<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>7deniz Haber</title>
    <link>https://www.7deniz.net</link>
    <description>Denizcilik sektörünün haber kaynağı bir tık uzağınızda</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.7deniz.net/rss/roportajlar" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Tescilli Marka © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 08 Sep 2026 12:30:41 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.7deniz.net/rss/roportajlar"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Hüseyin Kocabaş’ın denizle yoğrulan 41 yılı]]></title>
      <link>https://www.7deniz.net/huseyin-kocabasin-denizle-yogrulan-41-yili</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.7deniz.net/huseyin-kocabasin-denizle-yogrulan-41-yili" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Denizcilik sektörünün en renkli, vizyoner ve disiplinli isimlerinden biri olan, Koster Armatörleri Derneği (KOSDER) Eski Başkanı ve Ersagun Denizcilik Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Kocabaş, şimdilerde hayatının daha dingin ama bir o kadar da dinamik bir dönemini yaşıyor. Uzun yıllar sürdürdüğü aktif armatörlüğün ve KOSDER başkanlığının ardından bugün Bodrum Güllük’te daha sakin bir hayatı tercih eden duayen isimle; geçmişten bugüne, tersanelerden Batı Afrika’ya uzanan derin bir sektörel yolculu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sektörü tanıyan herkesin aklında bugünlerde ortak bir soruyu sorduk; “Hüseyin Kocabaş yeniden armatör olur mu?" Bu soruyu tebessüm ve içtenlikle karşılayan Hüseyin Kocabaş şöyle cevapladı:</p>

<p>"Tam yüzde yüz emekli miyim diye kendime soruyorum. Bu dönem sanki öyleymişim gibi olsa da ama hala aklımın bir kenarı hep sektörle iştigal ediyor. Pandemi döneminde zorlu bir bypass ameliyatı geçirdim. Sıkıntılı bir dönemdi ve çocuklarım da kendilerine farklı meslek kolları seçince yani arkadan gelen olmayınca yalnız kalmış hissiyatıyla ama en çok da stresten uzak kalmak adına 41 yıl üzerine alınmış bir karar benimkisi. Aktif deniz hayatını bitirdim, bundan sonrasını daha bir sakin, daha bir dinlenmeye, kendimle zaman geçirmeye ve evimle, eşimle ilgilenmeyi kendime düstur edindim. Ama bu demek değildir ki her şeyden elimi ayağımı çektim. Öyle bir yapım da yok zaten. Şimdilik bu şekilde, yarın ne gösterir dersen, farklı şeyler de olabilir tabii.</p>

<p><strong>"Kendimi o tezgahta buldum ve onunla yoğruldum"</strong></p>

<p>Hüseyin Kocabaş ve ailesi, denizcilik alanında son derece köklü bir geçmişe sahip. Memleketten, babadan gelen bu kültürün içine doğan Kocabaş için gördük ki armatörlük bir meslekten ziyade yaşam biçimi: "Ben bu mesleği kendim isteyerek seçmedim. Yani ben doğduğumda dedem armatördü. Arkasından babam ve ben devam ettim. Ticaret lisesini Akçaabat'ta bitirdim. Üniversite okuyamadan babam 'Oğul gel, insan gücüne ihtiyacım var, yalnızım' dedi. Tuzla'da gemi inşası yapıyordu, 1981'de başlamıştı. Ben 1982'nin haziranında yetiştim. Ve giriş o giriş, bir daha da çıkamadım. Yani babama 'Ya ben bu işi yapmayacağım, ben bu işi yapmak istemiyorum' deme gibi bir düşünce aklımdan bile geçmedi. Kendimi zaten o tezgahta buldum ve onunla yoğrularak geminin omurgasından direğin en üst tepesindeki noktaya kadar yapılışıyla, aşama aşama öğrenerek çıktım.</p>

<p>Ama ondan sonra eğitimimi tamamlamam icap ettiğini gördüm çünkü kendimi eksik hissediyordum. Akabinde gemi inşaatını bitirir bitirmez İngiltere'ye eğitimimi tamamlamaya gittim. İyi ki de gittim çünkü orası bana başka bir ufuk açtı, başka bir vizyon getirdi. Ha Türkiye'de üniversite okusaydım ne olurdu? Burada belki üniversite 4 yıl, orada 4 yıl okumadım, 2,5 yıl üzerine döndüm. Ama iyi ki gitmişim, iyi ki orada devam etmişim, yapmışım. Çok farklı bir pencere açtı bana ve dünyanın çok ülkesinde bir network ağım oluştu bir anda. Hiç pişmanlık yaşamadım. 'İyi ki de babam çağırmış, ben de gelmişim, bu işi yapmaya başlamışım' dedim ve severek yaptım 41 sene." <img alt="Ikinci Foto Hüseyin Kcabaş" height="1396" src="https://7deniznet.teimg.com/7deniz-net/uploads/2026/09/ikinci-foto-huseyin-kcabas.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1000" />Böylece teknik zeka ile sosyal zekayı birleştirerek dünyaya açılan Kocabaş, babasıyla çalışmaya başladığı o ilk yılların denizcilik şartlarını ise şöyle anımsatıyor:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Aslında babamın şöyle bir durumu vardı; mekanı cennet olsun, 1982 senesi ben geldiğimde ki gemi inşaası devam ediyordu 1984'te gemi inşa bitti. Gemi sefere çıktı ama tonajı itibarıyla kabotaj hattında çalışacak değildi haliyle. Ama o zamana kadar gemiler hep kabotaj hattında çalışıyordu. İşte Çaykur kömürüne gidiyordu Rize'ye, Çamaltı'ndan tuz yüklüyordu, ne bileyim maden direğiydi. Bu gibi işler dönüp dolaşıyordu. Armatörler Kooperatifi'nin gönderdiği işlere gidiyordu. Dolayısıyla orada çok böyle gemi işletme bilme bilgisi falan ön planda olması gerekmiyordu. Gemiyi tanımak yetiyordu ki babam da onu yapıyordu. 'Onlar şu işe git, bu işe git' diyorlardı. Düşün yani; ne kontrat var, ne mukavele var, ne konşimento var, hiçbir şey yok. Sözle beraber 'ona git, buna git' oluyordu. 70'li 80'li yıllar bunlar.</p>

<p>Tabii olayın gerçeğini görünce bir yerinden tutmam gerektiğini, eğer bu işi hakikaten yapacaksak hakkını vererek yapmak gerektiği noktasında donanım sahibi olabilmek için kalktım gittim. Giderken babam hatta 'Sen nereye gidiyorsun?' dedi. Dedim 'İngiltere'ye gidiyorum.' 'Hayırdır?' dedi. Dedim 'Okuyacağım, eksik kalan kısmımı tamamlayacağım.' 'E haberim yok?' 'Baba' dedim 'bilme her şeyi de boş ver. Gideyim ondan sonra konuşuruz' Öyle bir gittim yani."</p>

<p><strong>İlklerin ve zor coğrafyaların armatörü</strong></p>

<p>Deniz ticareti, aileden gelen ve kuşaklar boyu devam eden kültürel bir ticaret yapısı. Ancak değişen regülasyonlar, rotalar ve ekonomik dengeler armatörlüğü çok daha karmaşık bir hale getiriyor. Hüseyin Kocabaş, bu mesleğe adım atmak isteyen yeni girişimcilere finansal gerçekleri doğrudan hatırlatıyor:</p>

<p>"Armatörlük bir meslek olması hasebiyle biraz külfetli bir yatırım şekli. Yani gemi sahibi olmak, donatan olmak farklı bir boyut ticarette. Fabrikatör olabilirsiniz, ne bileyim ben farklı mesleklerde olabilirsiniz ama denize yatırım ya da bu hususta armatör olabilmek için zaten geminizin olması gerekiyor. Gemiye yatırım yapmak ve onun tekrar geri dönüşünü sağlayabilmek olayı başlı başına hakikaten çok komplike bir olay. Çünkü azalan değerle hareket ediyor gemi. Yani şöyle: Siz bir fabrika kurarsınız 1.000 liraya ya da X liraya ama geçen zaman içerisinde o böyle değeri artarak gider. Ama gemide olay öyle olmuyor maalesef. X'e mal ettiğiniz bir gemiden hep X'ten eksi, eksi, eksi amortisman düşe düşe gidiyorsunuz.</p>

<p>Dolayısıyla sizin eksilen bir değeri hep böyle update edip üste çıkarabilmeniz için hakikaten külfetli bir çalışma azmiyle birlikte, o işe girecek olan arkadaşın kendini mutlaka donanımlı yapması lazım. Ama her şeyden önce gemiyi denizi çok iyi tanıması gerek. Açıkçası parayı verip gemiyi almak —ki bunu yapan var— ama denizi bilerek, gemiyi bilerek, bununla ilgili olarak ticaretin nasıl olması gerektiği noktasında eğitimli olarak bu işi yapması çok daha verimli olur diye düşünüyorum. Kendimden pay biçiyorum; eğer ben o dönemde, İngiltere'ye gidip bunun eğitimini almamış olsaydım, evet babadan bana intikal edecek olan armatörlüğü güdük kalarak, birilerine ihtiyaç duyarak hep yapmak zorunda kalacaktım. Yani belki kararları ben veriyor gibi olsam da o kararların verilebilmesi için olması gereken olguyu birilerinden öğrenip 'Ha, ya böyle yaparsam olur' Ama işin en başında da yabancı dile hakim olmadan bu işin, hakkını vererek yapabilmek, aksi hep bir tarafı eksik kalır diye düşünüyorum."</p>

<p>Sektörde 61 yaşında, nispeten genç bir yaşta "hayatta yaşamaya değer şeyler de var" diyerek keyif almayı seçen, sanata ve müziğe yönelen Kocabaş, geçmişe dönse yine aynı yolu seçeceğini vurguluyor:</p>

<p>"Ben mesleğimi çok severek yaptım. Benim çocukluğum hep denizle, denizleri duya duya, gemiyi duya duya, o hikayeleri dedemden, rahmetliden dinleye dinleye geldiğim için deniz ruhuma işledi desem yalan olmaz. Mesleğimi hala da çok seviyorum. Sözümüzün başında 'Tam emekli değilim' derken tam emekli olabilme şansım zaten yok. Çünkü ben denizsiz, deniz bensiz çok zor. Ben denizin kenarında olmasam herhalde bir tarafımı hep eksik hissederim. Ama öyle ama böyle, bir şekilde yine olur. Değil onca yıl, kaç dersen de ben yine bu mesleği yapardım. Yapmak için de herkese tavsiye ederdim.</p>

<p>Hüseyin Kocabaş’ın kariyeri, denizcilik tarihine geçen pek çok "ilk" ile dolu:</p>

<p>"Batı Afrika'da 12 yıl süre ile kesintisiz Türk bayraklı gemi işleten ve bu süre zarfında gemiyi Türkiye’ye getirmeden iki special sörvey üç intermidiate sörvey geçirmede ilkim, hatta ve hatta 80'li yılların sonları, 90'lı yılların başlarında biz 3000 ton ve o civardaki koster armatörleri daha 'kontinent' kelimesini telaffuz etmezken, 'Kontinent neresi?' diye bilmezken ki, kontinent dediğimiz yer Kuzey Avrupa ülkelerinin olduğu bölge, Baltık, Biskay'dan yukarısı, buralara ilk gitmeye başlayanlardan biri benim. Ama o vizyonum nereden gelişti? İşte Londra'daki okuldaki arkadaşlarımla, network'le beraber, 'Ya burada da bir ticaret var. Burada niye güdük kalıyoruz? Herkes Karadeniz'de, Akdeniz'de. Şunu bir açalım' deyip o dönem benimle birlikte –isim olarak vermek gerekirse– Hande gemisi, Murat Karahasan, kontinentte çalışmaya başlayan ilk 3000 tonluk gemilerdeniz. Hep ilkleri sevmişim. Belki çok daha fazla ilklere imza atardık ama tezgahı bırakacak arkada kimse olmayınca çok fazla da hevesli davranmadım açıkçası.” <img alt="Güllük Genel" height="513" src="https://7deniznet.teimg.com/7deniz-net/uploads/2026/09/gulluk-genel.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1000" /><strong>Başarının formülü: Disiplin, tecrübe ve güven</strong></p>

<p>Sektörde dostluklarına sıkı sıkıya bağlı, son derece disiplinli ve sadık kişiliğiyle tanınan usta armatör, iş hayatında başarıyı getiren dinamikleri kendi penceresinden şöyle özetliyor:</p>

<p>"Beni tanıyan tanır, bilen bilir. Deneyim çok önemli, tecrübe çok önemli. Onu da size şöyle anlatayım; bir makine overhaul edileceği zaman şunu düşündüm; ilk mesleğe başladığım zamanlarda yeri geldi sabahladım makine dairesinde. Yapılan işin neler olduğunu, hangi aşamalarda, ne şekil, nasıl cereyan ettiğini... 'Bugün bu böyle oluyorsa yarın ben ofiste masa başında, denizin ortasında bir sorun yaşayan gemi insanımın banden medet umacak şekilde bir şeyi sorduğunda, bir arızasına, bir ihtiyacına nasıl yeterli cevap verebilirim'in noktasıyla hareket ederek kendimi yetiştirmeye çalıştım. Yani sanki makine dairesinde ben varmışım da ya da güvertenin X yerinde ben varmışım da bana onu oradan söylüyorlar, benim de ona yanındaymışım gibi cevap verecek pozisyona kendimi getirmek için çok uğraştım. Allah'ıma şükürler olsun ki de öyle oldu.</p>

<p>Ve bunu hisseden personelim de kendilerini bir rahat hissettiler. Çünkü karşılarında, yani bugünkü tabirle 'teknik müdür' dediğimiz ama aslında teknik müdür değil, armatörün ta kendisi olan ben cevap verince kendilerini bir başka güvende, emniyette hissettiler. Çünkü o 12 sene Batı Afrika'da hiç Türkiye gelmeden personel istihdam edebilmek... Yani öyle uzaktan kumandayla, masa başında oturularak yapılacak bir iş değil. Kimse kusura bakmasın. Ha, onları yalnız mı bıraktım? Asla. Ben devamlı hep yanlarında oldum, bunu hissettirdim ve orada bütün ihtiyaçlarını, yeri geldi ben jeneratörü uçağa koyup Senegal'e indirdim, onlar orada mahsur kalmasınlar diye. Bunlar bazen külfetli oldu mu? Oldu. Ama başardık mı? Çok şükür hepsini başardık. Önemli olan sorun çözmek."</p>

<p><strong>Stresi dağıtan liman: Sanat ve meşk</strong></p>

<p>Hüseyin Kocabaş’ın hayata bakışındaki o renkli ve sanatsal yönün kökleri ise çocukluk yıllarına, aile genlerine kadar uzanıyor:</p>

<p>"Bizim aslında aileden gelen, genlerden mi geliyor bilmiyorum, rahmetli amcam –yani babamın değil de amca çocukları olan amcam, doktor olan amcam– saz çalardı, çok da iyi saz çalardı. Biz bunu çocukluğumuzdan hep biliriz. Benim de kulağım hep melodiye yakın. İlkokuldayken öğretmenim sesim iyi diye bana hep türkü söylettirirdi.</p>

<p>Yani oradan gelen müzikal bir yatkınlık, bir kulağım var. Stresli iş yapıyoruz, hakikaten stres var. O stresi dağıtabilmek için de insan bazı kendine ayırdığı zamanlarda ben müziği ve spor olarakta bilardoyu seçtim. Grubumuz da var. Armatör arkadaşım kankam var işin içerisinde; Mahmut Turan, kulakları çınlasın çok severim kendisini. O saz çalıyor. Aslında başta ben de sazla başladım ama sonra Türk Sanat Müziği ağır bastı, uda döndüm. Bir de hocamız var büyüğümüz, sağ olsun onun sayesinde grupla beraber meşk ediyoruz; çalıyoruz, söylüyoruz." <img alt="Güllük" height="750" src="https://7deniznet.teimg.com/7deniz-net/uploads/2026/09/gulluk.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1000" /><strong>Deniz Ticaret Odası seçimleri ve sektörel birlik</strong></p>

<p>Bodrum Güllük'ün bu huzurlu atmosferinden İstanbul'daki yoğun sektörel gündemi ve Deniz Ticaret Odası seçim sürecini de yakından izleyen deneyimli isim, odanın geçmişindeki tarihi dönüm noktalarına da değiniyor:</p>

<p>"İlk olarak, 1999 senesinde biz oda seçimlerinde yine bir ilk, bak, altını çiziyorum. O zaman arkadaşım Hakan Kalkavan aday olmuştu. Biz de onun yanındaki arkadaşları olarak ilk kez 1999'da o güne kadar hiç ikinci listenin olmadığı bir Deniz Ticaret Odası'na aday olduk o zaman. Ha, kazanamadık, ayrı mesele ama bir başlangıçtı. Ondan sonra benim için 2014, 2018 seçimleri cereyan etti. Hepsinde de bulundum, sen serüveni zaten biliyorsun. 2014'te kurucu üyesi olduğum KOSDER'i kurmamızla başlayan gelişmeleri de biliyorsun.</p>

<p>Ama tabi şimdi kendimi biraz geri çektim mi? Evet, çektim. İstanbul'da olsam belki biraz daha aktif olarak yine işin içerisinde olabil, seçim ofisindeki çalışmalara fiilen katılırdım ama gönlüm hep bir yandan hem destekliyor hem olup biteni izliyorum. Güzel şeyler de oluyor. Bu sektör, bizim sektörümüz. Sonuçta burada hep yüz yüze bakıyoruz. Tatlı bir rekabet olsa dahi yine de kol kola girip yürümemiz gereken bir sektörün içerisindeyiz. Tırnak içinde söylüyorum; istenmeyen olaylar olsa dahi bile günün sonunda hepimiz aynı amaç için orada varız.</p>

<p>İki tane çok güçlü aday var. Güzel bir seçim olsun. Şu anki iki aday da aynı safta ilk olarak 'hepimizin odası' diye başladık 2018'de. Güzel de olmuştu ama ondan sonrasında biraz ayrışmalar oldu, olabilir. Bunlar yaşanan şeyler. Ama gönül olarak baktığın zaman ben şunu söylerim: Tamer Bey’in hakikaten gelirken vermiş olduğu bir söz vardı, 'Ben iki dönem için geliyorum' demişti. Ben şahidim buna çünkü çok yakın çalışma ortamı içerisindeydim o zaman. 'İki dönemliğine geliyorum' demişti ve dediği gibi de yaptı. Onu hem o husustan takdir ediyorum hem de bu 8 yıl içerisinde de Deniz Ticaret Odası'na kazandırdıkları ivmelerden dolayı, verdiği emeklerden dolayı bir denizci meslektaş olarak teşekkür ediyorum.</p>

<p>Ve bundan sonrası için yine güzel bir yarış olsun, kimsenin gönlü kırılmasın, dostluklar hiçbir zaman örselenmesin. Kol kırılsın, yen içinde kalsın ama hakikaten hak eden, layık olan, liyakatli, Deniz Ticaret Odası'nın başına, bu işi hakikaten bütün sektöre aynı mesafede yayabilecek, bütün paydaşlarla beraber bunu kucaklayabilecek bir başkan gelsin. İnşallah gönlümde olan başkan seçilir.</p>

