Piri Reis Üniversitesi Deniz Kampüsü’nde, Denizüstü Rüzgâr Enerjisi Derneği (DÜRED) tarafından düzenlenen Offshore Wind Türkiye 2026’nın ilk günü tamamlandı. ENSİA, GİSBİR ve TÜRKLİM’in iş birliğiyle gerçekleştirilen etkinlik, enerji, denizcilik, sanayi ve mühendislik alanlarından temsilcileri iki gün boyunca bir araya getiriyor. İlk gün iki ayrı salonda toplam 10 oturum düzenlenirken bölgesel kalkınma, türbin teknolojileri, proje geliştirme, elektrik sistemleri, lojistik ve insan kaynağı gibi başlıklar ele alındı.

Açılışta denizüstü rüzgâr enerjisinde stratejik vizyon vurgusu

Etkinliğin açılışında konuşan Denizüstü Rüzgâr Enerjisi Derneği (DÜRED) Başkanı Dr. Murat Durak, Türkiye’nin yenilenebilir enerji alanındaki başarılarını denizüstü rüzgâr enerjisine taşıma vizyonunu paylaştı. Türkiye’nin rüzgâr ve güneş enerjisinde önemli bir kapasiteye ulaştığını belirten Durak, kara üstü projeler sayesinde gelişen kanat, kule, jeneratör ve kablo üretimi gibi sanayi yatırımlarının denizüstü rüzgâr projeleri için de önemli bir avantaj oluşturduğunu vurguladı.

Denizüstü rüzgâr santrallerinin yalnızca elektrik üreten tesisler olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Durak, bu yapıların denizlerdeki stratejik varlığı güçlendirme potansiyeline de dikkat çekti. İngiltere gibi ülkelerin kıyılarından uzak bölgelerde geliştirdikleri projelerle denizüstü enerji alanındaki varlıklarını genişlettiğini belirtti.

Cumhurbaşkanlığı ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı liderliğinde belirlenen, 2035 yılına kadar 5 GW denizüstü rüzgâr enerjisi kapasitesine ulaşma hedefinin yabancı yatırımcılar açısından da güven unsuru oluşturduğunu kaydeden Durak, Saros, Gökçeada, Bozcaada ve Edremit'te belirlenen dört Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanı’ndan (YEKA) birinin seçilmesiyle 2027 yılının ilk çeyreğinde ilk 1 GW’lık adımın atılmasının planlandığını aktardı.

Tersanelerin, limanların ve denizcilik sektörünün projelere entegrasyonunun istihdam açısından önemli fırsatlar yaratabileceğini belirten Durak, denizüstü rüzgâr santrallerinin yüksek kapasite faktörü sayesinde ekonomik avantajlar sunabileceğini de ifade etti. İlk yatırım maliyetlerinin yüksek olmasına karşın yüzde 45-50 seviyelerine ulaşabilen kapasite faktörünün elektrik üretim maliyetleri açısından önemli bir unsur olduğunu söyledi.

Durak, Çanakkale’nin ardından Piri Reis Üniversitesi’nde gerçekleştirilen etkinliğe 16 üniversite, 8 kamu kurumu ve 80 konuşmacının katıldığını, toplam 20 oturum için 700’den fazla kişinin kayıt yaptırdığını bildirdi. Özellikle gençlerin ve üniversite öğrenci kulüplerinin gösterdiği ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Prof. Dr. Nafiz Arıca’dan disiplinler arası iş birliğinin önemine vurgu

Piri Reis Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nafiz Arıca da açılış konuşmasında denizüstü rüzgâr enerjisi, yapay zekâ ve enerji dönüşümünün stratejik önemine dikkat çekti. Açık deniz rüzgâr enerjisi teknolojilerinin yalnızca elektrik üretimiyle sınırlı olmadığını belirten Arıca, bu alanın enerji güvenliği, iklim kriziyle mücadele, sanayinin geleceği ve ekonomik rekabet gücü açısından kapsamlı bir dönüşümü temsil ettiğini söyledi.

Denizüstü rüzgâr enerjisinin deniz tabanı araştırmalarından yapay zekâya, limanlardan enerji iletim hatlarına, elektrik-elektronik mühendisliğinden endüstri mühendisliğine kadar birçok disiplini bir araya getirdiğini ifade eden Arıca, disiplinler arası iş birliğinin önemini vurguladı. Yapay zekânın enerji sistemlerinin optimizasyonunda kritik rol oynadığını, ancak yüksek enerji ve su tüketimi nedeniyle enerji dönüşümünün beraberinde yeni ihtiyaçlar da doğurduğunu belirtti.

