İstanbul ve Marmara, Ege, Akdeniz, Karadeniz Bölgeleri (İMEAK) Deniz Ticaret Odası’nın (DTO) şubat ayı meclis toplantısı, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın katılımıyla yapıldı.

Oda’nın meclis salonunda, Meclis Başkanı Başaran Bayrak başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda, gündemdeki maddeler görüşüldü.

İMEAK Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Kıran yaptığı konuşmada, 11 ilde yıkıma neden olan 6 Şubat depremlerinin üzerinden bir yıl geçtiğini belirterek, 53 bin 537 vatandaşın hayatını kaybetmesine neden olan depremlerin acısının hala ilk günkü gibi hissedildiğini söyledi. Tamer Kıran, “Yüce Rabbimden ülkemizi her türlü afetten korumasını, milletimize bir daha böyle acılar göstermemesini niyaz ediyorum” dedi.

Başkan Kıran sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hiç kolay değil… 14 milyon vatandaşımızı doğrudan etkileyen, etki alanı bakımından dünya literatürüne geçen bir afetten bahsediyoruz. Depremlerin hemen ardından devlet-millet el ele vererek tek yürek oldu, felaketi dayanışmaya dönüştürerek, bölgeye yardıma koştu. Devletimiz ve milletimizin bu azim ve kararlılığı neticesinde mümkün olan en kısa süre içerisinde yıkılan şehirlerimizin yeniden ihya olacağına, evlerini kaybeden vatandaşlarımızın yuvalarına tekrar kavuşacağına yürekten inanıyorum.”

Türkiye’nin coğrafi konumu ve jeolojik yapısı nedeniyle dünyanın en aktif deprem kuşaklarından biri üzerinde yer aldığını hatırlatan Tamer Kıran, İstanbul başta olmak üzere bölgedeki hemen hemen tüm yerleşim birimlerini büyük ölçüde etkileyecek Marmara Denizi kaynaklı bir depremin de en büyük risk olarak karşımızda durduğuna dikkat çekerek, olası bu depremin fiziksel, ekonomik, sosyal, çevresel zarar ve kayıplarını önlemek veya etkilerini azaltmak için hazırlıkları en üst düzeye çıkarmanın önemini vurguladı.

Dünyanın çok hassas bir süreçten geçtiğini belirten Tamer Kıran, bir yandan savaşlar, ticari anlaşmazlıklar, ambargolar bir yandan küresel iklim tehdidinin getirdiği olumsuzluklar nedeniyle suların durulmadığını söyledi.

Ocak ayının, küresel ekonomide arz yönlü şokları tekrar hatırlatan bir dönem olduğunu belirten Tamer Kıran, şunları söyledi:

“İsrail’in Gazze’ye yönelik sürdürdüğü acımasız saldırıların ardından Yemen’de yerleşik bir grubun Kızıldeniz geçişindeki ticari gemilere yönelik saldırıları, Süveyş kanalının Asya-Avrupa bağlantısının ciddi biçimde devre dışı kalmasına neden oldu. Denizyolu bağlantısı Afrika’nın Güneyine kaymaya başladı. Hem zaman hem maliyet açısından arz yönlü sıkıntı yaratan bu durum, Avrupa’da bazı büyük üreticilerin üretimlerinde aksamalara yol açmaya başladı, bölgede taşımacılık maliyetleri yükseldi. Deniz ticaretini sekteye uğratan bir gelişme de Pasifik ve Atlantik okyanuslarını birbirine bağlayan Panama kanalında halen yaşanıyor. Panama kanalında yüksek tonajlı gemilerin geçişi için kanalın hemen yanındaki barajdan sürekli su aktarılıyor. Yaşanan kuraklık barajın su seviyesini düşürerek Panama kanalında geçişleri önemli oranda aksatmış durumda. İklim krizinin yarattığı bu tablo Süveyş kanalında olduğu gibi hem zaman hem de maliyet açısından başka bir arz yönlü sorun yaratırken, Panama yerine Güney Amerika’yı kullanan gemilerin maliyetleri bu hatta da bir hayli yükseldi.”