<p><strong>Genç armatörlere ve yatırımcılara altın tavsiyeler</strong></p>

<p>Sıfırdan denizcilik sektörüne girip yatırım yapmak isteyen genç armatör adayları için çok fazla parametre olduğunu belirten Hüseyin Kocabaş, bu zorlu yolda şu rehber ilkelerin altını çiziyor:</p>

<p>"Sıfırdan gelecek olan bir armatör adayı diye bakacak olursak, çok parametre var. Yani öncelikle bu işi yapmaya kararlılığı çok önemli. Denizi ve gemiyi –yine söylüyorum altını çiziyorum– önce tanımasını, yapacak olduğu uluslararası ticaretin nevini, şeklini nasıl cereyan ettiği hususunda kendini yetiştirmesini, uluslararası ilişkilerdeki ve deniz, gemi bağlama işletme hususunda muhakkak ve muhakkak bilgili, bu hususta tecrübeli insanlarla beraber bir arada olmasını, gemiyi tanıması noktasında kendini geliştirmesi gerekir.</p>

<p>Çünkü 24 saat gemi size, siz gemiye ihtiyaçlısınız. Dolayısıyla bu entegrasyonu muhakkak sağlayabilmeniz için kendinizi bir gemi insanının sizden talep ettiğinde ona o anda pratik cevap verebilecek donanıma erdirmelisiniz. Bunu yaparsanız öyle anlar gelecek ki saniyeler içerisinde karar vermeniz gerektiren pozisyonlar yaşayabilirsiniz. O pozisyonlarda çok hızlı hareket edecek ve aldığınız karardan dönmeden, belki yanlış olacak ama tecrübe, yaşanmışlıklar sizi o kararı çok çok daha doğru verebilmeye yönlendirecektir. Bunun için de zamana ihtiyaç muhakkak vardır. Yaşandıkça olacaktır ama bu yaşanmışlıkları pekiştirmenin tek yolu, doğru bilgileri doğru zamanda doğru kişilerden alarak güzel donanımlı bir hale gelmek. Bunun eğitimini yaparak başlamakta fayda var. Kulaktan dolma şeylerle olmaz bu iş.</p>

<p>Globalleşerek gelişen yapay zeka ile kendine yeni ufuklar açan dünya ticaretinin önemli oyuncusu olan deniz ticaretinde ülkemizin de layıkıyla yerini alması, her daim başa güreşecek altyapı donanım ve iş gücünü istihdam etmekle birlikte dünya denizlerinde yeni rotalar oluşturmak mecburiyetindedir. Mevcudu korumakla değil hep yeniyi aramakla geliştirmekle be bunu ortak akılla yapması çok önem arz etmektedir. Rakipler çok güçlü direncimizi buna göre oluşturmalıyız.”</p>

<p><strong>Güllük'te kurulan cennet yaşamı</strong></p>

<p>Peki, bu güzelliği, doğayı bırakıp İstanbul’da armatörlük koşturmacasına dönmek zor değil mi? Güllük’teki bu cennet köşeye ne zaman ve nasıl yerleştiğini ise samimi bir dille aktarıyor duayen denizci:</p>

<p>"Ben buraya Mayıs ayında geliyorum, Aralık’a kadar Güllük'teyim. Çünkü burada kendimi buluyorum. Hakikaten İstanbul'un o keşmekeşliğinden, o kalabalığından falan tamamen sıyrıldım. Şimdi artık globalleşen ortamda artık Zoom denen bir olay var. Ben buradan ayrılmak istemem. Ömrüm vefa ettikçe buradan da işimi yürütebilirim. Havaalanı buradan 10 dakika mesafede. Hemen ilk uçakta İstanbul'a gitmem bir buçuk saat. Buraya 2023'te öyle bir tesadüf eseri geçerken denk geldik. Ya deniz kenarı olsun, şu olsun bu olsun, kalabalık olmasın, Bodrum'un kalabalığı olmasın, dışarıda da olsun istiyordum. Hep kafamda Gümüşlük falan vardı ama son zamanlarda çok değişti oralar. Yani öyle sessiz sakin doğanın içerisinde bir yer derken, hem de deniz kenarında, burası denk geldi. Kendimize bir yaşam alanı yapmaya çalıştık; eksiğiyle, gediğiyle oylanıp gidiyorum.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Röportaj</category>
      <guid>https://www.7deniz.net/huseyin-kocabasin-denizle-yogrulan-41-yili</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 14:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://7deniznet.teimg.com/crop/1280x720/7deniz-net/uploads/2026/09/huseyin-kocabas-manset82.jpg" type="image/jpeg" length="39311"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Somali 35 yıl aradan sonra yeniden denizcilik sahnesinde]]></title>
      <link>https://www.7deniz.net/somali-35-yil-aradan-sonra-yeniden-denizcilik-sahnesinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.7deniz.net/somali-35-yil-aradan-sonra-yeniden-denizcilik-sahnesinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Somali Ship Register Limited CEO’su Çağdaş Oykun Saltaş 35 yıl aradan sonra yeniden kurulan ulusal gemi sicilinin, ülkenin denizcilik egemenliğini, mavi ekonomi vizyonu ve küresel deniz ticaretindeki hedefleri açısından taşıdığı önemi anlattı...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Somali Ship Register Limited CEO’su Çağdaş Oykun Saltaş 35 yıl aradan sonra yeniden kurulan ulusal gemi sicilinin, ülkenin denizcilik egemenliğini, mavi ekonomi vizyonu ve küresel deniz ticaretindeki hedefleri açısından taşıdığı önemi anlattı. SSRL olarak bu sürecin uygulama ortağı olarak görevlendirildiklerini belirten Saltaş, “Amacımız yalnızca gemi kaydı yapmak değildir. Hedefimiz uluslararası mevzuata tam uyumlu, şeffaf, güvenilir ve dijital bir bayrak devleti idaresi oluşturarak Somali'nin uluslararası denizcilik camiasında saygın ve güvenilir bir konuma ulaşmasına katkı sağlamaktır” dedi.</p>

<p><strong>Somali yaklaşık 35 yıl aradan sonra yeniden ulusal gemi sicil sistemini kurma kararı aldı. Bu girişimin Somali’ye olası katkılarını nasıl görüyor ve değerlendiriyorsunuz?</strong></p>

<p>Somali'nin ulusal gemi sicilini yeniden hayata geçirme kararı, ülkenin denizcilik alanındaki egemenlik haklarını yeniden etkin şekilde kullanma iradesinin bir sonucudur. SSRL olarak biz, bu sürecin uygulama ortağı olarak görevlendirildik. Amacımız yalnızca gemi tescili yapmak değil; uluslararası standartlara uygun, şeffaf, güvenilir ve sürdürülebilir bir gemi sicil sistemi oluşturmaktır. Bu girişimin Somali'nin uluslararası denizcilik camiasındaki yerini güçlendireceğine inanıyoruz.</p>

<p>Bildiğiniz üzere, Somali'nin Münhasır Ekonomik Bölgesi, uzun yıllar boyunca yabancı balıkçı gemilerinin yasa dışı avcılık faaliyetlerine maruz kalmıştır. Bu durum, ülkenin deniz kaynaklarının kontrolsüz şekilde kullanılmasına yol açarken, deniz güvenliğinin zayıflamasına ve bölgede korsanlık gibi olumsuz gelişmelerin ortaya çıkmasına zemin hazırlayan unsurlardan biri olmuştur. Somali Devleti, deniz yetki alanları üzerindeki egemenlik haklarını daha etkin şekilde kullanmak ve denizcilik sektörünü yeniden yapılandırmak amacıyla yaklaşık 35 yıl aradan sonra ulusal gemi sicil sistemini yeniden kurma kararı almıştır. Bu kararın temel amaçlarından biri, Somali tarafından ruhsatlandırılan ve karasular ile Münhasır Ekonomik Bölgede faaliyet gösteren balıkçı gemilerinin Somali bayrağı altında faaliyet göstermesini teşvik ederek etkin denetim ve kontrol sağlamaktır. Bununla birlikte, yalnızca balıkçılık filosuna odaklanan bir yapı yerine uluslararası denizcilik standartlarına uygun, rekabetçi bir açık gemi sicili (Open Registry) modeli benimsenmiştir. Böylece dünya ticaret filosunda faaliyet gösteren ticari gemilerin de Somali bayrağını tercih etmesi hedeflenmektedir. Bu yaklaşım hem Somali'nin denizcilik gelirlerini artıracak hem de ülkenin uluslararası denizcilik camiasındaki görünürlüğünü ve itibarını güçlendirecektir. <img alt="Çağdaş Oykun Saltaş (1)" height="1333" src="https://7deniznet.teimg.com/7deniz-net/uploads/2026/09/cagdas-oykun-saltas-1.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1000" /><strong>Somali Ship Register Limited olarak bu projedeki sorumluluğunuz tam olarak neleri kapsıyor?</strong></p>

<p>Somali Ship Register Limited (SSRL), Somali Limanlar ve Deniz Ulaştırma Bakanlığı ile imzalanan Mutabakat Zaptı ve Yetkilendirme Anlaşması kapsamında gemi sicili hizmetlerini yürütmek üzere yetkilendirilmiş bağımsız bir kuruluştur. Ancak burada özellikle vurgulamak isterim ki, gemi siciline ilişkin nihai egemenlik ve düzenleyici otorite tamamen Somali Limanlar ve Deniz Ulaştırma Bakanlığı'na aittir. Bakanlık, bayrak devleti adına hareket eden tek sovereign authority olup, SSRL ise bu yetkinin uygulanmasına yönelik teknik ve idari hizmetleri sağlayan yetkilendirilmiş operatördür.</p>

<p>Bu kapsamda gemi tescil işlemlerinin yürütülmesi, teknik ve idari incelemelerin yapılması, yaptırım ve uygunluk kontrollerinin gerçekleştirilmesi, dijital gemi sicil altyapısının işletilmesi ve uluslararası kuruluşlarla teknik koordinasyon görevlerini üstleniyoruz. Bunun yanında, IMO'nun son yayımladığı yasa dışı gemicilik faaliyetleri ve bayrak devletlerinin sorumluluklarına ilişkin rehber ve sirkülerler doğrultusunda, Somali bayrağının uluslararası eksiksiz yerine getirebilmesi için gerekli idari ve teknik altyapıyı oluşturuyoruz. Bu kapsamda Recognized Organization, Deputy Registrar,Flag State Inspector atamalarını gerçekleştiriyor, bu kuruluşların faaliyetlerini denetliyor ve Bakanlığa uluslararası sözleşmeler, IMO kuralları ve en iyi uygulamalar çerçevesinde teknik tavsiyelerde bulunuyoruz. Hedefimiz; uluslararası mevzuata tam uyumlu, şeffaf, güvenilir ve dijital bir bayrak devleti idaresi oluşturarak Somali'nin uluslararası denizcilik camiasında saygın ve güvenilir bir konuma ulaşmasına katkı sağlamaktır.</p>

<p><strong>Somali bayrağının uluslararası arenada saygın bir konuma ulaşması adına nasıl bir yol haritası izleyeceksiniz?</strong></p>

<p>Günümüzde güvenilir bir gemi sicili yalnızca gemi tescil eden ve belge düzenleyen bir yapı değildir. Güçlü bir bayrak devleti idaresi; uluslararası sözleşmelere uyum sağlayan, etkin denetim mekanizmaları kuran ve dijital altyapısını sürekli geliştiren bir sistem olmak zorundadır. Bizim önceliğimiz, IMO sözleşmeleri ve uluslararası denizcilik standartlarına tam uyumlu bir bayrak devleti yönetimi oluşturmaktır. Bu kapsamda GISIS üzerindeki tüm kayıt ve bildirimlerin eksiksiz tutulması, LRIT sisteminin IMSO gözetiminde etkin şekilde işletilmesi ve IMSAS kapsamında beklenen idari ve teknik altyapının oluşturulması temel hedeflerimiz arasında yer almaktadır.</p>

<p>İlk yıllarda kontrollü ancak ticari açıdan rekabetçi bir büyüme stratejisi izleyeceğiz. Filomuzu nitelikli ve sürdürülebilir şekilde büyütmeyi hedeflerken, sistemimiz olgunlaştıkça kabul kriterlerimizi ve teknik gerekliliklerimizi daha da sıkılaştıracağız. Nihai hedefimiz; sadece gemi sayısıyla öne çıkan bir sicil olmak değil, uluslararası denizcilik camiasında güvenilirliği, şeffaflığı ve IMO standartlarına uyumuyla örnek gösterilen bir bayrak devleti haline gelmektir.<img alt="Somali Register" height="406" src="https://7deniznet.teimg.com/7deniz-net/uploads/2026/09/somali-register.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1000" /><strong>Somali hükümeti bu girişimin; yatırım, istihdam ve ekonomik büyümeye katkı sağlayacağını vurguluyor. Sizce güçlü bir gemi sicil sistemi, ülkenin denizcilik ekonomisini ve yabancı yatırımcıların ilgisini nasıl etkileyecek?</strong></p>

<p>Modern bir gemi sicili yalnızca kayıt ücreti elde eden bir yapı değildir. Doğru kurgulandığında, bir ülkenin denizcilik ekosisteminin gelişimini destekleyen stratejik bir altyapıdır. Bizim hedefimiz; güçlü KYC ve due diligence süreçleriyle desteklenen, uluslararası yaptırım kontrollerini etkin şekilde uygulayan, tamamen dijital altyapıya sahip, şeffaf yönetim anlayışıyla çalışan, yetkilendirilmiş klas kuruluşları ile yakın iş birliği içinde olan ve etkin bir bayrak devleti denetim sistemiyle desteklenen güvenilir bir gemi sicili oluşturmaktır.</p>

<p>Böyle bir sistem, uluslararası armatörler ve yatırımcılar açısından güven ortamı oluşturacaktır. Güvenilir ve uluslararası standartlara uygun bir gemi sicili; yabancı yatırımların artmasına, denizcilik sektöründe yeni istihdam alanlarının oluşmasına, yerel teknik uzmanlığın gelişmesine ve Somali'nin küresel denizcilik sektörüne daha güçlü şekilde entegre olmasına katkı sağlayacaktır. Bunun yanında gemi yönetimi, klas, denetim, eğitim, liman hizmetleri, sigorta ve denizcilik teknolojileri gibi birçok yan sektörde de ekonomik hareketlilik yaratacaktır. SSRL olarak biz, bu dönüşümün teknik altyapısını kurmaya ve Somali'nin uluslararası standartlarda, güvenilir ve saygın bir bayrak devleti haline gelmesine katkı sağlamaya odaklanıyoruz. Somali'nin denizcilik ekonomisinin sürdürülebilir büyümesini destekleyecek güçlü ve güvenilir bir sistem inşa etmekteyiz.</p>

<p><strong>Somali ile Türkiye arasında son yıllarda savunma, limancılık, deniz güvenliği ve denizcilik alanlarında dikkat çeken bir iş birliği bulunuyor. Bu gemi sicil projesi, iki ülke arasındaki denizcilik ilişkilerine nasıl bir ivme kazandırabilir?</strong></p>

<p>Türkiye ile Somali arasındaki ilişkiler son on yılda örnek gösterilen stratejik ortaklıklardan biri haline gelmiştir. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın 2011 yılında Somali'ye gerçekleştirdiği tarihi ziyaretin ardından iki ülke arasındaki ilişkiler yeni bir ivme kazanmış; insani yardımın ötesine geçerek kurumsal ve stratejik bir ortaklığa dönüşmüştür. Bugün sağlık, eğitim, altyapı, ulaştırma, savunma, güvenlik, ekonomik kalkınma ve kurumsal kapasite geliştirme gibi birçok alanda somut projeler başarıyla yürütülmektedir.</p>

<p>Özellikle son dönemde denizcilik alanında atılan adımlar bu ortaklığın en stratejik boyutlarından biri haline gelmiştir. Deniz güvenliğinin güçlendirilmesi, Somali deniz kuvvetleri ve sahil güvenlik kapasitesinin geliştirilmesi, deniz yetki alanlarının korunmasına yönelik iş birlikleri, petrol ve doğal gaz arama faaliyetleri ile mavi ekonomi vizyonu doğrultusunda yürütülen çalışmalar, iki ülke arasındaki güvene dayalı stratejik ortaklığın en somut göstergeleridir. Bunun yanında altyapı yatırımları, ekonomik kalkınma projeleri ve ileri teknoloji alanlarında geliştirilen iş birlikleri de ilişkilerin her geçen gün daha kapsamlı bir nitelik kazandığını göstermektedir.</p>

<p>Bu süreçte özellikle Somali Limanlar ve Deniz Ulaştırma Bakanı Sayın Abdulkadir Mohamed Nur'un ortaya koyduğu vizyon ve güçlü siyasi irade, Somali'nin denizcilik sektörünün yeniden yapılandırılması açısından önemli bir itici güç olmuştur. Bakanlığın öncülüğünde yürütülen reformlar; denizcilik idaresinin güçlendirilmesi, deniz güvenliğinin artırılması ve uluslararası standartlara uygun kurumsal yapının oluşturulması bakımından Somali için yeni bir dönemin başlangıcını temsil etmektedir.</p>

<p>Aynı şekilde T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'nın bu süreçte sağladığı bilgi birikimi, teknik tecrübe ve kurumsal destek büyük önem taşımaktadır. Türkiye'nin bayrak devleti yönetimi, liman devleti kontrolü, deniz emniyeti, limancılık, VTS, hidrografi ve uluslararası denizcilik uygulamalarındaki güçlü deneyiminin Somali'ye aktarılması, kurumsal kapasitenin sürdürülebilir şekilde geliştirilmesine önemli katkılar sağlayacaktır. Bu desteğin önümüzdeki dönemde daha da güçlenerek devam edeceğine inanıyoruz.</p>

<p>Somali Uluslararası Gemi Sicili projesini de bu geniş stratejik vizyonun önemli bir parçası olarak görüyoruz. Gemi sicili yalnızca teknik bir kayıt sistemi değil; bilgi transferini, kurumsal kapasite gelişimini, dijital dönüşümü ve uluslararası entegrasyonu destekleyen stratejik bir projedir.</p>

<p>Somali, STCW Kural I/10 kapsamında ilgili denizcilik idareleriyle karşılıklı tanıma protokolleri imzalamayı hedeflemektedir. Bu süreçte Türkiye Cumhuriyeti’nin, iki ülke arasındaki yakın iş birliği ve karşılıklı güven çerçevesinde ilk destek veren ülkelerden biri olmasını temenni ediyoruz. <img alt="Somali Register2" height="1000" src="https://7deniznet.teimg.com/7deniz-net/uploads/2026/09/somali-register2.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1000" /></p>

<p>Bunun yanında, VTS ve hidrografi alanlarındaki projelerimizi de olgunlaştırıyoruz. Deniz trafik yönetimi, seyir emniyeti ve hidrografik kapasitemizi geliştirerek Somali'nin karasuları ve Münhasır Ekonomik Bölgesi üzerinde daha etkin bir denizcilik yönetimi ve kontrol sistemi oluşturmayı hedefliyoruz. Bugün itibarıyla Türkiye ile Somali arasında doğrudan konteyner hattı kurulmuş olup, Türk sahipli gemilerle düzenli seferler gerçekleştirilmekte ve iki ülke arasındaki ticaret hacmi her seferde artmaktadır. Bunun yanında, Çağrı Bey sondaj gemisi ve ona destek veren üç PSV gemisi Somali açıklarında faaliyetlerini sürdürmektedir. Ayrıca, Türkiye'deki balıkçılık sezonunun sona ermesiyle birlikte Türk balıkçı gemileri Somali sularında avlanmak üzere lisanslandırılmış, bu süreçte yalnızca ekonomik faaliyet yürütmeleri değil, aynı zamanda bilgi ve tecrübelerini Somalili balıkçılara aktararak yerel kapasitenin gelişimine katkı sağlamaları da hedeflenmiştir.</p>

