Cezayir Yargıtay’ı tarafından üç kez haklı bulunan şirket, Cezayirʹde ˮkaçak avcılıkˮ iddiasıyla aleyhlerine açılan davayı kazandı. Aqua Group AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kocaman, 2002 yılından beri Akua Group olarak Akdenizʹde orkinos avcılığı ve Çeşmeʹde çiftlikte orkinos besiciliği yaptıklarını, mayıs-haziran aylarında avlanan orkinosların kafeslerde çekilerek çiftliğe getirildiğini ve sonra yağlanarak tamamının Japonyaʹya ihraç edildiğini anlattı. Türkiyeʹnin de üye olduğu Atlantik Ton Balıklarının Korunması Uluslararası Komisyonu (ICCAT) tarafından orkinos avcılığı için kota belirlendiğini, Türkiyeʹnin kotalarının kendisine yetmediğini kaydeden Kocaman, hak edilen kotanın verilmediğini bildirdi. Kocaman, ˮdolayısıyla biz de yurt dışındaki ülkelerden de canlı orkinos ithalatı yapıyoruz, Fasʹtan, Libyaʹda, Tunusʹtan orkinos ithal ediyoruz.ˮ diye konuştu. ICCAT tarafından Cezayirʹe verilen kotanın bu ülke tarafından kullanılamaması, orkinos avcılığının yapılamaması gibi nedenlerle bu ülke karasularında orkinos avlamak ve Cezayirli balıkçılara orkinos avcılığı öğretmek amacıyla  2008 yılında Cezayirli yetkililerle görüşmeye başladıklarını anlatan Kocaman, Cezayir Denizcilik Bakanlığı temsilcileri ile bir dizi görüşme gerçekleştiklerini bildirdi. Kocaman, ˮBiz onlara, ʹKotanız var, kullanamıyorsunuz, biz Türk tekneleri ile gelelim, beraber balıkları avlayalım, siz de avcılığı öğrenin, kotanızı değerlendirin, bu balıkları sizden uluslararası fiyatlardan alalımʹ dedik.ˮ şeklinde konuştu. Tekliflerinin Cezayir Denizcilik Bakanlığı tarafından uygun görüldüğünü, anlaşma yaptıklarını aktaran Kocaman, bu anlaşma çerçevesinde Türk tekneleri ile 2008ʹde bu ülkeye gittiklerini söyledi. ˮTeknik olarak imkansızken kaçak avcılıkla suçlandıkˮ Kocaman, ilk yıl birlikte avcılık yaptıklarını, avcılığı Cezayirli balıkçılara öğrettiklerini kaydederek, ˮİkinci yıl onlar bize, ʹBiz avı öğrendik, avcılığı biz yapalım, siz sadece avlanan balıkları Türkiyeʹye transfer etmek için çekici tekne getirin.ʹ dediler. Biz de 3 tane kafesli çekici romörkör tekneyi 2009 Mayısʹta Cezayirʹe gönderdik.ˮ dedi. Cezayirli balıkçıların avcılığı yaptıktan sonra balıkları Türk teknelerine transfer ettiklerini ve prosedür olarak ilgili bakanlığa bildirim yapıldığını dile getiren Kocaman, balıkları Türkiyeʹye getirmek için bakanlığın iznini beklemeye başladıklarını söyledi. Kocaman, sözlerini şöyle sürdürdü: ˮBiz bakanlıktan olur cevabı beklerken Cezayir sahil güvenliği teknelerimizi karasularına çağırdı. Biz de kontrol amaçlı olduğunu düşünerek kafeslerle birlikte gittik. Biz, ʹSiz kaçak avcılık yapıyorsunuz, kafesleri limana çekin. Hakkınızda soruşturma varʹ dediler. Öyle bir şey söz konusu değildi tabii ki: O kafeslerle limana da giremezdik. Ancak limanın açığında demirledik. Demirleyince kafesler 3-4 gün sonra patladı ve balıklar kaçtı. Sonrasında tekneleri limana bağladık. Sonra personelimiz ağır bir sorgulamadan geçti, mahkemeye sevk edildiler ve duruşmalar başladı. Tanıklar dinlenildi. Bizi kaçak avcılıkla suçladılar ancak biz istesek de o teknelerle avcılık yapamayız, zira buna uygun donanımları yoktu. Ayrıca bizim tüm izinlerimiz vardı, evraklarımız tamdı.