Platform Sözcüsü Pelin Yılmazcoşar Mamati ile bağımsızlık anlayışlarını, GMO’nun geleceğine dair vizyonlarını ve üyelerin oda ile yeniden bağ kurmasını sağlayacak adımları konuştuk.

Bağımsız Platform, “vaat değil, uygulanabilir reform listesi” söylemiyle yola çıkıyor ve GMO’nun güven, liyakat ve etik zeminini yeniden inşa etmeyi hedefliyor.

Bağımsız Platform nasıl ortaya çıktı? “Bağımsız” derken tam olarak neyi ifade etmek istediniz?

Bağımsız Gemi Mühendisleri Platformu, hiçbir kişi, grup ya da güç odağına bağlı olmadan; yalnızca meslek ilkelerine bağlı bir yönetim anlayışını benimseyen meslektaşlarımızın bir araya gelmesiyle doğdu. Çıkış motivasyonumuz; GMO’nun güven, liyakat ve etik zeminini güçlendirmek, kuruma sektörde hak ettiği saygınlığı yeniden kazandırmaktır. Çünkü son 15 yılda odamızda kronikleşen bir tablo oluştu:

Gruplaşmalar, makam odaklı yarışlar, biat kültürü, dar kadrolar içinde şekillenen yönetim anlayışı.

Bunun sonucu olarak binlerce meslektaşımızın zihninde tek bir cümle yer etti:

“Bu oda beni temsil etmiyor.”

Biz işte bu cümleyi değiştirmek için buradayız. Bu duyguyu görmezden gelmek yerine sorumluluk almayı tercih ettik.

“Bağımsız” derken çok netiz:

• Hiçbir grubun uzantısı değiliz.

• Hiçbir kişisel ajandanın parçası değiliz.

• Hiçbir dış etkinin gölgesinde değiliz.

Biz yalnızca meslek ve meslektaşlarımızın tarafındayız. Bizim için bağımsızlık; meslek ve meslektaşlarımızın çıkarına, etik değerlere ve mevzuata bağlı kalmaktır. Hedefimiz, GMO’yu aynı düşünenlerin değil; farklı düşünenlerin ortak akılda buluştuğu bir oda haline getirmektir. Çok seslilikten korkmuyoruz; tam tersine, ortak aklın ancak farklı seslerle oluşacağına inanıyoruz.

Ekibinizin güçlü tarafı nedir? GMO için adaylığınızın anlamı ve sizi diğer gruplardan ayıran en belirgin fark nedir?

Ekibimizin en güçlü tarafı, çeşitliliği ve karakteridir. Farklı çalışma alanlarından, farklı kuşaklardan gelen ama ortak değerler etrafında buluşan bir ekipten söz ediyoruz. Aramızda tersane deneyimi olan da var, özel sektörde yöneticilik yapmış olan da kamu tecrübesi olan da akademik birikimi olan da…

Ancak bizi güçlü kılan yalnızca mesleki birikimimiz değil. Ekibimiz; özgür düşünebilen, etik değerlere inanan, eleştirel bakış açısını koruyan, baskı karşısında geri adım atmayan, sorumluluk almaktan çekinmeyen, dürüstlük ve şeffaflığı temel ilke kabul eden meslektaşlarımızdan oluşuyor.

Diğer gruplardan en belirgin farkımız ise şu: Biz hiyerarşik bir bağlılık ilişkisiyle değil, ortak akıl ve eşit söz hakkı anlayışıyla bir araya geldik. Kararlarımızı tek merkezden değil, istişareyle alıyoruz.

Bağımsız Platform’un ekibinde kimler yer almakta ve hangi görevleri üstlenmekte?

Platformumuz, farklı görüşlerden gelen ama ortak meslek bilincinde buluşan bir yapıya sahip. Aday belirleme sürecimizi dahi şeffaf ve katılımcı bir şekilde yürüttük. Yönetim kurulu, organ adaylıkları ve Türk Loydu delegelikleri; açık toplantılar, hibrit görüşmeler ve gönüllülük esasıyla belirlendi. Bizim için temel kriterler liyakat ve ortak kabul oldu.

Yönetimde tek ses değil, uyumlu çok ses olacak şekilde organize oluyoruz. Çünkü biz kişiler üzerinden değil, ilkeler üzerinden bir yönetim anlayışı kuruyoruz.

