Tarih boyunca, nüfuzu güçlü kişiler ve kuruluşlar her zaman krizlerden faydalanmıştır. Ancak İran savaşı, ABD'nin çatışmayı sona erdirmek için 15 maddelik bir plan sunduğu söylense bile, kâr elde etmeyi tamamen yeni bir seviyeye taşıyor.

Yaklaşık bir aydır süren çatışma boyunca, ilk saldırıların başlamasından saatler sonra pompa fiyatlarını artıran akaryakıt perakendecilerine, varil başına 100 dolardan (86,24 €) ham petrolden beklenmedik kar marjları elde edecek olan büyük petrol şirketlerine ve Tahran'ın Hürmüz Boğazı'nı fiilen kapatmasının ardından savaş riski primlerini yüzlerce kat artıran deniz sigorta şirketlerine yönelik suçlamalar yöneltildi.

Ancak, cüretkarlık açısından hepsini geride bırakan bir hamle var. Petrol ve doğalgaz tankerlerinin boğazdan geçişini neredeyse tamamen engelleyen İran'ın, Hürmüz Boğazı'ndan "güvenli geçiş" için gemi başına 2 milyon dolara (1,72 milyon avro) kadar ücret almaya başladığı bildiriliyor.

Altı ülkeden ortak Hürmüz Boğazı açıklaması
Altı ülkeden ortak Hürmüz Boğazı açıklaması
İçeriği Görüntüle

Dünyanın en eski ve en saygın denizcilik yayınlarından biri olan Lloyd's List, geçen hafta en az bir tankerin ödeme yaptığına inanıldığını bildirdi.

İran, Hürmüz'e bir 'gişe' mi kurdu?

Tahran’ın bu hamlesi, dünya petrol ve gaz arzının beşte birinin geçtiği kritik bir küresel darboğazı, yüksek riskli bir geçiş ücreti noktası haline getirme tehlikesi yaratıyor.

Birkaç İranlı yetkili bu haberi yalanlasa da, milletvekili Alaeddin Boroujerdi devlet televizyonunda, bu tür ücretlerin boğazdaki “yeni egemen rejim”in bir parçası olarak tahsil edildiğini iddia ederek, bu hamleyi “savaş masraflarını” karşılamak için bir girişim olarak nitelendirdi.

Kanada'daki Calgary Üniversitesi'nde uluslararası ilişkiler uzmanı olan Robert Huebert, bu haberin doğrulanması halinde, söz konusu ödemenin uluslararası deniz hukukunu ihlal edeceğini söyledi.

Huebert, salı günü Kanada merkezli Energi Media'nın bir podcast'inde, “Seyir özgürlüğü… uluslararası deniz ticaretinin temelidir… bu bölgelerden herhangi bir engelle karşılaşmadan geçebilme yeteneğidir” dedi. “Eğer bunu yaparsanız neredeyse her devletten doğrudan muhalefetle karşılaşırsınız.”

3.200'den fazla geminin mahsur kaldığı bir ortamda, Kopenhag merkezli denizcilik analiz şirketi Xeneta'nın baş analisti Peter Sand, dar su yolunun yeniden açılmasına yardımcı olmak için bu ücretin önemini küçümsedi.

Sand, DW'ye verdiği demeçte, “Ne kadar yüksek görünse de, esas faktör değil. Önemli olan, Hürmüz'den geçmenin hâlâ güvenli olmaması” dedi.

Buna rağmen, büyük petrol ve gaz ithalatçılarının doğrudan görüşmelere girmeye ve gemiler başına dudak uçuklatan bir ücret ödemeye, üstüne üstlük astronomik sigorta primlerine bile razı olmaları, yakıta bağımlı ülkelerin boğazdan en azından asgari düzeyde tedarik sağlayabilmek için giderek artan çaresizliğini ortaya koyuyor.

Sand, “Bazı ülkeler ödemeyi göze alabilir. Bu, kesintisiz bir enerji tedarikini sağlamak için ödenmesi gereken küçük bir son primdir” diye konuştu.

Tahran'a uygulanan yaptırımlara rağmen ödeme yapıldı

Lloyd's List, İran'ın uluslararası yaptırımlara tabi olması ve bu durumun Tahran'ın Batı finans kanalları aracılığıyla dolar cinsinden ödeme almasını zorlaştırması nedeniyle işlemin nasıl gerçekleştiğinin belirsiz olduğunu belirtti.

Denizcilik yayınında, Hindistan, Pakistan , Irak, Malezya ve Çin'in gemilerinin güvenli geçişini sağlamak için İranlı yetkililerle doğrudan görüştüğü bildirildi.

Bloomberg de konuyla ilgili haberinde, isimsiz kaynaklara dayanarak, birçok geminin boğazdan geçmek için ücret ödediğini ancak ödemenin sistematik görünmediğini belirtti.

Bloomberg'in kaynaklarından biri, Tahran'ın bu ücreti ABD ve İsrail ile yapılacak herhangi bir barış anlaşmasının parçası olarak resmileştirmeyi düşündüğünü de ekledi.

İran, 'düşman olmayan' tankerlerin geçişini kolaylaştıracak

Daha da önemlisi, İran salı günü Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) üye devletlerine bir mektup göndererek, Tahran'ın koordinasyonuyla "düşman olmayan gemilerin" Hürmüz Boğazı'ndan geçmesine artık izin vereceğini bildirdi.

Sand, "Şimdiye kadar İran günde üç ila beş geçişe onay veriyordu. Şimdi Tahran diyor ki; eğer İran'ın düşmanı değilseniz, boğaz size açık" diye kouştu.

Bu arada, IMO'dan bir sözcü DW'ye yaptığı açıklamada, örgütün "şu anda Körfez bölgesinde mahsur kalan ticari gemilerin güvenli bir şekilde tahliyesini kolaylaştırmak için geçici ve acil bir önlem" oluşturmak üzere çalıştığını söyledi.

Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO), kriz daha da kötüleşmeden önce mahsur kalan denizcilerin can ve refahını korumanın ve istekli gemilerin saldırıya uğramadan Hürmüz Boğazı'ndan geçebilmeleri için çaba göstermenin kritik önem taşıdığını belirtti.

Deniz refakatçileri 'uzun vadeli bir çözüm' değil

Daha ileriye bakıldığında, ABD Başkanı Donald Trump, ticari gemi trafiğini korumak için Körfez'de çok uluslu bir deniz devriyesi veya refakat görevine katılmaları konusunda Avrupalı ​​NATO müttefiklerine baskı yapıyor.

Avrupa ülkeleri ise büyük ölçüde doğrudan müdahaleye direndi. Ancak Almanya, Fransa ve İtalya da dahil olmak üzere birçok ülke, aktif çatışmalar sona erdikten sonra deniz refakat veya devriye görevine katkıda bulunmaya hazır olduklarını belirtti.

Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO), İran destekli Husi milislerinin Kızıldeniz'deki gemilere yönelik son saldırıları da dahil olmak üzere daha önce donanma refakat gemilerinin kullanıldığını ancak bunların "sürdürülebilir veya uzun vadeli bir çözüm" sağlamadığını belirtti.

IMO sözcüsü, "Durumu yatıştırmak ve sivil denizcilerin ve gemilerin güvenli bir yere tahliye edilmesini sağlamak için çok taraflı bir çözüm bulunmalıdır" dedi.

Kaynak: dw.com