Güncel

Denizcilikte dayanıklılık artık veri ve yapay zekaya bağlı

Kızıldeniz'in aksine alternatif bir geçiş yolu bulunmayan Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim küresel lojistik ağlarını tam bir durma noktasına gelme riskiyle karşı karşıya bıraktı. PortXchange CEO’su Sjoerd de Jager, bu kritik darboğazda yaşanacak tıkanıklıkların küresel tedarik zincirinde yaratacağı etkiyi ancak yapay zeka destekli sistemlerin engelleyebileceğini kaydetti.

Abone Ol

İran ve Hürmüz Boğazı çevresinde tırmanan gerilim, küresel denizcilik rotalarının ne kadar hızlı değişebileceğini sektöre bir kez daha hatırlatıyor.

Dünya petrol arzının yaklaşık beşte biri Hürmüz Boğazı’ndan geçiyor. Bu da burayı küresel ticaretteki en stratejik ve hassas koridorlardan biri yapıyor. Bölgedeki son askeri gerginlik, Kızıldeniz’de devam eden aksamalarla birleşince, günümüz endüstrisinde nadiren görülen bir "çifte darboğaz" durumu ortaya çıktı.

Armatörler için bu durumun yansımaları anında görüldü. En ufak bir gerilim ihtimali bile hat operatörlerini rotalarını yeniden gözden geçirmeye iterken; limanlar ve lojistik operatörleri de programlarını ve kapasitelerini yeniden değerlendiriyor.

PortXchange CEO’su ve Kurucu Ortağı Sjoerd de Jager, yayınladığı analizde dünya kaynaklarının büyük bir kısmının bu dar koridora bağımlı olması nedeniyle, küresel çapta bir domino etkisiyle karşı karşıya olunduğunu belirtti. Jager, “Küresel ekonomiler, temel ihtiyaç maddelerinde ani ve sancılı bir enflasyon riskiyle karşı karşıya kalmış durumda” ifadelerini kullandı.


Sjoerd de Jager

Hürmüz'ün alternatifi yok

Bu tür olayların, denizcilik dünyası için giderek büyüyen bir gerçeği gözler önüne serdiğini kaydeden Jager’in analizinin devamı şöyle:

Dayanıklılık, artık sadece aksaklıklar için plan yapmak değil, bir aksaklık yaşandığında hızla yanıt verebilmekle ilgilidir. Ve günümüzde bu dayanıklılık, güvenilir operasyonel verilerin yapay zeka odaklı öngörülerle birleştirilmesine bağlıdır. Çünkü jeopolitik şoklar küresel nakliye ağlarını vurduğunda, asıl zorluk operasyonel sonuçları anlamakta yatar.

Ümit Burnu’nu dolaşmak üzere Süveyş Kanalı rotasından sapan bir gemi, birden fazla limana varış süresini günler, hatta haftalarca öteleyebilir. Rıhtım planları değişir, yük akışları kayar ve iç taşıma planlarının sil baştan yapılandırılması gerekir.

Hürmüz Boğazı söz konusu olduğunda ise bu meseleler çok daha kritik bir hal alıyor. Ümit Burnu gibi bir alternatifi olan Kızıldeniz rotasının aksine, Hürmüz’ün alternatif bir geçiş yolu yoktur. Yani Hürmüz’deki trafik durursa, gemiler rota değiştiremez ve yük hareketi tamamen kilitlenir. Bu etkiler üzerinde net bir görünürlük sağlanamadığında, aksaklıklar tedarik zinciri boyunca hızla bir çığ gibi büyür.

Yapay zekanın rolü

İşte bu noktada yapay zeka kritik bir rol oynayabilir; yapay zeka insanın operasyonel uzmanlığının yerini almak yerine onu güçlendirebilir.