<p>Eğitim alanında ise, Piri Reis Üniversitesi ile planlanan iş birliği kapsamında Somali'deki insan kaynağının uluslararası standartlarda denizcilik eğitimi alarak sektöre kazandırılması hedeflenmektedir. Bu sayede Somali'de nitelikli denizci yetiştirilirken, Türk armatörleri için de gelecekte eğitimli ve uluslararası standartlara uygun gemi adamı istihdamına yönelik önemli bir insan kaynağı oluşturulacaktır. Bu modelin, iki ülke arasında sürdürülebilir ve karşılıklı fayda sağlayan bir denizcilik iş birliğinin temel taşlarından biri olacağına inanıyoruz.</p>

<p>Somali Gemi Sicili'nin uluslararası standartlarda faaliyet göstermesi, bu iş birliklerini daha da güçlendirecektir. Türk armatörleri, klas kuruluşları, denizcilik eğitim kurumları, teknik hizmet sağlayıcıları ve denizcilik danışmanlık şirketleri için yeni iş ve yatırım fırsatları doğacaktır. Aynı zamanda STCW, liman devleti denetimleri, gemi kayıt işlemleri ve teknik iş birlikleri gibi alanlarda iki ülke arasında daha güçlü bir kurumsal bağ kurulmasına katkı sağlayacaktır.</p>

<p><strong>1991 yılından sonra Somali bayrağı altında tescil edilen ilk gemi olan ‘Guney’, sembolik açıdan önemli bir başlangıç oldu. Önümüzdeki 5 yıl içinde Somali gemi sicilini dünya denizcilik haritasında hangi noktaya taşımayı amaçlıyorsunuz?</strong></p>

<p>"Guney" gemisinin tescili, yalnızca ilk geminin Somali bayrağına geçmesi değil, aynı zamanda yaklaşık 35 yıl sonra Somali ulusal gemi sicilinin yeniden faaliyete geçtiğinin somut göstergesi olmuştur. Bugün itibarıyla Somali Uluslararası Gemi Sicili'ne 10 gemi başarıyla tescil edilmiş olup, buna yakın sayıda geminin başvurusu da teknik ve hukuki değerlendirme süreçlerinden geçmektedir. Bu ilgi, uluslararası armatörlerin yeni kurulan sicile duyduğu güvenin önemli bir göstergesidir.</p>

<p>Bugüne kadar tescil ettiğimiz gemilerin yaşları da dikkate alındığında, Paris MoU ve Mediterranean MoU kapsamındaki ilk Liman Devleti Kontrolü denetimlerinden herhangi bir tutuklama yaşamadan başarıyla geçmeleri bizim için son derece önemli bir göstergedir. Bu sonuç, uyguladığımız teknik inceleme, uygunluk değerlendirmesi ve bayrak devleti denetimlerinin doğru yönde ilerlediğini göstermektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yeni kurulmuş bir gemi sicili olmamız nedeniyle bugün henüz Paris MoU Performans Listesi'nde siyah, gri veya beyaz bayrak olarak sınıflandırılmış değiliz. Ancak göstereceğimiz operasyonel performans, PSC sonuçlarımız ve uluslararası yükümlülüklere tam uyum sayesinde, önümüzdeki üç yıl içerisinde beyaz listeye giren güvenilir bir bayrak devleti olmayı hedefliyoruz.</p>

<p>IMO Deniz Emniyeti Komitesi'nin (MSC 111) son toplantısında alınan önemli kararlardan biri de LRIT sisteminin finansal yapısının yeniden düzenlenmesi olmuştur. Bu kapsamda, kıyı devletlerinin kendi kıyılarından itibaren 1.000 deniz mili içerisindeki deniz alanında seyreden gemilere ait standart LRIT konum bilgilerinin ücretsiz olarak sağlanması prensipte kabul edilmiştir. Bu karar, özellikle gelişmekte olan kıyı devletlerinin deniz emniyeti, deniz güvenliği ve deniz alanı farkındalığını güçlendirmesi açısından son derece önemli bir gelişmedir. Somali, Afrika'nın en uzun kıyı şeritlerinden birine sahip ülkesidir. Bu nedenle söz konusu düzenleme sayesinde çok geniş bir deniz alanında seyreden gemilere ilişkin LRIT verilerine ilave bir mali yük oluşturmadan erişebilme imkânı doğacaktır. Bu durum; deniz trafiğinin daha etkin izlenmesine, yasa dışı faaliyetlerle mücadeleye, arama-kurtarma kapasitesinin geliştirilmesine ve Somali karasuları ile açık denizlerde deniz emniyeti ve güvenliğinin önemli ölçüde artırılmasına katkı sağlayacaktır.</p>

<p>Somali olarak biz de LRIT sistemine tam uyum sağlamayı stratejik önceliklerimiz arasında görüyoruz. ASP ve Data Centre altyapımızı oluşturarak uluslararası LRIT sistemine entegre oluyor, ilerleyen dönemde kendi National Data Centre'mızı kurarak yalnızca ulusal kapasitemizi güçlendirmeyi değil, aynı zamanda Doğu Afrika ve Hint Okyanusu bölgesinde LRIT hizmeti sunabilen bölgesel bir merkez haline gelmeyi hedefliyoruz.</p>

<p>Nihai hedefimiz, yalnızca gemi sayısıyla büyüyen bir sicil olmak değil; teknik kapasitesi güçlü, IMO standartlarına tam uyumlu, PSC performansıyla örnek gösterilen, beyaz listede yer alan ve uluslararası denizcilik camiasında güven duyulan bir bayrak devleti oluşturmaktır. Bu vizyon doğrultusunda önümüzdeki beş yılın, Somali denizciliği açısından yeniden yapılanma ve uluslararası entegrasyon dönemi olacağına inanıyoruz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>7DENİZ DERGİSİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Röportaj</category>
      <guid>https://www.7deniz.net/somali-35-yil-aradan-sonra-yeniden-denizcilik-sahnesinde</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 12:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://7deniznet.teimg.com/crop/1280x720/7deniz-net/uploads/2026/09/cagdas-oykun-saltas-maset82.jpg" type="image/jpeg" length="78005"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Rotterdam’da bir Türk broker; Seren Sapmaz]]></title>
      <link>https://www.7deniz.net/rotterdamda-bir-turk-broker-seren-sapmaz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.7deniz.net/rotterdamda-bir-turk-broker-seren-sapmaz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rotterdam merkezli Friday & Co Shipbrokers BV şirketinde Gemi Alım-Satım (S&P) Brokeri olarak görev yapan Seren Sapmaz, kariyerini İstanbul’un hukuk bürolarından Avrupa’nın denizcilik başkentine taşıyan isimlerden biri. Kendisiyle kariyer yolculuğunu, Friday&Co'nun küresel pazardaki özgün konumunu ve denizcilik sektöründe değişen dengeleri konuştuk.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Friday &amp; Co Shipbrokers BV şirketinde Gemi Alım-Satım (S&amp;P) Brokeri Seren Sapmaz’ın denizcilik sektörüne olan ilgisi, İstanbul’daki hukuk fakültesi yıllarında deniz hukuku alanında uzmanlaşmış bürolarda yaptığı yaz stajlarıyla filizlenmiş. O günleri, yeni insanlarla ve şirketlerle tanışmanın, denizciliğin kendine has dinamiklerini öğrenmenin verdiği heyecanla iş hayatına atılmak için gün saydığı günler olarak belirtiyor. Avukatlık yıllarındaki temposu ise sektörün hem hukuki hem de sahaya dayalı pratiklerini aynı potada eritmesini sağlamış.</p>

<p>O döneme dair şu anısını aktarıyor, "Bir gün Türk armatörün Japonya'daki tersane ile yaptığı yeni inşa sözleşmesine yorum veriyor, ertesi sabah erkenden Körfez'e gidip tersanede bekleyen tamamlanmamış gemilerin kıymet takdiri için gemi inşa mühendisleriyle keşfe katılıyordum. Dönüşte ise alım-satım kapanış toplantısında geminin alıcısıyla birlikte Satış Senedi'ni (Bill of Sale) bekliyordum."</p>

<p>Çok sayıda Türk ve yabancı bankayla gemi finansmanı projelerinde de yer alan Sapmaz, sözleşme müzakereleri yapmanın kendisine, hukukun tam zıttı gibi algılanabilen "ticari bakış açısını" kazandırdığını vurguluyor. Zamanla genişleyen portföyü ve ağı sayesinde yüksek lisans eğitimi için gittiği Hollanda’da mevcut şirketiyle tanışmış ve son üç buçuk yıldır burada S&amp;P brokeri olarak kariyerine devam ediyor.</p>

<p><strong>Rotterdam'da butik bir uzmanlık ve “Off-Market” stratejisi</strong></p>

<p>Sapmaz’ın bünyesinde bulunduğu Friday&amp;Co, Rotterdam ve Riga ofisleriyle 20 yılı aşkın süredir gemi alım-satımı alanında hizmet veren butik bir broker şirketi. Uzmanlık alanları koster tonajı olsa da son yıllarda artan müşteri talepleri ve tonajların büyümesiyle büyük tonajlı gemilerde de aktif rol alıyorlar. Şirket Hollanda merkezli olmasına rağmen, farklı pazar ve segmentlere odaklanan, uluslararası ve dinamik bir ekibe sahip. Sapmaz, bu yapı içerisinde başta Türkiye olmak üzere Hollanda ve Doğu Akdenizli armatörlere hizmet veriyor.</p>

<p>Şirketin pazardaki en büyük avantajı ise müşteri odaklı "off-market" yaklaşımı. Gerektiğinde gemiyi piyasaya sirküle etmenin ötesinde, çoğunlukla hedef alıcıyı veya gemiyi nokta atışıyla belirleyip doğrudan ve "private" (özel) bir iletişim kurmayı tercih ediyorlar. Avrupa pazarındaki armatörlerin büyük kısmıyla uzun yıllara dayanan ilişkileri, müşterilere minimum aracıyla veya doğrudan alıcı/satıcı ile temas kurma imkanı tanıyor. Özellikle Avrupa inşası koster gemilerinde zengin bir portföye sahipler.</p>

<p>Veri gücü de şirketin önemli bir kozu. Sapmaz, Sea3R şirketiyle yürüttükleri ortak girişim (joint venture) sayesinde, Avrupa bankalarına portföylerindeki gemiler için aylık ve yıllık fiyat değerlemeleri sunduklarını belirtiyor. Ayrıca 3600, 5000, 6500 ve 8500 dwt kosterler için hazırladıkları piyasa raporları, operasyonlarını çok güçlü bir piyasa ve fiyat verisiyle destekliyor.</p>

<p><strong>Pandemi dönemeci ve masadaki iki farklı kültür</strong></p>

<p>Sapmaz için uluslararası sularda kariyer yapma fikri, pandemi sürecinde denizcilik alanında ek bir uzmanlık arayışıyla hız kazanmış. Hollanda’nın denizcilik dünyasının kalbi konumunda olması, hukuki altyapısının üzerine ticari ve operasyonel bir perspektif inşa etmesi için bulunmaz bir fırsat yaratmış. Uluslararası ortamda çalışmak, ona aracılık yaparken kültürler arası farklılıkları gözeterek bir denge kurmayı öğretmiş.</p>

<p>"Gemisini satmak isteyen bir satıcı ile gemiyi 'en uygun' fiyata almak isteyen istekli bir alıcının olduğu masada, aslında iki farklı ticari kültürü, iki farklı beklenti dilini ve çoğu zaman iki farklı risk algısını aynı anda yönetmeniz gerekiyor. Her gemi bana hem teknik hem ticari açıdan yeni bir şey öğretiyor."</p>

<p>Bu uluslararası vizyon, aynı zamanda Türkiye piyasasının yanı sıra Kuzey Avrupa ve Baltık navlun piyasalarını ilk elden takip etmesine ve S&amp;P trendlerini yakından izlemesine olanak tanıyor.</p>

<p><strong>Gemi alım-satım piyasasında değişen rotalar: Kosterden büyük tonaja</strong></p>

<p>“Piyasanın güncel durumunu değerlendiren Sapmaz: Koster tonajında son dönemin en dikkat çekici eğiliminin Türk armatörlerin strateji değişikliği olduğunu belirtiyor. Pandemi sonrasında küçük kosterlere yoğun talep gösteren Türk armatörler, zayıf navlun piyasası, artan işletme (OPEX) maliyetleri, mürettebat sıkıntıları ve küçük tonaj için finansmana erişim zorluğu gibi nedenlerle büyük tonaja yönelmiş durumda. Avrupa’da, özellikle Hollanda ve Almanya’da ise tablo tam tersi; armatörler tonaj büyütmek yerine daha ekonomik gemilerle filolarını genişletmeyi tercih ediyor.</p>

<p>Yaşlı gemiler konusundaki seçicilik artmış durumda. IACS klaslarının ve bayrak kurallarının zorlukları nedeniyle, Karadeniz hattı haricinde 2000 yılı öncesi inşa edilmiş gemilere olan ilgi giderek azalıyor. Büyük tonajda ise yakıt fiyatlarındaki dalgalanmalar alıcıları 2013 sonrası inşa edilen, Tier III standartlarında ve eco-makineli gemilere yönlendirirken; bu durum eski ve yeni gemi fiyatları arasındaki makası iyice açıyor. Aynı şekilde küresel ticaret politikaları da Japon inşası ile Çin/Kore inşası gemiler arasındaki fiyat farkını doğrudan etkiliyor.”</p>

<p>Fiyatları belirleyen unsurların sadece son satış rakamları olmadığını; yaş, kondisyon, yeni inşa fiyatları, teslim süreleri, piyasadaki mevcut tonaj arzı ve hurda fiyatlarının da denkleme dahil olduğunu belirten Sapmaz, piyasanın genel röntgenini şu sözlerle çekiyor:</p>

<p>"S&amp;P piyasası uzun süredir navlun piyasasıyla paralel gitmiyor. Rusya-Ukrayna savaşı, Ortadoğu'daki belirsizlik ve artan maliyetler alıcılara yeni yatırım için henüz yeterli güveni vermiyor. Gemisi yaş nedeniyle IACS üyesi kuruluşlarca klasta tutulmayan armatörler için 25 yaşından genç bir gemi almak tek seçenek gibi görünse de, mevcut piyasa ve finans koşulları bunu pek desteklemiyor. Ayrıca, 2008 krizi sonrası Avrupa'da yıllarca yeni gemi inşa edilmemiş olması piyasada hali hazırda 10-20 yaş arası gemi azlığı yarattı ve bu da fiyatlardaki gevşemenin beklenenden yavaş gerçekleşmesine yol açıyor. Hem Avrupa'da hem de Uzak Doğu'da yeni inşa maliyetlerinin artmaya devam etmesi ise göz ardı edilmemesi gereken büyük bir faktör."</p>

<p><strong>Teknolojik dönüşüm: Otonom gemiler ve üç suret konişmento çelişkisi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Denizcilik sektörünü dönüştüren dijitalleşme ve yapay zeka dalgası, Friday&amp;Co'nun da son bir yıldır yoğun şekilde üzerine kafa yorduğu bir konu. Sapmaz ve ekibi, bu yeni teknolojilere direnmek yerine onları alıcıyla doğru gemiyi eşleştirmek ve günlük operasyonel yükü hafifletmek için nasıl kullanabileceklerini araştırıyorlar. Günlük kullandıkları sistemlere entegre edilen yapay zeka ajanlarının sayısı son bir yılda inanılmaz bir hızla artmış durumda.</p>

<p>Ancak sektörün yapısı gereği geleneksel ve yeniliklere karşı tutucu olduğunu da gözlemliyor. Yüksek lisans tezini akıllı sözleşmeler üzerine yazan Sapmaz, denizcilik ve taşımacılık sektörünün yapay zekayı en son benimseyen alanlardan biri olduğuna dikkat çekiyor. "Otonom gemiler artık kimseyi şaşırtmıyor ama biz hala üç suret konşimento ve fiziksel evrakla iş yapılan bir sektörüz," diyen Sapmaz; teknolojinin acente, broker ve gümrükçü gibi aracıların sayısını azaltacağını öngörse de yapay zekanın güvene dayalı insan ilişkilerinin yerini tamamen almasının en azından yakın gelecekte mümkün olmadığını savunuyor.</p>

<p><strong>Genç hukukçulara ve broker adaylarına altın nitelikte tavsiyeler</strong></p>

<p>Söyleşimizin sonunda kariyerini bu alanda çizmek isteyen gençlere seslenen Seren Sapmaz, başarının anahtarının insan tanımayı öğrenmek ve sebat etmek olduğunu vurguluyor. Bilgiye ulaşmanın artık çok kolay olduğunu, ancak bunu pratikte uygulayarak uzmanlaşmanın sadece sabır ve istikrarla, çoğu zaman deneyip yanılarak kazanılabileceğini belirtiyor.</p>

<p>Denizcilik veya gemi mühendisliği kökenli olmayan adaylar için özellikle Institute of Chartered Shipbrokers (ICS) gibi kurumların (Türkiye’de de şubesi bulunuyor) sınavlarını tamamlamalarını tavsiye ediyor. Bu tarz akreditasyonların, ister S&amp;P ister kiralama brokeri olsun, kişiye uluslararası bir güvenilirlik kazandırdığını ve binlerce üyeli dev bir ağın kapılarını araladığını söylüyor. Kendisi de iş hayatına başladığından bu yana Denizcilikle İştigal Eden Kadınlar Derneği (WISTA Türkiye) üyesi ve Hollanda'ya taşındıktan sonra WISTA Hollanda’ya da dahil olarak her iki ülkedeki etkinliklere aktif katılım sağlıyor.</p>

