1 Mayıs tarihinde Karasu’da karaya oturan M/V NINOVA’nın armatör firması Western Hemisphere Marine Limited, yaşanan kazanın perde arkasına dair yük ilgililerini hedef alan bir açıklama yayımladı. Armatör firma, yaklaşık beş ay süren ticari uyuşmazlık boyunca operasyonel engellemeler, gecikmeler ve yük ilgililerinin iş birliği eksikliği nedeniyle geminin demir yerinde fiilen bekletildiğini, bu sürecin gemi ve mürettebatın emniyetini olumsuz etkilediğini savundu.
Yapılan açıklamanın tamamı şöyle:
8700072 IMO numaralı, Kamerun bayraklı M/V NINOVA isimli gemimizin Karasu açıklarında karaya oturmasına ilişkin olarak kamuoyunun doğru ve sağlıklı şekilde bilgilendirilmesi, son günlerde oluşan bilgi kirliliğinin önüne geçilmesi ve gerçeği yansıtmayan değerlendirmelere karşı açıklama yapılması gerekli görülmüştür.
01.05.2026 tarihinde sabah saat 08.00 sularında, Karasu Demir Sahası’nda bulunan M/V NINOVA, bölgede etkili olan olumsuz hava ve deniz koşullarının kısa süre içerisinde ağırlaşması neticesinde, gemi ve mürettebat emniyetini doğrudan ilgilendiren olağanüstü bir deniz hadisesiyle karşı karşıya kalmış lakin tüm çabalara ve alınan önlemlere rağmen ağır deniz ve yüksek dalga etkisi ile demir taraması neticesinde geminin kıyı istikametine sürüklenmesi engellenememiş ve M/V NINOVA karaya oturmuştur. Bu kapsamda, olayın ilk anından itibaren sürece müdahil olan ve zor hava-deniz koşulları altında görev icra eden başta Karasu Kaymakamımıza, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü, Sahil Güvenlik Komutanlığı, AFAD, Karasu Belediyesi İtfaiyesi ve ilgili tüm kamu kurum ve kuruluşlarına teşekkürlerimizi sunarız.
Daha sonrasında üstte isimleri verilen kurumların zorlu hava koşullarına rağmen ustun çabaları sonucunda gemi mürettebatımız, helikopter ve büyük kurtarma botlarının dahi hareket edemediği ağır hava şartlarında sahilden gemiye kurtarma halat donanımı kurularak burnu kanamadan kurtarılmıştır.
Halihazırda gemiye ilişkin teknik, idari ve operasyonel süreçler, yetkili makamların bilgisi ve koordinasyonu dahilinde devam etmektedir. Hava ve deniz koşullarının müsaade ettiği ölçüde, geminin emniyetli şekilde kurtarılması ile can, mal ve çevre emniyetinin korunmasına yönelik çalışmalar sürdürülmektedir.
M/V NINOVA, 24.12.2025 tarihinden bu yana Karasu Limanı Demirleme Sahası’nda bulunmakta olup, bu süreç gemide mevcut yük ve yük ilgilileriyle yaşanan uluslararası nitelikteki ticari uyuşmazlık nedeniyle gelişmiştir. Gemimizin Karasu’ya getirilmesindeki amaç armatör olarak kira sözleşmesinden ve ilgili ticari ilişkiden kaynaklanan hak ve alacaklarımızı yasal çerçevede güvence altına almak, yükün ilgili gümrük ve liman otoritelerinin uygun göreceği şekilde Karasu Limanı’na veya uygun bir antrepoya alınmasını sağlamak ve nihayetinde geminin, personelin ve yükün emniyetini temin ederek gemimizin ticari faaliyetlerine devam edebilmesini mümkün kılmaktır.
Kamuoyunda yer alan bazı iddiaların aksine, yük üzerindeki hukuki süreç ve tedbirler, yükün alıcısı tarafından değil, armatör firma olarak tarafımızca, mevcut hak ve alacaklarımızın korunması amacıyla başlatılmıştır. Ayrıca önemle ifade ederiz ki, 01.05.2026 tarihi itibarıyla M/V NINOVA üzerinde herhangi bir kamu otoritesi tarafından uygulanmış bir tutuklama, seferden men veya geminin hareketini yasaklayan benzeri bir idari işlem bulunmamaktadır.