Hem Süveyş hem Panama kanalında yaşanan bu gelişmelerin tedarik zincirinde yarattığı sorunun henüz çok vahim bir noktada olmadığına işaret eden Tamer Kıran, bunun en temel nedenlerinden birisinin, Çin ve Avrupa ekonomisinin oldukça zayıf büyüme performansları ve buna bağlı küresel ekonominin yavaşlamasındaki talep düşüklüğü olarak göründüğünü söyledi.

Tamer Kıran, Gazze’de yaşananların uzantısı niteliğinde Orta Doğu’da yaşanan jeo-politik riskler ve Panama kanalındaki iklim kaynaklı sorunun aşılamaması durumunda söz konusu arz yönlü şokların gerek tedarik zinciri gerek enerji maliyetleri üzerinde çok daha olumsuz etki yaratma potansiyelinin her geçen gün arttığını belirterek, özellikle Orta Doğu bölgesinde istikrarın bir an önce sağlanmasını dilediklerini kaydetti.

Merkez Bankası’nın beklendiği gibi politika faizini 250 puan artırarak %45 seviyesine getirdiğini belirten Tamer Kıran, “Merkez Bankası yayınladığı bültende sıkılaşmanın sonuna gelindiği sinyalini verdi. Bir başka ifadeyle, faiz artırım sürecinin bittiğini, çok olağanüstü bir durum olmadıkça yeni faiz artışları olmayacağı sinyalini verdi. Bu arada Merkez Bankası’nda bir görev değişikliği yaşandı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanlığı'na atanan Sayın Dr. Fatih Karahan'a yeni görevinde başarılar diliyorum” diye konuştu.

Son bir ayda gerek iç talebin belli bir sıcaklığı koruması gerek ücret artışları ve gerek yönetilen fiyat artışlarıyla beklenen yüksek enflasyonun kısmen gerçekleştiğini kaydeden Tamer Kıran, “Ocak ayında aylık enflasyon yüzde 6,7, yıllık enflasyon yaklaşık yüzde 65 oldu.   Merkez Bankası’nın %36 olan yıl sonu hedefine ulaşılabilmesi için aylık enflasyonun ortalamada yüzde 2,5-3 seviyelerini geçmemesi gerekiyor. Tablo, enflasyon ile mücadelede zorlu bir yol olduğunu ve sıkı politikalara devam etmenin önemini net bir şekilde gösteriyor.” dedi.

Tamer Kıran, makro ekonomik verilere bakıldığında, tüketici güveni, kredi kartı harcamaları gibi talebe yönelik göstergelerin belli bir gücü koruduğunu, sanayi gibi üretime yönelik göstergelerin ise daha fazla yavaşladığının izlendiğini sözlerine ekledi. 

Osman Aşkın Bak: Deniz sporlarında ivmeye ihtiyaç var

Tamer Kıran’ın ardından Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak söz aldı. Bakan Bak, konuşmasında 2005-2011 İstanbul Ticaret Odası’nda meclis üyesi olarak yer aldığını hatırlattı. İTO’da uluslar arası nakliye komitesinde görev aldığını belirterek, hem lojistiği hem de deniz ticaretini takip ettiğini söyledi.

İTÜ Makine Bölümü mezunu olduğunu belirten Bakan Bak, Deniz Ulaştırma ve İşletme Mühendisliği bölümünde asistanlık da yaptığını ve denizcilik sektöründe de tecrübesi olduğunu kaydetti.

Osman Bak, deniz sporlarında ivmeye ihtiyaç olduğunu belirterek, “Yüzmede çok ciddi yatırımlar yapıyoruz. 681 tane havuz yapıldı. Yenilerini de yapmaya devam ediyoruz. 10 milyon çocuğumuza yüzme öğrettik. Su sporlarında başarılı olmak istiyoruz. Kürekte, kanoda, yelkende atılım yapmak zorundayız. Siz denizcilik sektörü paydaşlarından destek bekliyoruz. Yüzmede, yelkende genç bir jenerasyon geliyor” ifadelerini kullandı.