<p>Sapmaz, gençlere verdikleri emeğin karşılıksız kalmayacağını şu sıcak mesajla iletiyor: "İşlerini bir zorunluluk değil, gerçekten sevdikleri bir uğraş gibi gördükleri sürece bu yolda hiç yalnız yürümeyecekler. Özellikle Türk denizcilik sektörünün birbirine desteğini yurt içinde ve yurt dışında bizzat yaşamış biri olarak söyleyebilirim ki; sektörümüz sanıldığından çok daha yakın ve dayanışma dolu. Yeter ki sabırla yeni şeyler öğrenmekten ve kendilerini geliştirmekten vazgeçmesinler."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>7DENİZ DERGİSİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Röportaj</category>
      <guid>https://www.7deniz.net/rotterdamda-bir-turk-broker-seren-sapmaz</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 12:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://7deniznet.teimg.com/crop/1280x720/7deniz-net/uploads/2026/08/seren-sapmaz-manset82.jpg" type="image/jpeg" length="86948"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağduyu, disiplin ve doğru iletişim bilgi kadar önemli]]></title>
      <link>https://www.7deniz.net/sagduyu-disiplin-ve-dogru-iletisim-bilgi-kadar-onemli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.7deniz.net/sagduyu-disiplin-ve-dogru-iletisim-bilgi-kadar-onemli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Makine mühendisliği eğitimiyle başlayan kariyerini denizcilik sektöründe çeyrek asra yaklaşan deneyimle şekillendiren Ayşegül Domaniç Kasap; Statü Denizcilik’te başlayan, Genel Denizcilik’te devam eden profesyonel yolculuğunu bugün Hollanda merkezli uluslararası çalışmalarıyla sürdürüyor...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Makine mühendisliği eğitimiyle başlayan kariyerini denizcilik sektöründe çeyrek asra yaklaşan deneyimle şekillendiren Ayşegül Domaniç Kasap; Statü Denizcilik’te başlayan, Genel Denizcilik’te devam eden profesyonel yolculuğunu bugün Hollanda merkezli uluslararası çalışmalarıyla sürdürüyor. 2019 yılından bu yana Hollanda’da yaşayan ve bu yılın başında ülkenin köklü armatör ailelerinden Spliethoff bünyesine katılan Kasap; mühendislik, işletme ve ekonomi hukuku altyapısını denizcilik sektöründeki stratejik bakış açısıyla birleştiriyor. Amsterdam’ın yüzyıllardır dünya ticaretine yön veren atmosferinde, denizciliğin geçmişiyle bugünü arasında güçlü bir bağ kuran Ayşegül Domaniç Kasap ile güzel bir sohbet gerçekleştirdik.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Denizcilik sektöründe sigorta, hasar yönetimi, iş geliştirme ve danışmanlık gibi farklı alanlarda önemli deneyimler kazandınız. Kariyerinizde size en fazla katkı sağlayan dönüm noktaları hangileri oldu?</strong></p>

<p>Yapı olarak hangi işi yapıyorsam o işe heyecan duyan biriyim. Bu nedenle kariyerimde tek bir dönüm noktasını öne çıkarmam zor. Teknik açıdan bakarsam, Genel Denizcilik'te yönettiğimiz ve başarıyla sonuçlandırdığımız milyonlarca dolarlık uyuşmazlıklar ve davalar; çok uluslu yapıları, yoğun stresi ve öğretici yönleriyle hem kariyerime hem de kişisel gelişimime büyük katkı sağladı. Sektör yayınlarında başarı haberlerini gördüğümüz o anları unutmak mümkün değil. Öte yandan, daha dün Spliethoff filosundaki gemilerimizden biri Brezilya açıklarında batan bir gemiden kurtulmayı başaran altı denizciyi, ellerindeki EPIRB cihazından gelen sinyal sayesinde tespit ederek can salından aldı ve güvenli şekilde kıyıya ulaştırdı. Böyle olaylar yaptığımız işe yalnızca ticari değil, aynı zamanda insani ve vicdani bir anlam da kazandırıyor.</p>

<p><strong>Bugün yönetimini yürüttüğünüz Bloozy Maritime Trading B.V. ile önemli projelere imza atıyorsunuz. Bu yolculukta sizi en çok heyecanlandıran veya gururlandıran proje hangisiydi?</strong></p>

<p>Aslında beni en çok gururlandıran şey tek bir proje değil. Gemi sigortaları, tersane sigortaları ve risk yönetimi gibi alanlarda bize güvenerek çalışan paydaşlarımızın varlığı benim için çok kıymetli. Çünkü sigorta ve risk yönetimi, insanların en çok ihtiyaç duyduğu anlarda devreye giren bir güven mekanizmasıdır.</p>

<p>Bir hasar anında yanlarında görmek istedikleri ekibi oluştururken bizi tercih etmeleri; eğitimimize, tecrübemize ve karakterimize duydukları güvenin en somut göstergesidir. Geleceğe yönelik planlarını yaparken, en zor günlerinde destek alacakları ekip olarak seçilmek benim için en büyük gurur kaynağıdır. <img alt="Ayşegül Domaniç Kasap (2)" height="1500" src="https://7deniznet.teimg.com/7deniz-net/uploads/2026/08/aysegul-domanic-kasap-2.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1000" /><strong>Sigorta ve hasar yönetimindeki uzun yıllara dayanan tecrübeniz, bugün sunduğunuz danışmanlık hizmetlerine nasıl katkı sağlıyor?</strong></p>

<p>Sigorta ve hasar yönetiminde yarın karşınıza çıkacak olayın nasıl bir senaryo oluşturacağını asla bilemezsiniz. Kesin olan tek şey, yüzüncü çatma vakasını yönetiyor olsanız bile onun önceki doksan dokuz olayın aynısı olmayacağıdır. Aslında en kesin bilgi, geleceği tam olarak bilemeyeceğinizi bilmektir. Bence belirsizliklerle yaşamayı öğrenmek ve onlara hazırlıklı olabilmek, uzun yıllara yayılan bir kariyerin insana kazandırdığı en değerli yetkinliklerden biridir. Günümüzün popüler kavramıyla ifade edecek olursak; dayanıklılık (resilience) geliştirmek açısından bunun katkısı paha biçilemez.</p>

<p><strong>Denizcilik zaman zaman krizlerin ve beklenmedik gelişmelerin yaşandığı bir sektör. Zor bir deniz kazası veya hasar vakasıyla karşılaştığınızda ilk refleksiniz ne olur?</strong></p>

<p>İlk refleksim, hiçbir şeyi bildiğimi varsaymamaktır. Her yeni olayı kendi şartları içinde anlamaya çalışırım. Çünkü "biliyorum" zanneden kişi, çoğu zaman yanılmaya mahkûmdur. Tüm tarafları dinlemek, doğrulanmış bilgiye ulaşmak ve doğru uzmanları mümkün olan en kısa sürede aynı masada buluşturmak önceliğimdir. Denizcilikte kriz yönetiminin temelinde bilgi kadar sağduyu, disiplin ve doğru iletişim vardır.</p>

<p><strong>Hollanda ve Türkiye denizcilik sektörleri arasında gözlemlediğiniz temel çalışma kültürü farkları nelerdir?</strong></p>

<p>Hollanda’da, hatta genel olarak Kuzeybatı Avrupa toplumlarında organizasyonel hiyerarşi çok farklı işliyor. Türkiye'de ve daha dikey organizasyon yapısına sahip toplumlarda ast-üst ilişkisi karar alma süreçlerinde daha belirleyici olabiliyor. Hollanda'da ise yaş veya kıdem, fikir beyan etmek ve inisiyatif almak açısından aynı ölçüde belirleyici değil. Bu konuda The Swedish Club eğitimlerinden birinde verilen örnek aklımdan hiç çıkmaz. Bazı kültürlerde köprüüstündeki bir zabit, kaptana "Bu şekilde devam edersek karaya oturacağız" demekte çekingen davranabilir. Hollanda ve benzeri kültürlerde ise saygı korunurken çok daha açık iletişim kuruluyor ve sorumluluk paylaşılıyor. Bunun özellikle emniyet kültürüne çok önemli katkı sağladığını düşünüyorum.</p>

<p><strong>Türk denizcilik sektörünün küresel rekabette daha güçlü bir konuma ulaşabilmesi için hangi alanlara odaklanması gerektiğini düşünüyorsunuz?</strong></p>

<p>Bence en önemli konu, kendimizi yalnızca "Türk denizciliği" sınırları içinde tanımlamak yerine dünya ölçeğinde oyuncu olmayı hedeflememizdir. Artık neredeyse klişeleşmiş bir tarif olsa da ülkemizin üç tarafının denizlerle çevrili olması ve dünya ticaretinin en stratejik su yollarından bazılarını kontrol etmesi son derece önemli bir avantajdır. Bu potansiyelin tam anlamıyla değerlendirilebilmesi için kamu politikalarının, hukuki düzenlemelerin ve sektörel teşviklerin uzun vadeli bir strateji çerçevesinde şekillenmesi gerektiğine inanıyorum. Aynı zamanda sektör içinde iş birliği kültürünün daha güçlü hale gelmesi gerekiyor. Ne yazık ki etik değerlere dayalı, akılcı ve sürdürülebilir iş birliklerinin hâlâ arzu edilen seviyede olmadığını düşünüyorum. Üstelik bunu yalnızca gözlemlemedim; bizzat deneyimledim. Sonuçta iyi insan olmadan iyi tüccar da olunamıyor! <img alt="Bloozy Maritime" height="333" src="https://7deniznet.teimg.com/7deniz-net/uploads/2026/08/bloozy-maritime.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1000" /></p>

<p><strong>Önümüzdeki yıllarda denizcilik sektörünü şekillendirecek en önemli gelişmeler sizce neler olacak?</strong></p>

<p>Denizcilik dünya ticaretinin yüzde 90'ından fazlasını taşıyor. Dolayısıyla dünyanın gündemindeki her gelişme denizciliği etkiliyor; denizcilikte yaşanan her dönüşüm de dünyayı etkiliyor. Hatta denizcilik çoğu zaman değişimden etkilenen değil, değişimi şekillendiren sektörlerden biri konumunda.</p>

<p>Daha bu sabah, bir geminin tankları içerisinde drone kullanarak kalınlık ölçümü yapan ve aynı anda son derece hassas üç boyutlu modelleme gerçekleştiren bir yazılımın sunumunu izledim. Bu yalnızca survey süreçlerine ilişkin küçük bir örnek. Yapay zekâ, dijitalleşme, otonom sistemler ve veri analitiği artık sektörün günlük hayatının bir parçası. Elbette yeni teknolojiler ilk dönemlerinde bazı eksiklikler taşıyor. Ancak bizler de bu dönüşümün sadece kullanıcıları değil, aynı zamanda gelişimine katkı sağlayan paydaşlarıyız.</p>

<p><strong>Kariyer yolculuğunuz boyunca karşılaştığınız zorluklar nelerdi? Özellikle denizcilik sektöründe kariyer hedefleyen profesyonellere hangi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?</strong></p>

<p>Soruda küçük bir düzeltme yapmak isterim. Tavsiyelerimin yalnızca kadınlara yönelik olmasını istemem. Ben eğitime, liyakate ve fırsat eşitliğine güçlü şekilde inanan biriyim. Doğru işe doğru insanı yerleştirmenin ve insanlara ihtiyaç duydukları eğitimi sunmanın en sağlıklı formül olduğuna inanıyorum. Uzun vadede bunun yanıltmayacağına da eminim.</p>

<p>Şaka bir yana, kadın meslektaşlarıma söylemek isteyeceğim en önemli şey; kendilerini hiçbir parametre üzerinden dezavantajlı görmemeleri olur. Bilgi, çalışma disiplini, merak ve karakter; cinsiyetten çok daha belirleyici unsurlardır.</p>

<p>Kendilerine yatırım yapmaktan, öğrenmekten ve sorumluluk almaktan vazgeçmesinler. Denizcilik zorlayıcı olduğu kadar büyük fırsatlar da sunan bir sektör. Bu sektörde kalıcı başarıyı getiren ise tutarlılık, uzmanlık ve güvenilirliktir. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, denizcilik dünyanın en uluslararası sektörlerinden biridir. Kendinizi yalnızca bulunduğunuz ülkeyle sınırlamayın; dünyayı çalışma alanınız olarak görün. Çünkü kariyerinizi büyüten şey çoğu zaman coğrafyanız değil, vizyonunuzdur.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>7DENİZ DERGİSİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Röportaj</category>
      <guid>https://www.7deniz.net/sagduyu-disiplin-ve-dogru-iletisim-bilgi-kadar-onemli</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 11:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://7deniznet.teimg.com/crop/1280x720/7deniz-net/uploads/2026/08/aysegul-domanic-kasap-manset82.jpg" type="image/jpeg" length="74606"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Denizler rekabet değil, ortak refah alanıdır]]></title>
      <link>https://www.7deniz.net/denizler-rekabet-degil-ortak-refah-alanidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.7deniz.net/denizler-rekabet-degil-ortak-refah-alanidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Posedonia 2026 Fuarı sonrasında görüşlerini aldığımız Atina Büyükelçimiz Çağatay Erciyes, denizciliğin Türkiye ile Yunanistan arasında ekonomik diplomasinin en güçlü köprülerinden biri olduğunu vurguluyor. Türk firmalarının Yunanistan’daki görünürlüğünü artırmaya yönelik çalışmalara da değinen Büyükelçimiz, Türkiye ile Yunanistan’ın denizcilikte birbirini tamamlayan yapısının yeni ticari ortaklıklar ve 10 milyar dolarlık ticaret hedefi açısından önemli fırsatlar sunduğunu söylüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Her Posidonia Fuarı öncesinde Türk denizcilerine ev sahipliği yapan bir resepsiyon düzenliyorsunuz. Bu tür uluslararası etkinliklerde Türkiye’yi temsil etmek ve denizcilerimize ev sahipliği yapmak sizin için ne ifade ediyor?</strong></p>

<p>Dünyanın farklı bölgelerinde ülkemizi başarıyla temsil eden iş insanlarımızın, Türkiye’nin diplomatik desteğini yanlarında hissetmeleri son derece önemli. Bu anlayışla, her Posidonia Fuarı kapsamında başta ülkemizden gelen denizcilik sektörü temsilcileri olmak üzere, Yunan makamlarını ve uluslararası denizcilik camiasının önde gelen isimlerini Büyükelçiliğimizde ağırlamaktan büyük memnuniyet duyuyoruz.</p>

<p>Bu yıl 2 Haziran’da, İMEAK Deniz Ticaret Odası ile Gemi İnşa Sanayicileri Birliği’nin (GİSBİR) katkılarıyla yaklaşık 300 davetlinin katıldığı kapsamlı bir resepsiyon düzenledik. Bu buluşmayı yalnızca sektör temsilcilerini bir araya getiren bir etkinlik olarak değil, aynı zamanda Türkiye’nin denizcilikteki birikimini, üretim kapasitesini ve vizyonunu uluslararası platformda tanıtan önemli bir ekonomik diplomasi faaliyeti olarak görüyoruz. Türk ve Yunan denizcilik sektörlerinin yanı sıra uluslararası paydaşları da buluşturan resepsiyonumuz, yeni iş birliği fırsatlarının değerlendirilmesine ve mevcut ilişkilerin güçlendirilmesine katkı sağladı.</p>

<p>Türkiye bugün denizcilik ve özellikle gemi inşa sanayisinde dünyanın önde gelen ülkeleri arasında. Bu tür etkinlikler, ülkemizin küresel deniz ticaretindeki güçlü konumunu, rekabet gücünü ve uluslararası denizcilikte üstlendiği stratejik rolü görünür kılan önemli platformlardır.</p>

<p>Öte yandan, Sayın Cumhurbaşkanımız ile Yunanistan Başbakanı'nın ortaya koyduğu ortak vizyon doğrultusunda, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin daha da geliştirilmesi ve 10 milyar dolar ticaret hacmine ulaşılması hedeflenmektedir. Denizcilik sektörü, bu hedefe en fazla katkı sağlayabilecek alanların başında gelmektedir. İş dünyamızın kuracağı yeni ortaklıklar ve geliştireceği iş birlikleri, ikili ticaret hacminin büyümesine ve ekonomik ilişkilerin derinleşmesine önemli katkılar sunacaktır. Büyükelçilik olarak bu süreci desteklemekten memnuniyet duyuyoruz.</p>

<p>Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ifade ettiği gibi, <strong>"Denizcilik, Türk’ün büyük millî ülküsüdür."</strong> Biz de bu anlayışla, Türk denizciliğinin uluslararası alandaki başarılarını desteklemeye ve görünürlüğünü artırmaya devam edeceğiz.<img alt="Türk Heyeti Cağatay Erciye" height="688" src="https://7deniznet.teimg.com/7deniz-net/uploads/2026/08/turk-heyeti-cagatay-erciye.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1000" /><strong>Diplomasi ile denizcilik sektörünün kesiştiği noktaları nasıl değerlendiriyorsunuz? Özellikle deniz taşımacılığı, enerji güvenliği, çevre ve sürdürülebilirlik gibi alanlarda artan uluslararası iş birliği ihtiyacı sizce ülkeler arası ilişkilerde nasıl bir rol oynayabilir?</strong></p>

<p>Denizcilik, uluslararası ilişkilerin en stratejik alanlarından biri. Önemi yalnızca ticaretten kaynaklanmıyor; devletlerin egemenlik haklarını, küresel güvenliği, enerji arzını ve çevresel sorumluluklarını da doğrudan ilgilendiriyor. Bugün denizcilik; ticaret, enerji güvenliği, çevre ve sürdürülebilirliğin iç içe geçtiği küresel bir ekosistem niteliği taşıyor.</p>

<p>Bölgemizde savaşların ve jeopolitik gerilimlerin arttığı bir dönemde deniz ticaret yollarının güvenliği, uluslararası işbirliği ve diplomasinin en önemli gündem maddeleri arasında yer alıyor. Küresel ticaretin yüzde 80'inden fazlasının deniz yoluyla gerçekleştirildiği dikkate alındığında, deniz ulaştırmasının kesintisiz işlemesi yalnızca ekonomik refah için değil, küresel istikrar açısından da hayati önem taşıyor. Petrol, doğal gaz ve LNG gibi stratejik enerji kaynaklarının büyük ölçüde deniz yoluyla taşınması da enerji koridorlarının güvenliğini uluslararası diplomasinin vazgeçilmez unsurlarından biri haline getiriyor.</p>

<p>Denizcilik aynı zamanda doğası gereği uluslararası kurallara ve ortak hareket etme kültürüne dayanıyor. Denizlerle ilgili kararların etkisi çoğu zaman ulusal sınırları aşıyor. Örneğin, bir limandaki çevre standartlarının yetersizliği kirliliğin başka ülkelerin kıyılarına ulaşmasına neden olabilir. Hürmüz Boğazı örneğinde olduğu gibi, stratejik bir boğazın kapanması küresel tedarik zincirlerini aksatabilir, enerji maliyetlerini artırabilir ve temel tüketim ürünlerinin fiyatlarını doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle denizcilik alanındaki kararların sonuçları sektörün ötesine geçerek toplumların günlük yaşamına ve küresel ekonomiye yansımaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu çerçevede ticaretin güvenliği, enerji arzının sürekliliği, deniz çevresinin korunması ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşılması; devletler, uluslararası kuruluşlar ve özel sektör arasında güçlü iş birliği gerektiriyor.</p>

<p>Bunun yanında denizciliğin insani boyutu da unutulmamalıdır. Komşu ülkeler arasında siyasi, hukuki görüş ayrılıkları bulunsa dahi, arama-kurtarma faaliyetleri, denizde can, mal, seyir ve çevre emniyeti mekanizmalarının kesintisiz işlemesi ortak bir sorumluluktur. Denizlerde iş birliği, yalnızca diplomatik ilişkileri güçlendiren bir araç değil, aynı zamanda insan hayatını koruyan evrensel bir zorunluluktur.</p>

<p><strong>Denizcilikte ve ekonomik iş birliği açısından, Türkiye-Yunanistan ilişkilerine dair bu fuar hangi fırsatları sundu? </strong></p>

<p>Posidonia, Atina’da iki yılda bir düzenlenen ve dünyanın en prestijli denizcilik fuarlarından biri. Özellikle Yunan armatörlerinin yoğun katılımıyla küresel denizcilik sektörünün buluşma noktası. Bu yıl fuar, 83 ülkeden 2.227 katılımcı firma ve 140 ülkeden 32.500’ün üzerinde ziyaretçiyi ağırladı.</p>

