Yazı Detayı
28 Şubat 2019 - Perşembe 13:40
 
TÜDEV’de havada kalan sorular!
İbrahim Kocamış
ibrahim@7deniz.net
 
 

“Ateş olmayan yerden duman çıkmaz”

 

TÜDEV, en nihayetinde beklenen genel kurulunu gerçekleştirdi ve DTO’nun yeni yönetimi de TÜDEV’in yönetiminde yer aldı. Geç kalındı, neden bu kadar beklendi, ne vardı ne yoktu, olurdu olmazdı demenin artık kimseye bir faydası yok…

 

Mali durum hepimizin malumu.

Yıllarca DTO’nun gelirleriyle dönmeyen, dönemeyen bir TÜDEV var karşımızda. Bir de tabii Piri Reis Üniversitesi. Bunları birbirinden ayrı görmemiz mümkün değil. Görmek ister miyiz kısmı şahsen ayrı değil ama kendi ayakları üzerinde durabilen bir üniversite görmek isterim. Hepimizin de isteyeceğini düşünüyorum. Tabii ki destek verilsin ama gönül ister ki PRÜ kendi ayakları üzerinde durabilsin. Durabilsin ki TÜDEV Türk denizciliği adına daha fazla adım atabilsin. Keza, eğitim de farklı bir gerçek var ortada duran. Çok yazdım ama yeri gelmişken bir kere daha değineyim. Bu sefer farklı açıdan.

 

Hiç şu soruyu sorduk mu kendimize?

Bir çocuk neden doktor, avukat, itfaiyeci, polis, futbolcu, veteriner falan olmak isterken kaptan ya da daha kapsamlısını söyleyeyim denizci olmanın hayalini kurmuyor ya da kuramıyor? (Bu arada bu tezi ortaya ben atmıyorum. Secret CV’nin bu konuda bir araştırması var. Merak edenler internette çok rahat araştırmaya ulaşabilirler) Diğer taraftan bu çocuklar uzay gemisinde olmayı hayal edebiliyor, astronot olmak istiyorlar. Ancak ne hikmetse denizde seyrüsefer halinde olan bir geminin içinde olmak büyük çoğunluğa cazip gelmiyor. Bunun tek bir açıklaması olabilir. Çocuklarımız ya bu meslekten haberdar değil ya da bu mesleği sevecek tarafları onlara gösteremiyoruz. Sonra da 17-18 yaşına geldiklerinde, “erken kayıt, herkese burs” gibi başarısız olacağı ayan beyan ortada duran pazarlama çalışmalarıyla bu çocukları denizci yapmaya çalışıyoruz. Çalışıyoruz da oluyor mu? O da hayır. Çoğu sizin de bildiğiniz üzere karada çalışmak istiyor. Reklam olarak görmeyin sakın sadece söylemek istediğimi örnekleyebileceğim bir adres olduğu için paylaşıyorum: www.spacecampturkey.com lütfen bir inceleyin. Böyle bir şeyi TÜDEV kalksın da yapsın demiyorum. Bunu iddia da etmiyorum. Olsa fena mı olur? Kesinlikle hayır o da ayrı ama en azından yapılması teşvik edilebilir. Bu veya farklı bir şeyle ilgili bir çalışma yapılabilir. Unutmayalım çok güzel bir sözümüz var: Ağaç yaşken eğilir! Ya gençleri küçükken fethedip bu sektöre kazandıracağız ya da denizci ithal etmeye devam edeceğiz.

 

Bu kısmı bir kenara bırakıp tekrar TÜDEV’e geri dönüyorum.

TÜDEV arsa alım satım işini beceremedi (Ki bu arsa alımlarıyla ilgili çıkan ithamlarda cabası), Ankara gemisini aldı, Samsun gemisini kiraladı ki bu alımın da kiralamanın da çok fahiş olduğu çok konuşuldu. Üstüne Piri Reis Üniversitesi işine girdi ve tümden çıkmaza sürüklendi. Bu aleni bir şekilde en temiz ifadeyle şu demek aslında: DTO’nun geliri TÜDEV’in kasasına girdiği andan itibaren çul oldu. Tek kelimeyle yazık oldu!

