Koster Armatörleri ve İşletmecileri Derneği (KOSDER), sektör üyeleriyle İTO Cemile Sultan Korusu’nda düzenlenen 4. Geleneksel Yeni Yıl Kahvaltısı’nda, 2025-2026 Sektör Değerlendirmesi başlığı altında bir söyleşi gerçekleştirildi. Panelde Türk Loydu Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Oral Erdoğan ve TURK P&I Sigorta Genel Müdürü Ufuk Teker sektörün gelecek perspektiflerini katılımcılarla paylaştı.
Torlak’tan birlik ve dayanışma vurgusu
Açılış konuşmalarını KOSDER Başkan Yardımcısı Yusuf Yalçın Çapoğlu ve Yönetim Kurulu Başkanı Neslihan Torlak Gönençer yaptı. Torlak, konuşmasında küresel ekonomik dalgalanmalar ve bölgesel çatışmaların deniz ticaretine olumsuz etkilerine değinerek, 2026’nın sektör için daha bereketli bir yıl olacağına dair umutlarını dile getirdi.
Torlak, yeni yönetimin önceliklerini şu başlıklarla özetledi:
- Üyelerle düzenli istişare toplantıları
- Koster veri matrisi ile sektörel sorunların doğru tespiti
- Derneğe kalıcı bir merkez kazandırmak
Kalıcı Merkez İçin Kampanya
KOSDER yönetimi, derneğe kalıcı bir merkez kazandırmak amacıyla başlattığı kampanyada şu ana kadar 113.232 dolar toplandığını açıkladı. Hedefin 500 bin dolar olduğunu belirten Torlak, üyelerin katkılarıyla bu hedefe ulaşacaklarına inandıklarını ifade etti.
SHIPROUTE 2026’da Almanya misafir ülke
Torlak ayrıca, bu yıl düzenlenecek SHIPROUTE etkinliğinde misafir ülkenin Almanya olacağını duyurdu. Üyelerden gelen desteklerin kendilerini motive ettiğini vurgulayan Torlak, “Birlik ve beraberliğimizi artırarak yolumuza devam edeceğiz” dedi.
Türk Loydu Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Oral Erdoğan konuşmasında, 2026 yılının “kaos yılı” olarak tanımlandığını söyledi. Erdoğan, “Kaos teorisine göre sert sürprizlerin devam edeceği öngörülüyor. ‘Trumpist emperyalizm’ kavramı ile yeni bir döneme girildiği, barış söylemlerine rağmen küresel belirsizliklerin sürdüğü vurgulandı. 2000’lerin ortasında koster filosu için veri seti oluşturma girişimleri olmuş, ancak büyük gemi sahipleri bu çalışmalara mesafeli yaklaşmıştı. Bugün hâlâ koster filosunun yenilenmesi gündemde; Türkiye’nin bu konuda geri kaldığı, Çin ve Vietnam’ın filolarını yenilediği belirtildi. Türkiye’de birliktelik ve ortak hareket etme kültürünün eksikliği sektörün gelişimini zorlaştırıyor. SPK Başkanı fonlarda manipülasyon olduğunu kabul etti; bundan sonra daha sıkı denetim yapılacağı açıklandı. Sermaye piyasalarında birliktelik ve güven eksikliği, işletmecilik kesiminde kalıcı çözümler üretilmesini engelliyor” dedi.
Erdoğan, “Foncuları üzmek istemiyoruz” yaklaşımını eleştirerek yatırımcıların korunması gerektiğini vurguladı. Türkiye’de sermaye maliyeti rakip ülkelere göre çok yüksek: Türk firmaları için uzun vadeli kredi maliyeti %9–10 civarında. Güney Kore’de %1,5–2, Almanya’da %1 seviyelerinde. İşgücü maliyeti Türkiye’de toplam maliyetin %40–60’ına kadar çıkarken, rakiplerde bu oran yarı yarıya daha düşük. Bu tablo, Türk girişimcisi için yatırım fizibilitesini zayıflatıyor” şeklinde konuştu.