<p>Bu yönüyle Posidonia, ticari bir fuarın ötesinde, Türkiye ile Yunanistan arasında denizcilik ve ekonomik iş birliğini geliştiren stratejik bir platform niteliği taşıyor. Coğrafi yakınlık ve iki ülkenin denizcilik sektörlerindeki tamamlayıcı yapısı, önemli bir iş birliği potansiyeli yaratıyor. Gemi inşası ve onarımı, ekipman, makine, boya, liman hizmetleri ve diğer denizcilik alt sektörlerinde faaliyet gösteren 76 Türk firması fuarda yer alarak Yunan ve uluslararası sektör temsilcileriyle yeni iş bağlantıları kurma ve mevcut ilişkilerini geliştirme imkânı buldu.</p>

<p>Son yirmi yılda yapılan yatırımlar sayesinde Türk tersaneleri, kalite, teknoloji ve rekabetçi maliyet açısından Avrupa'nın önde gelen üretim merkezleri arasında. Yunan armatörleri de bu kapasiteyi yakından biliyor ve Türk firmalarıyla iş birliklerini her geçen yıl daha da geliştiriyor. Posidonia kapsamında gerçekleştirilen temasların yeni ticari fırsatlara dönüştüğünü memnuniyetle görüyoruz.</p>

<p>Fuarın deniz turizmi açısından da olumlu yansımaları bulunuyor. Türkiye ile Yunanistan arasında gelişen turizm ilişkileri, özellikle kruvaziyer, feribot, yat turizmi ve marina hizmetleri alanlarında yeni iş birliği imkânları yaratıyor.</p>

<p>Kısacası Posidonia, Türkiye ile Yunanistan arasında denizcilik alanındaki iş birliğini güçlendiren, siyasetin ötesinde somut ekonomik kazanımlar üreten önemli bir platform. Büyükelçilik olarak Türk firmalarının fuara güçlü katılımını, daha fazla B2B görüşme gerçekleştirmelerini ve yeni ortaklıklar geliştirmelerini desteklemeyi sürdürüyoruz.</p>

<p><strong>Denizcilik ve ekonomi ekseninde iki ülke arasında iş birliği potansiyeli nasıl değerlendiriliyor?</strong></p>

<p>Denizcilik sektörümüz için Yunanistan önemli bir ihracat pazarı. İki ülke denizcilik sektörleri arasındaki iş birliği potansiyeli de geçmişteki siyasi gerilimlere rağmen güçlü şekilde artış eğiliminde. Zira iki ülkenin sektörel yapıları birbirini tamamlıyor. Yunanistan dünyanın en büyük ticari filolarından birine sahipken, Türkiye gemi inşası, bakım-onarım ve denizcilik sanayisinde güçlü bir üretim altyapısı ve yüksek rekabet gücüyle öne çıkıyor. Bunun yanında yeşil dönüşüm, dijitalleşme, sürdürülebilir denizcilik ve deniz turizmi gibi yeni alanlar da iş birliği için önemli fırsatlar sunuyor.</p>

<p>Son yıllarda ikili ticaret hacminde kaydedilen istikrarlı artış ve liderlerimizin ortaya koyduğu 10 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefi doğrultusunda yürütülen çalışmalar da bu potansiyelin giderek somut sonuçlar verdiğini gösteriyor. Pozitif Gündem mekanizması kapsamında ticaret, turizm ve çevre gibi alanlarda sağlanan ilerlemeler, karşılıklı güveni güçlendiriyor ve yeni iş birliklerinin önünü açıyor.</p>

<p>Bugün Yunan armatörleri kalite, kapasite ve rekabetçi maliyet avantajları sayesinde Türk tersanelerini tercih ediyor. Römorkör inşası, gemi bakım-onarımı ve diğer denizcilik projelerinde iki ülke firmaları arasında başarılı ortaklıklar kuruluyor. Bu her iki taraf için de kazan-kazan anlayışına dayalı güçlü bir iş birliği zemini oluşturuyor.</p>

<p><strong>Türk denizcilik firmaları sizden hangi konularda destek alıyorlar ve ticaretin gelişmesi açısından firmalarımızla ne gibi iş birlikleri yapmayı planlıyorsunuz?</strong></p>

<p>Türk denizcilik firmaları, Büyükelçiliğimiz ve Yunanistan’daki temsilciliklerimiz aracılığıyla birçok alanda destek alabiliyor. Öncelikle, Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi (YDİK), Pozitif Gündem, Karma Ekonomik Komisyon ve Turizm Karma Komisyonu gibi mekanizmalar, iki ülke arasındaki ekonomik iş birliğinin kurumsal zeminini güçlendiriyor. Bu çerçevede Yunan armatörleri ile Türk tersaneleri arasındaki güven ortamının pekişmesine ve yeni iş birliklerinin gelişmesine katkı sağlanıyor.</p>

<p>Ticaret Müşavirliğimiz de Yunan pazarındaki gelişmeleri yakından takip ederek sektör temsilcilerimizi düzenli olarak bilgilendiriyor, sektörel analizler hazırlıyor ve firmalarımıza yol gösterici destek sunuyor. Bunun yanı sıra, Yunan limanları, gümrük uygulamaları, yatırım ortamı veya idari süreçlerde karşılaşılan sorunların çözümü için ilgili Yunan makamları nezdinde gerekli girişimlerde bulunuyoruz.</p>

<p>Özel sektör kuruluşlarımızla da yakın iş birliği içindeyiz. DEİK Türkiye-Yunanistan İş Konseyi başta olmak üzere, Yunanistan Türk İş İnsanları Topluluğu (YUTİİT) ve Atina merkezli Türk-Yunan İş İnsanları Derneği (YUTİAD) ile koordinasyon içinde çalışıyor; iki ülke iş dünyası arasında yeni ortaklıkların kurulmasını ve mevcut ilişkilerin geliştirilmesini destekliyoruz.</p>

<p>Amacımız, yalnızca firmalarımızın karşılaştıkları sorunların çözümüne katkı sağlamak değil; aynı zamanda Türk denizcilik sektörünün Yunanistan'daki görünürlüğünü artırmak, yeni ticaret ve yatırım fırsatlarının değerlendirilmesine katkıda bulunmak ve iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin daha da güçlenmesine destek vermektir.<img alt="Posidonia2026 Photo 2-2" height="667" src="https://7deniznet.teimg.com/7deniz-net/uploads/2026/08/posidonia2026-photo-2-2.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1000" /></p>

<p><strong>Türkiye ve Yunanistan hem güçlü denizcilik geleneklerine sahip hem de benzer kültürel coğrafyayı paylaşan iki ülke. Lakin anlaşmazlıkların bir tanesi de denizden kaynaklanıyor. Bu konudaki görüşleriniz ve çözümü yönündeki fikirleriniz nelerdir? </strong></p>

<p>Türkiye ve Yunanistan, denizcilik alanında köklü geleneklere sahip iki komşu ülke. Her iki ülke de deniz ticaretinin, deniz ulaştırmasının ve deniz ekonomisinin stratejik öneminin farkında. Bununla birlikte, iki ülkenin denizlere ilişkin bakış açılarının farklılaştığı temel alan, Ege Denizi ve Doğu Akdeniz'deki çoğu deniz yetki alanlarına ilişkin ihtilaflar. Türkiye ile Yunanistan arasında bu bölgelerde birbiriyle bağlantılı ve kapsamlı bir dizi mesele bulunmakta. Biz bu ihtilafların bütüncül bir yaklaşımla ve uluslararası hukuk temelinde, diyalog yoluyla ele alınarak çözüme kavuşturulması gerektiğine inanıyoruz.</p>

<p>Ne var ki Yunanistan'ın uzun süredir benimsediği "tek sorun kıta sahanlığının sınırlandırılmasıdır" yaklaşımı, mevcut ihtilafların bütüncül biçimde ele alınmasını ve çözümünü zorlaştırıyor. Oysa biz, iki komşu ve müttefik ülkenin karşılıklı diyalog ve siyasi irade ile çözemeyeceği hiçbir sorun olmadığına inanıyoruz.</p>

<p>Bunun için üç temel unsurun gerekli olduğunu düşünüyorum. Birincisi, samimi ve sürdürülebilir bir diyalog. İkincisi, popülist söylemlerden ve gerilimi artıracak adımlardan kaçınılması. Üçüncüsü ise mevcut tüm meseleleri ele alma iradesinin ortaya konulmasıdır.</p>

<p>Aynı coğrafyayı paylaşan iki komşu olarak denizleri bir rekabet veya ihtilaf alanı değil, iş birliği ve ortak refah alanı olarak görmeliyiz. İnanıyorum ki bu yaklaşım hem iki ülkenin hem de bölgemizin istikrarına ve refahına önemli katkılar sağlayacaktır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>7DENİZ DERGİSİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Röportaj</category>
      <guid>https://www.7deniz.net/denizler-rekabet-degil-ortak-refah-alanidir</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 10:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://7deniznet.teimg.com/crop/1280x720/7deniz-net/uploads/2026/08/cagatay-erciyes-manset82.jpg" type="image/jpeg" length="96921"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Somali denizlerdeki egemenliğini geri alıyor]]></title>
      <link>https://www.7deniz.net/somali-denizlerdeki-egemenligini-geri-aliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.7deniz.net/somali-denizlerdeki-egemenligini-geri-aliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Somali Federal Cumhuriyeti Limanlar ve Deniz Ulaştırma Bakanı Abdulkadir Mohamed Nur ile gerçekleştirdiğimiz söyleşinin her satırında, 35 yıl aradan sonra yeniden hayata geçirilen ulusal gemi sicilinin yalnızca bir denizcilik reformu değil, devlet egemenliğinin yeniden tesisi olarak görüldüğünü hissediyorsunuz...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Somali Federal Cumhuriyeti Limanlar ve Deniz Ulaştırma Bakanı Abdulkadir Mohamed Nur ile gerçekleştirdiğimiz söyleşinin her satırında, 35 yıl aradan sonra yeniden hayata geçirilen ulusal gemi sicilinin yalnızca bir denizcilik reformu değil, devlet egemenliğinin yeniden tesisi olarak görüldüğünü hissediyorsunuz. Ancak satır aralarında dikkat çeken başka bir unsur daha var: Türkiye’ye duyulan samimi güven. Bakan Nur bunu “Aramızdaki güven, başka hiçbir ortaklıkta bulamayacağınız bir sermayedir. Somali halkı Türk bayrağını gördüğünde dost görür, kardeş görür. Bu duygu hiçbir fizibilite raporuna yazılamaz; ama sahada iş yapan herkes onun değerini bilir. Gelin, bu güveni birlikte yatırıma, ticarete ve ortak refaha dönüştürelim. Yüzyıllar önce Hint Okyanusu Somalilileri ve Türkleri birbirine bağlamıştı. Bugün aynı deniz, iki ülkeyi ticaretin ve bağlantısallığın geleceğini birlikte şekillendiren stratejik ortaklar olarak yeniden buluşturuyor. Türk denizcilerini bu geleceğin ortağı olmaya bekliyoruz” sözleriyle ifade ediyor. Belki de bu röportajı farklı kılan tam da bu… İki ülke arasındaki ilişkiyi yalnızca limanlar, gemiler ya da ticaret üzerinden değil; yıllara yayılan güven, dostluk ve ortak gelecek anlayışı üzerinden okuma fırsatı sunması. Yüzyıllar önce Hint Okyanusu’nun aynı rotalarında buluşan iki halk, bugün yeniden aynı denizde ortak bir gelecek kurmaya hazırlanıyor…</p>

<p><strong>Somali, yaklaşık 35 yıl aradan sonra ulusal gemi sicilini yeniden hayata geçirdi. Bu kararın arkasındaki temel hedefler ve Somali'nin denizcilikte uzun vadeli vizyonu nedir?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öncelikle şunu söylemek isterim: Gemi sicilinin yeniden faaliyete geçmesi bizim için teknik bir işlem değil, bir egemenlik meselesidir. Bir devletin bayrağını taşıyan gemilerin dünya denizlerinde seyretmesi, o devletin uluslararası sistemdeki varlığının en somut göstergelerinden biridir. Otuz beş yıla yakın bir süre boyunca Somali bu imkândan mahrum kaldı. Devletimiz çöktüğünde yalnızca kurumlarımızı değil, denizlerdeki kimliğimizi de kaybettik.</p>

<p>Bugün bu kimliği geri alıyoruz. Sicilin yeniden açılması, Somali'nin uluslararası denizcilik camiasına dönüşünün ilanıdır. Ancak biz bunu tek başına bir adım olarak görmüyoruz. Sicil; liman modernizasyonu, deniz güvenliği, balıkçılık, mavi ekonomi ve denizcilik eğitimini kapsayan çok daha geniş bir ulusal dönüşümün parçasıdır.</p>

<p>Uzun vadeli vizyonumuz açıktır. Somali, Afrika ana karasının en uzun kıyı şeridine sahip ülkesidir. Yüzyıllar boyunca Hint Okyanusu'nun en önemli deniz medeniyetlerinden biri olduk. Mogadişu, Berbera, Marka ve Barawa gibi liman şehirlerimiz Afrika'yı Arabistan'a, Hindistan'a ve Basra Körfezi'ne bağlayan ticaret ağlarının merkezindeydi. Biz yeni bir deniz ülkesi kurmuyoruz. Asırlardır var olan denizcilik mirasımızı yeniden ayağa kaldırıyoruz.</p>

<p><strong>Hükümet olarak denizlere bakışınız nasıl değişti? Somali bayrağını uluslararası denizcilik sektöründe nasıl bir konuma taşımayı hedefliyorsunuz?</strong></p>

<p>Aslında değişen bizim denize bakışımız değil, denizle aramıza giren engellerin kalkmasıdır. Somali halkı denize hiçbir zaman sırt dönmedi. En eski şehirlerimiz kıyılarda kuruldu. Nesiller boyunca tüccarlarımız, denizcilerimiz ve gemi ustalarımız dünyanın en eski deniz ticaret ağlarından birine katkı sundu. Somali limanlara sahip olan bir ülke değildi; Somali, limanlarının etrafında büyüyen bir medeniyetti.</p>

<p>İç savaş bu bağı kopardı. Kurumlarımız zayıfladı, limanlarımız yıprandı, deniz ticaretimiz sekteye uğradı. Bugün ise o dönem geride kaldı. Barış ve istikrar her geçen gün güçleniyor, uluslararası güven yeniden tesis ediliyor, yatırımcılar yeniden Somali'ye yöneliyor. Cumhurbaşkanımız Sayın Dr. Hassan Sheikh Mohamud'un liderliğinde denizcilik artık ulusal kalkınma stratejimizin merkezinde yer alıyor. Deniz bizim için bir kenar unsuru değil, geleceğimizin yazılacağı alandır.</p>

<p>Bayrağımız konusunda hedefimiz nettir: Saygın, güvenilir ve denetlenen bir bayrak. Kolay bayrak yarışına girmek gibi bir niyetimiz yok. Biz Somali bayrağının, uluslararası standartlara uyumu ve şeffaf yönetimiyle tanınan, armatörlerin güvenle tercih ettiği bir bayrak olmasını istiyoruz. Bu uzun soluklu bir iştir ve biz bu yola sabırla, kararlılıkla çıktık.</p>

<p><strong>Ulusal gemi sicilini yeniden hayata geçirmeden önce nasıl bir hazırlık süreci yürüttünüz? Yeni yapılanma deniz güvenliğine, devlet otoritesine ve mavi ekonomi hedeflerine nasıl katkı sağlayacak?</strong></p>

<p>Doğru bir tespitte bulundunuz. Somali'nin adı uzun yıllar boyunca korsanlıkla, yasa dışı balıkçılıkla ve güvensizlikle anıldı. Bir dönem dünya, denizlerimizi ticaret ve fırsatla değil, riskle hatırladı. Biz de biliyorduk ki bu algıyı değiştirmenin yolu açıklamalardan değil, kurumsal adımlardan geçiyor.</p>

<p>Bu nedenle sicili açmadan önce hukuki ve kurumsal zemini inşa ettik. Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi, SOLAS ve ISPS Kod dahil olmak üzere temel uluslararası denizcilik enstrümanlarını ulusal mevzuatımıza kazandırdık. Bu yılın haziran ayında ise yirmi temel uluslararası denizcilik sözleşmesine daha katıldığımızı açıkladık. Şunu hatırlatmak isterim: 1960'ta bağımsızlığımızı kazandığımızdan bu yana ülkemiz yalnızca üç sözleşmeyi onaylamıştı. Denizcilik mirası ve stratejik önemi bu kadar büyük olan bir ülke, artık uluslararası denizcilik hukuk düzeninin dışında kalamazdı.</p>

<p>Bu noktada bir hakkı teslim etmek isterim. Gemi sicilinin yeniden kurulmasından sözleşme süreçlerine kadar bu yolculuğun her aşamasında Türkiye Cumhuriyeti Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'ndaki muhataplarımızdan çok büyük destek gördük ve görmeye devam ediyoruz. Ne zaman kapılarını çaldıysak elimiz boş dönmedik. Bütün bilgi birikimlerini, kurumsal kapasitelerini ve tecrübelerini bize açtılar; bu süreçte adeta bize hamilik ettiler. Sayın Bakan Abdulkadir Uraloğlu'nun şahsında Bakanlığın bütün yöneticilerine ve emeği geçen personeline Somali halkı adına ayrıca teşekkür etmek isterim.</p>

<p>Aynı dönemde kıyı gözetleme kapasitemizi güçlendirdik, liman devleti denetim mekanizmalarını kurduk, Uluslararası Denizcilik Örgütü ile ilişkilerimizi yeniden tesis ettik ve Cibuti Davranış Kuralları çerçevesinde bölgesel güvenlik iş birliğine aktif katılım sağladık. Sicil, işte bu zeminin üzerine oturuyor. Somali bayrağı altında seyreden her gemi, uluslararası standartlara uygunluğu denetlenen bir gemi olacaktır. Bu da devlet otoritesinin denizlerimize geri dönüşü demektir. Mavi ekonomi hedeflerimiz açısından ise güvenli sular, yatırımın ön şartıdır. Güvenlik olmadan ne balıkçılık gelişir ne limanlar büyür ne de ticaret akar.<img alt="Mogadisu" height="562" src="https://7deniznet.teimg.com/7deniz-net/uploads/2026/08/mogadisu.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1000" /></p>

<p><strong>Piri Reis Üniversitesi ile planlanan iş birliği kapsamında Somali'nin denizcilik eğitiminde nasıl bir dönüşüm hedefleniyor? Türk denizcilik eğitim kurumlarıyla yeni ortak projeler gündeminizde var mı?</strong></p>

<p>Limanları inşa edebilirsiniz, gemileri satın alabilirsiniz; ama denizciliği ayakta tutan şey insandır. Somali'nin denizcilik dönüşümünün en kritik ayağı, nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesidir. Uzun yıllar boyunca gençlerimiz denizcilik mesleklerine erişim imkânı bulamadı. Şimdi bu tabloyu değiştiriyoruz.</p>

<p>Piri Reis Üniversitesi ile iş birliğimiz bu açıdan bizim için özel bir anlam taşıyor. Adını, Osmanlı'nın Hint Okyanusu donanmasına kumanda etmiş ve Kızıldeniz'den Basra Körfezi'ne uzanan denizleri haritalara işlemiş büyük bir denizciden alan bir kurumla çalışmak, tarihimizin bize yüklediği sorumluluğun da bir yansımasıdır. Bu iş birliği kapsamında gemi adamı yetiştirilmesinden denizcilik idaresi personelinin eğitimine, müfredat geliştirmeden akademik değişime uzanan kapsamlı bir program üzerinde çalışıyoruz. Hedefimiz, uluslararası standartlarda eğitim almış, dünya filolarında görev yapabilecek ve kendi bayrağımız altındaki gemilerde çalışacak bir Somalili denizci kuşağı yetiştirmektir.</p>

