Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz, İran’la savaşın ikinci gününde yaptığı değerlendirmeyi sosyal medya hesabından paylaştı. Gürdeniz’in açıklamaları şu şekilde:
1. ABD için meşruiyet sorunu
ABD’nin bu savaşa Kongre onayı olmadan girdiğini belirten Gürdeniz, kamuoyu desteğinin yüzde 25’i bile bulmadığını ifade etti. Bu oranın bir süper gücün uzun süreli savaş yürütmesi için yetersiz olduğunu savunan Gürdeniz, Amerikan toplumunda yakında şu sorunun daha yüksek sesle sorulacağını öne sürdü:
“Bu savaş gerçekten Amerikan ulusal güvenliği için mi başlatıldı, yoksa İsrail için mi?”
Vietnam’dan Irak’a kadar uzanan örneklerin, iç kamuoyu bölünmüşken uzun süreli savaşın sürdürülemeyeceğini gösterdiğini belirtti.
2. Diplomasiye güven azalıyor
Gürdeniz’e göre müzakere süreçleri artık güven üretmiyor. Masada diplomasi yürütülürken sahada askeri planlamaların yapılmasının, devletlerin güvenlik garantilerine olan inancını zedelediğini ve bunun küresel sistem açısından ciddi bir kırılma yarattığını ifade etti.
3. ABD’nin mühimmat ve lojistik yükü
ABD’nin uzun menzilli önleme sistemleri ve hassas güdümlü mühimmat gibi kritik kapasitelere sahip mühimmatını tükettiğini savunan Gürdeniz, yıllık üretim kapasitesinin sınırlı olduğunu belirtti. İran’dan gelebilecek yoğun füze saldırılarının mevcut stokları hızla eritebileceğini söyledi.
Ayrıca bu sistemlerde kullanılan nadir metallerin Çin tedarik zincirine bağlı olduğuna dikkat çekerek, Pasifik’te olası bir Tayvan krizinde mühimmat sıkıntısı yaşanabileceğini ileri sürdü.
İran’ın geniş coğrafyası nedeniyle operasyonların uzun menzil, yakıt ikmali ve uzak üs kullanımı gerektirdiğini; bunun da ciddi bir lojistik yük oluşturduğunu belirtti. Bahreyn’in kırılganlığının artması hâlinde Diego Garcia gibi uzak üslerin devreye gireceğini, bunun da özellikle AEGIS muhripleri için haftalık gidiş-dönüş lojistik döngüsü anlamına geldiğini ifade etti.
4. İran’ın “direnç kültürü”
Gürdeniz, İran toplumunun 47 yıldır yaptırımlar altında yaşadığını ve İran-Irak Savaşı tecrübesine sahip olduğunu hatırlattı. Rejim içi çatlak beklentisinin şu aşamada gerçekçi olmadığını savundu.
Dış saldırının çözülme değil, kenetlenme üreteceğini belirterek, İran lideri Hamaney’in kaybının bile direnci asimetrik şekilde artırabileceğini ifade etti.
5. Körfez ülkeleri açısından risk
Körfez monarşileri için istikrarın hayati olduğunu belirten Gürdeniz, İsrail’in hamleleri ve ABD desteğinin bu istikrarı bozduğunu öne sürdü.
Sembolik hedeflere veya ABD üslerine yönelik saldırıların, Amerikan güvenlik şemsiyesine olan güveni zedeleyeceğini ifade ederek, Körfez başkentlerinin İsrail’in kararlarının kendi güvenliklerini riske attığını gördüğünü savundu. Bunun ya ABD ile mesafelenmeye ya da daha sert askeri pozisyona yönelmeye yol açabileceğini belirtti.
6. Hürmüz ve enerji dengesi
Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının küresel dengeyi altüst edeceğini savunan Gürdeniz, Bab el-Mandeb’de Husilerin devreye girmesinin sigorta maliyetlerini artıracağını belirtti.
Çin’den Avrupa Birliği’ne konteyner taşımacılığı ve enerji sevkiyatının ağır darbe alacağını, petrol fiyatının varil başına 150 doların üzerine çıkmasının ABD ve Avrupa ekonomileri için sürdürülemez bir tablo yaratacağını ifade etti. Böyle bir enerji şokunun haftalar içinde siyasi baskı oluşturacağını söyledi.
7. Pakistan faktörü
Pakistan’ın nükleer bir güç olduğunu hatırlatan Gürdeniz, Suudi Arabistan ile askeri iş birliğinin önemine dikkat çekti. Hindistan-İsrail yakınlaşması ve Pakistan’daki Taliban çatışmalarının zamanlamasına işaret ederek, bölgesel dengelerin dikkatle izlenmesi gerektiğini savundu.
8. Türkiye açısından değerlendirme
Gürdeniz, Türkiye açısından tabloda İsrail’in saldırganlığı ve ABD askeri gücünün kullanımı olduğunu öne sürdü. İran’ın zayıflaması hâlinde baskı hattının Türkiye’ye dayanacağını savunarak, İran’daki Kürt gruplarının birleşmesinin Türkiye için güvenlik riski oluşturacağını belirtti.
9. Sonuç değerlendirmesi
Gürdeniz, ABD’nin düşük kamuoyu desteğiyle, yüksek maliyetli mühimmat kullanarak ve İran’ın direnç kapasitesini hafife alarak savaştığını savundu. İran’da kısa sürede rejim değişimi ihtimalinin zayıf olduğunu ifade etti.