Türkiye’nin ilk ve tek denizcilik ihtisas üniversitesi olan Piri Reis Üniversitesi’nin araştırma ve geliştirme öncelikleri arasında enerji, dijitalleşme ve yapay zekânın yer aldığını kaydeden Arıca, geleceğin enerji politikalarını en çok enerji üreten ülkelerden ziyade enerjiyi en akıllı, verimli ve sürdürülebilir şekilde yöneten ülkelerin şekillendireceğini ifade etti.

Prof. Dr. Nafiz Arıca’nın ardından Dünya Rüzgâr Enerjisi Derneği Başkanı Dr. İrfan Mirza da telekonferans aracılığıyla katılarak değerlendirmelerini paylaştı.

Bölgesel kalkınmadan teknolojiye, mühendislikten lojistiğe

Açılış konuşmalarının ardından etkinlik, denizüstü rüzgâr enerjisinin farklı boyutlarının ele alındığı panellerle devam etti. Günün programında bölgesel kalkınma ve uluslararası iş birliklerinden türbin teknolojilerine, proje geliştirmeden elektrik sistemlerine ve lojistik çözümlere kadar sektörün gelişimini doğrudan etkileyen başlıklar öne çıktı.

“Bölgesel Kalkınma Ajansları ve Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Gelişimindeki Rolü” başlıklı panel, İstanbul Kalkınma Ajansı (İSTKA) Yenilik ve Teknoloji Başkanı Mevlana Celaleddin Kaplan’ın moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Güney Marmara Kalkınma Ajansı Enerji ve Sanayi Birim Başkanı Dr. H. Kerem Öner, İzmir Kalkınma Ajansı Yatırım Destek Ofis Uzmanı Dr. Sena Gürsoy ve Azerbaycan Yenilenebilir Enerji Ajansı Proje Yönetimi Departmanı Başkanı Jabrail Aliyev’in konuşmacı olarak yer aldığı oturumda, yenilenebilir enerji yatırımlarının bölgesel kalkınmaya katkısı, Türkiye-Azerbaycan iş birliği ve yeşil enerji alanındaki fırsatlar değerlendirildi.

Denizüstü rüzgâr enerjisinin elektrik üretiminin yanı sıra ülkeler arasında yeni ekonomik ve sanayi iş birlikleri oluşturma potansiyeline de dikkat çekildi. Bölgesel enerji kaynaklarının etkin biçimde değerlendirilebilmesi için hedeflerin ve altyapı çalışmalarının uyumlu planlanması gerektiği vurgulanırken Türkiye ile Azerbaycan arasındaki iş birliğinin yeşil enerji alanında yeni fırsatlar yaratabileceği ifade edildi.

Yerli ekosistem, türbin teknolojileri ve sanayi fırsatları

“Türkiye Denizüstü RES Sanayisi: Yerli Ekosistem, Tedarik Zinciri ve Sanayi Fırsatları” başlıklı panelde Elvan Aygün Anbar’ın moderatörlüğünde Goldwind’den Li Ru ve Mingyang Smart Energy’den Sascha Erbslöh değerlendirmelerde bulundu. Oturumda sabit ve yüzer temelli türbin teknolojileri, büyük türbin bileşenlerinin güvenilirliği ve üretim süreçlerindeki teknolojik gelişmeler ele alındı.

Denizüstü rüzgâr türbinlerinde kullanılan bileşenlerin zorlu deniz koşullarına dayanması, uzun süre güvenilir biçimde çalışması ve kapsamlı testlerden geçirilmesi büyük önem taşıyor. Konuşmalarda, 127 metre uzunluğundaki türbin kanatlarına uygulanan yorulma testleri gibi çalışmalar, teknoloji geliştirme süreçlerinin ulaştığı boyutu ortaya koyan örnekler arasında yer aldı.