Yaklaşık beş aya yaklaşan bu süreç boyunca gemimizden herhangi bir ticari gelir elde edemememize rağmen gemimizin sigorta giderleri, personel maaşları, kumanya, su, yakıt, yağ ve diğer zorunlu ihtiyaçları tarafımızca karşılanmaya devam edilmiştir. Buna karşın, gemimizin olağan tedarik ve operasyon süreçlerinde yaşanan engellemeler, gecikmeler ve fiili güçlükler, geminin ve mürettebatın emniyetini doğrudan etkileyebilecek sonuçlar doğurmuştur.
Bu uzun süreçte, gemimizin yakıt, yağ ve sair zorunlu tedariklerinin temininde ciddi güçlüklerle karşılaşılmış; kimi aşamalarda geminin en temel operasyonel ihtiyaçlarının karşılanması dahi olağan dışı engel ve gecikmelere maruz bırakılmıştır. Bu durumun, bir ticari uyuşmazlığın sınırlarını aşarak gemi, yük ve mürettebat emniyetini ilgilendiren ciddi bir mesele haline geldiği açıktır.
Bu nedenle, sürecin bu noktaya gelmesinde kastı, kusuru, ihmali veya hukuka aykırı eylemi bulunan kişi, kurum ve ilgililer hakkında her türlü yasal başvuru ve takip hakkımız saklıdır. Uğradığımız tüm zarar ve kayıpların tazmini için gerekli hukuki süreçler ayrıca ve kararlılıkla yürütülecektir.
Yük ilgilileri ise, uyuşmazlığın çözümüne yönelik gerekli iş birliğini zamanında ve gereği gibi göstermemiş; gemimizin uzun süre fiilen beklemesine neden olmuştur. Bu süreçte, uluslararası piyasalarda yaşanan gelişmelerin ve Hürmüz gerilimi olarak anılan bölgesel krizlerin gübre fiyatları üzerindeki etkisiyle, gemideki yükün değerinde kayda değer artış meydana gelmiştir. Buna karşın gemimiz, ticari ve operasyonel bakımdan kabul edilemez bir belirsizlik içerisinde bırakılmış ve fiilen yük ilgilileri bakımından ücretsiz bir yüzen antrepo gibi kullanılmak istenmiştir.
Gemideki mevcut yükün değeri, yüklemenin yapıldığı tarihten taraflar arasında 21.04.2026 tarihinde imzalanan sulh protokolüne kadar geçen süreçte önemli ölçüde artmış olmasına rağmen, yük ilgilileri geminin tahliyesi ve uyuşmazlığın çözümü konusunda gereken sürati ve hassasiyeti göstermemiştir. Taraflar arasında sulh protokolü imzalanmış olmasına rağmen, 21.04.2026 tarihinden 01.05.2026 tarihine kadar geçen sürede dahi geminin yanaştırılması ve tahliye sürecinin başlatılması için gerekli adımlar atılmamıştır.
Yaşanan hadisenin ardından dahi, yük ilgilileri tarafından olayın ciddiyetiyle bağdaşır bir hassasiyet gösterilmemiş olması ayrıca üzüntü vericidir. Can kaybı yaşanmamış olması bu elim olayda en büyük tesellimizdir. Ancak bir Türk armatörünün gemisinin yaklaşık beş aya yaklaşan bir süreç boyunca bu derece ağır ticari, hukuki ve fiili zorluklarla karşı karşıya bırakılması kabul edilebilir değildir.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün denizciliğe verdiği önem ve deniz varlığımıza ilişkin ortaya koyduğu vizyon çerçevesinde ifade etmek gerekir ki; her gemi, bayrağı ve sicili ne olursa olsun, arkasındaki emek, sermaye, mürettebat ve milli denizcilik kabiliyetiyle başlı başına korunması gereken bir değerdir. Türk armatörüne ait bir geminin, uzun süren ihmaller, gecikmeler ve ticari kayıtsızlıklar neticesinde bu hale gelmiş olması son derece üzücü ve kabul edilemezdir.
Önemle belirtmek gerekir ki, olayın teknik mahiyeti ve devam eden inceleme süreçleri dikkate alındığında, kamuoyunda yer alan teyide muhtaç, eksik veya spekülatif nitelikteki değerlendirmelere itibar edilmemesi gerekmektedir. Devam eden süreç hakkında sağlıklı bilgilendirme, yalnızca yetkili makamlar ve avukatlarımız tarafından yapılacak resmî açıklamalar vasıtasıyla sağlanacaktır.
Hadisenin tüm yönleriyle aydınlatılması, gerekli teknik incelemelerin tamamlanması ve kurtarma sürecinin güvenli şekilde yürütülmesi amacıyla ilgili tüm kamu kurumları, yetkili makamlar ve uzman ekiplerle tam bir iş birliği içinde olduğumuzu bildiririz.”
7DENİZ