Makroekonomik değerlendirmelerde de bulunan Erdoğan, “Dünya ticaretinin %85’i dolar üzerinden yapılıyor. ABD’nin basılı dolar miktarı 2,32 trilyon dolar, parasal büyüklük ise 21 trilyon dolar. ABD’nin borcu 35 trilyon doların üzerinde ve milli gelirinin yüzde 105’ine denk geliyor. Altın rezervlerinde ABD önde (8.000 tonun üzerinde). Son yıllarda altın fiyatlarının yükselmesinde: Küresel güvensizlik, Çin’in rezerv çeşitlendirme politikaları, Arzın sınırlı olması etkili oldu” ifadelerini kullandı.
Deniz ticaretinde belirsizlik ve sigorta piyasasında yeni dinamikler
Koster Armatörleri ve İşletmecileri Derneği’nin (KOSDER) 4. Geleneksel Yeni Yıl Kahvaltısı kapsamında konuşan TURK P&I Sigorta Genel Müdürü Ufuk Teker, küresel çatışmaların deniz ticaretine etkilerini ve deniz sigortacılığındaki güncel gelişmeleri değerlendirdi.
Küresel çatışmaların deniz ticaretine etkisi
Teker, II. Dünya Savaşı’ndan bu yana ilk kez sivil ticaret filolarının bu denli doğrudan etkilendiğini vurguladı. İran’ın petrol tankerlerine el koyması, Rusya-Ukrayna savaşında limanlarda gemilerin mahsur kalması, İsrail-Gazze çatışması sırasında Kızıldeniz’de gemilere yönelik saldırılar, drone ve GPS müdahaleleriyle gemilerin yön şaşırtılması gibi olayların denizciliği ciddi bir güvenlik sorunuyla karşı karşıya bıraktığını, bu ortamda denizcilerin harp okulu benzeri güvenlik eğitimleriyle donatılmasının gerekebileceğini belirtti.
ABD tarifeleri ve küresel ticaretin yönü
Teker, ABD’nin Trump yönetimiyle birlikte uygulamaya başladığı tarife artışlarının küresel ticarette belirsizlik yarattığını hatırlattı. Tarihsel örneklerle, 1910’lar ve 1950’lerdeki sert tarife artışlarının dünya ekonomisini durma noktasına getirdiğini aktardı.
Bugün ise bu politikaların küreselleşmeden yerel üretime geçişi teşvik ettiğini, Koreli gemi inşa sanayicilerinin ABD’de milyarlarca dolarlık yatırım yapmasının bunun göstergesi olduğunu söyledi. Artan tarifelerin parsiyel yükler ve mamul ticaretinde yavaşlamaya yol açabileceğini, özellikle konteyner taşımacılığında etkilerinin hissedileceğini söyledi.
Dünya deniz sigortacılığı: Büyüklük ve segmentler
Teker, dünya deniz sigortacılığının yıllık 30,5 milyar dolar prim hacmine ulaştığını açıkladı.
Kargo sigortaları: 14 milyar $
Offshore yatırımlar: 7–8 milyar $
P&I (Protection & Indemnity): 4–5 milyar $
Tekne-makine sigortaları.
Teker, “Lloyd’s ve İskandinav piyasaları başta olmak üzere önemli bir segment. Türkiye offshore yatırımlarında yeni yeni yer almaya başlıyor. Bu alanda küresel ölçekte büyük fırsatlar bulunuyor” dedi.
2025 sigorta piyasası ve 2026 öngörüleri
Teker, 2025’te tekne-makine sigortalarında soft market koşullarının hâkim olduğunu, kapasite fazlası nedeniyle armatörlerin düşük primlerle poliçelerini yenilediğini belirtti. Ancak bu segmentin kârlı olmadığını, hasar/prim oranının %85 seviyesinde olduğunu söyledi. 2026’dan itibaren piyasanın dengelenmesi ve sertleşmesi bekleniyor. Teker, armatörlere mevcut uygun şartlarla uzun vadeli kontratlar yapmalarını tavsiye etti.
P&I ve uluslararası konvansiyonlar
Uluslararası konvansiyonların armatörlerin sorumluluklarını sınırladığını hatırlatan Teker, bazı örnek olaylarda bu sınırların aşılabildiğini aktardı:
Prestige Tankeri: İspanya hükümeti, konvansiyon limitini tanımayarak P&I sigortacısından 1 milyar dolar talep etti.