Rüzgâr enerjisi sektörünün son 20 yılda önemli bir gelişim gösterdiği, denizüstü projelerde kullanılan teknolojilerin de hızla ilerlediği belirtildi. Türkiye açısından bu dönüşümün yalnızca türbin tedarikiyle sınırlı kalmaması, yerli üreticilerin ve tedarikçilerin de değer zincirine katılması gerektiği vurgulandı. Sanayinin farklı bileşenlerde teknik yeterlilik kazanmasının, Türkiye’nin sektörde daha fazla katma değer üretmesine katkı sağlayabileceği ifade edildi.

Türkiye’nin ilk denizüstü RES projesi için ilerleme planı

“Türkiye için İlk Denizüstü RES Projesindeki İlerleme Planı” başlıklı 3. oturumda Dünya Bankası Grubu Denizüstü Rüzgâr Enerjisi Danışmanı Dr. Mark Leybourne’un moderatörlüğünde Ramboll Baş Mühendisi ve Tasarım Müdürü İbrahim Kadri ile Ramboll Akdeniz Bölgesi Rüzgâr Enerjisi Geliştirme Direktörü Lara Cerdán Aznar söz aldı. Türkiye’de denizüstü rüzgâr projelerinin geliştirilmesi, proje hazırlıklarının kapsamı ve uluslararası deneyimin önemi değerlendirildi.

Başarılı bir proje geliştirme sürecinin yalnızca uygun bir saha belirlemekten ibaret olmadığı; teknik değerlendirmelerden mühendisliğe, altyapı planlamasından kurulum hazırlıklarına kadar birçok aşamanın birbiriyle uyumlu ilerlemesi gerektiği vurgulandı. Türkiye’nin potansiyelini somut yatırımlara dönüştürebilmesi için uzun vadeli planlama ve farklı uzmanlık alanları arasında güçlü koordinasyon kurulmasının önemi ortaya konuldu.

Projelerin ölçeği ve deniz koşullarının beraberinde getirdiği teknik gereklilikler, hazırlık süreçlerinin titizlikle yürütülmesini zorunlu kılıyor. Bu doğrultuda uluslararası deneyimin yerel bilgi birikimiyle birleştirilmesi ve proje geliştirme kapasitesinin güçlendirilmesi, sektörün ilerlemesi açısından temel unsurlar arasında değerlendirildi.

Mühendislikten kuruluma uzanan süreç

“Denizüstü Rüzgâr Enerjisi Projelerinde Proje Geliştirmeden Kuruluma: Mühendislik, Tedarik, İnşaat ve Kurulum Süreçlerinde Teknolojik Dönüşüm” başlıklı panelde Denizüstü Rüzgâr Enerjisi Global PMO Lideri Fırat Tekil’in moderatörlüğünde Rönesans Enerji / Ballast Nedam İş Geliştirme Müdürü Eren Demirci, Dere Construction Operasyonları Direktörü Mehmet Can Kaya ve Maritime Deniz İnşaat A.Ş. Genel Müdürü Cem Gültekin yer aldı. Oturumda, denizüstü rüzgâr projelerinin geliştirilmesinden inşaat ve kurulum aşamalarına kadar ihtiyaç duyulan mühendislik, tedarik ve uygulama kapasitesi ele alındı.

Büyük ekipmanların taşınması, deniz koşullarına uygun inşaat yöntemlerinin kullanılması ve kurulum faaliyetlerinin doğru zamanlanması, denizüstü projelerin başarısını etkileyen temel unsurlar arasında bulunuyor. Bu süreçlerin etkin yürütülebilmesi için farklı disiplinlerin eş zamanlı çalışması ve teknik kararların proje planlamasıyla uyumlu olması gerektiği belirtildi.

Türkiye’deki şirketlerin bu alanda daha fazla sorumluluk üstlenebilmesi açısından uluslararası projelerden edinilen deneyimin önemine de dikkat çekildi. Mühendislik ve inşaat kapasitesinin geliştirilmesinin, yerli firmaların denizüstü rüzgâr projelerinde daha kapsamlı hizmetler sunmasına ve sektörde kalıcı uzmanlık oluşturmasına katkı sağlayabileceği ifade edildi.