<p>Ankara Üniversitesi bünyesindeki DEHUKAM ile yürüttüğümüz iş birliği de bu vizyonun parçasıdır. DEHUKAM, deniz hukuku alanında Türkiye'nin en güçlü birikimine sahip kurumlarından biridir; mevzuat çalışmalarından kapasite geliştirmeye uzanan faaliyetleriyle yalnızca Türkiye'de değil, bölgemizde de bu alana yön veren bir merkez haline gelmiştir. Kendileriyle zaten hâlihazırda süren çalışmalarımız vardı; İstanbul'da imzaladığımız anlaşmalarla bu iş birliğini artık kurumsal bir çerçeveye oturtmuş bulunuyoruz. Önümüzdeki dönemde diğer Türk kurumlarıyla da benzer programlar geliştirmek istiyoruz. Çünkü Türkiye; denizcilik eğitiminden gemi inşasına, liman işletmeciliğinden deniz hukukuna kadar her alanda dünya ölçeğinde tecrübeye sahip bir ülkedir ve bu birikim bizim için hazır bir okuldur. Bu vesileyle, bu sürecin her aşamasındaki rolü ve değerli katkıları için Deniz Ticaret Odası Başkanı Sayın Tamer Kıran'a da şükranlarımı sunmak isterim.</p>

<p><strong>Somali'nin kapsamlı bir Shipping Act hazırlığında olduğu biliniyor. Yeni yasal düzenlemenin uluslararası armatörlere, yatırımcılara ve finans kuruluşlarına hangi hukuki güvenceleri sunmasını hedefliyorsunuz?</strong></p>

<p>Denizcilikte sermaye, hukukun öngörülebilir olduğu yere gider. Bunun bilincindeyiz. Hazırlamakta olduğumuz Shipping Act, Somali denizciliğinin çatı mevzuatı olacak ve uluslararası standartlarla tam uyumlu, modern bir hukuki çerçeve sunacaktır.</p>

<p>Yönümüz nettir: Somali bayrağını tercih eden armatörlerin, ülkemize gelen yatırımcıların ve onları destekleyen finans kuruluşlarının aradığı hukuki güvenliği ve öngörülebilirliği sağlayan bir yasa ortaya koyacağız. Katıldığımız uluslararası sözleşmeler bu yasanın zeminini oluşturuyor ve yeni düzenleme bu taahhütlerle tam uyum içinde hazırlanıyor. Amacımız, Somali ile iş yapan hiçbir aktörün hukuki belirsizlikle karşılaşmamasıdır. Yasa tamamlandığında dünyaya vereceğimiz mesaj şu olacak: Somali'de denizcilik artık kural temelli, şeffaf ve güvenilir bir zemin üzerinde yürüyor.</p>

<p><strong>Somali'nin hedefi gemi sicili ile sınırlı değil; limancılık, lojistik, balıkçılık, tersanecilik, deniz güvenliği ve mavi ekonomi alanlarında kapsamlı bir dönüşüm öngörülüyor. Yabancı yatırımcılar ve özellikle Türk şirketleri için hangi fırsatları görüyorsunuz?</strong></p>

<p>Somali bugün Afrika'nın en az değerlendirilmiş yatırım alanlarından birini sunuyor ve bu tablo hızla değişiyor. Uluslararası borç yükümüzü başarıyla tasfiye ettik, silah ambargosu kaldırıldı, Doğu Afrika Topluluğu'na katıldık ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne geçici üye seçildik. Yani fırsatlar artık kurumsal bir zeminin üzerinde duruyor.</p>

<p>Limancılıkta tablo açıktır. Türk müteahhitlik, altyapı ve lojistik firmalarını liman yatırımlarımızda güçlü biçimde yer almaya davet ediyoruz. Mogadişu'nun yanı sıra Bosaso, Kısmayo ve Hobyo'da rıhtım genişletmeden soğuk zincir tesislerine, liman dijitalleşmesinden serbest bölge altyapısına uzanan geniş bir yelpaze var. Hobyo özelinde yatırımcılar, bir limanı en baştan modern tasarımla inşa etme imkânına sahip.</p>

<p>Balıkçılık ve mavi ekonomide potansiyel çok büyük. Sularımız ton balığından ıstakoza, karidesten uskumruya kadar yüksek değerli türlere ev sahipliği yapıyor; ancak işleme tesisleri, soğuk zincir ve modern filo yatırımları henüz başlangıç aşamasında. Körfez ve Asya pazarlarına yakınlığımız düşünüldüğünde, burada erken giren yatırımcı değer zincirinin tamamını kurma şansına sahiptir. Tersanecilik ve gemi bakım-onarım alanında ise Türk sanayisinin birikimini Somali'ye taşıyacak ortaklıklara açığız. Türk şirketlerine mesajım şudur: Somali'de yalnızca bir pazara değil, bir ülkenin yeniden inşasına ortak oluyorsunuz. Erken gelenler, bu dönüşümün mimarları arasında yer alacaktır.</p>

<p><strong>Küresel deniz ticareti önemli bir dönüşümden geçiyor. Hint Okyanusu ile Aden Körfezi'nin kesişim noktasında yer alan Somali, yeni jeopolitik ve ticari dengeler içinde stratejik konumunu nasıl değerlendirmeyi planlıyor?</strong></p>

<p>Coğrafya değişmez; değişen, coğrafyanın değeridir. Somali, üç bin üç yüz kilometreyi aşan kıyılarıyla dünyanın en yoğun deniz ticaret koridorlarından birinin hemen yanında yer alıyor. Bab el-Mendep Boğazı'na yakınlığımız, Avrupa'yı Ortadoğu'ya, Güney Asya'ya ve Doğu Afrika'ya bağlayan hatların tam kesişimindeyiz demektir.</p>

<p>Son yıllarda yaşananlar, Kızıldeniz'deki tehditlerden Hürmüz'e uzanan gerilimlere kadar, küresel taşıma koridorlarının ne kadar kırılgan olduğunu herkese gösterdi. Tedarik zincirleri artık yalnızca maliyet üzerinden değil, dayanıklılık ve güvenlik üzerinden planlanıyor. Bu tabloda, ölçeklenebilir liman kapasitesine sahip kıyı devletlerinin önemi yapısal olarak artıyor. Somali tam da böyle bir ülkedir.</p>

<p>Biz bu konumu tek bir limana bağımlı kalmadan değerlendirmek istiyoruz. Mogadişu, Berbera, Kısmayo, Bosaso ve Hobyo birlikte çok merkezli bir liman sistemi oluşturuyor. Amiral gemimiz olan Yeni Mogadişu Limanı projesi ise yeşil liman olarak tasarlandı; serbest ekonomik bölge, yeni uluslararası havalimanı ve uydu şehirle entegre bir bütünün parçasıdır. Fizibilite, çevresel ve hukuki değerlendirmelerin tamamı tamamlandı. Hedefimiz Somali'yi yalnızca Afrika Boynuzu için değil, denize erişimi olmayan bölge ülkeleri için de modern bir ticaret kapısı haline getirmektir. Küresel bağlantısallık ancak tam bağlantılı bir Afrika ile mümkündür ve tam bağlantılı bir Afrika, Somali'siz olmaz. <img alt="Cagri Bey Gemisi-1" height="563" src="https://7deniznet.teimg.com/7deniz-net/uploads/2026/08/cagri-bey-gemisi-1.jpg" width="1000" /></p>

<p><strong>Denizcilik perspektifinden Türkiye'yi Somali'nin dönüşüm sürecinde nasıl bir stratejik ortak olarak görüyorsunuz? Hangi iş birliklerinin ön plana çıkmasını bekliyorsunuz?</strong></p>

<p>Türkiye ile ilişkimizi anlamak için önce tarihe bakmak gerekir. Bizim ortaklığımız denizde başladı. Osmanlı Devleti'nin Kızıldeniz ve Hint Okyanusu'ndaki varlığını güçlendirdiği dönemde, Ahmed Gurey'in mücadelesine Kızıldeniz üzerinden ulaştırılan destek, halklarımız arasındaki iş birliğinin en erken örneklerinden biriydi. Piri Reis ve Seydi Ali Reis Kızıldeniz'den Hint Okyanusu'na uzanan seferler gerçekleştirdi; Mir Ali Bey ise Doğu Afrika kıyılarında Mombasa'ya kadar inerek bu bağı güçlendirdi. Bugün yeni bir ortaklık kurmuyoruz; tarihin aynı sularda başlattığı ortaklığı yeniden canlandırıyoruz.</p>

<p>Yakın dönemde ise Türkiye, en zor günlerimizde yanımızda duran ülke oldu. 2011'de Somali açlıkla ve kaosla boğuşurken, herkesin Mogadişu'dan uzak durduğu bir dönemde Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan bütün güvenlik risklerine rağmen ülkemize geldi. Üstelik yalnız gelmedi; ailesini de yanında getirdi. O gün Mogadişu sokaklarında yürüyen o aile, bir milletin yeniden nefes almasıydı. Dünyaya verilen mesaj açıktı: Somali yalnız değildir. O ziyaret bir diplomatik tercih değil, ahlaki bir duruştu; umudunu kaybetmek üzere olan bir millete umut oldu. Bugün Mogadişu'da onlarca yabancı temsilciliğin bulunması, o gün atılan cesur adımın doğrudan sonucudur. Türkiye sahaya indi, insana dokundu ve Somali'yi bağımlı kılacak değil, ayağa kaldıracak bir model ortaya koydu. 2024'te imzaladığımız Savunma ve Ekonomik İşbirliği Çerçeve Anlaşması bu birikimin üzerine inşa edildi ve denizcilik boyutu bu anlaşmanın en dinamik alanlarından biridir.</p>

<p>Bugün bu ortaklık somut sonuçlar üretiyor. Uzun yıllar sonra ilk kez Türkiye'den Somali'ye doğrudan yük gemisi seferleri başladı; Akkon Lines'ın açtığı hat iki ülke ticaretini her geçen gün güçlendiriyor. Gemi sicilimiz Türk iş dünyasıyla kurduğumuz ortaklık sayesinde yeniden işliyor ve gemiler yeniden Somali bayrağı çekmeye başladı. Mogadişu Limanı'nı bir Türk şirketi olan Albayrak işletiyor ve limanımızın verimliliği bu iş birliğiyle gözle görülür biçimde arttı. Yani liman işletmeciliğinden gemi siciline kadar Türkiye ile ortaklığımız kâğıt üzerinde bir niyet değil, sahada işleyen bir gerçekliktir. Balıkçılıkta da aynı iradeyi ortaya koyduk. OYAK ile Balıkçılık ve Mavi Ekonomi Bakanlığımız arasında imzalanan Stratejik İş Birliği ve Hizmet Anlaşması çerçevesinde kurulan SOMTÜRK, münhasır ekonomik bölgemizdeki balıkçılık faaliyetlerinin lisanslanmasını ve kayıt altına alınmasını üstlendi. Bu yapı bir yandan deniz kaynaklarımızın sürdürülebilir ve denetlenebilir biçimde yönetilmesini sağlıyor, diğer yandan Türk balıkçılık sektörüne dünyanın en zengin balık rezervlerinden birinin kapısını açıyor. Önümüzdeki dönemde bu zeminin üzerine deniz güvenliği, kapasite geliştirme ve mavi ekonominin diğer alanlarında yeni halkalar eklemek istiyoruz. Türkiye bizim için yalnızca bir ortak değil, bu yolculuğun doğal yol arkadaşıdır.</p>

<p><strong>Peki, Türk denizcilik sektörüne ve yatırımcılarına vermek istediğiniz mesaj nedir?</strong></p>

<p>Türk denizcilik sektörüne mesajım açıktır: Somali kapılarını size açmıştır. Türkiye'nin armatörleri, liman işletmecileri, tersaneleri ve lojistik firmaları için Somali, Afrika'ya açılan doğal bir kapıdır. Üstelik bu kapıdan ilk geçenler kazanmaya başladı bile. Bugün Mogadişu Limanı'nı bir Türk şirketi işletiyor, gemi sicilimiz Türk iş dünyasıyla kurduğumuz ortaklıkla çalışıyor, Akkon Lines'ın gemileri iki ülke arasında düzenli sefer yapıyor ve sularımızdaki balıkçılık SOMTÜRK çatısı altında düzene kavuşuyor. Yani sizi bir vaade değil, işleyen bir ortaklığa davet ediyoruz.</p>

<p>Aramızdaki güven, başka hiçbir ortaklıkta bulamayacağınız bir sermayedir. Somali halkı Türk bayrağını gördüğünde dost görür, kardeş görür. Bu duygu hiçbir fizibilite raporuna yazılamaz; ama sahada iş yapan herkes onun değerini bilir. Gelin, bu güveni birlikte yatırıma, ticarete ve ortak refaha dönüştürelim. Yüzyıllar önce Hint Okyanusu Somalilileri ve Türkleri birbirine bağlamıştı. Bugün aynı deniz, iki ülkeyi ticaretin ve bağlantısallığın geleceğini birlikte şekillendiren stratejik ortaklar olarak yeniden buluşturuyor. Türk denizcilerini bu geleceğin ortağı olmaya bekliyoruz.</p>

<p><strong>Son olarak dünyadaki armatörlere, yatırımcılara ve denizcilik sektörüne tek bir mesaj verme fırsatınız olsa, Somali'nin yeni denizcilik vizyonunu nasıl özetlerdiniz? On yılın sonunda nasıl bir Somali hayal ediyorsunuz?</strong></p>

<p>Tek bir cümleyle özetlemem gerekirse şunu söylerim: Somali geri dönüyor ve bu kez kalıcı olarak dönüyor. Dünyaya vermek istediğim mesaj şudur: Somali'yi geçmişin haberleriyle değil, bugünün gerçekleriyle değerlendirin. Bugünün Somali'si uluslararası sözleşmelere taraf olan, gemi sicilini yeniden işleten, limanlarını modernize eden, borçlarını tasfiye etmiş ve dünya sahnesine dönmüş bir ülkedir. Deniz, bizim en büyük milli zenginliğimizdir ve biz bu zenginliği sorumlulukla, uluslararası hukuka bağlılıkla ve ortaklarımızla el ele yönetmeye kararlıyız. Erken gelen yatırımcı, yalnızca bir fırsatı değil, bir dönüşümün kuruluş aşamasını yakalayacaktır.</p>

<p>On yıl sonrasına gelince; ben Somali bayrağının dünya limanlarında saygıyla karşılandığı, Mogadişu'nun Doğu Afrika'nın önde gelen ticaret kapılarından biri haline geldiği, gençlerimizin uluslararası filolarda ve kendi gemilerimizde görev yaptığı, balıkçılığımızın ve mavi ekonomimizin halkımıza refah ürettiği bir Somali hayal ediyorum. Bu hayal bana göre uzak değildir; çünkü biz sıfırdan başlamıyoruz. Yüzyıllar boyunca denizlerde var olmuş bir milletin mirasını yeniden ayağa kaldırıyoruz. Somali'nin geleceği yalnızca karada yazılmayacak. Aynı zamanda denizlerde yazılacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>7DENİZ DERGİSİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Röportaj</category>
      <guid>https://www.7deniz.net/somali-denizlerdeki-egemenligini-geri-aliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 09:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://7deniznet.teimg.com/crop/1280x720/7deniz-net/uploads/2026/08/abdulkadir-mohamed-nur-m-a-n-s-e-t82.jpg" type="image/jpeg" length="30071"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Angora Denizcilik: Projeden rotaya, yükten filoya]]></title>
      <link>https://www.7deniz.net/angora-denizcilik-projeden-rotaya-yukten-filoya</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.7deniz.net/angora-denizcilik-projeden-rotaya-yukten-filoya" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Denizcilik sektöründe 20 yılı aşkın deneyimi, güçlü operasyon ağı ve proje taşımacılığındaki uzmanlığıyla öne çıkan Angora Shipping...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Denizcilik sektöründe 20 yılı aşkın deneyimi, güçlü operasyon ağı ve proje taşımacılığındaki uzmanlığıyla öne çıkan Angora Shipping, bugün yalnızca brokerlik hizmeti sunan bir şirket olmanın ötesine geçerek; gemi işletmeciliği, proje taşımacılığı ve armatörlük alanlarında entegre çözümler üreten güçlü bir marka kimliğiyle faaliyetlerini sürdürüyor. Şirketin Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Örtel, denizcilik sektöründeki yolculuğunu, şirketin dönüşüm sürecini ve küresel pazardaki hedeflerini anlattı.</p>

<p><strong>“Başarı yolculuğumun temelinde ailem var”</strong></p>

<p>Evli ve iki kız babası olduğunu belirten Ömer Örtel, hem özel hayatında hem de iş yaşamında en büyük motivasyon kaynağının ailesi olduğunu ifade ediyor. 1998 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Denizcilik İşletmeleri Yönetimi bölümünden mezun olan Örtel, sektöre öğrencilik yıllarında gemi operasyon departmanında adım attığını söylüyor.</p>

<p>Denizcilik ve lojistik sektörünün farklı alanlarında edindiği deneyimlerin kendisine geniş bir bakış açısı kazandırdığını vurgulayan Örtel, 2002 yılında kurucu ortağı olduğu forwarder firma ile lojistik sektöründe aktif rol almaya başladığını belirtiyor. 2005 yılının ise kariyerindeki önemli dönüm noktalarından biri olduğunu ifade eden Örtel, okul arkadaşı ve iş ortağı Hakan Çendik ile birlikte Angora Shipping’in temellerini attıklarını söylüyor.</p>

<p><strong>“Pandemi süreci stratejimizi değiştirdi”</strong></p>

<p>Başlangıçta ağırlıklı olarak brokerlik ve kuru yük taşımacılığı alanında faaliyet gösterdiklerini belirten Örtel, pandemiyle birlikte değişen küresel dinamiklerin şirketin iş yapış modelini yeniden şekillendirdiğini ifade ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özellikle konteyner krizinin ardından ağır yük ve proje taşımacılığına daha fazla odaklandıklarını belirten Örtel, bugün şirketin en önemli farkının; yüksek hassasiyet gerektiren karmaşık operasyonları hızlı, güvenli ve maliyet etkin şekilde yönetebilme kabiliyeti olduğunu vurguluyor. “Müşterilerimizin ihtiyaçlarına standart bir taşıma operasyonu gibi değil, özel tasarlanmış proje bazlı çözümler olarak yaklaşıyoruz” diyen Örtel, teknik analiz, zaman yönetimi ve operasyonel planlamanın her projede kritik rol oynadığını ifade ediyor.</p>

<p><strong>Ağır yük ve proje taşımacılığında uzmanlık</strong></p>

<p>Bugün proje kargo, heavy-lift ve gabari dışı taşımacılık alanlarında güçlü bir uzmanlığa sahip olduklarını belirten Örtel; acentelik, forwarding, konteyner taşımacılığı, demiryolu ve vagon taşımacılığı gibi alanlarda da kapsamlı operasyonlar yürüttüklerini söylüyor. Geniş küresel ağları sayesinde farklı coğrafyalarda hızlı aksiyon alabildiklerini belirten Örtel, potansiyel riskleri daha oluşmadan minimize ederek müşterilerine maksimum güven ve operasyonel verim sunduklarını ifade ediyor.</p>