Baltimore Köprüsü kazası: Maliyetlerin 2 milyar doları aşacağı öngörülüyor.
Sri Lanka’daki plastik granül kirliliği: Petrolden daha tehlikeli yeni bir çevre riski olarak öne çıktı.
Ufuk Teker, deniz ticaretinde belirsizliklerin artacağı, sigorta piyasasında ise 2026’dan itibaren daha sert koşulların gündeme geleceği yönünde. Armatörlerin uzun vadeli stratejik kontratlar yapması ve yeni çevresel risklere karşı hazırlıklı olması gerektiğini vurguladı.
Türk P&I’ın yükselişi: Küresel sigorta pazarında yeni bir model
Ufuk Teker, Türk P&I’ın kuruluşundan bugüne gelişimini ve küresel sigorta pazarındaki yerini değerlendirdi. Teker, 15–20 yıl öncesine kadar Türkiye’de faaliyet gösteren yabancı P&I kulüplerini hatırlattı. British Marine, Markel, Lodstar, Hanziyatik, Navigators gibi kulüpler zamanla piyasadan çekildi veya büyük gruplar tarafından satın alındı. Türkiye’de koster tonajına ilgi azaldığı için bu kulüpler kalıcı olamadı. Bugün ise Türkiye’de yalnızca 3–4 alternatif P&I sigortacısı bulunuyor; bunlardan biri Türk P&I. 12 yıl önce kurulan Türk P&I, başlangıçta sektörde şüpheyle karşılandı. Bugün gelinen noktada 90 milyon dolar prim üretimi, 9.000 deniz aracına teminat, 500 milyar dolar teminat kapasitesi, Türk P&I, ekonomik kaldıraç gücüyle Türkiye’nin sigorta sektöründe önemli bir rol üstleniyor. Türk P&I yalnızca Türkiye’de değil, Litvanya’daki 28 gemilik koster filosuna bile teminat sağladı. Yunanistan’da iki günde 14 broker toplantısı yapıldı; bugün toplam işin %65’i yabancı müşterilerden geliyor. Türk P&I, Türkçe iletişim ve hasar yönetimi avantajıyla yerli armatörler için vazgeçilmez hale geliyor dedi.
Türk P&I’ın küresel model haline geldiğini söyleyen Teker, Hindistan, iki yıldır kendi P&I kulübünü kurmaya çalışıyor ancak başarılı olamadı; Türk P&I modelini incelemek istiyor. Endonezya Ticaret Odası ve Armatörler Birliği de Türk P&I‘ı örnek alıyor. Böylece Türk P&I , küresel ölçekte bir referans modeli haline geldiğini söyledi. İtalyan veya Danimarkalı armatörlerin kendi ulusal klas ve P&I sistemlerini kullandığını hatırlatarak, Türk P&I ‘nın da Türkiye için aynı rolü üstlenmesi gerektiğini vurguladı. Türk P&I, IACS kalitesinde sertifikalandırma ve yarım trilyon dolarlık teminat kapasitesi ile artık küresel ölçekte güçlü bir oyuncu. Türk P&I Sigorta şu anda “Versiyon 2” üzerinde çalışıyor; şirket yeniden yapılandırılıyor ve modernize ediliyor ifadelerini kullandı.
Teker, sigorta sektöründe 25 yıldır genel müdürlük yaptığını ve bugün sektörün en eski genel müdürü olduğunu belirterek, Türk P&I’ın gelecekte daha da büyüyeceğini ifade etti.
Ufuk Teker’in konuşmasında, Türk P&I ‘ın yalnızca Türkiye’de değil, uluslararası pazarda da bir model haline geldiğini ortaya koyuyor. Başlangıçta şüpheyle karşılanan girişim, bugün hem yerli armatörler için Türkçe iletişim avantajı hem de yabancı brokerlarla kurduğu ağ sayesinde küresel sigorta pazarında güçlü bir alternatif konumuna yükseldi ifadelerini kullandı.









