması gerekiyor. Sonuçta bu memleketin havasını soluyoruz, bu bayrağın altında yaşıyoruz. Ben kendi ülkesinin bayrağının dalgalanmasını istemeyen bir armatör olacağını sanmıyorum” dedi.

Gençler hepimiz için önemli

Sektörde gençlerin yetişmesi gerektiğini söyleyen Atasoy, “Gençler hepimiz için önemli. Sonuçta her işte olduğu gibi bu iş belli bir süre yapılıyor ve gençler devralıyor. Eninde sonunda bayrağı biz onlara devredeceğiz. O yüzden de bu devredeceğimiz kişileri şimdiden belirlemek benim için çok önemli. Gençleri alıp, kendi bildiğimi öğreterek, yeri geldiğinde birlikte öğrenerek, çağa da ayak uyduracak şekilde onlara tecrübelerimizi aktararak çalışmayı seviyorum.  Henüz öğrenci olan gençlerimizin de okullarıyla yaşadığı sorunlarda da onlara yardımcı olmaya çalışıyoruz” açıklamasını yaptı.

Taşıma masrafları 3-4 kat artmış durumda

Bölgemizde yaşanan savaşlardan ve bu savaşların sektöre etkisinden söz eden Atasoy, “Kızıldeniz'deki olaydan dolayı firmalar Ümit Burnu'na rotayı çevirmek zorunda kaldılar. Bu da tabii ki ciddi bir masraf olmaya başladı. Çoğu işte uzun vadeli yapılmış anlaşmalara özellikle firmalar teklif verirken navlunları, şimdiki şartlara göre hesaplamıyorlardı. Özellikle Çin tarafından gelip Kızıldeniz’i kullanacaklarını düşünerek fiyat veriyorlardı. Şimdi orayı kullanamadıkları için Ümit Burnu’nu dolaşmak zorunda kalıyorlar ve taşıma masrafları 4-5 katına çıkıyor. Alıcılarla ciddi sorunlar yaşadılar, kimileri alıcıyla anlaşarak iptallere gittiler. Genel olarak baktığımızda artık bir şekilde bu bölgede savaşa alışılmış gibi gözüküyor. Günün sonunda Karadeniz’de ticaret bir şekilde devam ediyor. İsrail tarafına gemileri gidiyor. Uzun vadede masraflardan dolayı sıkıntı olacağını düşünüyorum. Biz hem Karadeniz bölgesine çok ticaret yapmadığımız ve o bölgede bir büyüme hedefimiz olmadığından hem de gemideki personelin selameti, gemiye gelecek zararları minimize etmek için böyle bir politika izliyoruz. Bu alanda çalışan firmalar var. Tahıl koridoru için filosunu büyütenler de var ama ben bu konuda risk almamaktan yanayım” yorumunda bulundu. Burak Atasoy

2024’ün parlak geçeceğini düşünmüyorum

2023 önceki yıllara oranla daha durgun geçti diyen Atasoy, “Gemilere bazen yük bulmakta sıkıntı yaşadığımız da spot kaldığımız zamanlar da oldu. 2024’ün de açıkçası çok parlak geçeceğini düşünmüyorum. Eski gemiler hala piyasada yer alıyor. Çok fazla elenme yok. Yeni düzenlemelerle bu gemiler azalırsa veya kiracılar şartları biraz daha iyileştirirse navlunlarda bir yükselme olabilir. Şu anki piyasada mevcut gemi ve imkanlarla navlunlarda çok fazla artış olacağını sanmıyorum” dedi.

Bu insanlara gelmeyin demekle aynı anlama gelir

Sigorta kapsamından çıkarılan gemiler hakkında da konuşan Atasoy, “Bu iş sadece Türk P&I ile kalmayacak gibi görünüyor. Bütün P&I kulüpleri için en son yaşanan birkaç olaydan sonraki hesaplama konusunda tamamen haksız olduğunu düşündüğüm bir uygulama yapıldı. Eğer bu cezalar mantıklı bir seviyeye çekilmezse, bu şekilde devam ederse Marmara Denizi’ndeki limanlar ciddi kan kaybedecektir. Geminin kirlettiği alana bakılmaksızın geminin grostonu üzerinden yapılan hesap çok yanlış. Dünyanın her yerinde uygulanandan farklı bir yol izleniyor. Örneğin, geminin denizi kirletme oranına bakmadan, aynı grostondaki iki geminin 1 m3 ya da 1000 m3 yük ya da yakıt ile denizi kirletmesi arasında ayrımın yapılmaması çok yanlış bir uygulama. Denizi kirletme oranına göre ceza verilmeli. İşin kolayına kaçılıyor. Bu tamamen kendi ayağımıza sıkmakla eşdeğerdir. Bu insanlara gelmeyin demekle aynı anlama gelir. Bu cezaların hem sigorta primlerine hem de navlunlara ciddi yansımaları olacaktır. Bizim de işimiz armatörü buradan en az maliyetle ve en az riskle çıkarmaktır. Adı üstünde kaza ve ne yazık ki böyle kazalar oluyor. Bilinçli olarak yapan her gemiye, her türlü cezayı kesmelerini ben de isterim. Bugün bir kayıkla denize açılsanız ve 1 varil yağla denizi kirletseniz bunun cezası 200-300 bin TL ama büyük bir gemiyle yarım varil yağ dökseniz bile bunun cezası milyonlarca dolarla ifade ediliyor” yorumunda bulundu.  

Sektörde ciddi bir gemi insanı istihdam sorunu var

“Kovid salgınıydı, Ukrayna–Rusya savaşıydı derken, çoğu yabancı firma Türk personel alımlarını arttırdı. Bu da Türk armatörün, yerli personel istihdamında sıkıntılara sebep oldu. Zaten son 10 yıldır kalifiye personel istihdamında sıkıntı yaşarken, bir de ortaya çıkan bu gelişmeler işin tuzu biberi oldu” diyen Deniz Ticaret Odası Eğitim İstihdam Komisyonu’nda da görevli olan Atasoy, “Denizcilik lisesi mezunlarının 3000 GT–3000 KW’ye kadar yeterli olan ehliyet haklarının plansız programsız olarak bir anda iptal edilmesinin olumsuz sonuçlarını şu anda yaşamaktayız. 3000 GT ve 3000 KW altı gemilerde çalışabilecek genç personel bulamıyoruz. Yakın yol kaptan ve yakın yol 1. zabit ya da yakın yol baş makinist veya yakın yol 2. makinist sayıları çok azaldı. Bu nedenle çalışmasını da bir yandan yürüttüğümüz, denizcilik lisesi mezunlarına 3000 GT- 3000 KW ehliyetlerinin yeniden verilmesi hususunda gerekli adımların ivedilikle atılması gerekmektedir” açıklamasını yaptı.

Kaynak: 7DENİZ DERGİSİ

Editör: Haber Merkezi