Elektrik sistemleri, kablolar ve şebeke bağlantıları

“Denizüstü Rüzgâr Enerjisi Projelerinde Elektrik Sistemleri ve Şebeke Entegrasyonu: Denizaltı Kabloları, İletim Altyapısı ve Yeni Nesil Bağlantı Çözümleri” başlıklı oturuma Gate Marine İş Geliştirme Müdürü Zafer Aşçı moderatörlük yaptı. Oturumda HILTI Bölgesel İş Geliştirme Yöneticisi Semih Sözen, Üntel Kablo İç Satışlar ve Özel Projeler Müdürü Onur Serhat Günal ve ZTTSC/Demirer Kablo Proje Departmanı Müdürü Ufuk Çubuk konuştu. Denizaltı kabloları, elektrik iletim altyapısı, bağlantı sistemleri ve montaj çözümleri değerlendirildi.

Denizüstü rüzgâr projelerinde üretilen elektriğin güvenilir biçimde karaya aktarılması, sistemin bütünlüğü açısından kritik önem taşıyor. Kabloların yanı sıra kablo taşıma, sabitleme ve bağlantı sistemlerinin de projenin teknik gereksinimlerine uygun olması gerektiği oturumda belirtildi.

1977’den bu yana faaliyet gösteren Üntel Kablo’nun denizcilik alanındaki deneyimi, Türkiye’nin mevcut sanayi kapasitesinin denizüstü rüzgâr projelerine nasıl katkı sağlayabileceğini gösteren örneklerden biri olarak öne çıktı. Yerli üreticilerin bilgi birikiminden yararlanılması ve teknik çözümlerin proje ihtiyaçlarına göre geliştirilmesi, denizüstü rüzgâr ekosisteminin güçlendirilmesi açısından önem taşıyor.

Oturumda Karadeniz ve Hazar Denizi’nin denizüstü rüzgâr enerjisi potansiyeli de gündeme geldi. Bölgesel kaynakların değerlendirilmesinin yanı sıra tedarik zincirinin geliştirilmesi ve Türk firmalarının teknik yetkinlik kazanması gerektiğine dikkat çekildi. Bu potansiyelin hayata geçirilmesinin enerji yatırımlarının yanında mühendislik, ekipman üretimi, denizcilik ve lojistik hizmetlerini kapsayan geniş bir ekonomik alan yaratabileceği ifade edildi.

Türk şirketlerinin bölgesel pazarlarda daha fazla yer alabilmesi için teknik uzmanlıklarını geliştirmesi, uluslararası projelerde deneyim kazanması ve iş birliklerine katılması gerektiği belirtildi. Böylece Türkiye’de geliştirilecek sanayi ve hizmet kapasitesinin ulusal projelerin yanı sıra çevre pazarlara da katkı sunabileceği kaydedildi.

Lojistik, ağır kaldırma, taşımacılık ve kurulum çözümleri

Denizüstü rüzgâr projelerinin hayata geçirilmesinde teknoloji ve mühendisliğin yanı sıra lojistik altyapı ve operasyonel kapasite de belirleyici rol oynuyor. “Denizüstü Rüzgâr Hizmetleri: Lojistik, Ağır Kaldırma, Taşımacılık, Kurulum ve Özelleştirilmiş Çözümler” başlıklı oturumda moderatörü Kuzey Sigorta ve Reasürans Brokerliği Ortağı Veli Bilgihan Yaşacan oldu. Konuşmacı olarak ise ASCO Group İş Geliştirme Müdürü Daniel Robb, Catoni Deniz İşleri CEO’su Serdar Ayırtman, Hareket Projeler Koordinatörü Salih Zeki Köni ve Arkas Holding Yönetici Ortağı Diane Arcas Göçmez yer aldı.

Oturumda denizüstü rüzgâr projelerinin lojistik ihtiyaçları, ağır yüklerin taşınması, liman altyapısı, gemi organizasyonu ve kurulum operasyonları ele alındı. Lojistiğin yalnızca ekipmanların bir noktadan diğerine taşınmasından ibaret olmadığı; limanların proje ihtiyaçlarına uygun olması, büyük ve ağır bileşenlerin güvenli biçimde elleçlenmesi, uygun gemilerin planlanması ve operasyonların hava koşulları dikkate alınarak koordine edilmesi gerektiği vurgulandı.

Kuzey Denizi ve Norveç gibi pazarlarda uzun yıllara dayanan operasyon deneyiminin, yeni gelişen pazarlardaki ihtiyaç ve zorlukları anlamak açısından önemli bir referans oluşturduğu ifade edildi.