GMO Merkez Yönetim Kurulu Adaylarımız

Asil Üyeler:

1. Pelin Yılmazcoşar Mamati

2. Deniz Çorbacı

3. Meral Buldaç Polat

4. Utku Yumruktay

5. Merve Yıldız

6. Cihan Sancar

7. Mehmet Cantürk

• Yedek Üyeler:

1. Tolga Sali

2. Ahmet Ziya Kahveci

3. Berfe Yeşil

4. Ercan Yakar

5. Yasemin Bilgehan Polat

6. Sümeyra Özge Selam

7. Çağatay Tüfekçi

Tam listemizi çok yakında sosyal iletişim hesaplarımız (Instagram, LinkedIn ve WhatsApp) üzerinden paylaşacağız. Ancak Bağımsız Gemi Mühendisleri yalnızca bu isimlerden ibaret değil. Biz aynı zamanda; fikirlerini dile getirmekte zorlanan, katkı sunmak isteyen ama sesini duyuramayan, değişim ihtiyacını hisseden geniş bir meslektaş kitlesinin temsil sorumluluğunu taşıyoruz.

Yönetime seçildiğiniz takdirde GMO’da neleri değiştirecek ve odayı daha etkili hale getirmek için hangi adımları atacaksınız?

Önümüzdeki dönemde GMO’yu;

• Üyeleriyle sürekli temas halinde olan, teknik bilgi üreten, sektörde referans alınan, genç mühendislerin umut gördüğü, karar süreçleri ve sonuçları şeffaf bir oda haline getirmeyi amaçlıyoruz.

Odamızı yalnızca belge veren değil, yön gösteren bir kuruma dönüştürmek istiyoruz. Üyesine danışmadan karar almayan, kamu nezdinde sözü dinlenen, kamu otoriteleri ve sektörle güçlü ilişkiler kuran, gençleri yönetime dahil eden, şeffaf ve hesap verebilir bir GMO hedefliyoruz.

Bu doğrultuda atacağımız somut adımlar:

• Yeni komiteler: Teknik Komite ve Yüksek İstişare Komitesi kurarak sürdürülebilir teknik yapılar oluşturmak.

• Temsilci üye modeli: İlk aşamada 25+ mühendis çalıştıran işyerlerinden başlayarak GMO temsilci üyeleri sahaya indirmek, hızlı aksiyon alabilen bir yapı kurmak.

• GMO Yelken Kulübü: Yeniden çekim merkezi haline getirerek aidat ve sponsorluklarla sürdürülebilir finansman modeli yaratmak, prestij projesi yapmak.

• GMO Kariyer Fuarı: Mezuniyet öncesi genç mühendis adaylarını sektörle doğrudan buluşturmak; mülakat deneyimleri, CV hazırlama desteği ve sektörün farklı alanlarını tanıma fırsatı sunmak.

• Kurumsal standartlar: Yönetmeliklerle verilen kontrol ve onay hizmetlerini eşitlik ve ağımsızlık ilkeleriyle kurumsal bir yapıya dönüştürmek.

• Etik ve Eşitlik Rehberi: İzleme mekanizması kurarak eşitlik ve çalışma koşullarını yıllık raporlarla yayınlamak.

• Güvenli başvuru mekanizması: Mobbing, ayrımcılık ve tacize karşı güvenli ve şeffaf değerlendirme süreçleri oluşturmak.

Görüldüğü üzere bizler, vaat değil; uygulanabilir reform listesi sunuyoruz.

Sizce odanızın bugün karşı karşıya olduğu en büyük yönetimsel problem nedir? Bu problemin kök nedenleri nelerdir ve çözümü için hangi somut adımların atılması gerektiğini düşünüyorsunuz?

Son dönemde GMO yönetim kurullarının en büyük yönetimsel problemi; güven kaybı, üyelerle mesafe ve karar süreçlerinin hem üyelerden hem de yönetim kurulu üyelerinden kopuk olmasıdır. Odamız, kurumsal ilkelerle işletilmeyen bir meslek örgütüne dönüşmüştür.

Bu durum iki temel alanda kendini göstermektedir:

1. Etik ve güven ortamı

• Meslek örgütleri yalnızca teknik değil, aynı zamanda etik güven ortamı da tesis etmek zorundadır.

• Son dönemde yönetim kuruluna yansıyan şikayetler ve iddialar karşısında şeffaf, bağımsız ve güven verici bir yaklaşım sergilenmemiştir. Sessizlik veya belirsizlik, kurumun itibarını korumaz; aksine güveni zedeler.

