Kutuplarda Buzkıran Rekabeti

Kutuplarda Buzkıran Rekabeti

Abone Ol

Kuzey ve güney kutup bölgeleri, sahip oldukları su altı kaynak zenginlikleri açısından, eskiden olduğu gibi günümüzde de ilgili devletlerin merakını üzerlerinde barındırmaya devam etmektedir. Halihazırdaki bu ilgi geçmişe göre kıyaslanamayacak derecede artmış olup, mevcut kaynaklardan yararlanma kapsamında bir kısım ülkelerin hazırlıkları adeta üst düzey bir rekabete dönüşmüştür. Bahse konu alanlarda bilimsel ve askeri üs kurma, mevcut üsleri yenileme ve kimi zaman çok uluslu iş birliğine varan çalışmalar devam etmekle birlikte, her şeyden önce söz konusu yerlere ulaşım; mevcut bütün projelerin doğal olarak ayrı bir safhasını oluşturmaktadır. Söz konusu ulaşım buzkıran gemileriyle ya da bu gemilerin rehberliğinde diğer sınıf gemilerle icra edilmektedir. Kuzey kutbunda 1970’li yıllardan bu yana erimeye başlayan buzulların, bu erime hızı devam ettiği takdirde, 2040 yılına kadar tamamen eriyebileceği yönünde bilimsel tahminler mevcuttur.

 

Ancak halihazırdaki durum kapsamında mevcut ihtiyaçlar, buz kırıcı gemiler döneminin kapanmadığı gerçeğini ortaya koymaktadır. Bu tip gemilerde ileri teknolojik araştırma cihazları, bilimsel laboratuvar kamaraları, hastane, helikopter ve derin su araçları bulunabilmektedir. Kutup bölgelerinde bulunan üsler için de lojistik ve yaşamsal bir destek vasıtası olarak tasarlanmışlardır. Ancak son dönemlerde Rusya tarafından, özellikle Bering Boğazı ve ‘Kara’ Denizi arasındaki Rus Arktik kıyıları boyunca yer alan ticari rotaların açık tutulmasına büyük önem verilmektedir. Bu maksatla özellikle Rusya’nın buzkıran gemi dizayn ve inşasında rakiplerinin birkaç adım önünde olduğunu söyleyebiliriz.

 

Diğer yandan Rusya kuzeyinden Atlantik ve Pasifik Okyanuslarına ulaşımı sağlayan kutup rotalarında herhangi bir buzkıranın rehberliğine ihtiyaç duyulmaması için buzkıran özelliğe sahip bir kısım ticari gemilerin de ortaya çıkmaya başladığı görülmektedir. Buna karşılık olarak son dönemlerde Amerikan basınında Arktik ve Antarktik bölgelerinde kullanılması zorunlu buzkıran gemilerle ilgili yeni bir tartışma başlamıştır. A.B.D.’nin elinde bulunan ve A.B.D. Sahil Güvenlik Komutanlığına bağlı 3 adet ağır buz kırıcılardan USCGC Polar Star  ve USCGC Polar Sea (WAGB-11) gemileri  40 yaşına ulaşmış olup, geriye kalan USCGC Healy (WAGB-20) gemisi ise 20 yaşındadır. Bu gemiler ortalama 125 metre boyunda 15.000 ton ağırlığında olup, 1.5 metre kalınlıktaki buzları kırabilecek kapasiteye sahiptirler. Amerikalı uzmanlar, Rusya Federasyonu envanterinde bulunan 40 adet mevcut buzkıran gemilerinin yanı sıra takribi 2021 yılı sonuna kadar hizmete girmesi planlanan 3 adet yeni nükleer takatli buzkıran gemileriyle nasıl başa çıkılacağı üzerine çareler aramaktadırlar. Rusların Arktika, Ural ve Sibir isimli yeni buzkıranları, bu rekabette Amerikalıları epey zorlayacak gibi gözükmektedir.

 

Örneğin, Eylül 2017’de St.Petersburg’daki Baltık Tersanesinde suya indirilen Sibir isimli buzkıran; deplasmanı 33.500 ton olan 173 metre boyunda ve 2 adet RITM-200 model 175 MW’lık nükleer reaktöre sahip bir gemidir. Bununla birlikte; Rusların buz sınıfı (ice-class) ismiyle anılan ve kutup bölgelerinin çevresel şartlarına uyumlu, balistik füzelere sahip toplam 3 adet korvet inşasının planlama aşamasında olduğu da açık kaynaklara yansıyan bilgiler arasındadır. Diğer yandan; Rusların inşa ettiği Arktika, Ural ve Sibir isimli yeni buzkıran gemilerinin 3 metre kalınlıktaki bir buzulu kırabilecek kapasitede oldukları belirtilmektedir. Ancak açık kaynaklardaki yeni bilgilerden, Rusların lider sınıfı (leader-class) diye isimlendirerek inşasını planladıkları gemilerde ise 4.5 metre kalınlığındaki bir buzulu kırma kapasitesini hedefledikleri anlaşılmaktadır.

