Yazı Detayı
07 Ocak 2020 - Salı 16:02
 
Üç Kıtanın Denizi: Doğu Akdeniz
Prof. Dr. Soner Esmer
soneresmer@gmail.com
 
 

Milli imkanlarımızla kararlı bir şekilde dördüncü kez sondaj faaliyetlerine başladığımız ve 2020 içinde 5 sondaj kuyusu daha açmayı planladığımız Doğu Akdeniz’de bir rezerv keşfi yaparsak, bu keşfi üretime dönüştürmek gerekir. Ancak o zaman bu keşfin bir anlamı olacaktır…

 

Tarihin her döneminde Akdeniz’e hâkimiyet, imparatorlukların ve devletlerin ilk hedefini oluşturmuştur. Tarihte kurulmuş üç büyük imparatorluğun (Roma, Bizans ve Osmanlı) merkezi olan Akdeniz, sadece bu imparatorluklara ev sahipliği yapmakla kalmadı, çevresinde gelişen uygarlıkların da gelişmesi ve yayılmasında köprü vazifesi gördü. Akdeniz’in önemi hiçbir dönemde azalmadığı gibi çok az devlet Akdeniz’in tamamını kontrol edebildi. Bu devletler içinde Romalılar Akdeniz için “Bizim Deniz” anlamına gelen “Mare Nostrum” terimini kullanırken, Osmanlının ilk Kaptan-ı Deryası Barbaros Hayrettin Paşa Akdeniz’i uzun bir dönem Türk gölüne çevirdi.19. Yüzyıl sonunda Uzak Doğu-Avrupa rotasını (Afrika Kıtasını baypas ederek) 7,000 deniz mili kısaltan Süveyş kanalının açılması, dünyada sömürgecilik faaliyetlerinin artması, 20. ve 21. yüzyılda bölgede ve yakın coğrafyada keşfedilen enerji kaynakları, dünyada artan enerji ihtiyaçları ve değişen enerji politikaları sonucunda Akdeniz’de, uzantıları günümüze kadar uzanan kısır döngülere girildi. Akdeniz, jeopolitik önemiyle dünyanın en önemli bölgelerinden biri olma niteliğini bugün de sürdürüyor.

Super-Hub: Doğu Akdeniz

Doğu Akdeniz, Tunus-Sicilya hattının doğusunda kalan deniz alanıdır. Bu alan 3 kıtanın kesişim noktasıdır ve kıyılarında Avrupa, Asya ve Afrika’dan birçok ülke yer alır (İtalya, Slovenya, Hırvatistan, Bosna-Hersek, Karadağ, Arnavutluk, Yunanistan, Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), Suriye, Lübnan, İsrail, Filistin, Mısır, Libya ve Tunus). Türkiye, Doğu Akdeniz’de en uzun kıyıya sahip ülkelerden birisi iken Kıbrıs, Doğu Akdeniz’in en büyük ve en önemli adasıdır. Kıbrıs stratejik bir öneme sahiptir çünkü Doğu Akdeniz’in merkezinde yer alan ada, kritik rotaların, enerji kaynaklarının ve enerji koridorlarının kesişim noktasındadır. Bugün Çinliler Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Doğu Akdeniz’i bir “Super-Hub” olarak tanımlıyor, Kuşak ve Yol Girişiminin hem deniz hem de kara güzergahlarını Doğu Akdeniz’den geçiriyor. Ancak Doğu Akdeniz son yıllarda daha çok yeni enerji kaynakları ile anılıyor.

