Yazı Detayı
30 Nisan 2020 - Perşembe 13:51
 
Değişim artık kaçınılmaz
İbrahim Kocamış
ibrahim@7deniz.net
 
 

Dünyayı sarıp sarmalayan Covid-19 salgın belası umarım ortak hafızamızda ve davranış biçimlerimizde kalıcı etkiler bırakmaz.

Bu salgın bana “Dünyanın akli dengesi gitti gidiyor” dedirtiyor. Şimdi herkes kendi derdine düştü, yaşam savaşı veriyor ama geleceğin dünyası başka bir düzen üzerine kurulacak gibi. Hem sosyolojik açıdan hem de ekonomik açıdan… Neden mi? Öncelikle kamuoyunda sıkça dillendirilen; direkt sosyal yaşamla alakalı komplo teorisi olarak adlandıracağım görüşleri yazmadan edemeyeceğim (bana pek komplo teorisi gibi de gelmiyor) aktarayım. Sonrasında da iyice karışan kafalarımızın bizi getirdiği noktaya değineceğim. Biraz karışık bir yazı olacak ama zaten karman çorman olan yaşamımızı, açıkçası çok sade bir yazıyla anlatmakta pek mümkün değil.   

Dünyada Covid-19 sebebiyle ölüm sayısı 200 bini aştı. Bu rakamın dünya genelinde tepe  noktaya ulaşmadığı yetkililer tarafından dillendirildiği; hızlı seyrin bir süre daha devam edeceği de ortada. Peki ama nasıl oluyor da insanların neredeyse büyük bir kesimi, bunun dünya üzerinde yaşanan onlarca salgın gibi doğal bir şekilde seyrinde oluştuğuna inanmak istemiyor? Peki, Bu insanlar neye inanıyor?

Hedef 500 milyon mu?

ABD’nin Georgia eyaletinde bulunan Rehbertaşı adındaki anıt üzerinde 10 emirden biri olan “İnsan nüfusunu daima doğa ile uyumlu olarak 500.000.000'un altında tut” sözünü duydunuz mu bilmem. Bu anıtla ilgili başka birçok bilinmez de var ama bunlara hiç girmeyeyim çıkamayız. Neyse bir kısım insan, bu hedef biçilen 500 milyon insana ulaşmanın startının verildiğine ve bundan hareketle dünya nüfus planlanmak istediğine inanıyor. 

Yoksa dijital çağın başlangıcı mı?

Hani şu dilimize pelesenk ettiğimiz Endüstri 4.0 mevzusu var ya beraberinde insansız toplumu ve küresel şirketleri yaratacak olan dönemin başladığına inananların sayısı da hiç de az değil. Bu salgının bu çağa ayak uyduramayanları eleyeceğine inanıyorlar. Ayrıca bildiğimiz anlamda sosyalliğin olmadığı bir dünyanın nasıl bir dünya olacağının provasının yapıldığını düşünüyorlar. Buradan şu sonuç çıkıyor: gelecekte evlerimizden çalışacak, çok daha fazla akıllı telefonlarımızla ‘’sosyalleşecek’’ ve bu yaşamı benimseyeceğiz. Doğal olarak birtakım metalara daha az ihtiyaç duyacak, daha az tüketecek ve dünyaya daha az zarar vereceğiz!  Bilmem farkında mısınız “Corona virüs insanın doğaya etkisini gözler önüne serdi” gibi haberler aldı başını gidiyor.

Bildiğimiz 5G teknolojisi insanoğlunun sonu olacak

Sanırım bunu duymayan yoktur. 5G’nin insan sağlığına olumsuz birçok etkisinin olduğu, hatta düşüncelerimizden davranışlarımıza kadar kontrol yetkisinin artık bizde olmayacağı mevzusu öteden beri yazılıp çiziliyor. Buna inananlar ve kaygıyı taşıyanların sayısı hiç de az değil. Hatta bu düşünce, düşünce olmaktan çıkıp eyleme bile dönüştü. Hong Kong’da protestocular 5G direklerini yıktı. İtalya’da 150 şehir 5G’ye hayır dedi…

Planları aylar öncesinden mi yapıldı?

Bu da inananı hayli fazla olan diğer bir görüş. Ciddi kimi akademisyenlerin iddia ettiği bir diğer görüş; Covid-19’un biyolojik bir silah olduğu, olası senaryonun yıllar önce masaya yatırıldığı Covid-19’un biyolojik bir silah olarak laboratuvarda üretildiği, olası ve en nihayetinde uygulanmaya başladığına inanılıyor. Biliyorsunuz Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Cao Licien, ‘’Covid-19’un ABD ordusundan çıktığını’’ bile söyledi.

Bu konuda son olarak şunu yazacağım ve daha uzatmayacağım. Siz veya etrafınızdaki kaç kişi bu son salgının, veba ya da İspanyol Gribi gibi plansız ve hesapsız doğduğuna inanıyor? İşte ne yazık ki bu grubun sayısı çok da fazla değil.