ˮ  ˮTamamen kurgu bir mahkeme ile karşılaştıkˮ Kocaman, Annaba şehrindeki mahkemenin bir yıl sürdüğünü ve 2010ʹda sonuçlandığını kaydederek, mahkemenin teknelere el koyduğunu ve limana bağladığını, personele altışar yıl hapis cezası verdiğini ve şirkete 70 milyon avro para cezası kestiğini söyledi. Kendileri ile iş birliği yapan Cezayirli balıkçıların da ceza aldığını aktaran Kocaman, Cezayir Denizcilik Bakanlığı müsteşarının ve bakanlıktaki bir genel müdürün de ceza aldığını ve görevden uzaklaştırıldığını bildirdi. ˮTamamen kurgu bir yargılama ile karşılaştık.ˮ diyen Kocaman, bu arada hiçbir personelin hapis yatmadığını ve ülkeden çıkma cezası ile karşılaşmadığını aktardı. Kocaman, tekneleri hiç boş bırakmadıklarını, 6 ayda bir personel değiştirdiklerini belirterek, burada da ciddi bir giderle karşılaştıklarını söyledi. ˮYargıtay iki kez davayı bozdu, üç defa bizi haklı bulduˮ  Kocaman, bu dava sonucu için temyize gittiklerini ve Cezayir Yargıtay’ının kendilerini 2012ʹde haklı bulduğunu kaydederek, şu ifadeleri kullandı: ˮYargıtay’ın, ʹBeraat etmeleri gerekirʹ diyerek dosyayı iade etmesine rağmen Annaba mahkemesi 2013ʹte tekrar aynı cezayı verdi. Normalde böyle bir şey mümkün değil. biz tekrar kararı temyize götürdük ve Yargıtay kararı hukuka uygun olmadığı için ikinci defa bozdu. Yargıtay, ikinci defa davayı Guelma şehrindeki mahkeme gönderdi. 2015ʹte Guelma mahkemesinde yargılama başladı ve 2016ʹda bu mahkeme beraat verdi. Ayrıca para cezasını kaldırdı. Suçlamaların hepsi kalktı. Sonrasında Guelma mahkemesinin kararını Annaba gümrüğü temyiz etti. Onlar temyiz edince Cezayir yargıtayı davayı başkente aldı ve tekrar tüm yargılamayı kendisi yaptı. Yargıtay, Annaba gümrüğünün temyiz talebini haksız bularak, Guelma mahkemesinin beraat kararını uygun buldu ve dosyayı Guelme mahkemesine gönderdi. Yargıtay, dosyayı gönderirken ʹBeraat kararını uygula.ʹ dedi.ˮ Kocaman, Yargıtayʹın Guelma mahkemesinin dava sonucunu uygulamasına yönelik kararını söz konusu mahkemeye 2017 sonunda gönderdiğini ve 2018 Şubatʹta kendilerinin beraat ettiğinin kesinleştiğini söyledi. Ancak o günden bu yana sürecin çok ağır işlediğini vurgulayan Kocaman, tekneleri 6 ay sonra, bu hafta başında denize çıkarabildiklerini, teknelerin şu anda Türkiyeʹye dönüş yolunda olduklarını anlattı. ˮTürk devleti her zaman yanımızda olduˮ Kocaman, o dönem Türkiyeʹnin Cezayir Büyükelçisi Ahmet Necati Bigalıʹnın kendilerinin her zaman yanlarında olduğunu, ilk duruşmalara 800 kilometre uzaklıktan gelerek duruşmaya katıldığını belirterek, kendilerinin masum olduğunun en başından beri Türk devleti tarafından bilindiğini vurguladı. Diplomasi açısından Türkiyeʹnin her zaman kendilerine destek verdiğini dile getiren Kocaman, o dönem Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğanʹın 2013ʹte Cezayir ziyaretinde Cezayirli mevkidaşı ile bunu konuyu görüştüğünü bildirdi. Kocaman, şu bilgileri verdi: ˮO görüşmede ben de bulundum ve konuyu anlattım. Cezayir