Bülent Hüseyinoğlu: Mühendislik disipliniyle çalışıyoruz

Bakan Osman Aşkın Bak’ın ardından TMMOB Gemi Mühendisleri Odası (GMO) Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Hüseyinoğlu da kürsüye çıktı. Hüseyinoğlu, sözlerine Kılavuz Kaptan Oğuz Kök’ü anarak başladı. GMO’nun kurulduğu 1954’ten itibaren kamunu ve denizcilik paydaşlarının çıkarlarını savunmak için mühendislik disipliniyle çalışmaktayız” diyen Hüseyinoğlu, “Cumhuriyetin kuruluşundan, gemi yapılamaz derken kendi akaryakıt tankerlerimizi ve destek gemilerimizi imkânsızlıklarla yapmayı başaran neslin devamıyız” dedi. Hüseyinoğlu, “1962 yılında milli klas kuruluşumuz Türk Lloydu’nu kurduk. 1990’lardan itibaren IACS’a giriş mücadelesi verdik. Nihayet cumhuriyetimizin 100. yılında Türk Loydu’muz IACS’ın daimi üyesi oldu. Bu başarıda emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz” diye konuştu.

Cem Seven: İhracatını yıllık bazda en çok artıran sektör biziz

Gemi, Yat ve Hizmetleri İhracatçıları Birliği Başkanı Cem Seven de toplantıda yaptığı konuşmada, birliğin kurulduğu 2010 yılından beri en yüksek sektör ihracat rakamı olan 1 milyar 940 milyon dolarlık bir seviyeye ulaştıklarını belirtti. Seven, “Birliğimiz Türkiye’deki tüm ihracatçı birlikleri arasında ihracatını en fazla artıran ikinci, sanayi sektörleri içinde ise ihracatını yıllık bazda en çok artıran sektör olmuştur. 2023’te gerçekleştirdiğimiz ihracatlar içinde en büyük payı son yıllarda olduğu gibi yine balıkçı gemileri aldı. 2023’te Türkiye’den toplam 487 milyon dolar tutarında balıkçı gemisi ihracatı gerçekleşti. Balıkçı gemisi ihracatımız yıllık bazda 328 milyon dolardan 487 milyon dolara yükseldi. Bu da dünya genelinde balıkçı gemisi ihracatında yıllardır süregelen en çok ihracat gerçekleştirerek şampiyon ülke olma durumumuzun devamı anlamına gelmekte” dedi.

“Benzer başarıyı ilk 3’e girmesi muhtemel römorkör ihracatçılarımızın da yakalayacağını düşünüyoruz” diyen Seven sözlerini şöyle sürdürdü:
“Keza yat üreticilerimiz de ihracat sıralamasında inşa performansıyla üst sıralara yükseleceğini öngörüyoruz. Hal böyleyken Türkiye’nin Norveç’e gerçekleştirdiği toplam 929 milyon dolarlık ihracatın 527 milyon dolarlık kısmını gemi ve yat ihracatçıları gerçekleştirmiştir. Ülkemiz Norveç’e olan ithalatımızın çok üzerinde ihracat rakamı yakalayarak yaklaşık 100 milyon dolarlık dış ticaret fazlası verir hale gelmiştir.”

Türk tersaneleriyle ilgili Norveç’te çıkan haberlere yanıt

15-16 Ocak tarihlerinde Norveç haber portallarında bir Türk sendikasının Türkiye tersanelerindeki çalışma koşullarını şikâyet eden bir röportajı yayınlandığını belirten Seven haberde, tersane işçilerinin kötü koşullarda çalıştığı, güvenlik ekipmanlarının işçiler tarafından sağlandığının yer aldığını aktardı. Seven haberde ayrıca, tersanelerde her yıl ortalama 28 kişinin can verdiği, 2022’de 28 kişinin vefat ettiği ve ölümlerin saklandığı, tersane işçilerin günde 1300 TL yevmiye aldıkları, Türk tersanelerinde çok sayıda Norveçli armatörler için römorkör inşa edildiği bunların Norveçli vergi mükellefleri tarafından doğrudan veya dolaylı finanse edildiğinin yer aldığını, Türk sendikanın Norveç’teki sendikadan daha sert tedbirlerin uygulanmasını istediğinin belirtildiğini söyledi.

