İMEAK Deniz Ticaret Odası (DTO) Mart Ayı Meclis Toplantısı meclis üyeleri, şube başkanları, meslek komite başkanları ve çok sayıda denizcinin katılımıyla gerçekleşti.

6 Şubat’ta Kahramanmaraş’ta meydana gelen 2 büyük depremde hayatını kaybeden on binlerce kişi için 1 dakikalık saygı duruşuyla başlayan toplantıda konuşan İMEAK DTO Başkanı Tamer Kıran, deprem bölgesine gerçekleştirdiği ziyaret ve denizciler tarafından gönderilen yardımlarla ilgili geniş değerlendirmelerde bulundu.

Asrın felaketi olarak tanımlanan deprem faciasının acısını yürekte derinden hissettiklerini ve uzunca bir süre bu acının unutulmasının mümkün olmayacağını belirterek sözlerine başlayan Tamer Kıran, 6 Şubat günü yaşanan iki büyük depremin çok büyük bir yıkıma neden olduğunu belirtti. Ağır hasarların meydana geldiği Kahramanmaraş ve Hatay başta olmak üzere 11 ilin depremden etkilendiğini ve on binlerce insanın hayatını kaybettiğini hatırlatan Kıran, “Acımız çok büyük. Deprem felaketinde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza bir kez daha Allahtan rahmet, ülkemize başsağlığı ve sabır, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum” dedi.

Dese Crew Management'tan Türk denizciliğinde bir ilk Dese Crew Management'tan Türk denizciliğinde bir ilk

‘29 tır yardım gönderdik’

Etki alanı ve yıkım gücüyle olağandışı bir afet olarak kayıtlara geçen depremlerden 13,5 milyondan fazla insanın etkilendiğini ifade eden Kıran, “Bu büyük afet aynı zamanda Türk milleti olarak kederde ve zor günde nasıl tek vücut olduğumuzu bir kez daha ortaya koydu. Depremden sonra devlet ve millet el ele vererek seferber oldu. Her kesimden insanın depremzedelere yardım etmek için kendiliğinden harekete geçtiğini gördük. DTO’da ilk günden itibaren şubelerimizle birlikte bölge haklının yaralarını sarmak için büyük gayret gösterdi. Üyelerimizin temin ettiği malzemeler deprem bölgesindeki ihtiyaç sahiplerine en hızlı şekilde ulaştırıldı, halen de ulaştırılmaya devam ediyor. İskenderun’a o kadar hızlı intikal etmişiz ki bir dönem sonra şubemizden sanki AFAD ve Kızılay imiş gibi bölge halkından talepler gelmeye başlamış. Sizlerin de sayesinde büyük bir işbirliği ile bu yardımları oraya götürme imkanımız oldu. Bu kapsamda konteynerden çadır ve tuvalet, jeneratör, elektrikli ısıtıcılardan mutfak tüpü, uyku tulumu, battaniye ve yorgana, giyimden temizlik ürünleri ve içme sularına kadar birçok ürünü 29 tır ile deprem bölgesine ulaştırdık. Bu tırlar sadece Odamızın gönderdiği tırlardır. Sizlerin gönderdiklerini eklemedik” dedi.

Onlarca gemi yardım taşıdı

Kıran, DTO tarafından yapılan yardımlarla ilgili şunları aktardı; “İskenderun’da şubemiz vasıtasıyla yemek hizmeti veren bir aşevi oluşturduk ve 20 günlük ihtiyacı karşılamak için gıda maddesini gönderdik. Göndermeye devam ediyoruz. Denizcilik sektörü mensupları da tüm imkanlarıyla bölgeye yardıma koştu. Denizcilik Genel Müdürlüğü koordinasyonunda odamız üyesi gemi sahipleri, gemileri ücretsiz olarak yardım için deprem bölgesine gönderdi. Odamız üyesi olan kişi ve firmalarca onlarca gemi deprem bölgesine iş makinesi, insani yardım malzemesi, yaşam konteyneri taşıdı, depremzedeleri bölgeden tahliye etti. Yardım çalışmalarına duyarlılık göstererek, var gücüyle destek ve katılım sağlayan denizcilik camiasına tek tek teşekkür ederim.”