• Gruplaşmalar, mevki tartışmaları, liyakatten uzak aday belirleme yöntemleri ve Türk Loydu’nun kişisel ajanda yeri olarak görülmesi üyeleri odasından uzaklaştırmıştır.

2. Yetki ve hazırlık eksikliği

• Odamız idareden önemli bir yetki almıştır. Bu hem kıymetli hem de ağır bir sorumluluktur.

VLCC pazarında ikinci el satış fiyatları yeni inşa fiyatlarını geçti
VLCC pazarında ikinci el satış fiyatları yeni inşa fiyatlarını geçti
İçeriği Görüntüle

• Ancak bu yetkinin icrası için gerekli teknik altyapı, insan kaynağı planlaması ve süreç hazırlıkları yapılmamıştır.

• Aceleci ve plansız adımlar, odanın idari ve hukuki açıdan zorluklarla karşılaşmasına yol açabilecek potansiyeldedir.

Bizim niyetimiz, bu yetkinin icrası için standartlar, eşitlik ve bağımsızlık ilkeleri oluşturarak GMO’yu tam kurumsal yapıya dönüştürmektir.

Son yıllarda üyelerin odaya ilgisinin azaldığı yönünde eleştiriler dile getiriliyor. Sizce bu ilgi azalmasının temel nedenleri nelerdir? Ve üyelerin oda faaliyetlerine daha aktif katılım göstermesi için nasıl bir yol izlenmelidir?

Aidiyet, katılım ile oluşur. Üye kendini karar ve uygulama süreçlerinde etkili hissetmediğinde ilgisi azalır.

Biz bu sorunu çözmek için Üye Meclisi modeli kuracağız.

• Önemli kararlarda danışma süreçleri ve anketler yapılacak.

• Yönetim toplantıları belirli gündemlerde üyeye açık olacak.

• Meslektaşlarımız karar süreçlerine dahil edilerek ortak akıl ve şeffaflık sağlanacak.

Karar süreçlerine katılan üye, odasına yeniden bağlanır. Katılım arttıkça ilgi de artacaktır.

Şeffaflık konusundaki düşünceleriniz neler? Seçildiğiniz taktirde nasıl bir yönetim modeli kurmayı planlıyorsunuz? Bu model, oda üyelerinin güvenini artırmak ve karar alma süreçlerini daha açık hale getirmek için hangi somut adımları içerecektir?

Bizim için şeffaflık bir söylem değil, bir sistem meselesidir. Güven sözle değil, veriye dayalı yönetimle inşa edilir. Bu nedenle şeffaflık anlayışımızı somut uygulamalarla hayata geçirmeyi planlıyoruz:

• Gelir-gider tabloları: Anlaşılır ve erişilebilir şekilde üye portalında düzenli olarak yayımlanacak.

• Performans ve hedef raporları: Yıllık olarak paylaşılacak, böylece üyeler yönetimin neyi başardığını ve hangi hedeflere yöneldiğini görebilecek.

• Periyodik açık oturumlar: Üyelerin doğrudan soru sorabileceği ve görüşlerini iletebileceği toplantılar düzenlenecek.

• Şubelerin güçlendirilmesi: Şubeler yalnızca temsil değil, söz sahibi ve üretken yapılar haline getirilecek.

Bu modelle, karar alma süreçlerini daha açık hale getirerek üyelerle güveni yeniden tesis etmeyi ve GMO’yu hesap verebilir bir kurum haline getirmeyi hedefliyoruz.

Günümüzde, gemi mühendislerinin mevcut temsili Türkiye’nin denizcilik stratejisinde yeterince güçlü mü? Değilse nasıl güçlendirilebilir?

Bugün gemi mühendislerinin Türkiye’nin denizcilik stratejisindeki yeri ne yazık ki yeterince güçlü değil. Bunun temel nedeni, meslektaşlarımızın potansiyelinin gerisinde kalması ve birlikte hareket edememesi. Elbette geçmiş tüm yönetimler çaba göstermiştir; ancak gemi mühendisleri hâlâ stratejik karar alma süreçlerinde sınırlı bir rol üstlenmektedir.

Çoğu zaman yalnızca uygulayıcı olarak görülüyor, politika ve karar mekanizmalarına katılımları ise sınırlı kalıyor. Oysa gemi mühendisleri; denizcilik politika ve kurallarının geliştirilmesinde, mevzuat oluşturma ve yenileme süreçlerinde, yerli tasarım yazılımları ve teknoloji geliştirmede, sanayi dönüşümü gibi kritik alanlarda sektörün öncüsü olmalıdır.