<p><strong>“Yenilenebilir enerji yatırımları sektörü büyütüyor”</strong></p>

<p>Son yıllarda proje taşımacılığı sektöründe özellikle yenilenebilir enerji yatırımlarının önemli bir ivme yarattığını belirten Örtel, rüzgar türbinleri, enerji santralleri, endüstriyel tesis ekipmanları ile tehlikeli ve ağır yük taşımalarının global ölçekte büyümeyi desteklediğini söylüyor. Jeopolitik gelişmelerin ve değişen ticaret rotalarının sektör üzerinde ciddi etkiler yarattığını vurgulayan Örtel, artan regülasyonların şirketleri daha esnek, hızlı ve stratejik hareket etmeye zorladığını ifade ediyor.</p>

<p><img alt="Angora1" height="561" src="https://7deniznet.teimg.com/7deniz-net/uploads/2026/07/angora1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1000" /></p>

<p><strong>“Sürdürülebilirliği operasyonlarımızın merkezine koyuyoruz”</strong></p>

<p>Sürdürülebilirlik ve yeşil lojistik yaklaşımına da değinen Örtel, proje taşımalarında en verimli rota ve taşıma modellerini tercih ederek karbon emisyonlarını azaltmaya odaklandıklarını belirtiyor. İş ortaklarını çevre standartlarına uygunluk kriterlerine göre seçtiklerini ifade eden Örtel, düşük emisyonlu operasyon modellerine öncelik verdiklerini ve müşterilerinin sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sunmayı önemsediklerini dile getiriyor.</p>

<p><strong>Hint Okyanusu hattında stratejik büyüme</strong></p>

<p>Pandemi döneminde yaşanan konteyner krizinin ardından hızlı karar alarak açık yük taşımacılığına yöneldiklerini söyleyen Örtel, daha önce faaliyet göstermedikleri Hint Okyanusu hattında operasyon başlattıklarını ve bu hattın bugün hâlâ aktif şekilde devam ettiğini açıklıyor. Şirketin brokerlik gücünün de operasyonel esneklik sağladığını ifade eden Örtel, yıllar içerisinde oluşturdukları güçlü armatör ve kiracı ilişkilerinin müşterilere önemli avantajlar sunduğunu vurguluyor.</p>

<p><strong>Operasyon ağı Akdeniz’den Afrika’ya uzanıyor</strong></p>

<p>Angora Shipping’in operasyonlarının ağırlıklı olarak Marmara, Karadeniz, Adriyatik, Continent, Akdeniz ve Orta Doğu hatlarında yoğunlaştığını belirten Örtel, proje bazlı çalışma yapıları sayesinde Afrika ve Uzak Doğu dahil olmak üzere global ölçekte esnek çözümler sunabildiklerini ifade ediyor. Rota seçimlerinde ise müşteri talepleri, proje lokasyonları, liman altyapısı, operasyonel güvenlik ve maliyet optimizasyonunun belirleyici unsurlar olduğunu aktarıyor.</p>

<p><strong>“Türkiye’den Brezilya’ya fabrika taşıdık”</strong></p>

<p>Bugüne kadar gerçekleştirdikleri en dikkat çekici operasyonlardan birinin, Türkiye’nin önde gelen sanayi kuruluşlarından birine ait fabrikanın Brezilya’ya taşınması olduğunu belirten Örtel, bu projenin operasyonel zorlukları ve kapsamı açısından şirket için önemli bir deneyim olduğunu ifade ediyor. Santral projeleri ve IMO konteyner taşımalarının da bugün yürüttükleri kontrat bazlı işlerin temelini oluşturan önemli operasyonlar arasında yer aldığını belirtiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>7DENİZ DERGİSİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Röportaj</category>
      <guid>https://www.7deniz.net/angora-denizcilik-projeden-rotaya-yukten-filoya</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 17:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://7deniznet.teimg.com/crop/1280x720/7deniz-net/uploads/2026/07/omer-ortel-manset1.jpg" type="image/jpeg" length="43178"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Cey Holding: Türkiye’nin lojistik geleceğinin mimarı]]></title>
      <link>https://www.7deniz.net/cey-holding-turkiyenin-lojistik-geleceginin-mimari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.7deniz.net/cey-holding-turkiyenin-lojistik-geleceginin-mimari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[1969 yılından bu yana lojistik, liman işletmeciliği ve serbest bölge yatırımlarıyla Türkiye’nin dış ticaret altyapısına yön veren Cey Holding, bugün Karadeniz’den Akdeniz’e uzanan entegre yapısıyla dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>1969 yılından bu yana lojistik, liman işletmeciliği ve serbest bölge yatırımlarıyla Türkiye’nin dış ticaret altyapısına yön veren Cey Holding, bugün Karadeniz’den Akdeniz’e uzanan entegre yapısıyla dikkat çekiyor. Samsunport, Ceyport Tekirdağ, Taşucu Limanı, MESBAŞ ve Erdemir Limanı operasyonlarıyla Türkiye’nin lojistik koridorlarında stratejik rol üstlenen şirket; yeşil dönüşüm, intermodal taşımacılık ve dijitalleşme yatırımlarıyla geleceğin lojistik modelini şekillendiriyor. Cey Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Berzan Avcı ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; liman yatırımlarından yeşil dönüşüme, lojistik şehir vizyonundan Türkiye’nin dış ticaret hedeflerine kadar birçok önemli başlığı konuştuk.</p>

<p><strong>Cey Holding’in yatırım vizyonunu ve “Türkiye için çalışmaya devam ediyoruz” yaklaşımınızı birlikte ele alırsak; bu anlayış günlük iş stratejilerinize nasıl yansıyor?</strong></p>

<p>Cey Holding olarak 1969 yılından bu yana “bildiğimiz işi yapma” prensibiyle hareket ediyor ve stratejimizi lojistik ile bağlantılı sektörlerle sınırlıyoruz. Günlük stratejilerimizde odaklanma ve kaynakları verimli kullanma avantajını ön planda tutuyoruz. Türkiye’nin büyüme potansiyeline olan sarsılmaz inancımızla, yatırım kararlarımızda en önemli kriterimiz fayda ve verimliliktir. Bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz yatırımlarla, dış ticaretin yoğunlaştığı dört denizimizdeki kritik merkezlerde limanlarımız, lojistik tesislerimiz ve serbest bölgelerimizle entegre çözümler sunarak ülke ekonomisine katma değer sağlıyoruz.</p>

<p>Günümüz küresel ticaretinde “hız” ve “güvenlik” en önemli unsurlar haline geldi. Kızıldeniz’de yaşanan güvenlik krizleri ve Süveyş Kanalı’ndaki aksamalar, Türkiye’nin ticaret koridorlarındaki “güvenli liman” rolünü daha da güçlendirdi. Biz de stratejimizi sadece bir lojistik şirketi olarak değil, Türkiye’nin Orta Koridor ve Akdeniz üzerindeki stratejik derinliğini artıracak bir altyapı sağlayıcısı olarak kurguluyoruz. Öncelikli hedefimiz, Türkiye’nin 2028 yılı için öngörülen 40 milyar dolarlık lojistik hizmet ihracatı hedefine; sahip olduğumuz 4,2 milyon metrekare alan üzerine kurulu 4 liman, 14 lojistik terminal ve 3 serbest bölge ile en yüksek katkıyı sunmak.</p>

<p><strong>Samsunport özelleştirmesi ile başlayan süreçte limanın kapasitesini üç kat artırdınız. Bu dönüşümün temelinde hangi stratejiler vardı?</strong></p>

<p>Samsunport’taki en kritik stratejimiz; özelleştirme sonrası hızla devreye aldığımız altyapı, silo, yatay depo ve modern ekipman yatırımlarıyla çağdaş liman yönetimi anlayışını hayata geçirmek oldu. Böylece Samsunport’u sadece bir kıyı tesisi olmaktan çıkarıp intermodal bir lojistik merkeze dönüştürdük. Yaptığımız yatırımlarla yıllık yük miktarını 1,5 milyon tondan 5,5 milyon tona çıkardık. Bölgede deniz, kara ve demiryolu bağlantısına aynı anda sahip tek liman olarak Samsunport bugün Karadeniz’in en önemli dış ticaret kapılarından biri konumunda. Toybelen’de hayata geçirdiğimiz 22 bin metrekarelik kara limanı ise limandaki yoğunluğu azaltırken, intermodal taşımacılık kapasitesini destekleyerek bölgenin tam kapasite çalışan bir lojistik üs haline gelmesini sağladı.</p>

<p><strong>Tekirdağ Limanı’nın Türkiye lojistik haritasındaki rolünü nasıl görüyorsunuz?</strong></p>

<p>Ceyport Tekirdağ, Batı Marmara’da demiryolu bağlantısı ve tren feri rampasına sahip tek liman olması nedeniyle stratejik öneme sahip. İstanbul’a yakınlığı ve intermodal altyapısıyla Uzak Doğu’dan Avrupa’ya uzanan ticaret koridorunda kritik bir transit merkez olarak öne çıkıyor. Biz bu limanı, İstanbul üzerindeki lojistik yükü hafifletecek yeni bir yük merkezi ve Trakya sanayisinin dünyaya açılan ana kapısı olarak konumlandırıyoruz.</p>

<p><strong>Konteyner operasyonlarına başlamanız bölge için nasıl bir dönüşüm yaratacak?</strong></p>

<p>Özelleştirme öncesinde konteyner elleçlenmeyen bu limanda yatırımlarımızı tamamladık ve hat görüşmelerimizi sonuçlandırdık. Bu gelişme özellikle Marmara Ereğlisi ve Çorlu hattındaki yoğun sanayi kümelenmesi için lojistik maliyetlerin düşmesi, transit sürelerin kısalması ve dünya pazarlarına doğrudan erişim anlamına geliyor.</p>

<p><strong>Taşucu Limanı ve sanayi bölgesi yatırımlarınızın bölge ekonomisine etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>

<p>Ceyport Taşucu, 1,5 milyon metrekareyi bulan entegre liman, lojistik ve sanayi alanıyla Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki lojistik hakimiyetini güçlendirecek jeopolitik bir yatırım niteliği taşıyor. Mersin Limanı’nda yaşanan kapasite yoğunluğu bölge ticaretinde ciddi beklemelere neden oluyor. Taşucu Limanı bu darboğazı aşacak yeni bir merkez olacak. Sadece lojistik değil, enerji projeleri ve sanayi yatırımları için de ana üs görevi üstlenecek. Bölge ekonomisine en az 5 bin kişilik dolaylı istihdam katkısı sağlamasını öngörüyoruz.</p>

<p><strong>Sanayi bölgesi için nasıl bir planlama yürütüyorsunuz?</strong></p>

<p>Limanın arkasındaki 715 bin metrekarelik alanı Yeşil Sanayi Bölgesi konseptiyle planlıyoruz. Avrupa Yeşil Mutabakatı nedeniyle ihracatçı firmalar karbon ayak izlerini azaltmak zorunda. Biz burada güneş enerjisiyle desteklenen, limana sıfır mesafede, antrepo ve serbest bölge avantajlarının birleştiği yeni bir lojistik-sanayi ekosistemi kuruyoruz. Özellikle Orta Doğu ve Uzak Doğu merkezli üretim firmalarından yoğun talep alıyoruz.</p>

<p><strong>Samsunport ve Tekirdağ deneyiminizi Taşucu’na nasıl taşıyacaksınız?</strong></p>

<p>Özelleştirme sonrası kapasite artırımı konusundaki know-how birikimimizi Taşucu’na aktarıyoruz. Kapalı depolama alanları, sıvı tank terminali, modern yolcu salonları, 16 metre drafta sahip rıhtımlar ve dijital liman otomasyon sistemleriyle Taşucu’nu her türlü yükün elleçlenebildiği Akdeniz’in en merkezi limanlarından biri haline getirmeyi hedefliyoruz. Uzun vadeli vizyonumuz; Taşucu’nu sadece bir liman değil, serbest bölgesi, sanayisi ve lojistik terminaliyle komple bir “Lojistik Şehir” modeline dönüştürmek.</p>

<p><strong>MESBAŞ Serbest Bölgesi’nin Türkiye ekonomisine katkısını nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>

<p>Türkiye’nin ikinci büyük serbest bölgesi olan MESBAŞ, yıllık 4 milyar doları aşan ticaret hacmiyle dış ticaretimizin en önemli merkezlerinden biri. Buradaki altyapı ve güneş enerjisi yatırımlarımız sayesinde firmalara dünya standartlarında sürdürülebilir üretim ortamı sunuyoruz.</p>

<p><strong>Erdemir Limanı işletmesini üstlenmek size nasıl bir güç kattı?</strong></p>

<p>Erdemir gibi Türkiye’nin sanayi devlerinden birinin liman operasyonlarını yürütmek bize endüstriyel liman işletmeciliği konusunda dünya standartlarında önemli bir yetkinlik kazandırdı. Bu iş birliği sayesinde toplam yıllık elleçleme hacmimizi 30 milyon tonun üzerine çıkararak Türkiye’nin en büyük liman operatörlerinden biri konumuna ulaştık.</p>

<p><strong>AB Yeşil Mutabakatı kapsamında yaptığınız enerji yatırımları ne tür dönüşüm sağladı?</strong></p>

<p></p>

<p>Türkiye’de liman tesislerine güneş enerjisi yatırımı yapan ilk firmalardan biriyiz. Mevcut 4 MW kapasitemizi kısa sürede yıllık 26 milyon kWh üretime ulaştıracağız. Bu dönüşüm enerji maliyetlerimizi azaltırken operasyonlarımızı daha sürdürülebilir hale getirdi. Bugün lojistik sadece yük taşımak değil, aynı zamanda “yeşil yük” taşımaktır. Limanlarımızdaki GES sistemleriyle ihracatçılarımızın karbon sertifikasyon süreçlerine de destek oluyoruz.</p>

<p><strong>Yeşil Liman Sertifikası size ne tür avantajlar sağladı?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tüm limanlarımızda sıfır atık ve yeşil dönüşüm standartlarını uyguluyoruz. Elektrikli vinç ve ekipman kullanımı sayesinde yakıt maliyetlerimizi yüzde 40 düşürürken karbon emisyonlarımızı yüzde 60 azalttık. Bu dönüşüm yalnızca çevresel değil, aynı zamanda operasyonel verimlilik açısından da büyük avantaj sağladı.</p>

<p><strong>İskenderun Likit Terminal projesi bölgeye nasıl katkı sağlayacak?</strong></p>

<p>Bu yatırım sayesinde İskenderun’un kimyasal ve bitkisel yağ ticaretinde Doğu Akdeniz’in en büyük aktarma merkezlerinden biri olmasını hedefliyoruz. Bölgeyi Akdeniz’in en büyük sıvı yük merkezlerinden biri haline getirerek transit ticarette Türkiye’nin payını artıracağız.</p>

<p><strong>Önümüzdeki dönemde hangi projeler öne çıkıyor?</strong></p>

<p>Ceyport Taşucu Limanı ve Sanayi Bölgesi yatırımı, İskenderun Likit Terminali ve DENSEB projelerimiz öncelikli gündem maddelerimiz arasında yer alıyor. Bunun yanında dijitalleşme kapsamında yeni nesil lojistik yazılımları ve mobil uygulama projelerini de devreye alıyoruz.</p>

<p><strong>Cey Holding’i 10 yıl sonra nerede görüyorsunuz?</strong></p>

<p>Cey Holding’i 10 yıl sonra sadece Türkiye’nin değil, Doğu Akdeniz ve Karadeniz havzasının en büyük entegre lojistik oyuncularından biri olarak görüyorum. Yapay zekâ ve IoT teknolojilerini liman yönetiminin merkezine yerleştirmiş, karbon nötr hedeflerine ulaşmış ve Türkiye’nin dış ticaret koridorlarının vazgeçilmez unsurlarından biri haline gelmiş bir yapı olmayı hedefliyoruz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>7DENİZ DERGİSİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Röportaj</category>
      <guid>https://www.7deniz.net/cey-holding-turkiyenin-lojistik-geleceginin-mimari</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 10:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://7deniznet.teimg.com/crop/1280x720/7deniz-net/uploads/2026/07/berzan-avci-manset.jpg" type="image/jpeg" length="20554"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Asıl avantajımız kapasitemizi verimli ve kontrollü yönetebilmemiz]]></title>
      <link>https://www.7deniz.net/asil-avantajimiz-kapasitemizi-verimli-ve-kontrollu-yonetebilmemiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.7deniz.net/asil-avantajimiz-kapasitemizi-verimli-ve-kontrollu-yonetebilmemiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2013 yılında Panama’da kurulan ve İstanbul’daki şubesiyle küresel operasyonlarını yöneten GN Group; gemi yönetiminden proje taşımacılığına, dijital çözümlerden sürdürülebilirlik odaklı operasyonlara kadar her bir yapıyı tek çatı altında sunuyor...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>2013 yılında Panama’da kurulan ve İstanbul’daki şubesiyle küresel operasyonlarını yöneten GN Group; gemi yönetiminden proje taşımacılığına, dijital çözümlerden sürdürülebilirlik odaklı operasyonlara kadar her bir yapıyı tek çatı altında sunuyor. Yaklaşık 400.000 DWT büyüklüğündeki aktif ve dinamik filosuyla, 20’den fazla ülkedeki operasyonel varlığıyla ve 100’ü aşkın partner ağıyla sadece ölçek değil ticari çeviklikte kazandıklarını söyleyen GN Group Genel Müdür Yardımcısı Ali Aliyev, “Bu yapı, farklı rotalarda hızlı konumlanma, müşteri ihtiyaçlarına uygun tonaj sunabilme ve yük sahipleri için güvenilir planlama avantajı sağlıyor. Rekabet avantajımızı yalnızca sayıların büyüklüğünden değil, bu kapasiteyi verimli ve kontrollü yönetebilmemizden alıyoruz” diyor.</p>

<p><strong>GN Group olarak sektördeki konumunuzu nasıl tanımlıyorsunuz?</strong></p>

<p>GN Group olarak kendimizi yalnızca bir taşımacılık şirketi değil, aynı zamanda entegre bir denizcilik çözüm ortağı olarak konumlandırıyoruz. 2013 yılında Panama’da kurulan ve İstanbul’daki şubesiyle küresel operasyonlarını yöneten bir yapı olarak, gemi yönetimi, chartering, teknik hizmetler ve mürettebat çözümlerini tek çatı altında sunuyoruz. Bu yaklaşım bize hem operasyonel esneklik hem de müşterilerimize uçtan uca hizmet sunma gücü kazandırıyor.</p>

<p>Bugün geldiğimiz noktada GN Group’un sektördeki konumunu belirleyen üç temel unsur öne çıkıyor: güvenli operasyon, dijital dönüşüm ve sürdürülebilir büyüme. Müşterilerimizi yalnızca hizmet verdiğimiz taraflar olarak değil, uzun vadeli iş ortakları olarak görüyoruz. Bu anlayış sayesinde hem filo yönetiminde hem de proje bazlı taşımacılıkta güven veren, çözüm üreten ve değişen piyasa koşullarına hızla uyum sağlayan bir marka olarak öne çıkıyoruz.</p>