 

Doğu Akdeniz’e ulaşan petrol boru hatları ve potansiyel enerji kaynakları

Türkiye’nin Doğu Akdeniz kıyıları, ilki 1977 diğeri 1987 yılında hizmete giren ve iki paralel hattan oluşan Irak-Türkiye Ham Petrol boru hattı vasıtası ile Kerkük petrollerinin, diğer yandan 2006 yılında hizmete giren BTC Ham Petrol Boru Hattı vasıtası ile Hazar Bölgesinde üretilen Azeri, Türkmen ve Kazak petrollerinin uluslararası pazarlara dağıtıldığı noktadır. Doğu Akdeniz, Basra Körfezi gibi dünyanın enerji dağıtım noktası olma yönünde ilerlerken, 2000’li yılların başında bölgede önemli keşifler oldu. 2009'da İsrail açıklarında keşfedilen 280 milyar metreküplük Tamar doğal gaz sahaları ile 2010’da yine aynı bölgede keşfedilen 620 milyar metreküplük Leviathan gaz sahalarına ilaveten Mısır’a ait Zohr doğal gaz sahasında keşfedilen 849 milyar metreküp doğal gaz, bölgedeki beklentileri oldukça yükseltti. Bu keşifler kadar önemli olmasa da Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin (GKRY) Afrodit sahasında 140 milyar metreküp ve Glaucus-1 isimli sahada ilk tespitlere göre 142 ile 227 milyar metreküp aralığında rezervler tespit edildi. Böylece tüm bu keşifler ile toplamda yaklaşık 2.3 trilyon metreküp rezerve ulaşılmış oldu.

 

Amerikan Jeoloji Araştırmaları Merkezi tarafından 2010 yılında yayınlanan bir raporda, Doğu Akdeniz’in Doğu kıyılarında (Kıbrıs adası ile Suriye, Lübnan ve İsrail arasında) yer alan Levant Havzasında yaklaşık 3.5 trilyon metreküp hacminde doğal gaz ve 1.7 milyar varil petrol olduğu ifade edildi. Enerji kaynaklarına yönelik tahminler bunlarla da sınırlı değildir. Aramalar sürdükçe ilave kaynakların bulunacağı yönünde beklentiler yüksektir, hatta toplamda 10 trilyon metreküp rezerve ulaşılacağı yönünde tahminler dile getirilmektedir. Tabi bu beklentiler Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanlarının paylaşımı konusundaki tartışmaları da beraberinde getirdi. Bugün bölgede sınırı olmamasına rağmen ABD, Rusya, İngiltere, Fransa ve İtalya’nın uluslararası enerji şirketleri, çeşitli adlar ve oluşumlar ile Türkiye ve KKTC’yi sürecin dışına itebilmek ve bu zenginliğe paylaşmadan sahip olabilmek için resmi ve gayri resmi ittifaklar oluşturuyor. Ancak dünya artık tek kutuplu bir dünya olmadığı gibi, Türkiye ve KKTC’yi hariç tutacak bir oluşum pek de mümkün değildir.

 

Bu oldubittiye getirme gayretleri karşısında Türkiye kayıtsız kalmıyor, 2 sismik (Barbaros Hayrettin ve Oruç Reis) ve 2 sondaj gemimiz (Yavuz ve Fatih) bölgede gaz ve petrol gibi hidrokarbonları arama ve araştırma faaliyetlerini sürdürüyor. Bu faaliyetler sonucunda AB’nin üst düzey temaslarda ve mali yardımlarda kesintiye gitmek, Kapsamlı Hava Taşımacılık Anlaşması ve Gümrük Birliği müzakerelerini askıya almak gibi yaptırım girişimlerine karşılık Türkiye, uluslararası hukuktan doğan egemenlik haklarına dayanarak hidrokarbon arama faaliyetlerini sürdürüyor. Tekirdağ’daki doğal gaz keşifleri gibi Doğu Akdeniz’de yapılacak her keşif çok kritik olacaktır. Çünkü Türkiye yıllık 55 milyar metreküp üzerinde seyreden doğal gaz ihtiyacının yüzde 98’ini, başta Rusya olmak üzere, İran, Azerbaycan ve farklı ülkelerden ithal ediyor. 2018 yılında Türkiye’nin dış ticaret açığı 55 milyar dolar iken, enerji ithalatı için ödenen miktar, bir önceki yıla göre yüzde 16 oranında artış göstererek 43 milyar dolar oldu ve gelecekte bu miktarın 45 milyar dolar seviyesinde ilerlemesi öngörülüyor. Türkiye’nin doğal gaz ve petrolde dışa bağımlılığı ve bu enerji kaynakları için her yıl ödenen milyarlarca dolar dikkate alındığında, Doğu Akdeniz’deki bu enerji potansiyeli Türkiye için hayati önem taşıyor.

