Girne-Taşucu hattında meydana gelen ve can kayıpları ile kayıpların yaşandığı deniz kazasının kesin nedenine ilişkin net bir sonuca varılabilmesi için kapsamlı bir veri havuzunun oluşturulması gerektiğini belirten Kaptan Orhan Kasap, sürecin bugünden yarına tamamlanamayacağını ve sağlıklı bir değerlendirmenin yaklaşık bir-iki aylık bir periyodu kapsayacağını ifade etti. Bu süreçte geminin VDR (kara kutu) verilerinden kara istasyonları tarafından tutulan hız ve rota kayıtlarına, bakım ve denetim geçmişinden gemi personeli ile kurtulan yolcuların ifadelerine kadar tüm unsurların birlikte incelenmesi gerektiğini aktardı.

Limandaki denetimler ve sefere hazırlık zorunluluğu

Geminin limandan ayrıldıktan kısa bir süre sonra su alarak batması, kalkış öncesinde yapılan denetimleri ve güvenlik protokollerini yeniden gündeme getirdi. Sefere çıkmadan önce hem gemi personelinin hem de liman otoritesinin (Port State Controller) hayati kontrolleri yapma zorunluluğu bulunduğunu belirten Kasap, bu denetimlerin kağıt üstünde kalmayıp fiilen doğru yapılıp yapılmadığına dair belgelere ulaşılmasının kritik önem taşıdığını vurguladı.

İstanbul Boğazı'nda gemi trafiği askıya alındı
İstanbul Boğazı'nda gemi trafiği askıya alındı
İçeriği Görüntüle

Deniz koşulları, yüksek hız ve yapısal hasar

Deniz şartları ve teknik detaylar üzerinde duran Kasap, kaza bölgesindeki havanın çok ağır olmamasına rağmen 4 saniyelik kısa bir dalga periyodu bulunduğuna dikkat çekti. Kazaya karışan türdeki yüksek hızlı teknelerin (high-speed craft), baştan veya omuzluktan kuzeyli dalgalar aldığı bu tür kısa periyotlu deniz koşullarında yapısal bütünlüklerini riske atmamak adına süratlerini düşürmeleri veya gerekirse beklemeleri gerektiğini belirtti.

Geminin baş tarafında aniden oluşan yarık, kaptanın geri dönme hamlesi ve oluşan yalpa hakkındaki iddiaların netleşmesi için tam kaza anındaki gerçek süratin ve yapısal direncin VDR kayıtlarıyla ortaya konulması gerektiğini söyledi. Ayrıca 2000 yılı yapımı olan 26 yaşındaki geminin Planlı Bakım Programı (PMS) kapsamındaki günlük, haftalık ve aylık kontrolleri ile tersane periyotlarının titizlikle incelenmesinin şart olduğu ifade edildi.

Geminin satışta olması seyre engel mi?

Geminin daha önce satılmaya çalışıldığı yönündeki iddialara da açıklık getiren Orhan Kasap, bir geminin pazarda satışta olmasının seyre çıkmasına engel bir durum teşkil etmediğini söyledi. Asıl belirleyici olanın geminin yapısal formunun ve teçhizatının seyre uygunluğunun bayrak devleti, klas kuruluşları ve yetkili denetçiler tarafından belgelenip belgelenmediği olduğunu dile getirdi.

Kilitli kapı iddiaları ve tahliye sürecindeki ihmaller

Kurtulan yolcuların dile getirdiği kapıların üzerlerine kilitlendiği, kaptanın gemiyi erken terk ettiği ve can yeleklerinin yetersiz olduğu yönündeki vahim iddialara ilişkin olarak Kasap, tahliye sürecinin hayati bir boyutu oluşturduğunu söyledi. 300-340 yolcu kapasiteli bu gemide can yeleği, can simidi ve can salı gibi güvenlik ekipmanlarının kapasiteye uygun sayıda bulunması ve periyodik olarak işlevselliğinin denetlenmesi gerektiğini hatırlattı. Sefere çıkmadan önce yolculara güvenlik bilgilendirmesinin yapılmış olmasının ve acil durumda kaptanın gemiyi terk talimatını vererek tahliye planını doğru bir şekilde işletmesinin önemi vurgulandı.

Kaptan Kasap'ın değerlendirmesi: "Facia önlenebilirdi"

Facianın önlenebilir olup olmadığı sorusunu yanıtlayan Kaptan Orhan Kasap, geminin 26 yıllık yıpranmışlık kondisyonu, teknik arıza kayıtları ve seyir esnasında kısa dalga periyoduna uygun hız kararlarının doğru alınması halinde bu tür faciaların önüne geçilebileceğini belirterek sözlerini tamamladı.