Bizim hedefimiz, bu eksikliği gidermek için Teknik Komite ve Yüksek İstişare Komitesi kurmaktır. Bu yapılar sayesinde kamuyla düzenli, kurumsal ve teknik temelli, dokümantasyona dayalı istişare mekanizmaları oluşturacağız. Böylece gemi mühendisleri yalnızca uygulayıcı değil, aynı zamanda politika ve strateji üretiminde söz sahibi olacak.

Türk Loydu özelinde mevcut yönetim kurulu ve başkanın bugüne kadar yürüttüğü süreci nasıl değerlendiriyorsunuz? Kurumda uzun süredir devam eden bir kaos ortamı olduğu yönünde eleştiriler var. Bu tablo, doğal olarak yaklaşan Türk Loydu Vakıf seçimlerinde aday planlamalarının da gündeminize girmesine neden oluyor. Bu konuda nasıl bir yaklaşımınız olacak?

Türk Loydu’nun kurucusu olan GMO’nun, bu kurumun gelişmesinde katkı sağlamış olmasından gurur duyuyoruz. Bu nedenle, değişim ve reform temalarıyla yola çıkan platformumuzun elbette ki Türk Loydu’nun kurucu değerlerine bağlı temennileri var.

Bizim yaklaşımımız çok net: Türk Loydu gibi köklü bir kurumun gücü kişiliklerden değil, güçlü kurumsal yapılardan gelir. Kurumlarda görev tanımlarının ve yönetsel sınırların net olması hayati önemdedir. Stratejik düzey ile icra düzeyinin birbirine karıştığı yapılarda; karar süreçleri zayıflar, kurumsal güven aşınır, çalışanların kendini güvende hissetmesi zorlaşır.

Bu nedenle bizim önceliğimiz; kurumlarda yönetim, icra ve denetim rollerinin birbirinden ayrılmasıdır. Bu, kuvvetler ayrılığı ilkesinin temel yaklaşımıdır. Bu ayrımın korunması yalnızca verimlilik ve üretkenlik açısından değil, kurum içi güven kültürü açısından da gereklidir.

Bizim için öncelikli değerler; şeffaflık, kurumsal hafıza, bağımsızlık, özerklik ve profesyonel bir yönetim tarzıdır.

Bu ilkelerden hareketle, Türk Loydu Vakfı aday adaylarımızı belirlerken kırmızı çizgimiz çok net oldu: Geçmiş veya mevcut yönetimde görev alınmamış olması. Çünkü biz, kurumsal temsili kişisel geçmişler üzerinden değil, yeni bir anlayış ve bağımsız bir perspektif üzerinden gerçekleştirmek istiyoruz.

Peki, yapılacak seçimlerde Türk Loydu Vakıf Başkanlığı için önereceğiniz bir adayınız olacak mı? Ayrıca Türk Loydu Vakıf seçimlerinde ekibinizden aday göstereceğiniz üyeler olacaksa kimlerdir?

Evet, olacak. Türk Loydu Vakfı yönetim kurulu aday adaylarımız, platform olarak ortaya koyduğumuz kırmızı çizgiler çerçevesinde; GMO Yönetim Kurulu ve Türk Loydu delege adaylarımızın istişaresi ve ortak kararıyla belirlendi.

Bu süreçte temel ilkemiz; liyakat, bağımsızlık ve kurumsal temsil sorumluluğu oldu. Türk Loydu Vakfı gibi stratejik ve kıymetli bir kurumu emanet etmeyi düşündüğümüz adaylarımız; tarafsızlıkları, profesyonel kariyerleri ve etik duruşlarıyla saygınlık kazanmış, vizyoner bakış açılarıyla mesleğimize somut katkılar sunmuş meslektaşlarımızdır.

Amacımız kişisel temsili değil, kurumsal itibarı güçlendirecek bir yönetim anlayışını desteklemektir. Bu doğrultuda adaylarımızı platformumuzu aktif destekleyen meslektaşlarımız arasından belirledik.

Yönetim Kurulu Aday Adaylarımız:

• Tanju Köse

• Sinan Kavala

• Prof. Dr. Uğur Buğra Çelebi

• Hüseyin Akhisar

• Zuhal Can

Tüm meslektaşlarımıza sözümüz şudur: Türk Loydu Vakfı’nda icraya karışan değil, vizyon belirleyen; stratejik hedef koyan, başarıyı ölçen ve bağımsızlığı koruyan bir yönetim anlayışını destekleyeceğiz.

7DENİZ ÖZEL