ABD ile İran arasında ateşkes ilan edilmesi, petrol piyasalarında anında bir rahatlama yaratsa da Hürmüz Boğazı kaynaklı şok Körfez ülkelerini alternatif aramaya itecek.
Semafor için bir yazı kaleme alan Kpler Orta Doğu Enerji ve OPEC+ araştırma bölümü şefi Amena Bakr, ateşkes en kötüsünün geride kaldığı izlenimini uyandırsa da gerçekte İran’ın, savaş öncesinde var olmayan bir şekilde küresel petrol akışları üzerinde tam bir hakimiyet kurmuş durumda olduğuna işaret ediyor.
Bakr’a göre bu nedenle Körfez’deki enerji ihracatçıları Tahran’ın kontrolünü aşmak için seçeneklerini değerlendiriyor.
Hürmüz Boğazı’ndan geçen akışlar, savaş öncesi seviyelerin çok altında kalmaya devam ediyor. Kpler’e göre, küresel bakiyeden yaklaşık 300 milyon varil ham petrol kaybedildi.
Körfez genelinde günlük yaklaşık 11,5 milyon varil üretim hâlâ durdurulmuş durumda. Savaş bugün kalıcı bir barış anlaşmasıyla sona erse bile, fiyatların 90 dolar civarında seyretmesi bekleniyor.
Bakr’a göre bunun nedeni basit: Savaş durmuş olabilir, fakat arz şoku devam ediyor. Körfez’de yaklaşık 170 milyon varil ham petrol taşıyan 187 tanker mahsur kalmış durumda; ateşkes sonrası mevcut hızla bu tankerlerin boşaltılması iki haftadan fazla sürecek ve bölgeye yeni yük almak için boş tankerlerin girdiğine dair pek bir işaret yok.
Yazara göre İran Devrim Muhafızları, deniz taşımacılığını aksatma, yükleri geciktirme ve transit koşullarını dikte etme yeteneğini sergiledi. Kpler verilerine göre Tahran, gemilere ve limanlara en az 21 kez saldırdı.
Gemi sahipleri ateşkesin ardından Bakr’a, mürettebatlarının Devrim Muhafızları’ndan geçiş izni almaları gerektiğini, aksi takdirde saldırıya uğrayacakları yönünde mesajlar aldıklarını söyledi.
Körfez’de mahsur kalan gemileri olanlar ise uyum nedenleriyle yanıt vermekten kaçınıyor: Devrim Muhafızları, ABD ve AB tarafından terör örgütü olarak yaptırımlara tabi tutuluyor.
İranlı yetkililer, boğazın kontrolünün Washington ile yapılan ateşkes anlaşmasının bir parçası olduğunu söylerken, ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin boğaza bağımlı olmadığını ve diğerlerinin boğazı güvence altına almak için devreye girmesi gerektiğini defalarca dile getirdi.
Bazı Körfez ülkeleri, su yolunu korumak için bir koalisyona katılmaya istekli olsa da, çoğu ülke geçiş ücreti ödemeyi bir seçenek olarak değerlendirmeyi reddetti.
Daha uzun vadeli bir bakış açısıyla, Körfez ülkeleri Hürmüz’e olan bağımlılıklarını azaltma planlarını yeniden gözden geçiriyor. Suudi Arabistan ve BAE’deki alternatif rotaların etkinliği, çatışma sırasında bunların değerini artırdı.
Boru hattı altyapısını genişletmek kritik önem taşıyor. En acil seçenekler, mevcut sistemlerin ölçeğini büyütmeyi içeriyor.
Körfez kıyısından Kızıldeniz’deki Yanbu’ya kadar yaklaşık 1.200 km uzanan Suudi Arabistan’ın Doğu-Batı boru hattı, günde yaklaşık 7 milyon varil taşıyabilir.
Riyad, kapasite artışlarını ve terminal genişletmelerini değerlendiriyor; böylece mevcut günlük yaklaşık 5 milyon varillik yükleme kapasitesinden kaynaklanan ihracat darboğazını etkili bir şekilde ortadan kaldıracak.
Fakat bunu, İran’ın yakın zamanda düzenlediği bir saldırıda hasar verdiği mevcut bağlantıyı korurken yapması gerekiyor.
BAE de Fuceyre’ye giden rotasını genişletebilir; böylece sınır ötesi altyapı sorunları yaşamadan Hürmüz dışındaki kapasiteyi günlük yaklaşık 1,8 milyon varilden artırabilir.
Tartışılan diğer projeler ise daha pahalı ve siyasi hususlara tabi. Bunlar arasında Kerkük’ten Ceyhan’a uzanan Irak-Türkiye boru hattının genişletilmesi yer alıyor.
Ürdün’e giden Basra-Akabe boru hattı, Irak’ın Kızıldeniz’e erişimini sağlayacak ama finansman ve diğer zorluklarla karşı karşıya.
Bir zamanlar Irak ham petrolünü Suudi Arabistan üzerinden taşıyan bir boru hattının yeniden faaliyete geçirilmesi konusunda da yeniden görüşmeler başladı; ne var ki, bunun yeniden canlandırılması, geçmişte zor olduğu kanıtlanmış siyasi anlaşmalara bağlı.
Sektördeki tartışmalar, tek bir alternatife güvenmek yerine birden fazla güzergâh inşa etmeye giderek daha fazla odaklanıyor.
Bir boru hattı ağı, kesintiler sırasında akışların yönlendirilmesine olanak tanıyarak herhangi bir koridora olan bağımlılığı azaltacak.
Fakat engeller önemli boyutta. Yeni boru hatları, on milyarlarca dolarlık sermaye ve yıllarca süren inşaat gerektirir; ayrıca zorlu arazi koşulları ve güvenlik endişeleriyle başa çıkmak zorunda.
Bölgede sınır ötesi enerji altyapısının bu kadar az olmasının bir nedeni var: projeler genellikle mülkiyet, tarifeler ve işletme konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle tıkanıyor.
Buna rağmen, Bakr’a göre, iktisadi hesaplamalar değişiyor. Kesintiler, artan sigorta maliyetleri ve erişim konusundaki belirsizlik, enerji ve ticaret akışlarını felç etti. Körfez üreticileri için, alternatif rotalara yatırım yapmak, küresel pazarlara erişimi sürdürmek açısından hayati önem kazanıyor.
Kaynak: Harici