 

Sadece enerji koridoru değil, kimya ve enerji endüstrisi kurmalı, gemi inşa ve lojistik merkezi olmalıyız…

Siyasi ve askeri kapsamda jeopolitik çıkarlarımızı dikkate alarak aldığımız önlemler tek başına yeterli olmayacaktır. Bu önlemlere ilave olarak iktisadi mekanizmalar kurulmalı ya da mevcut yapı geliştirilmelidir. TANAP, BTC ve TürkAkım projelerinde enerji koridoru olarak görev alsak da bir adım daha ileri gitmemiz, koridorda yer alma avantajına ilave olarak katma değerli hizmetler üretebilme yeteneğine sahip olmalıyız. Doğu Akdeniz’de kimya ve enerji endüstrisine, gemi inşa sektörüne, lojistik ve limancılık yapılanmasına odaklanmamız gerekiyor.

 

T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımızın verilerine göre 2018 yılında Akdeniz’deki Liman Başkanlıklarımıza 13 binin üzerinde gemi uğrak yaptı, ki bu rakam aynı yıl Türkiye’deki tüm limanlara uğrak yapan gemi sayısının yaklaşık yüzde 20’sini oluşturmaktadır. Ayrıca Doğu Akdeniz, dünyanın en önemli ticaret rotalarından birisi olan Uzak Doğu-Avrupa rotasının üzerinde yer aldığından, limanlarımıza uğrak yapan gemilere ilave olarak bölgede çok ciddi boyutta bir gemi trafiği vardır. Doğu Akdeniz’de ticaret gemilerinin hizmet alacağı bir tersanemizin olmaması sadece ticari değil aynı zamanda stratejik olarak ciddi bir eksiklik ve önemli bir döviz kaybıdır. Tersane faaliyeti deniz taşımacılığının ayrılmaz bir parçasıdır. Bugün sürekli adını andığımız ve örnek aldığımız Rotterdam limanında en az 8 tersane bulunur. Diğer yandan Pire limanında 8, GKRY’de 2 tersane faaliyet göstermektedir. Bizim Doğu Akdeniz’e en yakın sivil tersanelerimiz ise 800 deniz mili ötede Tuzla-Yalova hattında yer alırken Gazi Mağusa’da 1 tersane faaliyet göstermektedir.

 

Bundan tam 20 yıl önce, 1999 yılında Milli Güvenlik Kurulu’nun aldığı 449 sayılı tavsiye kararı, sonrasında aynı yıl alınan Bakanlar Kurulu kararına rağmen tersane alanı olarak tahsis edilen ve Taşucu limanı içinde yer alan 87 dönümlük arazi, zaman içinde birçok engelle karşılaştığı için halen tersane olarak faaliyete geçememiştir. Stratejik konumu ve bölgedeki önemi nedeni ile Taşucu’ndaki tersanenin faaliyete geçmesi Türkiye için artık ulusal bir zorunluluk haline gelmiştir. Bugün bölgede faaliyet gösteren askeri, sondaj ve sismik gemilerimizin bakım onarımı için en yakın tersanenin yüzlerce deniz mili uzakta olması deniz jeopolitiği çıkarlarımızla ters düşmektedir. İlave olarak bu gemilerin ikmali ve lojistik destek ihtiyaçları da bulunmaktadır. Bu nedenle gelecekte bu gemilere ve (keşifler ile kıyı ötesi/offshore faaliyetlerimizin artması ile) offshore gemilerine hizmet verecek limanlara ihtiyaç artacaktır. 

