Kapt. Elif Derya Kısacık Deniz büyüleyici bir derinlik ve kocaman bir hayaldir...
Yazı Detayı
30 Haziran 2020 - Salı 13:32
 
Deniz büyüleyici bir derinlik ve kocaman bir hayaldir...
Kapt. Elif Derya Kısacık
yazar@7deniz.net
 
 

Daha küçük yaşlarda yazlığımız olan Enez'e giderken mayomu içime giyer geceden çıktığımız araba yolculuğumuz süresince denizin hayalini kurardim. Sabahın ilk ışıklarıyla sahilin yolunu tutup adeta uzak kaldığımız kış süresince kayıp olan zamanı telafi etme çabası içerisinde selamlardim denizi ve yüzeyinde bulduğum heyecan verici parlak güneşi... Nedir bu denizde yaşayan insanların serüveni? Ne yerler ne içerler nasıl vakit geçirip, nasıl mutlu olurlar?

 

Sevdiklerinden, ülkelerinden aylarca ayrı kalıp nasıl sabrederler? Fırtınalara nasıl göğüs gerip sağlam bir şekilde çıkarlar... Doğaya karşı bu mücadelelerinde nasıl bir tutum sergiler herşey sakinleştiğinde huzurla kamaralarında nasıl vakit geçirirler? Benim serüvenim çok küçük yaşlarda başladı. Denize olan tutkum gerek yüzme branşında aldığım madalya ve kupalar ile gerekse deniz üzerinde edindiğim bilgiler doğrultusunda kendimi, özgür, başarılı ve mutlu hissetmemi sağladı. Neticesinde de hayatımı denize adamak istedim. Erken yaşlarda, yaklaşık 14 yaşında Denizcilik örf ve adetinin öğretildiği Denizcilik lisesine giriş yaptım, 16 yaşında şehir hatlarına 17 yaşında ise kuru yük gemisine çıkmış bir denizciyim.

 

Mesleğimizde, deniz tutkusu ve yosun kokusu beraberinde özveri, disiplin ve çalışkanlık getirir. Her departman ve her birim kendi arasında amirler, zabitler ve personel olmak üzere kategorilere ayrılır ve hiyerarşik durumda herkesin emir aldığı ve bunu elinden geldiğince en iyi şekilde hata payı bırakmadan yerine getirdiği bir sistemdir. Bu işleyiş gemi düzeninin selameti için son derece önemlidir ve bu yapı içerisinde sosyal ilişkiler dahi direkt olarak etkilenmekte ve asla sınırları geçmemektedir. Her durum ve koşulda (uykusuzluk,yorgunluk, üzüntülü duygu durumu, gece geç saatler, sabah erken saatler, havanın eksi 20 derece olması ya da artı 50 derece olması, rüzgar, fırtına, geminin 35 derece sancak-iskele (sağa-sola) yatması v.b. durumlarda bu hiyerarşi asla ve asla bozulmadan hatta zor koşullar kapsamında daha bir özverili şekilde devam etmektedir.

 

Soyut sistemi kavradıktan sonra gelelim somut olarak nasıl bir sistemde yaşıyoruz? Neden sıkılmıyoruz? Bizler gemide yalnızca kendimize ait olan, kimsenin izinsiz giremeyeceği mevkimize göre belirlenmiş katlarda yer alan 1 oda 1 banyo olan kamaralarımızda kalırız. Geminin kuzine bölümü olan aşçı ve kamarotun hazırladığı kahvaltı, öğle yemeği, akşam yemeği olarak 3 öğün servis edilen yiyeceklerle besleniriz." Herkesin kendi iş departmanına göre çalışma saatleri vardır. Bu kurallara tüm gemi uyum sağlar ve o şekilde çalışma yapılır. Peki somut sistemde bizler gemilerde ne yaparız? Gemi su üzerinde belli kuvvetlerle yürütülen bir donanımdır. Ambarlarında yük taşır ve bizim amacımız bu yükleri bir noktadan alıp başka bir ülkeye, yüke zarar vermeden götürmek ve teslim etmektir. Bu görev bizlerin 4-6-8 aylık olmak üzere gemi tipine göre anlaştığımız kontratlarımız süresince sorumluluğumuz kapsamındadır. Bu amaç öncelikli olmak koşuluyla herkesin farklı görev ve sorumlulukları vardır. Tıpkı bir film ekibi gibi herkesin rolü çok değerli ve önemlidir. Gemide birisi hastalanırsa ilaç verecek ve müdahale edecek olan doktor, ameliyat görevlisi, çıkabilecek yangın için gemi üzerindeki sistemleri kullanmayı bilen itfaiyeciler, gemi içerisinin havalandırılmasını sağlayan teknisyenler, buzluk bozulursa yine kendi imkanlarıyla onaran servis ekibi bizleriz; kısacası dev bir yüzen adada yaşantımızı kendimiz sürdürebilmeliyizdir.

 

Tüm sistemin parça değişimi, bakım tutumu, çalışır vaziyette olmasından yine bizler sorumluyuz ve yapılan her işlem için öncesinde ve sonrasında doldurulması gereken belli evraklar, listeler vardır bunları da yine biz kayıt tutarız. Çünkü çalışma ortamımız tehlikeli ve ölümcül olduğundan yapılabilecek en küçük dalgınlık yada hata bizim yada görevlendirdiğimiz kişinin canına mal olabilmektedir.

