İsveç'teki Chalmers Teknoloji Üniversitesi'nde yapılan yeni bir çalışma, gemicilik şirketlerinin egzoz gazlarının 'yıkanarak' denize boşaltıldığı ve çok tartışılan bu teknolojiye yaptıkları yatırımların çoğu gemi için şimdiden telafi edildiğini gösterdi.

Araştırmacılar, gemicilik endüstrisinin bu şekilde gemilerini daha temiz yakıt yerine ucuz ağır akaryakıt ile çalıştırarak milyarlarca euro kazandığını ve maliyet hesaplamasının düşük bir tahmin olarak kabul edilmesi gerektiğini iddia ediyor. Geçen sonbaharda Marco Polo'da olduğu gibi gemiler karaya oturduktan sonra petrol sızıntısının temizlenmesi için yapılan milyonlarca euroluk masraflar hesaplamalara dahil edilmedi.

Hesaplamalara göre, scrubberlara yatırım yapan denizcilik şirketlerinin çoğu şimdiden zarar etti ve 2022 yılı sonuna kadar 3.800 geminin tamamı için toplam artı 4,7 milyar euro oldu. Araştırmacılar ayrıca en yaygın scrubber sistemlerinin (açık döngü sistemleri) %95'inden fazlasının beş yıl içinde geri ödendiğini belirtiyor.

Çalışmadaki araştırmacılardan Lunde Hermansson, "Scrubberlar olmasaydı, bugün hiçbir geminin bu kirli artık yakıtla çalışmasına izin verilmezdi. Bu nedenle scrubber konusu, denizcilik endüstrisini daha az olumsuz çevresel etkiye doğru itmek için son derece önemlidir" dedi.

Daha önce yapılan bir çalışmada araştırmacılar, Baltık Denizi'ne yılda 200 milyon metreküpten fazla çevreye zararlı yıkama suyu deşarj edildiğini ve yıkama suyu deşarjının Baltık Denizi'ne yapılan bazı kanserojen polisiklik aromatik hidrokarbonların (PAH'lar) toplam emisyonlarının %9'una kadarını oluşturduğunu gösterdi.

Yeni çalışma, gemilerin egzoz gazı temizleme sistemlerinden büyük miktarlarda kirli suyun üretildiği ve deşarj edildiği scrubber ile su deşarjının potansiyel olarak yasaklanmasına ilişkin devam eden tartışmalar nedeniyle ortaya çıktı. Konu Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) bünyesinde çeşitli düzeylerde gündemde olup, AB düzeyinde ve bazı ulusal düzeylerde de tartışılıyor.

Armatör perspektifinden bakıldığında, araştırmacılar scrubber sistemlerinin kurulum ve bakım maliyetlerinin yanı sıra scrubber donanımlı gemilerin daha pahalı olan düşük sülfürlü yakıt alternatifleri yerine daha ucuz ve daha kirli olan ağır fuel oil ile çalıştırılmasından elde edilecek parasal kazancı da hesapladılar.

Hermansson, "Sektör açısından bakıldığında, denizcilik şirketlerinin hava emisyonlarındaki kükürt içeriği sorununu çözecek teknolojiye yatırım yaparak iyi niyetle hareket ettikleri ve cezalandırılmamaları gerektiği sıklıkla vurgulanmaktadır. Hesaplamalarımız çoğu yatırımın zaten telafi edildiğini ve bunun artık geçerli bir argüman olmadığını gösteriyor" diye konuştu.

Miçotakis'ten 'deniz parkı' açıklaması Miçotakis'ten 'deniz parkı' açıklaması

Yakın zamanda Danimarka, yıkama suyunun kıyıdan 12 deniz mili içerisindeki karasularına boşaltılmasını yasaklama kararı aldı. Almanya, Fransa, Portekiz, Türkiye ve Çin de ulusal yasaklar veya kısıtlamalar benimsedi. Çalışmanın yürütüldüğü İsveç'te herhangi bir yasak bulunmuyor ancak Göteborg Limanı gibi bazı limanlar kendi bölgelerinde yıkayıcı su deşarjını yasakladı.

Scrubber donanımlı filo büyüklüğüne gelince, 2010'ların ortalarından bu yana scrubber donanımlı gemilerin sayısı arttı. 2018'de Baltık Denizi'nde 178 yıkayıcılı gemi vardı. Araştırmacılar bugün bu sayının en az dört katına ulaştığını tahmin ediyor. Küresel olarak, yaklaşık 5.000 gemi veya küresel filonun %5'i bu donanıma sahiptir. Yıkayıcılar çoğunlukla yüksek yakıt tüketimi olan gemilere takıldığından, bu %5'lik kısım küresel ağır fuel oil talebinin %25'ini oluşturuyor.

Kaynak: splash247.com

Editör: Haber Merkezi