‘Felaketin boyutlarını kelimelerle anlatmak mümkün değil’

İMEAK DTO’den bir heyet olarak 19 Şubat tarihinde gittikleri Antakya ve İskenderun ziyaretine ilişkin de gözlemlerini paylaşan ve değerlendirmelerde bulunan Kıran, şöyle devam etti. “Ziyaretimizde hakikaten televizyonlarda gördüğümüz çok ötesinde bir felaketin yaşandığını gördük. Felaketin boyutlarını kelimelerle anlatmak mümkün değil. Antakya’ya doğru araçla giderken bir noktadan sonra devam etmek söz konusu değil. İnip yürüyerek devam etmeniz gerekiyor. Gördüğümüz manzarayı tarif etmek çok zor. En son Kasım 2021’de Antakya ve İskenderun’u ziyaret etmiştik. O gün orada gördüğümüz binaların, tarihi eserlerin, çarşının, camilerin, sinagogların, kiliselerin hiçbir tanesi kalmamıştı. 45 bin can gitti. Bununla birlikte bir tarihin de orada yok olduğunu gördük. Nasıl yapılır bilemiyorum ama ülkemiz adına son derece elim bir olay. İskenderun’u da gördük. Oradaki sorun da çok büyük. Birçok bina yıkılmış veya çeşitli derecelerde hasarlanmış, ve yerinde duran binaların birçoğunun da yıkılması gerektiği ortada. İskenderun şube binamız AFAD’ın hasar tespit genelgesine göre az hasarlı bina kapsamında olsa da, yaptırdığımız özel hasar tespit raporuna göre güçlendirme, zemin iyileştirilmesi, veya yeniden yapılmadan kullanılması önerilmemektedir. Binamızda bir takım hasarlar var, yıkılmamış, ancak aşağıya doğru çökmüş durumda. Dolayısıyla dışarıdan bakıldığında çok ağır hasarlı gözükmese de içinde yaşanacak bir durum olmadığını tespit etmiş durumdayız. Yeni bir şube binası inşa etmemiz gerektiği kanaatindeyiz. Binamızı yenileyeceğiz ancak şu anda bölgede bir imar uygulaması yok. Normalleşme ile birlikte yeni bir bina İskenderun’a kazandırmamız gerekecek.

Aşevi, ihtiyaç oldukça açık olacak

Aşevini de ziyaret ettik. Akşam yemek vaktinde insanların buraya akın ettiğini görmek, ne kadar isabetli bir iş yaptığımızı görmemize vesile oldu. Dolayısıyla aşevini ihtiyaç olduğunu gördüğümüz sürece açık tutacağız ve gerekli gıda tedarikini sağlamaya devam edeceğiz. Aşevleri haricinde hiçbir yerde yemek imkanı yok. Hiçbir yerde yemek pişmiyor. Ve ciddi bir ihtiyaç var. Paranın geçmediği bir yer. Hani hayat boyunca koşturup uğraşıyoruz ya para kazanmak için, çalışıyoruz mal, mülk yapıyoruz. Paranın geçmediği bir yere gittik. Alacak bir şey yok, satacak bir şey yok. Birileri yemek yapıyorsa yemek yiyorsun, verirse birisi su içiyorsun öyle bir ortam. Aşevine ihtiyaç var mı diye düşünürken, o ortamı görünce gittiği kadar gitmesine karar verdik. Oradaki ihtiyaç bitene kadar biz de orada olmaya devam edeceğiz.”

