Deniz taşımacılığı sektörü, Kızıldeniz’deki iki yıllık rota değişikliklerinin ardından Süveyş Kanalı’na temkinli bir dönüşü değerlendirmeye alırken, bölgede artan güvenlik riskleri bu süreci yeniden belirsizliğe sürüklüyor. Yenilenen Husî tehditleri ile ABD’nin Orta Doğu’daki askeri varlığını güçlendirmesi, dünyanın en stratejik su yollarından birinde istikrar umutlarını zayıflatıyor.

Son dönemde Husî güçlerin, Kızıldeniz ve Aden Körfezi’nde ticari gemilere yönelik saldırıları hatırlatan propaganda faaliyetlerini yeniden yoğunlaştırdığı görülüyor. Yayınlanan mesajlarda, olası bir bölgesel çatışma durumunda İran’la dayanışma vurgusu öne çıkarken, bu durum deniz taşımacılığı açısından ciddi bir caydırıcılık unsuru olarak değerlendiriliyor.

Bölgedeki gerilimin artması, zaten öngörülemezlik sorunuyla karşı karşıya olan küresel denizcilik sektörü için olumsuz bir tablo ortaya koyuyor. Husîlerin geçmişte ticari gemilere yönelik gerçekleştirdiği saldırıların yeniden gündeme getirilmesi, Kızıldeniz’den geçiş yapmayı planlayan armatörler açısından risk algısını yükseltiyor.

Bu gelişmeler, ABD’nin bölgeye ilave askeri unsurlar sevk ettiği bir döneme denk geliyor. Orta Doğu’da artan askeri hareketlilik, İran’a yönelik olası senaryoların daha yüksek sesle dile getirilmesine yol açarken, taraflardan gelen sert mesajlar bölgesel tansiyonun hızla tırmanabileceğine işaret ediyor.

Öte yandan Körfez ülkeleri, olası bir çatışmanın dışında kalma yönünde açıklamalar yaparak hava sahaları ve karasularının askeri amaçlarla kullanılmasına izin verilmeyeceğini vurguluyor. Bu tutum, bölgedeki dengelerin ne kadar hassas olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.

Tüm bu güvenlik endişeleri, büyük denizcilik şirketlerinin Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı’na dönüş planlarını yeniden gözden geçirmesine neden oldu. Bazı şirketler geçişlere yeniden başlamayı denerken, bazıları ise güvenlik gerekçesiyle rotalarını tekrar Ümit Burnu üzerinden yönlendirme kararı aldı.

Yıldırım sondaj gemisi Filyos’ta
Yıldırım sondaj gemisi Filyos’ta
İçeriği Görüntüle

Kızıldeniz krizi, daha önce ticari gemilere yönelik çok sayıda saldırı, gemi alıkoyma ve can kayıplarının yaşanmasıyla küresel tedarik zincirlerini derinden etkilemişti. Gazze’de sağlanan ateşkesle birlikte deniz trafiğinin normale dönebileceğine dair beklentiler oluşsa da, bölgede artan askeri hareketlilik ve sert söylemler bu iyimserliğin kısa sürede zayıflamasına yol açtı.

Mevcut tablo, deniz taşımacılığı sektörünün Süveyş Kanalı’na dönüş konusunda kalıcı bir istikrar sağlanıp sağlanamayacağına dair belirsizliğin devam ettiğini gösteriyor. Artan güvenlik riskleri, sektörün temkinli yaklaşımını sürdürmesine neden olurken, Kızıldeniz hattındaki normalleşme sürecinin yeniden gecikebileceği değerlendiriliyor.