GEMİMO’da “Odanın Dünü, Bugünü ve Yarını… Ama Kimin Odası?”

TMMOB’a bağlı GMO’da üç adaylı seçim yarışı sürerken, GEMİMO’da da rekabet hız kazandı. GEMİMO seçimleri de adaylığı için “Odanın Dünü, Bugünü ve Yarını” sloganıyla adaylığını açıklayan Yunus Aşkın, grubun hareket planlarını ve yapacaklarını anlatan metni dikkatle okudum.

Abone Ol

Metinde yapılan bazı tespitlerin yerinde olduğunu söylemek gerekir. Özellikle TMMOB Gemi Makineleri İşletme Mühendisleri Odası’nın yalnızca bir meslek örgütü değil; Türk denizciliğinin emeğini, disiplinini, teknik aklını ve kurumsal hafızasını taşıyan çok kıymetli bir yapı olduğuna yapılan vurgu son derece doğru.

Ancak burada küçük bir itirazım var

Bir yönetim iddiası ortaya koyulurken, geleceğe dair vaatlerin güçlü olabilmesi için önce bugüne kadar yapılan çalışmaların ortaya konulması gerekmez mi? Özellikle de adaylığını açıklayan isim uzun yıllardır oda içinde görev almışsa…

Bu noktada akla doğal olarak şu sorular geliyor:

TMMOB Gemi Makineleri İşletme Mühendisleri Odası’nda uzun yıllardır görev alan bir isim olarak bugüne kadar TMMOB toplantılarına ve etkinliklerine kaç kez katılmıştır? Kaç kez 1 Mayıs etkinliklerinde yer almıştır? Kaç kez Gemi Makineleri İşletme Mühendislerinin sorunlarını dile getirirken çözüm odaklı açıklamaları olmuştur?

Çünkü TMMOB kültürü yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanan bir kavram değildir. Bu kültür; dayanışma, katılım ve emek mücadelesi içinde fikirleriyle var olur. Öyle lafla sözle kültür oluşmaz...

Yayınlanan manifestoda yer alan bir başka ifade ise oldukça iddialı:

“Odamızı aldığımızdan daha iyi bir yerde bırakmak, gelmiş geçmiş en iyi yönetim olmak hedefimizdir.”

Bu cümle kulağa hoş geliyor. Ancak odanın geçmişine baktığımızda tablo biraz daha farklı bir tartışmayı beraberinde getiriyor. Zira bu odada 16 yıl boyunca başkanlık yapmış bir isim var: Babası Feramuz Aşkın. Aynı dönemlerde kendisinin de yedek yönetim kurulunda bulunduğunu ve son dönemde mevcut yönetimde görev aldığını biliyoruz.

Hal böyleyken “daha iyi yönetim” derken tam olarak neyin kastedildiğini netleştirmek gerekmez mi? Ve aynı zamanda “Oda içinde sıfatları bir kenara bırakıp, üyesinden başkanına herkesin fikirlerini eşit bir ortamda paylaşacağı TMMOB kültürüne yakışır bir yönetim olacak” söylemine gelirsek…

Eğer önceki yönetimlerin TMMOB kültürünü yeterince yansıtmadığını, üyelerin fikirlerini eşit şekilde başkanına paylaşamadığını savunuyorsanız bunu açıkça söylemeniz gerekir. Aksi halde sektöre manifesto diye sunulan metinde ciddi bir tutarsızlık ortaya çıkıyor.

Aslında bu soruları doğrudan Yunus Aşkın’a değil, mevcut Başkan Sayın Yaşar Canca’ya ve geçmişte 16 yıl başkanlık yapmış Sayın Feramuz Aşkın’a yöneltmek isterim:

- Sizlerin döneminde TMMOB kültürüne aykırı hangi uygulamalar oldu?

- Üyeler başkana fikirlerini eşit bir ortamda paylaşamıyor muydu?

Bir başka önemli konu ise listenin siyasi bağımsızlığı meselesi. Yönetim listesinde yer alan isimlerden birinin siyasi bir partinin il yönetim kurulu üyesi olduğu iddiası da konuşuluyor. Bu durum, TMMOB kültürünün temel ilkelerinden biri olan tarafsızlık ilkesine etik açıdan ters değil mi? Bu tarafsızlık tartışmasını beraberinde getirmez mi?

Öte yandan Yunus Aşkın tarafından son aylarda 80 ila 90 civarında yeni üyenin kaydedildiği ve bu üyelerden bazılarının listeye alındığı yönünde iddialar da dile getiriliyor.

Bu tartışmaların ortasında bir başka önemli iddia daha var: Sayın Yaşar Canca’nın adaylıktan çekilmesi yönünde baskı yapıldığı…

Bu iddialar üzerine Sayın Canca’yı aradım. Kendisi oldukça net bir ifade kullandı:

“Ben adaylıktan çekilmedim. Böyle bir beyanım da olmadı. Bu iddialara ve manifesto diye açıklanan metne yalnızca üstten bir göz attım. Etik ve ilkeli duruşumdan dolayı asla cevap vermeyeceğim. Gereken açıklamayı ise genel kurulda yapacağım.”

Ancak dikkat çekici bir nokta var: Sayın Canca bu iddiaları da açıkça reddetmedi. Kendisi özellikle odanın zarar görmemesi adına bu tür polemiklerin içine girmek istemediğini vurguladı.

Son söz yerine küçük bir tespit

GEMİMO’da “Odanın Dünü, Bugünü ve Yarını” diye sunulan tabloya bakıldığında; dününde Baba Aşkın, bugününde Oğul Aşkın ve yarınında yine Aşkın ailesinden birinin yer alması kurumsal bir başarı hikâyesi gibi görünmüyor.

Aksine meslek odalarının bir aile mirası gibi sürdürülmesi düşüncesi, kurumsallık açısından üzerinde düşünülmesi gereken bir durum olarak karşımızda duruyor. Çünkü meslek odaları kimsenin mirası değildir, üyelerindir.