 

Hal böyleyken İMEAK Meclis Başkanımız Salih Zeki Çakır’ın dile getirdiği TÜDEV’in DTO’ya bağlanması fikri neden tepki görüyor pek anlamış değilim. Bugüne kadar Oda gelirinin neredeyse 80’inin sahibiydi TÜDEV.  Verin bizim olsun demiyor ki Meclis Başkanı! Kurucu mütevelli heyetin maddi manevi haklarının korunması kaidesiyle Oda’ya bağlanmasını söylüyor. Açıkçası TÜDEV’in Oda’ya bağlandığında durumunun bugünden daha kötü olacağına inanmıyorum. Bilakis düzeleceğine olan inancım katbekat daha fazla!

 

Herkesin bildiği “Ateş olmayan yerden duman çıkmaz” diye bir atasözümüz var bizim. Duman, aylar öncesinden çıktı ama birkaç kişi dışında kimse ateş var mı yok mu diye bakmadı. Herhalde ateş bu sefer düştüğü yeri yakmadı. Yakmadı ama ben yine de şu duman ve ateşin çıktığı yerlerin takibini yapacağım deyip bütçeyi onaylamayan kişiler de yok değil. En azından birileri geminin su aldığının farkına vardı. Genel Kurulda bütçeleri ibra etmeyen isimler oldu. Bu isimler: Cenk Kaptanoğlu, Şadan Kaptanoğlu, Cengiz Kaptanoğlu, Yusuf Sertkaya, Hakan Çendik, Kerim Kalafatoğlu ve Salih Zeki Çakır.

 

Hani şu, üyelerin ısrarla sorduğu DTO bütçesinin TÜDEV ve PRÜ’ye aktarılan kısmının buhar olup uçup uçmadığı konusu…

Üyeler, DTO bütçesinin yıllardır bu iki kuruma aktarılmasından rahatsızlardı. Çünkü, her ne hikmetse aktarılmasına rağmen, -ki aktarılan meblağ hatırı sayılır bir rakam olmasına rağmen- bir türlü borç batağından kurtulamamıştı. Ben eleştirimi o zamanda yapmıştım. DTO’yu kendi şirketinizi yönetir gibi yönetemezsiniz. Oda, üyelerine gerekli açıklamayı yapmaya mecbur. DTO bütçesini, en iyi şekilde kullanmaya mecbur. Üyelerinin menfaat ve çıkarlarını korumaya mecbur. Ne aldı, ne sattı, ne yaptı, ne etti bunların hepsini belgelemeye, usule uygun yapmaya mecbur.

 

Şimdi merak ediyorum, hepsi unutuldu, bitti, gitti mi?

Veyahut ortada bir sorun yok muydu? O zaman ne diye o kadar yaygara koparıldı. Eminim bugüne kadar DTO’nun TÜDEV’e yaptığı bağışların usule uygun olup olmadığını, DTO’nun PRÜ’nün borçları için verdiği kefaletlerde Yönetim Kurulu Kararının bulunup bulunmadığını, Odaların yapacağı bağışların kredi kullanımına yol açmasının kanuna uygun olup olmadığını, bugüne kadar TÜDEV yüzünden DTO’nun zarara uğratılıp uğratılmadığını benim kadar, hatta benden daha fazla merak eden çok üye var. Peki, bunlar konuşulacak mı yoksa üzeri kapatılacak mı? Görünen o ki Oda yönetiminde bu mevzuları konuşmaya kararlı kişiler arasında Cengiz Kaptanoğlu ve Salih Zeki Çakır kadar istekli pek kimse yok. Açıkçası DTO madem Hepimizin Odası, madem şeffaf olacak, madem üyeleriyle iletişim halinde olacak o zaman tüm bu mevzuların konuşulması gerektiğine inanıyorum. Hatırladığım kadarıyla yeni yönetimin manifestosunda bunlar yer alıyordu. Söz verme dönemi bitti. Zaman, sözleri tutma zamanı!

 

Son olarak gelelim şu Katar mevzusuna. (Bu da aynı kapıya çıkacak şimdiden söyleyeyim) TÜDEV eski Başkanı Süalp Ömer Ürkmez, Kerim Kalafatoğlu’nun Katar Projesiyle birlikte elde edilen 55 milyar Euro’luk bedelin üniversite için kullanılacak bir bedel olup olmadığını sormasına ve ödenen komisyon bedelini sorgulamasına neden bu kadar alevlendi anlamış değilim. Hepimiz biliyoruz ki vakıf ve şeffaflık birbirinden ayrı düşünülemez. Keza vakıflar üzerinden hiç kimse çıkar veya imtiyaz elde edemez. Var olma amacı da tanımı itibarıyla şudur: Birçok kişi tarafından kurulan ve toplum yararına çalışmayı ilke edinen kuruluş (TDK). Yaşanan gerginliğe bu açıdan baktığımız da Ürkmez’e hepimizin şu soruyu sorma hakkı var: Üzerinde bir toplumun hatta insanlığın hakkı bulunan bir Vakfı yönetirken neden konu para olunca tansiyonunuz çıkıyor? Bu ve benzeri tüm soruları cevaplamak ki bence ortada hiçbir soru işareti bırakmayacak şekilde o kurumu yönetmek sizlerin boynunuzun borcu…

