Emekli Yarbay Daniel Davis, Norveçli siyaset bilimci Glenn Diesen’e verdiği mülakatta ABD’nin İran’a yönelik yürüttüğü diplomatik sürecin temelden yoksun olduğunu belirtti.

Davis, Tahran yönetiminin üzerinde hissettiği askeri baskının, sağlıklı bir müzakere ortamı oluşturulmasına engel olduğunu vurguladı. ABD donanmasının ve hava kuvvetlerinin bölgedeki varlığına dikkat çeken Davis, Washington’ın İran’a neyi kabul ettirmek istediğine dair somut bir “son durum” (end state) tanımlamadığını savundu.

Davis, “ABD’nin bir diplomasi arayışında olduğunu söylediğimizde, diplomatik sonuç neye yöneliktir? ABD için nihai durum nasıl görünüyor? Eğer diplomasi işlerse neyi elde edeceğiz, onlar neyden vazgeçecek ve sonrasında nasıl barış içinde yaşayacağız? Bu soruların cevabı yok” ifadelerini kullandı.

“ABD’nin hedefleri İsrail’in ajandası ile örtüşüyor”

Görüşlerini, İran’a yönelik politikaların nükleer program veya bölgesel etkiden ziyade rejim değişikliği arayışına dayandığını belirterek sürdüren Davis, bu politikanın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun öncelikleriyle doğrudan bağlantılı olduğunu öne sürdü.

Davis, İsrail yönetiminin İran İslam Cumhuriyeti’nin varlığına son vermeyi hedeflediğini belirterek, “Bu durum tamamen İsrail’in istekleriyle yönlendiriliyor. İran’ın nükleer programını sınırlamakla veya savunma füzelerini kontrol altına almakla ilgilenmiyorlar. Temel mesele İran rejiminin mevcudiyetidir” dedi.

Davis ayrıca, ABD’li yetkililerin Amerikan kamuoyunu ikna etmek için değişen gerekçeler sunduğunu belirtti:

“Bazen nükleer programı, bazen protestocuları, bazen de demokrasi ve ifade özgürlüğünü öne sürüyorlar. O gün ne işe yarıyorsa onu deniyorlar. Bu da ABD’nin gerçek bir hedefi olmadığını gösteriyor.”

İran’ın savunma kabiliyeti “yeraltı şehirlerine” dayanıyor

Davis, olası bir askeri operasyonun “hızlı ve kesin” bir zaferle sonuçlanacağı beklentisinin gerçekçi olmadığını ifade etti. İran’ın onlarca yıldır inşa ettiği “yeraltı füze şehirlerine” ve bunker sistemlerine vurgu yapan Davis, bu yapıların askeri harekatı stratejik açıdan çıkmaza sokabileceğini kaydetti.

Davis, “İran’ın ülke genelinde inşa ettiği, bazılarını bildiğimiz ancak diğerlerinden emin olmadığımız devasa yeraltı tesisleri var. Bu tesislerde üretim devam ediyor. Sadece yer üstündeki hedefleri vurmakla bu sorunu çözemezsiniz, yer altındaki altyapıyı imha etmeniz gerekir ki bu çok zor” diye konuştu.

Lojistik unsurlar hava harekatını zayıflatıyor

Askeri bir harekat planlayıcısı olsaydı karşılaşacağı en büyük teknik zorlukları detaylandıran Davis, özellikle hava yakıt ikmal tankerlerinin korunmasızlığına değindi.

Davis, hava harekatının başarısının, menzilin kısıtlı olması nedeniyle tanker uçaklarının güvenliğine bağlı olduğunu belirtti.

Davis, operasyonel risklere ilişkin şunları söyledi:

“En zor görev, hava savunma kabiliyetlerini etkisiz hale getirmektir. Bunu yapamazsanız diğer her şey riske girer. Diğer kritik nokta tanker uçaklarıdır. Bu uçaklar son derece savunmasızdır ve İran için birincil hedef olacaklardır. Tankerleri kaybederseniz, hedef bölgelerine ulaşmak için gerekli olan yakıt ikmalini gerçekleştiremezsiniz.”

Panama'da tartışmalı iki terminalin işletmesi Maersk ve MSC'ye verildi
Panama'da tartışmalı iki terminalin işletmesi Maersk ve MSC'ye verildi
İçeriği Görüntüle

“ABD için zafer ihtimali astronomik düzeyde düşük”

Davis, askeri müdahalenin başarıya ulaşma şansını “astronomik düzeyde düşük” olarak nitelendirdi. ABD’nin çatışmayı “yönetilebilir” bir operasyon olarak gördüğünü ancak bunun bir “savaş” haline geleceğini belirten Davis, İran’ın ise sadece hayatta kalmaya odaklanacağını ve bu durumun çatışmanın süresini uzatacağını vurguladı.

Davis, “Bizim başarılı olmamız için rejim değişikliği gibi tüm birincil görevleri yerine getirmemiz gerekiyor. İran’ın ise sadece hayatta kalması yeterli. Rejim ayakta kaldığı ve füze fırlatma kapasitesini koruduğu sürece çatışma haftalar hatta aylar sürebilir” şeklinde konuştu.

“Savaş kararı siyasi bir kumar”

Trump yönetimindeki bazı isimlerin askeri seçeneklere olan eğilimini eleştiren Davis, özellikle Lindsey Graham ve Mike Pompeo gibi isimlerin “savaş çığırtkanlığı” yaptığını dile getirdi.

Davis, “Bir savaş seçeneğinin, ulusal güvenliğimiz için gerekli olmadığını bilerek Amerikan askerlerinin hayatını riske atmaya istekli olmak, bizzat kendisi için utanç vericidir. Bu, şu an ABD’deki elit düşünce yapısı haline gelen bir durum” dedi.

Davis son olarak, İran’a yönelik askeri bir harekatın, Donald Trump’ın “seçilmiş savaşlara girmeme” vaadiyle taban tabana zıt olduğunu belirtti.

Davis, “Eğer ivedi ve mutlak bir zafer vaat edip bunu başaramazsanız, zayiat verip bir çıkış yolu bulamazsanız, siyasi olarak büyük bir yıkımla karşılaşırsınız. Trump’ın, savaşa karşı olan direncini korumasını umuyorum” ifadelerini kullandı.

Kaynak: harici.com.tr