Denizlerde değişim rüzgârı: Türk filosunun gururu ve 2025’in panoraması

Türk denizcilik sektörü için 2025 yılı bir dönüm noktası oldu diyebiliriz. Bu yıl, Türk ticaret filomuzun dünya sıralamasında ilk 10’a girmesinin haklı...

Abone Ol

Türk denizcilik sektörü için 2025 yılı bir dönüm noktası oldu diyebiliriz. Bu yıl, Türk ticaret filomuzun dünya sıralamasında ilk 10’a girmesinin haklı gururunu ve sevincini yaşadık. Bu başarı gerçekten takdire şayan çünkü 2002’de 8.9 milyon DWT’lik filomuz dünya sıralamasında 17’nci idi. 2002-2025 arasındaki büyüme 6 kat. Bu başarıda Türk denizcilerinin yadsınamaz bir payı olduğu da aşikar. Bir de tabii madalyonun diğer yüzü var. Bu kısımda ise tersanelere açılan soruşturmalar, kılavuzluk ihalelerindeki yüksek kamu payları bulunuyor. Tabii bir de gemi inşada artan maliyet baskılarının sektörün geleceğine dair yarattığı ciddi soru işaretleri söz konusu. Velhasıl yılı henüz çözülemeyen sorunlarla karşılıyoruz…

Önce küresel anlamda nasıl bir yılı geride bıraktığımıza bakalım…

Küresel konteyner hatlarında büyük ittifak değişimi

Kızıldeniz’in güvenli kabul edilmediği bir yıl geride kaldı. Maersk–MSC ortaklığının sona ermesiyle küresel dengeler yeniden kuruldu. Gemini Cooperation ve Premier Alliance gibi yeni oluşumlar, liman uğraklarını ve rekabet dengelerini değiştirdi. MSC’nin bağımsız dev oyuncu haline gelmesi ise sektörde “tek başına güç” dönemini başlattı. Sonuç olarak hat dağılımları, liman uğrakları ve rekabet dengeleri köklü biçimde değişti

Yeşil dönüşümün zorunluluğu

Avrupa Birliği karbon düzenlemeleri 2024 itibarıyla yürürlüğe girdi. Artık Avrupa’ya sefer yapan 5 bin groston üzerindeki tüm gemiler, yakıt tüketimleri üzerinden karbon emisyonu ödemek zorunda. IMO’nun 2025 net-sıfır kararı, denizcilikte yeni bir çağ açtı. Ucuz gemi–ucuz yakıt dönemi kapandı.

Türkiye’de Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, AB modeline benzer bir Ulusal Emisyon Ticaret Sistemi hazırlığında. Yasa çıkarılmış durumda, mevzuat çalışmaları sürüyor. Sistemin devreye girmesiyle Türkiye limanlarına gelen gemilerden karbon vergisi alınması planlanıyor. İlk çalışmalara göre yıllık yaklaşık 1 milyar avro gelir elde edilmesi bekleniyor. Bu bütçenin, yıllardır ertelenen yaşlı koster filosunun yenilenmesi için kullanılacağı umudu var.

Karadeniz’de yükselen riskler

Karadeniz’de Rusya’nın “gölge filosuna” ait tankerler hedef alındı. Kairos ve Virat isimli gemilerin Ukrayna yapımı Sea Baby insansız deniz araçlarıyla vurulduğu açıklandı. Rusya’dan Gürcistan’a ayçiçek yağı taşıdığı öne sürülen Midvolga 2 tankeri de saldırıya uğradı. Ukrayna ise bu saldırılarla ilgisi olmadığını duyurdu.

Deniz dron saldırıları ve artan sigorta maliyetleri Karadeniz’i yeniden yüksek risk bölgesi haline getirdi. Tahıl ve petrol taşımaları riskli hale gelirken, Türkiye Boğazlar üzerinden geçen ticarette doğrudan etkilendi. Bu durum Türkiye’nin jeopolitik konumunu daha da kritik hale getiriyor. Uzmanlar, Karadeniz’deki saldırıların Türkiye’nin egemen haklarına yönelik tehdit oluşturduğunu vurguladı. Öte yandan Ukrayna Donanması, Rusya’nın Karadeniz’de sivil bir Türk ticaret gemisini kasıtlı olarak insansız hava aracıyla hedef aldığını açıkladı. Rusya Odessa kıyısında Türk gemisini vurduğu bildirildi.

Bu tablo, uluslararası hukuk ve deniz güvenliği açısından kabul edilemez bir sorumsuzluk örneği olarak karşımıza çıktı...

Sonrada gelin Türkiye’de 2025’in önemli gündemini özetine bakalım…

Liman yönetmeliği değişiklikleri, çevre cezalarının %43,93 artırılması ve Boğaz trafik kurallarının sıkılaştırılması, Türkiye’nin deniz güvenliği ve çevre denetimini artırma çabalarının göstergesi oldu.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından yapılan Bölgesel Hizmet Sahası kılavuzluk hizmeti ihalelerindeki yüksek kamu payları ise sektörün en çok tartışılan başlıklarından biri haline geldi. İhale süreçlerinin şeffaflığı ve tutarlılığı uzun süre gündemde kaldı. Tekliflerin hangi kriterlere göre değerlendirildiği, hangi oranların neden “mantıklı” ya da “mantıksız” bulunduğu açıklanmadıkça sektör temsilcileri belirsizlik içinde kaldı.

Rekabet Kurumu’nun 14 Ağustos 2025 tarihli ve 25-31/714-M sayılı kararıyla 33 firma, 2 birlik ve 1 danışmanlık şirketi hakkında başlatılan soruşturma, yalnızca hukuki bir süreci değil; sektörün dinamizmini, üretkenliğini ve geleceğe dönük potansiyelini de etkiledi. Bu soruşturmanın, hukukun gerekleri doğrultusunda ve sektörün yapısı ile sürdürülebilirliği dikkate alınarak, ölçülü ve makul bir yaklaşımla ele alınmasının hem kamu yararı hem de sektörün geleceği açısından faydalı olacağı kanaatindeyim.

Temennimiz…

2026’nın yeni fırsatlar, kolaylıklar ve büyüme yılı olması. Dünya denizlerinin engin sularında, güvenli, yenilikçi ve sürdürülebilirlik ilkelerinden ödün vermeden, birlikte daha güçlü bir geleceğe doğru ilerlemek umuduyla…

Dilerim her adımda denizciliğin gücünden ilham alarak, iş birliği ve dayanışma içinde başarılarımıza yeni boyutlar kazandıracağımız bir yıl olur. 2026’da Türk denizciliğinin kalbinde yer alan tüm profesyonellere, okurlarımıza ve ailelerine sağlık, mutluluk ve başarı dolu bir yıl dilerim.

Kalın sağlıcakla…