Seven, haber portalının Norveçli armatörlere benzer soruları sorduklarında ise kendilerinin çalıştıkları tersanelerde problem yaşamadıkları bilgisini aldıklarını kaydetti. Seven konuya ilişkin şunları söyledi:
“Oslo büyükelçiliğimiz ile görüşmeler gerçekleştirdik. Kendileri haber portalına cevap hazırlamamız gerektiğini söyledi. 19 Ocak’ta Oslo Büyükelçisi bizi arayarak bir Sosyalist Sol Partisi üyesinin Norveç Çalışma Bakanlığı’na çıkan haberler üzerine soru önergesi verdiğini bildirdi. Hafta sonu Norveçli avukatlarla ortak bir yazı hazırladık. Cevabımızı Oslo büyükelçiliğine ilettik. Haber portalına da gönderdik.

Soru önergesi çalışma bakanı tarafından cevaplandı. Kendisi Türk tersanesindeki şartların kurallara uygun şekilde olduğunu söyledi."

Barış Türkmen: Yeni bir genelge yayımlandı

Cem Seven’in ardından Meclis Üyesi Barış Türkmen söz aldı. Türkmen, sektörün 6-7 aydır gemi tedarikleri yağ ve yakıt ikmallerinde sorun yaşadığını belirterek yeni bir genelge yayımlandığını belirtti. Türkmen, “İş akışında eksiklikler varsa onu idare ile görüşüp orta yolunu buluruz diye düşünüyoruz. Konuyla ilgilenen ticaret bakanımıza, gümrükler müdürlüklerimize, Tamer başkanımıza ve Recep Düzgit’e teşekkür ediyorum” dedi.

Behçet Kutlu’dan ‘federasyondan ayrılma’ talebi

Deniz Ticaret Odası 46 No’lu Sualtı Turizmi Meslek Komitesi Başkanı Behçet Kutlu da toplantıda yaptığı konuşmada Dalış Merkezleri 1990 Yönetmeliği ile Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu’na bağlı olduklarını belirterek federasyonla yaşadıkları sorunları aktardı.

Kutlu şöyle konuştu:
Bu federasyona bağlandığımızdan beri sağlıklı çalışamadık. En son federasyon başkanı görevden alındı. Bizi Oda olarak komisyon kurduk. Bazı nedenlerinden dolayı komisyon çalışamadı. Şu an faaliyet yok. Bizi yetkilendiren federasyonda oy verme hakkımız yok. Federasyon kurulduğunda 15 tane ticari dalış merkezi vardı. Şu anda 300-400 dalış merkezi var. Oda tüm sorunlarımızı mesleki olarak hallediyor. Federasyon yeterli şekilde yapamıyor. Mümkünse talebimiz federasyondan ayrılma ya da bizim ortak komisyonun sağlıklı çalışabilmesi. Şu an kayyum arkadaşlar var irtibat halindeyiz.”

Uğur Sina Şen: Olimpik yüzme havuzuna ihtiyaç var

Meclis Üyesi Uğur Sina Şen de meclis toplantısında söz aldı.

Aynı zamanda AK Parti Adalar Belediye Başkan Adayı da olan Şen, “Adalar, İstanbul’un sayfiye yeri, yaz döneminde gelince aklımıza geliyor. Ama kışın 20 bin insan yaşıyor. İlk kapalı spor salonun yapan spor bakanımıza teşekkür ediyoruz” dedi. Şen, Adalar’da Milli Emlak arazileri olduğunu ve buraların işgal edildiğini belirterek, “Bunun kazandırılması önemli. Büyükada’da sanatoryum arazisi Sağlık Bakanlığı’ndan alınarak Gençlik ve Spor Bakanlığı’na tahsis edildi. İnşallah oraya da bir futbol sahası yapalım” dedi.