Velhasıl kelam demem o ki dünya bir komplo teorileri istilası altında iken bir yandan evlere kapanan insanlardan, diğer tarafta kendi kendine yetebilmenin yollarını aramak için masaya oturan devletlere kadar herkes septik halde “Şimdi ne olacak” sorusuna cevap arıyor. Bu bilinmezin dünyada pek çok dengeyi değiştireceği aşikar. Arkasında bir komplo teorisi olsa da olmasa da değişim artık kaçınılmaz…

Ekonomik tarafa çok fazla değinmek istemiyorum çünkü dergimizin bu sayısında hem dünya ekonomisinin ve elbette Türkiye’nin ekonomisinin geleceğine, hem de denizcilik sektörünün ne derece etkileneceğine değindik.

Dünya ekonomisiyle ilgili kısa bir özet geçmek gerekirse; beklentilerin. 2020 yılının en iyimser haliyle bu şekilde süreceğine, hatta daha karamsar bir tablonun yaşanacağı yönündedir. Daha kötü olabilir ama iyi olacağı pek beklenmiyor. 2021 yılının ise bir toparlanma senesi olacağı öngörülüyor. Dünya deniz ticaretine de temkinli bir 2020 ve umut dolu bir 2021 bizi bekliyor gibi…

Her nerede olursanız olun her zaman dikkatli ve temkinli davranmaya, sevdikleriniz için özen gösteriniz.

Sağlıcakla kalın…

İbrahim Kocamış

 
Etiketler: Değişim, artık, kaçınılmaz,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
02 Mart 2020
Devlerin arasında ‘bende varım’ diyen Türk Loydu
15 Ocak 2020
DENİZ VE İNSAN
06 Ocak 2020
Sakın bana kızmayın: Yoksa bu kanaldan TIR mı geçecek?
20 Aralık 2019
Kaçak akan musluğun suyu kesilince feryat figan ediliyor
05 Kasım 2019
Bu neyin hazımsızlığı?
31 Ekim 2019
Bir değil iki olsun
27 Ağustos 2019
Kaynayan kazan kapak tutmaz
25 Haziran 2019
Ayağımıza kadar gelen fırsatı tepmeyelim!
24 Nisan 2019
Getirilen her düzenleme sektörün yararına mı yoksa...?
10 Nisan 2019
Bu güzel atmosferi yaratan herkese teşekkürler
28 Şubat 2019
TÜDEV’de havada kalan sorular!
22 Şubat 2019
Tebrikler AVS…
04 Şubat 2019
Canpolat senin DERDİN NE?
24 Aralık 2018
Yine yeni yeniden...
25 Ekim 2018
Denizciliğin her alanı kaos içinde
25 Eylül 2018
Nereye kadar –ecek/acak?
19 Eylül 2018
Bağlan sözüne candan, ahde vefa imandan
29 Haziran 2018
Pamuk eller cebe
09 Mayıs 2018
Pruvanız neta, rüzgarınız kolayına olsun!
05 Mayıs 2018
Gemisi karaya oturan Eraydın nereye oynuyor?
13 Nisan 2018
Kimse kaybetmedi! Kazanan “Hepimiz” olduk
02 Nisan 2018
Başkan, dereyi görmeden paçaları sıvadı
20 Şubat 2018
Madem yaktık gemileri…Hadi cümleten geçmiş olsun!
17 Ocak 2018
Beyler şöyle bir kenara çekilin!
08 Ocak 2018
O gece Piri Reis Üniversitesiʹnin konferans salonunda yapılamaz mıydı?
28 Aralık 2017
Sağır sultan bile duydu ama Eraydın bihaber
15 Aralık 2017
“Hepimizin Odası Hareketi” elini taşın altına koymaya hazır!
26 Ekim 2017
“Kol kırılır yen içinde kalır”
19 Ekim 2017
Ferman Başkanımızındır!
22 Eylül 2017
Kalkavancılara ve Kırancılara Soruyorum
20 Eylül 2017
Biraz sakin Beyler!
06 Eylül 2017
Seçime ramak kala sular ısındı
07 Ağustos 2017
DTO Seçimleri İçin Zarlar atıldı (Alea iacta est)
15 Mayıs 2017
Ya alnımızın akıyla yapalım ya da bırakalım şu fuar işlerini
03 Nisan 2017
Neydik, ne olduk, ne olacağız?
17 Şubat 2017
Türk denizciliği yeni rotasında!
30 Kasım 2016
Yurtta sulh, cihanda sulh
31 Ekim 2016
Eğer güneşe akıllıca bakmazsak, karanlık içinde kalırız
12 Ağustos 2016
Demokrasi, insan ırkının ümididir
29 Haziran 2016
“Bu türkü diyor ki, Korkumuz yok!” N.H
25 Mayıs 2015
Enteresan bir ülke Türkiye…
06 Mayıs 2015
Yüzen Otel ile Tatil Keyfi Bir Başkadır
18 Mart 2015
“…Biz zaten bir aile gibiyiz”
23 Şubat 2015
Ülke kazanmasın da kim kazanırsa kazansın!
09 Ocak 2015
2015, Denizcilik Sektörü İçin Yatırım Ve Üretim Yılı Olmalı
30 Eylül 2014
Türkiye Ro-Ro Taşımacılığını Geliştirmeli
08 Eylül 2014
Karadeniz Bölgesi’nin Dünya Ticaretindeki Ağırlığı Artıyor
24 Temmuz 2014
Umut etmek için çok sebebi var insanın
02 Nisan 2014
Türk Koster Armatörleri Güç Birliğine Gitti
03 Şubat 2014
Afrodit: Engin Maviliklerin Köpüklü Başı…
Haber Yazılımı