Panelde liman işletmecileri, enerji şirketleri, lojistik firmaları ve gemi sahipleri arasındaki iş birliğinin önemi de öne çıktı. Büyük ölçekli denizüstü projelerde farklı uzmanlık alanlarının bir araya gelmesi ve operasyonların koordineli yürütülmesi gerektiği belirtildi. Türkiye’nin 5 GW hedefine ulaşabilmesi için liman ve denizcilik altyapısının geliştirilmesinin yanı sıra uluslararası deneyimden yararlanılması ve yerli şirketlerin hizmet zincirinde daha etkin rol üstlenmesi gerektiği mesajı verildi.

Suudi Aramco'dan Asya'ya 20 milyon varillik ham petrol satışı
Suudi Aramco'dan Asya'ya 20 milyon varillik ham petrol satışı
İçeriği Görüntüle

Akademi, yüzer türbinler ve nitelikli iş gücü de gündemdeydi

Etkinliğin diğer salonunda da denizüstü rüzgâr sektörünün gelişimini destekleyen farklı başlıklar ele alındı. Üniversitelerin sektördeki rolü, yüzer temelli denizüstü rüzgâr teknolojileri, türbin-zemin etkileşimleri ve nitelikli iş gücünün yetiştirilmesi bu oturumların gündemini oluşturdu.

“Üniversiteler Özel Oturumu: Denizüstü RES Sektörünün Gelişiminde Akademinin Rolü ve Gelecek Vizyonu” başlıklı oturumda akademi-sanayi iş birliği ve sektörün geleceği değerlendirilirken, yüzer temelli projelere ilişkin oturumda yeni teknolojiler ve uygulama perspektifleri ele alındı. Denizüstü rüzgâr türbinleri ile zemin arasındaki etkileşimler de teknik boyutlarıyla gündeme geldi.

“Denizüstü Rüzgâr Enerjisinde Yetkinlik ve İnsan Kaynağı Ekosisteminin Oluşturulması: Eğitim Modelleri ve Nitelikli İş Gücü” başlıklı oturumda ise sektörün büyümesini destekleyecek insan kaynağının geliştirilmesi üzerinde duruldu. Böylece ilk günün programında teknoloji ve yatırımın yanı sıra akademik bilgi birikimi ve uzman iş gücü ihtiyacı da ele alındı.

Öğrenci toplulukları da Offshore Wind Türkiye’de yerini aldı

Etkinliğe öğrenci toplulukları da katıldı. Samsun Üniversitesi Akıllı ve Yenilenebilir Enerji Teknolojileri Topluluğu (SAYET) Kurucu Başkanı Ela İlkim Aydın, topluluğun ana çalışma alanlarının denizüstü rüzgâr enerjisi, akıllı şebekeler ve iklim teknolojileri olduğunu belirtti. Gençleri bu alanlarda aktif paydaşlar hâline getirmeyi hedeflediklerini ifade eden Aydın; eğitim kursları, teknik geziler ve mayıs ayında Samsun’da düzenlemeyi planladıkları SAYET Günleri hakkında bilgi verdi. Aydın ayrıca, COP31 başta olmak üzere ulusal ve uluslararası etkinliklere katılarak gençlerin sektördeki gelişmeleri yakından takip etmesini ve katkı sunmasını amaçladıklarını vurguladı.

Offshore Wind Türkiye 2026 yarın devam edecek

Offshore Wind Türkiye 2026’nın ilk günündeki oturumlarda, Türkiye’nin 2035 yılına kadar ulaşmayı hedeflediği 5 GW denizüstü rüzgâr enerjisi kapasitesi için teknoloji, yerli sanayi, mühendislik, elektrik altyapısı, lojistik ve insan kaynağının birlikte geliştirilmesi gerektiği mesajı öne çıktı. Değerlendirmelerde, hedefin yeni enerji üretim kapasitesi oluşturmanın yanı sıra Türkiye’nin denizcilik, üretim ve mühendislik alanlarındaki yetkinliklerini geliştirme fırsatı sunduğu belirtildi.

Offshore Wind Türkiye 2026, 14 Ekim Çarşamba günü ikinci gün programıyla devam edecek. İkinci gün oturumlarında da Türkiye’nin denizüstü rüzgâr enerjisi potansiyeli ve sektörün gelişimine yönelik teknik, ekonomik ve stratejik başlıklar ele alınacak.

Özlem Çoban / 7DENİZ