 

Dilerim, TÜDEV için çok daha başarılı günler kapıdadır. Yeni yönetime yolunuz açık olsun diyorum.

 

 
Etiketler: TÜDEV’de, havada, kalan, sorular!,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
25 Haziran 2019
Ayağımıza kadar gelen fırsatı tepmeyelim!
24 Nisan 2019
Getirilen her düzenleme sektörün yararına mı yoksa...?
10 Nisan 2019
Bu güzel atmosferi yaratan herkese teşekkürler
22 Şubat 2019
Tebrikler AVS…
04 Şubat 2019
Canpolat senin DERDİN NE?
24 Aralık 2018
Yine yeni yeniden...
25 Ekim 2018
Denizciliğin her alanı kaos içinde
25 Eylül 2018
Nereye kadar –ecek/acak?
19 Eylül 2018
Bağlan sözüne candan, ahde vefa imandan
29 Haziran 2018
Pamuk eller cebe
09 Mayıs 2018
Pruvanız neta, rüzgarınız kolayına olsun!
05 Mayıs 2018
Gemisi karaya oturan Eraydın nereye oynuyor?
13 Nisan 2018
Kimse kaybetmedi! Kazanan “Hepimiz” olduk
02 Nisan 2018
Başkan, dereyi görmeden paçaları sıvadı
20 Şubat 2018
Madem yaktık gemileri…Hadi cümleten geçmiş olsun!
17 Ocak 2018
Beyler şöyle bir kenara çekilin!
08 Ocak 2018
O gece Piri Reis Üniversitesiʹnin konferans salonunda yapılamaz mıydı?
28 Aralık 2017
Sağır sultan bile duydu ama Eraydın bihaber
15 Aralık 2017
“Hepimizin Odası Hareketi” elini taşın altına koymaya hazır!
26 Ekim 2017
“Kol kırılır yen içinde kalır”
19 Ekim 2017
Ferman Başkanımızındır!
22 Eylül 2017
Kalkavancılara ve Kırancılara Soruyorum
20 Eylül 2017
Biraz sakin Beyler!
06 Eylül 2017
Seçime ramak kala sular ısındı
07 Ağustos 2017
DTO Seçimleri İçin Zarlar atıldı (Alea iacta est)
15 Mayıs 2017
Ya alnımızın akıyla yapalım ya da bırakalım şu fuar işlerini
03 Nisan 2017
Neydik, ne olduk, ne olacağız?
17 Şubat 2017
Türk denizciliği yeni rotasında!
30 Kasım 2016
Yurtta sulh, cihanda sulh
31 Ekim 2016
Eğer güneşe akıllıca bakmazsak, karanlık içinde kalırız
12 Ağustos 2016
Demokrasi, insan ırkının ümididir
29 Haziran 2016
“Bu türkü diyor ki, Korkumuz yok!” N.H
25 Mayıs 2015
Enteresan bir ülke Türkiye…
06 Mayıs 2015
Yüzen Otel ile Tatil Keyfi Bir Başkadır
18 Mart 2015
“…Biz zaten bir aile gibiyiz”
23 Şubat 2015
Ülke kazanmasın da kim kazanırsa kazansın!
09 Ocak 2015
2015, Denizcilik Sektörü İçin Yatırım Ve Üretim Yılı Olmalı
30 Eylül 2014
Türkiye Ro-Ro Taşımacılığını Geliştirmeli
08 Eylül 2014
Karadeniz Bölgesi’nin Dünya Ticaretindeki Ağırlığı Artıyor
24 Temmuz 2014
Umut etmek için çok sebebi var insanın
02 Nisan 2014
Türk Koster Armatörleri Güç Birliğine Gitti
03 Şubat 2014
Afrodit: Engin Maviliklerin Köpüklü Başı…
Haber Yazılımı