Şen, 16 milyon nüfuslu İstanbul’un sporun başkenti olduğunu belirterek, “Olimpiyatlara bu kadar sporcu yetiştiren bir şehirde yüzme havuzumuz yok. Böyle bir havuza ihtiyaç var. Deniz Ticaret Odası bakanlığımıza kazandırmalıdır” diye konuştu.

Aydın Erdemir: Limanların yenilenebilir enerjiyi üretebilmesi mümkün değil

Türkiye Liman İşletmecileri Derneği (TÜRKLİM) Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Erdemir de Meclis’te yaptığı konuşmada Türkiye’de 217 liman tesisi bulunduğunu kaydetti. Türkiye’de son 23 yılda toplam yükte yüzde 250‘ye yakın artış sağlandığını söyleyen Erdemir, konteynerde de yüzde 10 büyüme gerçekleştiğini ifade etti. Türkiye’de Haydarpaşa ve İzmir dışındaki limanların tamamının özelleştiğini aktaran Erdemir şöyle konuştu:
“Limanlar her yerde kamuya aittir. Türkiye’de 1960’lardan itibaren sanayicilerimiz kendi ihtiyaçları için kıyılarda iskeleler oluşturarak Türk limancılığına hizmet ettiler. Dünyadan farklı olarak yapan, inşanın finansmanını veren, geliştiren bir sektörümüz var. Bu büyük başarıdır.

Kruvaziyerde ise turizmin en önemli kaynağı deniz yoluyla yapılıyor. 2013’te 2,4 milyon yolcuya ulaşmıştık. Pandemi döneminden sonra 1,5 milyon yolcu ağırladık. Limancılık kamu hizmetidir. Alsancak Limanı’mız maalesef erimektedir. İzmir bir turizm kentidir. O limanın turizme kazandırılması önemlidir. Dünyada limanların bütün altyapıları kamu tarafından finanse edilir. Kullanım sözleşmelerimiz var, bunları uzatmamız gerekir. Türkiye’nin 2050 hedefini limancılar yaratacaktır. 2050’de yükte 40 milyon teuya çıkacaktır.”

Limancılıkta teşvik ve liman otoritesi olmadığını ifade eden Erdemir, “Türk limanları dünya rekabetinde kurallara tabi olacak. Yeşil liman uygulaması yapılacak. Çok yüksek bir yenilenebilir enerji kaynağınız olması lazım. Gemi kaynaklı emisyon diğer taşımacılığa göre az. Limanların yenilenebilir enerjiyi kendilerinin üretebilmesi mümkün değil. Bu gider armatöre çıkacak. Dünya bunu büyük fonlarla yapıyor” dedi.

Kemal Kutlu: Yelken kulübümüzü 6 ay AFAD’a tahsis ettik, kira aldınız

Aydın Erdemir’in ardından kürsüye çıkan İMEAK DTO İskenderun Şube Başkanı Kemal Kutlu da yaptığı konuşmada 1970 kuruluşlu bir yelken kulubüne sahip olduklarını belirterek, Bakan Osman Aşkın Bak’a seslenerek,“Sizden ricam yelken kulübümüzü 6 ay AFAD’a tahsis ettik. O dönemde kira aldınız. Ayda 30 bin lira kira ödüyoruz. Türkiye’de benzeri var mı bilmiyorum, hala artırıma gidiyorsunuz. Lütfen gözden geçirin. Yelkencilerin zorunlu yarışları var. Verdiğiniz harcırah çok düşük kalıyor. Bunu da gözden geçirin lütfen. Tarsus ve Samandağ’da uygun rüzgârımız var. O konuda da pozitif ayrımcılık talep ediyoruz” diye konuştu.