Yapay zeka modelleri; gemi hareketlerini, geçmiş sefer modellerini ve çevresel koşulları analiz ederek giderek daha doğru varış tahminleri üretebilir. Bu öngörüler liman ve terminal verileriyle birleştirildiğinde, operatörlerin aksaklıkları daha erken fark etmelerini ve operasyonel etkiyi daha hızlı değerlendirmelerini sağlar.

Hürmüz çevresindeki mevcut gerilimler düşünüldüğünde, bu görünürlük "reaktif bir kriz yönetimi" ile "proaktif bir ayarlama" arasındaki farkı belirleyebilir. Limanlar rıhtım planlarını daha erkenden güncelleyebilir, terminaller kaynaklarını yeniden tahsis edebilir ve lojistik operatörleri gecikmeler tüm ağa yayılmadan önce kara taşımacılığını uyarlayabilir. Ancak yapay zeka tek başına bir çözüm değildir.

Herhangi bir yapay zeka sisteminin etkinliği, nihayetinde arkasındaki verilerin kalitesine ve güvenilirliğine bağlıdır. Denizcilik endüstrisi zaten gemi hareketlerinden liman uğrak planlama sistemlerine kadar devasa miktarda operasyonel veri üretiyor.

Fakat ekosistem tarihsel olarak parçalanmış bilgi yapısıyla mücadele ediyor. Varış zamanları, yükün hazır olma durumu ve operasyonel planlama verileri genellikle birden fazla paydaş ve sistem arasında dağınık haldedir. Koşullar hızla değiştiğinde, bu parçalı yapı tam da hızın en gerekli olduğu anda karar alma sürecini yavaşlatır.

Asıl zorluk daha fazla veri üretmek değil, mevcut verilere güvenerek aksiyon alabilecek bir zemin inşa etmektir.

Operatörler operasyonel verilerine güvenebildiklerinde ve bunu yapay zeka öngörüleriyle birleştirdiklerinde, sektörün uzun zamandır eksikliğini çektiği bir şeyi elde ederler: Nakliye ağı boyunca gerçekte neler olup bittiğine dair tutarlı ve sürekli güncellenen bir tablo.

Bu netlik, daha hızlı ve kendinden emin kararlar alınmasını sağlar. Ancak unutulmamalıdır ki, en iyi öngörüler bile yalnızca kurumlar bunlara yanıt verebildiği sürece değerlidir.

Herhangi bir jeopolitik aksaklığı etkili bir şekilde yönetmek için limanlar, terminaller ve nakliye hatları; programların ve operasyonel planların hızla değişmesine olanak tanıyan süreçler oluşturmalıdır. Yeni varış tahminleri, güncellenmiş rıhtım tahsislerine veya revize edilmiş lojistik planlamasına dönüştürülemiyorsa, daha iyi bilginin değeri kaybolur.

Endüstriyi ani şoklara karşı hazırlıklı hale getiren 3 unsur

Gerçek denizcilik dayanıklılığı üç unsurun birlikte çalışmasına bağlıdır:

-Güvenilir operasyonel veri,

-Bu veriyi tahmine dayalı öngörüye dönüştüren yapay zeka sistemleri,

-Hızlı ayarlama yapmaya olanak tanıyan operasyonel süreçler.

Bu unsurlar bir araya geldiğinde, endüstri ani şoklara karşı çok daha hazırlıklı hale gelir.

Küresel denizcilikteki aksaklıklar, ister jeopolitik, ister iklimsel veya ekonomik olsun, ortadan kalkmayacak. Aksine, daha sık ve daha karmaşık hale geliyorlar. Başarılı operatörler sadece en gelişmiş teknolojiye sahip olanlar değil; güvenilir operasyonel veriyi, akıllı öngörüleri ve çevikliği birleştirerek hızlı hareket edenler olacaktır. Çünkü denizcilikte dayanıklılık, her aksaklığı önceden tahmin etmek değildir. Dayanıklılık, beklenmedik olanla karşılaşıldığında rotayı değiştirebilecek netliğe ve yeteneğe sahip olmaktır.

7DENİZ