 

Görüldüğü üzere Ruslar, buzkıran gemilerindeki rekabeti; gemi mukavemeti, tahrik gücü ve kırılacak buz kalınlığı üzerinden sürdürmektedirler. Kırılan buz kalınlığı miktarı arttıkça zamandan kazanılmakta, üslere ulaşım ile ticari rotalardaki seyir geçiş süresi kısalmaktadır. Bu da üslerdeki, personel, lojistik ve araştırma faaliyetlerinin devamlılığı ile ticari deniz ulaşım emniyeti ve sürdürülebilirliğini sağlayan çok önemli bir avantaja dönüşmektedir. Bahse konu yeni Rus buzkıranların proje tamamlanma süresi bir kısım siyasi nedenlerle uzama istidadı göstermişse de, bu konuda çok büyük bir sıkıntıyla karşılaşılmayacağı ön görülmektedir. Örneğin Sibir gemisi için, RITM-200 nükleer reaktör sistemi içinde yer alan stim (buhar) türbininin Turboatom isimli Ukrayna firması tarafından sağlanması gerekirken, Ukrayna olayları nedeniyle projede gecikmeler yaşanmıştır.

 

Hatta aynı nedenden dolayı, çoğu Rus malzemesi kullanılsa da, General Electirics firmasından tedarik edilmesi planlanan elektrik sistemine ait bir kısım malzemelerin temininde de sıkıntılar yaşanmıştır. Peki, bir buzkıran gemisi mevcut teknolojiler kapsamında 3-4 metre kalınlığındaki bir buzu kırabilir mi ? İngilizlerin, biri 25 diğeri 26 yaşında olan RRS James Clark Ross ve RRS Ernest Shackleton isimli gemilere ilaveten tasarladıkları ve 2019 yılında hizmete girmesi beklenen 130 metre boyundaki yeni buz kıran gemisinin 2 metre derinlikteki yüzen bir buz kütlesini kırmak üzere tasarlandığı bilinmektedir. Buzkıran gemi, buzun üstüne çıkıp baş tarafın ağırlığı ile buzu kırar ve pervanenin gemiyi ilerletmesiyle yolu açar.

 

Dikkat edilirse, bu tip gemilerin baş tarafı kaşık biçimindedir ve ilerlediği esnada buzun üstüne çıkarak ağırlığıyla buzu ezmesine olanak sağlayacak şekilde tasarlanmaktadırlar. Tabi ki saç kalınlıkları çok fazladır ve çoğunlukla postalar birbirine yakındır. Baş bodoslama noktası sivri ve mukavim olursa, başta buzun altından suyu çeken pervanelerle de desteklendiği takdirde, tabi ki nükleer tahrikli bir buzkıran geminin 3-4 metre kalınlıktaki bir buzu kırması olasıdır.  Diğer sınıf gemilerden farklı bir loyd klaslamasına sahip olan bu gemilerde, mukavim yapı ve makine donanımlarında çevresel kutup şartlarının dikkate alınması gerekmektedir. Örneğin Türk Loydu bu kapsamdaki gemiler için ARC1,2,3 ve 4 gibi klaslama kodları vermiştir.

 

Ancak, ekonomik zorluklar ile Rus tersanelerinin ve teknik personelinin teknolojik yetersizliği gibi iddiaların ve bu durumun bir kısım Rus savaş gemisi projelerine önemli ölçüde zarar verdiği hususu uluslararası kamuoyuna yansımış olsa da, kutup bölgelerindeki rekabet kapsamında inşası devam eden buzkıranların durumu, bir kısım açık kaynaklar takip edildiğinde, bahse konu iddialardan oldukça farklı bir görüntü çizmektedir. Hatta 2015 yılında bir kısım açık kaynaklarda, özellikle Çin’in buzkıran gemi teknolojisi kapsamında, herhangi bir resmi talebi olmasa da, Ruslarla bir teknik koordinasyon içerisinde yer alma heveslerinin olduğuna dair açık işaretlerin bulunduğu yönünde haberlere rastlanmıştır.

 

Bununla birlikte Çin Halk Cumhuriyeti her iki kutup bölgesinde de var olmaya çalışmakta ve Xuelong 2 (Snow Dragon 2) isimli Finlandiya ile ortak yapımı devam eden ve 2019 yılında hizmete girmesi beklenen 1.5 metre kalınlığındaki buz kütlesini kırabilecek kabiliyetli gemisiyle yarışa ortak olma çabalarını sürdürmektedir. İlk gemisi Xuelong 1994 Ukrayna yapımı bir buzkıran gemisi olup, yakın gelecekte iki adet buzkıran gemisiyle kutuplardaki faaliyetlerini yoğunlaştıracaktır.  Bütün bunların yanı sıra A.B.D.’nin en erken bu yıl yeni bir buzkıran gemi projesi ortaya koysa bile en az 7 yıllık bir süreye ihtiyaç duyulduğu otoritelerce belirtilmektedir. A.B.D’nin 3 adet buzkıran gemisinden biri olup ekonomik ömrünü doldurmuş bulunan USCGC Polar Star (WAGB-10)’ın buz kırma faaliyeti esnasında gemi içindeki hissedilen titreşiminin, dizayn limitlerinin dışında adeta bir deprem yaşanıyormuş hissi verdiği ve mevcut bilgisayar sistemlerinin de demode kaldığı ifade edilmektedir. Bir kısım kaynaklarda ise ikiz gemi sayılan USCGC Polar Sea (WAGB-11) gemisinde 2010 yılında büyük bir ana makine arızası yaşandığı ve bu tarihten itibaren geminin kendisini toparlayamadığı yönünde, teyide muhtaç bilgiler yer almaktadır.