Yusuf Öztürk'ten teşekkür

İMEAK DTO İzmir Şube Başkanı Yusuf Öztürk de konuşmasında Balıkesir, Aydın ve İzmir il müdürlüklerine teşekkür etti. Öztürk, “Yelken yarışlarında, uçurtma sörfü ve yüzme yarışlarını gerçekleştirdik. Faaliyetlerin gelişmesi için ön ayak olduk” dedi.

Yunus Can: Deniz kirliliğinin faturası bu camiaya kesiliyor

Öztürk’ün ardından söz alan Meclis Üyesi Yunus Can da konuşmasında çevre kirliliği cezalarının orantısız olduğuna dikkat çekti.

Can’ın konuşması şöyle:

“Denizler hepimizin ama daha çok ondan geçimini temin eden insanların. Denizlerimizi kollamak gibi asli bir görevimiz var. Hepimiz aynı hassasiyet içindeyiz. Denizlerin kirliliğine neden olan unsurların başında kara ve sanayi atıkları geliyor. Deniz vasıtalarının kirliliğe katkısı, Kabataş’taki tekneler de dâhil, yüzde 5’tir. Deniz kirliliğine bu kadar etken bir kirliliğin faturası bu camiaya kesiliyor. Yakın zamanda bu cezalar artık orantısız olmaya başladı. P&I kulüpleri de bizi kapsam dışı tutmaya başladılar. Bunkercilerin de elde ettikleri 300-400 bin dolar karşılığında ödemek zorunda olduğu ceza 5,5 milyon dolar. Sadece bir gemiden bahsediyoruz. Avrupa ülkelerinde deniz kirliliğine etken olan araçlara verilecek cezalar belirlenmiştir. AB müktesabatından kendimize uyarlayabiliriz. Bu rakamlar ödenebilir değildir. Maliye bakanlığı paraya odaklanıyor. Para gelsin de nasıl gelirse gelsin. Bırakın cezalardan para tahakkuk ettirmeyi sektör işini yapamayacak hale gelecektir. Bu, Kabataş’taki her tekneyi sıkıntıyla burun buruna getirmektedir. Deniz kirliliğine neden olan kirliliğin ne muhteviyatını ne miktarını belirleyebiliyorlar. Ya kendi bünyemizde ya bakanlıklarla birlikte komisyon oluşturarak cezasını akılcı şekilde belirlemek zorundayız.”

Yusuf Ziya Çakır: Karadeniz’e gelecek 110 gemi seferini iptal etti

41 No’lu Düzenli Sefer Yapan Gemi Acenteleri Meslek Komitesi Başkanı Yusuf Ziya Çakır da söz alarak, “Trabzon’da uzun yıllardır devam eden bir sorunumuz var. Bir yat limanı var. Yat limanı yaklaşık 40 yıl özelleştirildi, geri alındı, farklı kurumların işletmesine verildi. Son 4 yıldan beri Trabzon Emniyet Müdürlüğü Emekliler Derneği tarafından işletilen bir kurum haline geldi” dedi.

Çakır, “Kruvaziyer turizmi Türkiye için çok büyük avantaj. Karadeniz’de bunun şanssızlığını yaşıyoruz. Rusya-Ukrayna savaşıyla beraber sigorta şirketleri turist gemilerini kapsamdan çıkardılar. Karadeniz’e gelecek gemilerin 110 tanesi seferlerini iptal etmek zorunda kaldı” şeklinde konuştu.

Murat Kul: Balıkçılıkla ilgili kararlar alınacak

01 No’lu Balıkçılık Faaliyetleri Meslek Komitesi Başkanı Murat Kul da konuşmasında Oda’da geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen İstanbul İli Balıkçılık Sorunları İstişare Çalıştayı’nı hatırlatarak, çalıştayın verimli geçtiğini ve balıkçılıkla ilgili kararlar alınacağını söyledi.  

Marmara'da batan gemi denizden çıkarılmayacak Marmara'da batan gemi denizden çıkarılmayacak

Meclis toplantısının sonunda Tamer Kıran ve Başaran Bayrak, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’a gemi maketi hediye etti.

7DENİZ

Editör: Haber Merkezi