Uzman isim fiyat verdi: 'Dönüm noktası olabilir'
Uzman isim fiyat verdi: 'Dönüm noktası olabilir'
İçeriği Görüntüle

Avrupa Birliği’nin yürürlüğe koyduğu bu düzenleme, sektörün geleceğini şekillendirecek en kritik eşik olarak görülüyor. Akdeniz havzasından Avrupa’ya sefer yapan gemiler için en az %2 oranında yeşil yakıt kullanımı artık zorunlu. Bu şartı yerine getirmeyen armatörler ise ton başına 640 avro gibi ağır cezalarla karşı karşıya kalıyor.

Yeşil yakıt tedarikinde yaşanan zorluklara çözüm olarak AB, ‘pooling sistemi’ni devreye soktu. Fazla emisyon hakkına sahip şirketlerin, eksik durumda olan diğer şirketlere karbon hakkı satabildiği bu sistem, erken uyum sağlayan armatörlere önemli rekabet avantajı sunuyor.

FuelEU yalnızca bir regülasyon değil; yakıt optimizasyonu, biyoyakıt ve LNG yatırımlarını hızlandıracak bir dönüm noktası. 2030 sonrasında karbon ayak izini azaltan firmaların fiyat avantajı elde edeceği, azaltmayanların ise rekabette zorlanacağı öngörülüyor. İşte bu yeni dönemin sektöre etkilerini ve Carbon Markets’in stratejik yaklaşımını, Pazarlama Direktörü Tolga Çakın ile konuştuk.

Biyokütle enerjisi ve atık yönetiminde entegre model

Tolga Çakın, şirket faaliyetlerinin iki ana sektörde yürütüldüğünü belirtiyor. İlk faaliyet alanını, temiz çevre ve atık yönetimi odaklı biyokütle enerji santrali oluşturuyor. Antalya bölgesinde Kültür ve Turizm Bakanlığı ile ortak yürütülen projede, Belek’teki otellerin tüm atıkları toplanarak özel bir süreçle yakılıyor ve bu işlemden elektrik üretiliyor. Carbon Markets Yap-İşlet-Devret modeli ile kurulan tesisin yatırımcısı konumunda. Çakın, biyokütle enerji santralinin toplam 5.3 megavatlık bir kapasiteye sahip olduğunun altını çizerek ortaklarla birlikte Belek’teki tüm otellerin atıklarının hem bertaraf edildiğini hem de elektrik üretiminde değerlendirildiğini vurguluyor. Tesis, bu yönüyle aynı zamanda gönüllü karbon kredisi üreten bir yapıda çalışıyor.

Lojistik ve liman altyapısında stratejik yatırımlar

Şirketin ikinci faaliyet alanı, Medrail Dryport üzerinden yürütülen lojistik ve liman altyapısı yatırımları. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile birlikte geliştirilen bu yatırım, Türkiye’nin demiryolu taşımacılığını artırmaya yönelik ulusal stratejinin önemli bir bileşeni niteliğinde.

Çakın, özellikle İzmir Aliağa bölgesinde limanların arka saha yetersizliği nedeniyle üç büyük limanın ciddi operasyonel sıkıntılar yaşadığını belirtiyor. Bu ihtiyaca çözüm olarak bölgede büyük ölçekli bir dry port projesi hayata geçirilmiş durumda. Tesiste konteyner elleçleme, istifleme, yıkama, iç dolum ve kimyasal yıkama hizmetleri veriliyor. Ayrıca 10 bin metrekare kapalı A tipi antrepo, 5 bin metrekare açık gümrüklü antrepo, 35 bin metrekare konteyner sahası ve tesise entegre iki adet 450 metre uzunluğunda demiryolu hattı bulunuyor. Bu altyapı bugün bölgedeki pek çok denizcilik firmasına aktif olarak hizmet veriyor.

Avrupa Birliği emisyon ticaret sistemi ve karbon kredileri

Çakın’ın değerlendirmelerine göre Avrupa Birliği Emisyon Ticaret Sistemi, küresel karbon piyasasının en belirleyici mekanizması olarak öne çıkıyor. 2005 yılında kurulan sistem, 2008 ekonomik krizinin ardından ertelenmiş olsa da 2018 itibarıyla Avrupa Birliği içindeki tüm sanayi kuruluşları için zorunlu hale getirildi. Sisteme göre bir sanayi kuruluşu her ay karbon emisyon raporu sunuyor. Örneğin bir firma bu ay 10 birim emisyon üretmişse, gelecek ay bu rakamı 8 birime düşürdüğünde aradaki 2 birim için ödüllendiriliyor. Bu ödül, European Allowance (Avrupa Birliği Emisyon İzni) adı verilen dijital karbon kredisi ile sağlanıyor. Emisyonu yüksek olan kuruluşlar ise bu kredileri satın almak zorunda kalıyor. Avrupa Birliği’nde bir Avrupa Birliği Emisyon İzni yaklaşık 80 avro seviyesinde işlem görüyor ve geçen yıl Avrupa Birliği karbon ticaret hacmi 140 milyar avroya ulaştı. Ekran Görüntüsü 2025 12 08 113744

Denizcilikte zorunlu karbon ödemeleri 2024’te başladı

Denizcilik sektörü için Avrupa Birliği karbon düzenlemeleri 2024 yılı itibarıyla resmen yürürlüğe girdi. Artık Avrupa’ya sefer yapan 5000 GRT üzerindeki tüm gemiler, gerçekleştirdikleri seferlerde yakıt tüketimleri üzerinden karbon emisyonu ödemek zorunda. Regülasyona tabi her bir gemi için, sefer boyunca gerçekleşen yakıt tüketimi; kullanılan yakıt türüne göre belirlenen emisyon katsayılarıyla çarpılarak ödenecek toplam emisyon miktarı hesaplanmaktadır. Avrupa Birliği, tek yön seferlerde emisyonun yüzde 50’sinin, çift yön seferlerde ise yüzde 100’ünün karşılanmasını şart koşuyor. Armatörlerin bu ödemeleri gerçekleştirmek için Maritime Operation Holding Account (MOHA) adlı dijital karbon cüzdanını kullanması gerekiyor.