164 bin 321 bin ağır hasarlı

Deprem bölgesinde evlerini yitiren ve ağır kış koşullarında dışarıda kalan insanları güvenle oturabilecekleri kalıcı konutlara kavuşturmak, bölgede ekonominin bozulmasına daha fazla izin vermemek ve hayatın normalleşmesini sağlamanın ülkenin geleceği açısından önemli bir mesele olduğuna işaret eden Kıran, sözlerine şöyle devam etti; “Deprem bölgesindeki istihdam 4,5 milyon. Toplam ülke istihdamının yüzde 15’ine yakınını oluşturuyor. Bölgenin gayri safi yurt içi hasıla içerisindeki payı yüzde 9.3 seviyesinde. Bölgede en fazla katma değer yüzde 14.3 ile tarımdan geliyor. Tarım ağırlıklı olarak bitkisel üretim, küçük ve büyük baş hayvancılıktan oluşuyor. Bölge imalat sanayi üretiminin yüzde 11,3’nü gerçekleştiriyor. Ağırlıklı sektörler başta tekstil olmak üzere, gıda, metal ve işlenmiş madenlerden oluşuyor. Bölgenin ihracattaki payı yüzde 8,5 seviyesinde. Ancak üretimin yeniden başlayabilmesi için önce insanların başlarını sokabilecekleri güvenli bir yerleri olması büyük önem taşıyor. Depremin vurduğu 11 ilde toplam 4 milyon 511 bin bağımsız bölümden oluşan 1 milyon 250 bin binada yapılan inceleme sonucunda 520 bin bağımsız bölümden oluşan 164 bin 321 binanın, yıkık, acil yıkılacak ve ağır hasarlı olarak tespit edilmesi, sorunun ne kadar büyük olduğunu somut olarak ortaya koyuyor. Ki bizim binamız az hasarlı kapsamında ve bunun içerisine girmiyor. İçine bir insanın girmesi söz konusu değil. Onlar burada yoklar. Bu da olayın vahametinin boyutlarını gösteriyor.”

‘Deprem konutları projesine maddi destek ile katkı sağlayacağız’

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın yeni konutların inşa edileceği alanların belirlenmesi konusunda çalışmalarını yaptığını aktaran Kıran, Ticaret Bakanlığı ve TOBB öncülüğünde ülkedeki tüm Oda ve Borsaların organizasyonu ile Türk iş dünyasının kalıcı deprem konutları projesi adı altında konut seferberliği başlatıldığına işaret ederek şunları söyledi; “Kampanya kapsamında TOKİ kalıcı konutlar inşa edecek. Oda olarak tüm kaynaklarımızı üyelerimizin de destekleriyle birleştirerek var gücümüzle bölge insanına yardım elimizi uzatmak amacıyla bu kampanyada mümkün olduğunca çok sayıda konut yapımına maddi katkı sağlayarak yerimizi almak istiyoruz. Üyelerimizden isteğimiz bu kampanyaya, bir daire, bir apartman veya bir sokak şeklinde kendi imkanları ölçüsünde katılmalarıdır. Biz ağırlıklı olarak üyelerimiz orda çok olduğu için İskenderun’da yapmayı tercih ediyoruz. Felaket çok büyük. Devletin tek başına bunun altından kalkabileceğini düşünmüyorum.”

Suat Hayri Aka’ya tam destek

Konuşmasının sonunda BM Uluslararası Havacılık Teşkilatı nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Daimi Temsilcisi Büyükelçi Suat Hayri Aka’nın IMO Genel Sekreterliğine adaylığını değerlendiren Kıran, “Adaylığını büyük memnuniyetle öğrendik. IMO dünya denizciliğinde kuralları ve standartları belirleyen çok önemli bir merkez. Böylesine önemli bir kuruluşun en üst kademesinde bir Türkü görmekten büyük mutluluk duyacağız. Suat Hayri Aka, Türk denizciliğine önemli hizmetler vermiş ve bu görevi layıkıyla yerine getireceğinden, ülkemizi en iyi şekilde temsil edeceğinden emin olduğumuz çok değerli bir isim. Temmuz ayında gerçekleşecek seçimlerde göreve gelmesini canı gönülden desteklediğimizi, tüm gücümüzle sektör olarak yanında yer aldığımız belirtmek istiyorum” dedi.

7DENİZ

Editör: Haber Merkezi