 

Sözün Özü

Milli imkanlarımızla kararlı bir şekilde dördüncü kez sondaj faaliyetlerine başladığımız ve 2020 içinde 5 sondaj kuyusu daha açmayı planladığımız Doğu Akdeniz’de bir rezerv keşfi yaparsak, bu keşfi üretime dönüştürmek gerekir. Ancak o zaman bu keşfin bir anlamı olacaktır. Bu durumda bölgede stratejik olarak bir gelişim alanına odaklanmak fayda sağlayacaktır. Avrupa’da Rotterdam limanın üstlendiği roller ne ise, Mersin-İskenderun hattının da benzer bir potansiyele sahip olduğu yönündeki haklı tespit her fırsatta çeşitli ağızlarda dile getirilmektedir. Doğu Akdeniz’de kimya, enerji, gemi inşa ve lojistik merkezi olmamız, gelecekte muhtemel kimya ve enerji üretim endüstrilerini destekleyecek lojistik ve limancılık alt yapımızı güçlendirmemiz, yük ve gemi trafiğini dikkate alacak tersaneleri inşa etmemiz, özellikle sıvı yüklere yönelik transit yük mevzuatını güncellememiz gerekiyor. Bu sayede bölgedeki gücümüz pekişecek, Türkiye’nin deniz jeopolitiği güçlenecek ve sürdürülebilir bir hale gelecek, hatta yeni fırsatlara ön ayak olacaktır.

 

Kaynaklar

  • http://ankaenstitusu.com/turkiyenin-dogu-akdenizdeki-endustriyel-alt-yapi-ihtiyaci/
  • http://www.hurriyetdailynews.com/eastern-mediterranean-gas-why-turkey-is-key-to-its-success-148668
  • http://www.mediterra.org/mcri/anabilim-dallari/akdeniz-yeni-ve-yakincag-arastirmalari
  • https://shipyards.gr/shipyards/
  • https://tr.euronews.com/2019/07/19/dogu-akdeniz-sondaj-faaliyetleri-bilmeniz-gereken-her-sey-dogal-krizi-turkiye-kibris-ab
  • https://www.aa.com.tr/tr/analiz/dogu-akdenizde-turkiyesiz-bir-denklem-mumkun-degil/1649605
  • https://www.bloomberght.com/enerji/haber/2194843-enerji-ithalati-faturasi-2018-de-yuzde-15-6-artti
  • https://www.brtk.net/wp-content/uploads/2019/11/OTURUM-SONUC387LARI-pdf.pdf
  • https://www.cnnturk.com/turkiye/dogu-akdenizde-neler-oluyor
  • https://www.enerji.gov.tr/tr-TR/Sayfalar/Petrol-Boru-Hatlari
  • https://www.haberler.com/turkiye-nin-dogalgaz-tuketimi-2018-de-yuzde-6-11638332-haberi/
  • https://www.kibrisgenctv.com/kibris/degisen-dunya-duzeni-dogu-akdeniz-de-mavi-savaslar-h59478.html
  • https://www.sciencedaily.com/releases/2010/04/100408132812.htm
  • https://www.sozcu.com.tr/2019/ekonomi/dogu-akdeniz-enerji-kiskacinda-5458417/
  • https://www.virahaber.com/silifke-tasucu-tersanesine-onay-53397h.htm
  • https://www.yenisafak.com/gundem/dogu-akdenizde-sular-isiniyor-tasucu-tersanesininyapimi-yeniden-gundemde-3471952
  • https://www.enerjiportali.com/donmez-milli-gemiler-ile-2020-de-5-adet-sondaj-kuyusu-acilacak/
  • Dr. Cihat YAYCI. Doğu Akdeniz’de Deniz Yetki Alanlarının Paylaşılması Sorunu ve Türkiye.

Prof. Dr. Soner Esmer

 
Etiketler: Üç, Kıtanın, Denizi:, Doğu, Akdeniz,
Yorumlar
Haber Yazılımı