 

A.B.D’nin yeni bir buzkıran gemi filosu için toplam 1 milyar dolarlık bütçeye ihtiyaç duyduğu, Sahil Güvenlik Komutanlığının bu yeni proje için 2018 yılı itibarıyla 19 milyon dolar talep ettiği belirtilmekle birlikte, bu talebin A.B.D. Kongresinden geçmesinin bir hayli zor ve sıkıntılı olacağı ifade edilmektedir.    Diğer yandan askeri ve bilimsel maksatların dışında, son dönemlerde müşterek sahipleri Mitsui OSK ve China Cosco Shipping olan bir buzkıran LNG tankerinin; 2.1 metre kalınlığında buz kütlesini kıracak özellikte buz sınıfı (ice-class) ARC7 klasmanında faaliyete geçtiği de açık kaynaklara yansımıştır. Önümüzdeki dönemde kutuplardaki enerji aktarım faaliyetleri kapsamında bu rotalarda seyir yapacak büyük tonajlı ticaret gemilerinin de ilave bir buz kırıcı özelliğinin tasarımlara yansıyacağı değerlendirilmektedir.

 

Ayrı bir buzkıran gemisinin rehberliğine ihtiyaç kalmadan ticari rotalarda kendi başına seyir yapabilecek tanker ve yük gemilerinin ortaya çıkışı, beraberinde farklı tartışmaları da gündeme getirecek gözükmektedir. Örneğin buz kırıcı özellikte bir ticari geminin yakıt sarfiyatı, amortismanı ve yük emniyeti dikkate alındığında; böyle bir geminin kutup rotalarında icra edeceği seyrin, bir buzkıran gemisinin rehberliğinde yapılacak bir geçişe oranla ne kadar ekonomik olacağı konusu tartışmaya açık farklı görüş ve sonuçları beraberinde getirecektir. Her ne kadar 2040’lı yıllara kadar buzulların tamamen eriyebileceği yönünde bir kısım bilimsel tahminler yapılmış olmasına rağmen, sonuç olarak bir kısım ülkeler; kaynaklara erişimi daha kusursuz kılabilecek şekilde kutuplarda kullanacakları buzkıran gemilerinin dizayn ve kullanım konseptlerini yenileme gayreti içerisindedirler. Rusya Federasyonu bu rekabette açık ara ön almış durumdadır.

 

Çin Halk Cumhuriyeti’nin ise önümüzdeki dönemde buzkıran gemisi işletim ve pazarı yönünden Rusya Federasyonu ile koordineli bir şekilde ortak hareket edebileceği değerlendirilmektedir. A.B.D’nin bu konuda ağırdan tavır alması ve demode kalan 3 adet buzkıran gemisiyle adeta bu yarışta sahayı Rusya Federasyonu’na bırakmış bir hal çizmesi; bu konuda hiçbir adım atmayacağı anlamı da taşımamaktadır. Ancak Pasifik bölgesi ve Ortadoğu’da gördüğümüz A.B.D politik ve askeri gelgitlerinin ve çok başlı görünen üst düzey yönetim sıkıntılarının, bu örnekte olduğu gibi buzkıran filosu benzeri büyük projeleri de engellemeye başladığı, özellikle 2017 yılında kronik hale gelen askeri gemi kazalarının bile önlenemediği, harekat, eğitim, onarım ve bütçe gibi planlamalarda gözle görünür aksamaların başladığı ve bununla birlikte üst yönetimin her türlü uluslararası disiplinin dışında hareket etmeyi esas alan kaotik bir şekil aldığı görülmektedir. Bu tutumun devam etmesi halinde; bilimsel tahminler kapsamında 2040’lı yıllarda buzulların erime süreci tamamlansa bile, önümüzdeki 20 yıllık kritik dönem içerisinde Rusya Federasyonunun kutuplardaki faaliyetlerinin artış oranının, kritik dönem sonrasında kutuplarda oluşabilecek olası yeni jeopolitikte Rusya’yı A.B.D’ye karşı avantajlı bir pozisyona getirebileceği değerlendirilmektedir.  

 

Alp Kırıkkanat Paragon Teknoloji A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı alp.kirikkanat@paragonteknoloji.com