 

Bahsettiğim kısım normal şartlarda denizciliğin kısaca özeti diyebiliriz. Yaşadığımız bu yapı zaman zaman firtına sebebiyle sallandığı için bizler rutinlerimizi gerçekleştirmekte zorlanırız. Peki fırtınalarda yaşadıklarımız hissettiklerimiz... Yazıma güzel bir anonim sözle devam etmek istiyorum. "En iyi denizciler fırtınalı denizlerde yetişirler..." Köprü üstündesiniz... Gemi baş-kıç doğrultusunda güm güm diye kafa vurarak dalgalarla mücadele ediyor... Tutunmuşsunuz ön konsolun punteline... Sallantıdan ve geminin dalgalara kafa vurmasından dolayı inanılmaz korkunç bir gürültü var... Gürültüyü duymamak adına yüksek sesle açtığınız klasik müzik çalarken aklınızda bir sürü soru... Bu fırtınayı atlatabilecek miyiz? Kaç gün sürecek? Yükümüz ıslanmış mıdır? Acaba gemi içerisinde ne gibi hasarlar meydana geldi? Kamaramda eşyalarımdan kaçı kırıldı ya da parçalandı? Çok büyük tedbirler ve önlemler alarak limandan ayrılmış olsak dahi elimizde olmayan aksilikler denk gelebilir. O anda kimsenin yardımı olmadan yalnızca gemide bulunan sistemlerle ve kişilerle bu büyük sorunları atlatmaya çabalarız. Bunun neticesi biraz şans biraz da manevi inançla desteklenir. Bu yüzden denizcilik doğaya ve zaman zaman da Tanrı'ya çok yakınlaştığınızı hisssettiren bir meslek diyebilirim kendi adıma. Denizde iken fırtınalı ve zor zamanların ardından sağ salim selamete çıkılan her gün biz denizcilere armağandır. Devamında güzel bir limana varılır, imkânlar dahilinde satın aldığımız yabancı hatlardan (GSM) sevdiklerimizi ararız ama onlara asla seyir boyunca yaşadığımız o ölümcül anlardan bahsetmeyiz... Çünkü onlar yalnızca sesimizi duymak ve iyi olduğumuzu düşünmek isterler. Ki bir sonraki sefere çıkarken onlar da yataklarında rahat uyuyabilsinler... Bazı sahneler vardır yaşamımızda yalnızca film sahnelerinde görürüz. İzlerken yüreğimiz kabarır yahut gözlerimiz dolar, işte denizcilik bu sahnelerin toplami, o filmlerin ta kendisidir...

 

Jack London okuyanlar bilirler onun kitaplarındaki bol maceralı, süprizlerle dolu hikayelerin akışını... Tıpkı onun kitaplarındaki gibi kimsenin gitmediği dünyanın bir ucundaki küçücük bir kasabaya kadar olan bir serüvendir denizcinin yaşam tarzı... Jack London, Jules Verne romanları ile büyümüş birisi olarak kamaramda böyle anlarda güç almak adına, Agatha Christie, Clive Cussler okumayı tercih edenlerdenim...

 

Çünkü denizin ortasında bir macera filmini yaşarken ilham verebilecek roman kahramanlarının desteğini almak en kıymetlisidir sanırım... Gece vakti varılır ıssız simsiyah bir limana... Önce telsizden liman konuşmaları duyulmaya başlar.. Yaklaştıkça şehir ışıkları görünür ve hazırlıklar başlar herkes yerlerine geçer... Liman girişi netleştikçe dar bir kanal olduğu görünür... Oldukça endişeli ve tedirgin şekilde sürekli mesafe okunur temas etmeden geçiş yapabilmek adına...

 

"Yaklaşık 40 cm, 30 cm... 10 cm daha fazla yaklaşmamalıyız" şeklinde duyulur telsizden 2. kaptanın sesi baş taraftan... Köprü üstünde tedirgin şekilde “yaklaşınca haber ver” der 1. Kaptan (süvari) destek aldığı liman görevlisi olan yardımcı kılavuz kaptanın dediklerini uygularken... Kalkış yine aynı şekilde stresli ve gurur vericidir. Koskocaman bir kütleyi bir yerden hareket ettirerek kontrol edebilmek adına bu operasyonda görev almak ve yapılacak en ufak bir hatada geminin çok büyük hasarlara yol açacağının farkında olup temkinli ve titizlikle tüm dikkatini vererek başarı sağlamaya çalışmak...

 

Inanılmaz bir duygudur... Tüm bunlar yaşanırken, her anı ayrı bir macera, gerilim, stres ve gurur sağlarken en yakınınız olan aileniz ve tüm sevdikleriniz bu durumlardan habersiz sizin aramanızı, dönmenizi beklerler... Asla ve asla yaşadıklarınıza biraz da olsa tanıklık edemezler... Anlattıklarınızı çevrenizdeki herkes hayretle dinler, film karelerini gözlerinin önüne getirirek anlamaya çalışırlar... Adeta bir romanmışçasına hayranlık duyarak hayal ederler sizin gerçekliğinizi... Ancak yaşamadıkları için tam anlamıyla hissedemezler...

 

Ve bana mesleğimi sorduklarında aldıkları cevap karşısında şaşırarak; Kaptan mısınız? Hem de Kadın Kaptan... Zor olmalıdır denizde yaşam... Biraz bahseder misiniz?...

 

Burnunuzdan yosun kokusu kulağınızdan dalga sesi eksik olmasın.

 

ELİF DERYA KISACIK

Uzakyol 1. Zabit / Güverte Enspektörü

 
Etiketler: Deniz, büyüleyici, bir, derinlik, ve, kocaman, bir, hayaldir...,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
Haber Yazılımı