Başbakanı olayın yargıya intikal ettiğini ve bir şey yapamayacaklarını söylemişti. Sonra 2016ʹda yine Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, dönemin Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ve benimde bulunduğum bir toplantıda yine aynı Cezayir Başbakanına konuyu anlattım. Sayın cumhurbaşkanımız yargıtayda beraat ettiğimizi bizzat söyledi. Sonra Başbakan, ilgileneceği mahiyetinde benim kartımı istedi. Yani devletimiz en üst düzeyde yanımızda durdu. Ancak Cezayirli yetkililer olaya hep sağır kaldı.ˮ  ˮCezayir devletine ciddi bir tazminat davası açacağızˮ Kocaman, bu süreçte 12 milyon dolar değerindeki 3 teknelerinin hurdaya çıktığını belirterek, 9 yılda tekneleri bekleyen personele, mahkemeye gidip gelme süreçleri gibi konulara 5-6 milyon dolar harcandığını bildirdi. Kocaman, ˮOrtaklarımızla birlikte bedeli ne olursa olsun hukuki süreci sürdürmekte son derece kararlıydık.ˮ dedi. Kafeslerin patlamasıyla denize giden balıkların da önemli bir kayba yol açtığını dile getiren Kocaman, ˮHer şeyden önemlisi bir Türk şirket kaçak avcılıkla suçlandı. Bu bizim için çok ciddi moral kaybına neden oldu. Bu süreçte maddi olarak 30 milyon dolar gibi kaybımız oldu. Neyse ki sektördeki prestijimiz pek sarsılmadı.ˮ dedi. Kocaman, bu süreçte tekneleri terk etmelerinin istendiğini ve bu teknelerin el konulup Cezayirlilere satılmasının bile söz konusu olduğunu kaydederek, ˮBiz hiç dostane davranılmadı. Biz de Yargıtayʹın bizi üç defa haklı bulduğu, 9 yıl sonra gelen adalet sonrası ciddi bir tazminat davası açmaya karar verdik. En az 30-40 milyon dolarlık bir tazminat davasını Cezayir devletine açacağız. Fırsat maliyetlerimiz ve engel oldukları ticaretle birlikte zararımız en az bu kadar.ˮ diye konuştu. Bu davayı açmalarına rağmen Cezayirʹde balıkçılık yapmaya devam edeceklerini aktaran Kocaman, ˮCezayirʹde balıkçılık yapmamızın önünde bir engel yok. Yasalara uygun çalışıyoruz. Engellerlerse yine dava açarız. Bu milli bir mesele, hiç korkmuyoruz. Fasʹta ve Moritanyaʹda da balıkçılık yapıyoruz.ˮ ifadelerini kullandı. ˮBu olayın sebebi, orada çıkarı olan bazı Avrupalı şirketlerˮ Kocaman, bu haksız davaların neden açıldığına ve kendilerinin haksız bir şekilde neden mahkum edildiğine dair şunları söyledi: ˮBu olayın nedeninin Cezayir bürokrasisi içinde bir hesaplaşma olduğunu düşünüyorum. Biz bu hesaplaşmaya kurban gittik. Orada Cezayirli balıkçılara avcılığı öğretip onların ve Cezayirʹin kazanmasını sağlıyorduk. Ancak burada çıkarı olan bazı Avrupalı şirketleri ve bu şirketlerin Cezayir bürokrasisindeki uzantılarını rahatsız ettik. Biz Cezayirlilere balık tutup para vermedik balık tutmayı öğrettik. Bu çıkarcı Avrupalı şirketler bizi istemedi, sadece bizi değil Cezayirʹin kazanmasını da istemedi. Biz orada balık çiftliği ve balık işleme tesisi de kuracaktık. Ayrıca bir çok su ürününü orada işleyecektik, istihdam sağlayacaktık, vergi ödeyecektik. Ancak Avrupalı şirketler öyle yapmıyor. geliyorlar avlayıp balığı direkt gemide götürüyorlar. Ne avladıklarını, ne kadar avladıklarını tespit edemediğiniz dahi olabiliyor.ˮ​ 7DENİZ