Yeni bir çalışma, denizlerdeki sıcak dalgalarının daha uzun sürebileceğini ve daha derin sularda daha yoğun etkilerde bulunabileceğini ve bu durumun iklim değişikliğine bağlı aşırı hava olaylarının daha sık yaşanmasıyla hassas türleri potansiyel olarak tehdit edebileceğini ortaya koyuyor.

Okyanuslar, sanayi çağının başlangıcından bu yana fosil yakıt kullanımı başta olmak üzere çeşitli insan faaliyetlerinden kaynaklanan karbon kirliliğinin yol açtığı ısınmanın yüzde 90’ını absorbe etmiş durumda.

Anormal derecede yüksek su sıcaklıkları anlamına gelen deniz sıcak dalgaları, son zamanlarda daha sık ve yoğun hale geliyor.

Nature Climate Change dergisinde yayımlanan araştırmaya göre bunlar, dayanılmaz derecede sıcak sulardan kaçmak için göç edemeyen, Büyük Set Resifi‘ndeki mercanlar ve güney Avustralya ve kuzeydoğu Pasifik‘teki yosun ormanları gibi türler üzerinde özellikle ciddi bir etkiye sahip olabilir.

‘Derinlerdeki sıcak dalgaları yüzdeydekinden yüzde 19 daha güçlü olabiliyor’

Araştırmayı yürüten bilim insanları daha derin sulardaki ani sıcaklık artışlarının etkilerini inceledi ve baş yazar Eliza Fragkopoulou bunun “yüzeyin altındaki deniz sıcak dalgalarını inceleyen ilk girişim” olduğunu söyledi.

Petrol yüklü tanker Haydarpaşa'da arızalandı Petrol yüklü tanker Haydarpaşa'da arızalandı

Portekiz‘deki Algarve Üniversitesi Deniz Bilimleri Merkezi Fragkopoulou, “Deniz sıcak dalgaları ve bunların etkileri çoğunlukla okyanus yüzeyinde inceleniyordu ve okyanusların derinlikleri üzerindeki etkilerine ilişkin pek fazla bilgimiz yoktu” dedi.

Araştırmacılar, sahada yapılan gözlemler ve modellemeler kullanarak, yüzeyin 2000 metre derinine ilişkin veriler de dahil olmak üzere, 1993’ten 2019’a kadar olan küresel deniz sıcak dalgalarını inceledi.

Bilim insanları, sıcak dalgalarının yoğunluğunun en yüksek olduğu bölgelerin yüzeyin 50 ila 200 metre altı olduğunu ve buradaki sıcak dalgasının zaman zaman yüzeydekinden yüzde 19‘a kadar daha güçlü olduğunu tespit etti.

‘En yoğun etkilenen alanlar Kuzey Atlantik ve Hint Okyanusu’

Çalışmada, sıcak dalgasının süresinin de derinlikle birlikte arttığı ve yüzeydeki sıcaklıkların normale dönmesinden sonra iki yıla kadar devam ettiği belirtildi.

Deniz sıcak dalgalarının bölgesel değişkenliği, biyoçeşitliliğin maruziyetinin ölçülmesini zorlaştırıyor ve süreleri farklı okyanus koşulları nedeniyle konuma göre değişiyor.

Fragkopoulou, genel olarak biyoçeşitlilik üzerindeki en yoğun etkilerin yüzeyden 250 metre derinliğe kadar olan bölgede görüldüğünü söyledi.

Çalışmada, Kuzey Atlantik ve Hint Okyanuslarının 1000 ila 2000 metre arasındaki derinliklerinin bu etkilere en yüksek ölçüde maruz kalan alanlar olduğu ifade edildi.

Daha iyi gözlemlere ‘acil’ ihtiyaç var

Geçen ay Nature dergisinde yayımlanan ayrı bir çalışma, bazı deniz canlılarının sıcağa diğerlerinden daha iyi dayanabildiğini ve okyanus balıklarının denizdeki sıcak dalgalarına sayıları üzerinde büyük bir etki olmaksızın dayanabildiğini ortaya koydu.

Fragkopoulou, turizm ve balıkçılık üzerindeki potansiyel etkilerini ortaya çıkarmak için daha derin okyanuslardaki sıcak dalgaları hakkında daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunu söyledi.

Fragkopoulou, şunları kaydetti:

Denizlerdeki sıcak dalgalarının derin deniz biyoçeşitliliği üzerindeki etkilerinin hâlâ büyük ölçüde bilinmediği göz önünde bulundurulduğunda, bunların etkilerini anlamak için küresel okyanusun daha fazla ve daha iyi izlenmesine acil ihtiyaç var.”

7DENİZ 

Editör: Haber Merkezi