Avrupa’daki ana borsaya bağlı resmi karbon aracısı

Carbon Markets, Avrupa’daki ana borsada resmi bir hesapla işlem yapan karbon ticareti şirketi olarak armatörlerin sistemden sorunsuz şekilde yararlanmasını sağlıyor. Şirket, armatörlerin dijital cüzdanlarına doğrudan Avrupa Birliği Emisyon İzni transferi yapabiliyor; armatörlerin sahip olduğu fazla izinleri satın alabiliyor. Ayrıca vadeli işlemler, bayilik modelleri ve gelişmiş finansal çözümlerle sektöre esnek seçenekler sunuyor. Çakın, sektörde 15 yılı aşkın tecrübeye sahip küresel rakiplerle rekabet edebilmek için yalnızca ticaret odaklı değil, aynı zamanda danışmanlık yaklaşımıyla hareket ettiklerini özellikle vurguluyor.

Avrupa Birliği ve IMO ayrışıyor

Tolga Çakın, Avrupa Birliği ve Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) düzenlemelerinin süreç yönetimi açısından birbirinden ayrıştığını belirtiyor. Avrupa Birliği’nde hiçbir erteleme olmadığını, ancak Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün 2028 için planladığı uygulamayı 2029’a ertelediğini hatırlatıyor. Buna rağmen Avrupa Birliği düzenlemelerinin küresel etki bakımından çok daha güçlü olduğunun altını çiziyor.

“Karbonu hesaba katmayan armatör ayakta kalamaz”

Çakın’a göre karbon riskini maliyetlerine dahil etmeyen armatörlerin rekabette ayakta kalması mümkün değil. Düzenlemelere uyum sağlamayan firmalar Avrupa limanlarında yasaklı hale gelebiliyor. Rekabetçi kalabilmek için yakıt optimizasyonu, biyoyakıt kullanımı, sıvılaştırılmış doğal gaz gibi düşük emisyonlu teknolojilere yatırım yapılması gerektiğini söyleyen Çakın, 2030 sonrasında karbon ayak izini azaltan firmaların fiyat avantajı elde edeceğini, azaltmayanların ise rekabette zorlanacağını vurguluyor. Kapak 1

Türkiye kendi ulusal emisyon sistemi için hazırlık yapıyor

Türkiye’de Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Avrupa Birliği modeline benzer bir Ulusal Emisyon Ticaret Sistemi hazırlığında. Bakanlık gerekli yasayı çıkarmış durumda ve mevzuat çalışmaları sürüyor. Sistemin devreye girmesiyle Türkiye limanlarına gelen gemilerden karbon vergisi alınması planlanıyor.

İlk çalışmalara göre yıllık yaklaşık 1 milyar avro civarında gelir elde edilmesi bekleniyor. Bu gelirin ise yeşil denizcilik fonu oluşturularak sektöre geri aktarılması hedefleniyor. Yeni gemi inşaları, çevreci yakıt yatırımları ve dönüşüm projeleri bu fondan kredi olarak desteklenecek. Çakın, bu sürecin bir yük değil, 2030 sürecine hazırlık açısından önemli bir fırsat olduğunu ifade ediyor.

Yeşil yakıt zorunluluğu ve FuelEU kuralları

Carbon Markets’in bugün 60 aktif müşterisi bulunuyor. Armatörler, teklif süreçlerinde artık karbon maliyetlerini hesaba katmaya başlamış olsa da Tolga Çakın, FuelEU düzenlemesinin hâlen tam olarak anlaşılmadığını söylüyor.

Avrupa Birliği kurallarına göre Akdeniz havzasından Avrupa’ya sefer yapan gemilerin yüzde 2 oranında yeşil yakıt kullanarak sera gazı yoğunluğunu düşürmesi zorunlu hale geldi. Bu gerekliliği karşılamayan firmalar ton başına 640 avro ceza ödüyor. Yeşil yakıt tedarikinde yaşanan zorluklar nedeniyle Avrupa Birliği armatörlere “pooling” adı verilen sistemi sunuyor. Bu sistemde fazla emisyon hakkına sahip şirketler, eksik durumda olan diğer şirketlere karbon hakkı satabiliyor. Çakın’a göre bu sisteme erken uyum sağlayan armatörler ciddi avantaj elde edecek.

Ticaretin ötesinde stratejik danışmanlık

Son olarak Çakın, Carbon Markets’in armatörlere yalnızca ticari bir oyuncu olarak değil, aynı zamanda stratejik bir yol arkadaşı olarak yaklaştığını vurguluyor. Düzenlemelerle ilgili her konuda danışmanlık sunduklarını belirten Çakın, amaçlarının sadece karbon ticareti yapmak değil, armatörlerin uzun vadeli finansal stratejilerini doğru şekilde oluşturmalarına destek olmak olduğunu ifade ediyor.

Kaynak: 7DENİZ DERGİSİ