<p><strong>Filo büyüklüğünüz ve taşıdığınız yük çeşitliliğinin sağladığı avantajlar neler? </strong></p>

<p>Yük çeşitliliği ve operasyonel coğrafyamız, GN Group’un en önemli rekabet avantajlarından biridir. Farklı tipte yükleri taşıyabilen, bulk carrier ve general cargo vessel odaklı filomuz sayesinde müşterilerimize daha esnek ve ihtiyaca uygun çözümler sunabiliyoruz. Farklı kargo segmentlerinde faaliyet gösterebilmemiz, piyasa talebine daha hızlı cevap vermemizi ve değişen ticari koşullarda daha çevik hareket etmemizi sağlıyor.</p>

<p>Yaklaşık 400.000 DWT büyüklüğündeki aktif ve dinamik filomuz, 20’den fazla ülkede operasyonel varlığımız ve 100’ü aşkın güvenilir partner ağımız; bize sadece ölçek değil, aynı zamanda ticari çeviklik de kazandırıyor. Bu yapı, farklı rotalarda hızlı konumlanma, müşteri ihtiyaçlarına uygun tonaj sunabilme ve yük sahipleri için güvenilir planlama avantajı sağlıyor. Rekabet avantajımızı yalnızca sayıların büyüklüğünden değil, bu kapasiteyi verimli ve kontrollü yönetebilmemizden alıyoruz.</p>

<p><strong>Gemi yönetimi sisteminizi nasıl bir yaklaşım anlayışıyla yönetmektesiniz?</strong></p>

<p>GN Group olarak gemi yönetimini bütüncül bir hizmet alanı olarak ele alıyoruz. Teknik yönetim, mürettebat planlaması, crew recruitment, crew training ve tedarik süreçlerini entegre biçimde yürütmemiz sayesinde müşterilerimize maliyet kontrolü, operasyonel süreklilik ve daha yüksek verimlilik sağlıyoruz. Özellikle dijital altyapılarımız sayesinde cargo tracking, crew management ve procurement alanlarında süreçleri hızlandırıyor, manuel iş yükünü azaltıyor ve karar alma kalitesini artırıyoruz.</p>

<p>Mürettebat tarafında geliştirdiğimiz online crew contracting system önemli bir fark yaratıyor. Bu sistem işe alım, sözleşme ve onboarding süreçlerini daha hızlı, şeffaf ve kağıtsız hale getirerek hem şirket hem de denizciler açısından büyük kolaylık sunuyor.</p>

<p>Güvenlik, çevresel sorumluluk ve etik standartlar ise tüm operasyonlarımızın temelini oluşturuyor. Operasyonel kararlarımızda emniyet önceliğini esas alıyor; çevresel etkileri azaltmaya dönük uygulamaları süreçlerimize dahil ediyor ve tüm iş ortaklarımızla profesyonel, şeffaf ve sorumlu bir iş modeli benimsiyoruz. Bizim için kalite yalnızca hizmet sonucu değil, hizmeti nasıl sunduğumuzla da ilgilidir.</p>

<p><strong>Peki, sürdürülebilir yaklaşımınız günlük operasyonlarınıza nasıl yansıyor?</strong></p>

<p>Sürdürülebilirlik, GN Group için bir iletişim başlığı değil, operasyonel stratejinin ayrılmaz bir parçasıdır. Şirket vizyonumuzda da yer aldığı gibi, denizcilik sektörüne inovasyon ve sürdürülebilir uygulamalarla liderlik etmeyi hedefliyoruz. Bu kapsamda çevresel etkimizi azaltmak için verimlilik odaklı operasyon yönetimi, dijitalleşme ve süreç optimizasyonuna yatırım yapıyoruz.</p>

<p>Özellikle dijital platformların devreye alınmasıyla operasyonel akışı daha görünür ve ölçülebilir hale getirdik. Takip, planlama ve yönetim süreçlerinin dijitalleşmesi; kaynak kullanımının iyileştirilmesine, gereksiz iş tekrarlarının azaltılmasına ve daha kontrollü operasyonlara katkı sağlıyor. Ayrıca kağıtsız süreçlere geçişi destekleyen online crew contracting system gibi çözümler de sürdürülebilirlik yaklaşımımızın somut örnekleri arasında yer alıyor. <img alt="Gng Toplu" height="513" src="https://7deniznet.teimg.com/7deniz-net/uploads/2026/07/gng-toplu.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1000" /></p>

<p><i>Foto: Ali Olgun - Ahmet Gün - Ali Aliyev</i></p>

<p><strong>Önümüzdeki dönemlerde hangi alanlara ve bölgelere odaklanmayı planlıyorsunuz?</strong></p>

<p>Önümüzdeki dönemde GN Group’un büyüme stratejisi, mevcut ana faaliyet alanlarımızı daha yüksek katma değerli hizmetlerle güçlendirmek üzerine kurulu olacak. Gemi yönetimi, chartering, teknik hizmetler ve mürettebat çözümlerindeki yetkinliğimizi daha da derinleştirirken; dijital çözümler, crew services ve operasyonel verimlilik sağlayan hizmetleri büyümenin ana eksenlerinden biri olarak görüyoruz. Crew training, exclusive insurance broker, seamen air tickets ve crew recruitment gibi alanlar da bu genişleme yaklaşımını destekleyen hizmet başlıkları arasında bulunuyor.</p>

<p>Coğrafi açıdan baktığımızda ise mevcut küresel operasyon ağımızı daha stratejik bölgelerde derinleştirmek, yeni iş ortaklıkları kurmak ve farklı ticaret koridorlarında daha görünür olmak önceliklerimiz arasında. Biz büyümeyi sadece filo artışı olarak değil; daha güçlü operasyon yönetimi, daha yüksek hizmet kalitesi ve daha geniş bir çözüm ekosistemi oluşturmak olarak değerlendiriyoruz.</p>

<p><strong>Sizin için başarılı proje yönetimi nedir?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>GN Group olarak bugüne kadar farklı yük tipleri, değişen piyasa koşulları ve çok yönlü operasyonel gereksinimler altında birçok dikkat çekici projeye imza attık. Bizim için öne çıkan projeler yalnızca taşınan yükün niteliğiyle değil; aynı zamanda planlama gücü, operasyonel koordinasyon, ticari öngörü ve uzun vadeli yatırım kararlılığıyla da anlam kazanıyor.</p>

<p>Son yıllarda filomuza 4 MPP (Multi-purpose/proje yükleri taşıyabilen) gemi kazandırmış olmamız, şirketimizin sadece operasyonel olarak değil, stratejik olarak da büyüdüğünün önemli bir göstergesidir. Bu yatırım, GN Group’un pazara olan güvenini, uzun vadeli vizyonunu ve denizcilik sektöründe kalıcı bir oyuncu olma kararlılığını net biçimde ortaya koymaktadır.</p>

<p>Biz, dikkat çekici projeleri sadece tek seferlik taşımalar olarak değerlendirmiyoruz. Filo büyütme kararlarımız, yeni gemilerin operasyonel sisteme entegrasyonu, ticari hatların genişletilmesi ve müşterilere daha güçlü taşıma kapasitesi sunulması da bizim açımızdan önemli ve somut başarı projeleridir.</p>

<p>Bu süreçte GN Group’un farkı; ticari ekipten operasyon ekibine, teknik yönetimden mürettebat planlamasına kadar tüm birimlerin ortak hedef doğrultusunda uyum içinde çalışabilmesidir. Dolayısıyla bizim için başarılı proje yönetimi, yalnızca bir yükü bir noktadan diğerine taşımak değil; aynı zamanda şirketi sürdürülebilir şekilde büyütmek, filoyu güçlendirmek ve pazardaki konumumuzu her geçen yıl daha da ileri taşımaktır.</p>

<p><strong>Beş yıllık vizyonunuzda; filo büyüklüğü, dijital dönüşüm ve küresel konumlama açısından nasıl bir hedef haritası var?</strong></p>

<p>Önümüzdeki 5 yılda GN Group’u, deniz taşımacılığı ve gemi yönetimi alanında daha yüksek ölçekli, daha dijital ve daha sürdürülebilir bir oyuncu olarak konumlandırmayı hedefliyoruz. Amacımız sadece filo ve operasyon hacmini büyütmek değil; aynı zamanda teknoloji kullanımını artıran, süreçlerini daha akıllı yöneten ve müşterilerine daha fazla değer üreten bir yapı haline gelmek. Şirketimizin bugüne kadar dijitalleşme ve inovasyon alanında attığı adımlar, bu hedefin güçlü bir temelini oluşturuyor.</p>

<p>Ayrıca GN Group’u; denizcilikte güven, verimlilik ve modern yönetim anlayışıyla anılan, global iş ortaklıklarını genişletmiş, insan kaynağı ve teknolojiyi birlikte güçlendiren örnek bir grup şirketi olarak görmek istiyoruz. Kısacası hedefimiz, sadece büyüyen bir şirket olmak değil; daha güçlü sistemlere, daha yüksek hizmet kalitesine ve daha sürdürülebilir bir gelecek vizyonuna sahip bir denizcilik markası olmaktır.</p>

<p><strong>Ali Aliyev hakkında</strong></p>

<p>Ali Aliyev, denizcilik sektöründe uzun yıllara dayanan saha ve yönetim tecrübesine sahip bir denizcilik profesyonelidir. 1988 yılında Bakü’de doğmuştur. Eğitim hayatına Azerbaycan Devlet Denizcilik Akademisi’nde başlamış, 2006 yılında giriş yaptığı akademiden 2010 yılında mezun olmuştur. Üniversite yıllarında Hazar Denizi’nde gemilerde aktif staj yaparak mesleğe erken yaşta adım atmıştır. Askerlik hizmetinin ardından Türkiye’de yabancı sermayeli bir şirkette dördüncü kaptan olarak göreve başlamış, kısa sürede üçüncü kaptanlığa ve ardından 2015 yılında ikinci kaptanlığa yükselmiştir. Kariyeri boyunca 18 bin ve 28 bin tonluk farklı ticari gemilerde görev alarak önemli operasyonel deneyim kazanmıştır.</p>

<p>2017 yılında GN Group bünyesindeki gemilerde ikinci kaptan olarak görev almış, sonrasında Azerbaycan’da offshore gemilerinde çalışarak farklı denizcilik operasyonlarında deneyim edinmiştir. 2019 yılında Azerbaycan’da devlet kurumunda göreve başlamış; Port State Control Inspector ve Flag State Control Inspector olarak yabancı ve Azerbaycan bayraklı gemilerin denetimlerini yürütmüştür. Bu süreçte uluslararası klas kuruluşları ve European Maritime Safety Agency tarafından düzenlenen çeşitli eğitim ve sertifika programlarına katılmıştır. 2022 yılında International Maritime Organization toplantılarında Azerbaycan’ı temsil etmiştir. Ardından Port State Control Departmanı Başkanlığı görevini üstlenmiştir.</p>

<p>Denizden hiçbir zaman kopmayan Ali Aliyev, kamu görevinde bulunduğu dönemde de düzenli olarak gemilere çıkarak aktif denizcilik kariyerini sürdürmüştür. 2023 yılında GN Group bünyesinde gemi kaptanı olarak görev yapmış, daha sonra şirket merkezine davet edilerek personel, operasyon, ISM ve emniyet alanlarında yöneticilik görevleri üstlenmiştir. 2025 yılından itibaren Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Akademik gelişimine de önem veren Ali Aliyev, 2018-2019 yıllarında Herson Devlet Denizcilik Akademisi’nde yüksek lisans eğitimini navigasyon alanında tamamlamıştır. Hâlen Gedik Üniversitesi’nde işletme doktorasına devam etmektedir. Ayrıca Lloyd’s Maritime Academy bünyesinde kiralama ve gemi yönetimi alanlarında uzmanlık programlarını tamamlamıştır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>7DENİZ DERGİSİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Röportaj</category>
      <guid>https://www.7deniz.net/asil-avantajimiz-kapasitemizi-verimli-ve-kontrollu-yonetebilmemiz</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 10:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://7deniznet.teimg.com/crop/1280x720/7deniz-net/uploads/2026/07/ali-aliyev-manset.jpg" type="image/jpeg" length="28923"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Konkordato bir son değil, doğru yönetildiğinde yeni bir başlangıçtır"]]></title>
      <link>https://www.7deniz.net/konkordato-bir-son-degil-dogru-yonetildiginde-beni-bir-baslangictir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.7deniz.net/konkordato-bir-son-degil-dogru-yonetildiginde-beni-bir-baslangictir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’nin açık deniz operasyonlarında faaliyet gösteren önemli römorkör firmalarından biri olan PGE Romörkor Kiralama Müdürü Serhat Baysal, şirketlerinin başarıyla tamamladığı konkordato sürecini ve gelecek hedeflerini 7Deniz’e değerlendirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin açık deniz operasyonlarında faaliyet gösteren önemli römorkör firmalarından biri olan PGE Romörkor Kiralama Müdürü Serhat Baysal, şirketlerinin başarıyla tamamladığı konkordato sürecini ve gelecek hedeflerini 7Deniz’e değerlendirdi. Konkordatonun bir son değil, doğru yönetildiğinde yeni bir başlangıç olduğunu vurgulayan Baysal, sürecin şeffaf iletişim, müşteri güveni ve güçlü ekip ruhu sayesinde başarıyla sonuçlandığını söyledi. Yaşanan zorlukların şirketi daha disiplinli, daha tecrübeli ve daha güçlü bir yapıya kavuşturduğunu belirten Baysal, yatırımların ve büyüme planlarının devam ettiğini, yakın zamanda sektörde ses getirecek önemli bir projeyi kamuoyuyla paylaşacaklarını ifade etti.</p>

<p>Türkiye'nin açık deniz operasyonlarında faaliyet gösteren öncü römorkör firmalarından biri olarak, yaşadığımız konkordato sürecini başarıyla tamamlamış olmanın haklı gururunu yaşıyoruz.</p>

<p>Bu süreç bizim için yalnızca finansal bir yeniden yapılanma değil, aynı zamanda kurumsal dayanıklılığımızı, ekip ruhumuzu ve sektöre olan bağlılığımızı yeniden ortaya koydu.</p>

<p><strong>Sizi bu süreci başarıyla tamamlamaya götüren en önemli etken neydi?</strong></p>

<p>En önemli unsur, hiçbir zaman mücadeleden vazgeçmememiz oldu. Müşterilerimizin güvenini kaybetmemek adına süreci şeffaf bir şekilde yönettik. Yaşananları saklamak yerine doğru iletişim kurduk ve verdiğimiz tüm sözlerin arkasında durduk.</p>

<p>İşimize ara vermedik. Tam aksine, yeni müşteriler kazanmaya devam ettik. Operasyonlarımızı aksatmadan sürdürdük ve hizmet kalitemizden hiçbir zaman ödün vermedik.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Bu süreçte sizi ayakta tutan en büyük güç neydi?</strong></p>

<p>En büyük gücümüz ekip arkadaşlarımız oldu. Şirketimizde herkes bu mücadeleyi kendi mücadelesi gibi gördü. Yönetiminden operasyon ekibine, kaptanlarımızdan saha personelimize kadar herkes gönülden çalıştı. Bu birlik ve beraberlik sayesinde eski düzenimizi yeniden kurmakla kalmadık; eskisinden daha güçlü, daha disiplinli ve daha hırslı bir yapıya ulaştık. Başarılarımız arttıkça piyasadaki güvenimizi de yeniden kazandık.</p>

<p><strong>Bu süreçten çıkardığınız en önemli ders nedir?</strong></p>

<p>Kriz dönemlerinde en büyük sermaye güven ve itibardır. Finansal sorunlar çözülebilir; ancak kaybedilen güveni geri kazanmak çok daha zordur. Bu nedenle müşterilerimizle olan ilişkilerimizi her zaman ön planda tuttuk ve verdiğimiz hizmet kalitesinden asla taviz vermedik.</p>

<p><strong>Benzer süreçlerden geçen firmalara tavsiyeniz nedir?</strong></p>

<p>Öncelikle umutsuzluğa kapılmasınlar. Doğru planlama, şeffaf iletişim ve güçlü bir ekip ile en zor süreçler dahi başarıyla yönetilebilir. Rekabet yerine kendi işlerine, hizmet kalitelerine ve müşterilerine odaklansınlar. Başarı zaten bunun ardından gelecektir.</p>

<p><strong>Bundan sonraki hedefleriniz neler?</strong></p>

<p>Bugün geçmişe göre çok daha güçlü, çok daha tecrübeli ve en önemlisi çok daha hırslıyız. Türkiye'nin açık deniz operasyonlarında faaliyet gösteren en büyük römorkör firmalarından biri olarak yatırımlarımıza ve büyüme hedeflerimize hız kesmeden devam ediyoruz. Çok yakın bir zamanda sektörümüzün yakından konuşacağı, piyasada büyük yankı uyandıracak ve herkesin hoşuna gidecek çok önemli bir sürprizimizi kamuoyuyla paylaşacağız. Bu yalnızca yeni bir yatırım değil; şirketimizin geleceğine yön verecek önemli bir adım olacak. Çünkü biz, yaşadığımız zorlukları geride bıraktık. Şimdi ise geleceği inşa etme zamanı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Röportaj</category>
      <guid>https://www.7deniz.net/konkordato-bir-son-degil-dogru-yonetildiginde-beni-bir-baslangictir</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 11:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://7deniznet.teimg.com/crop/1280x720/7deniz-net/uploads/2026/06/serhat-baysal2.jpg" type="image/jpeg" length="90894"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Begüm Doğulu: “Mahkeme Tonoz Sistemini Değil, ÇED Sürecini Değerlendirdi”]]></title>
      <link>https://www.7deniz.net/begum-dogulu-mahkeme-tonoz-sistemini-degil-ced-surecini-degerlendirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.7deniz.net/begum-dogulu-mahkeme-tonoz-sistemini-degil-ced-surecini-degerlendirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son günlerde Göcek ve Dalaman koylarında uygulanması planlanan Mapa-Şamandıra (Tonoz) Sistemleri Projesi hakkında kamuoyunda farklı yorumlar yapılırken, Yat Turizmi Derneği Başkanı Begüm Doğulu, sürecin hukuki boyutunu 7Deniz’e değerlendirdi...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son günlerde Göcek ve Dalaman koylarında uygulanması planlanan Mapa-Şamandıra (Tonoz) Sistemleri Projesi hakkında kamuoyunda farklı yorumlar yapılırken, Yat Turizmi Derneği Başkanı Begüm Doğulu, sürecin hukuki boyutunu 7Deniz’e değerlendirdi. Doğulu, mahkeme kararının tonoz sistemini yasaklamadığını, yalnızca projenin ÇED sürecine tabi tutulması gerektiğine işaret ettiğini belirterek, çevrenin korunması ile sürdürülebilir deniz turizminin birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>Son günlerde mahkeme kararıyla ilgili kamuoyunda farklı değerlendirmeler yapılıyor. Kararın kapsamını nasıl özetlersiniz?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öncelikle şunu net olarak ifade etmek isterim; Muğla 2. İdare Mahkemesi’nin verdiği yürütmeyi durdurma kararı, tonoz (mapa-şamandıra) sisteminin uygulanmasını durduran bir karar değildir. Mahkemenin değerlendirmesi, proje için verilen “ÇED Gerekli Değildir” kararına ilişkindir. Yani mahkeme, bu projenin çevresel etkilerinin ÇED sürecinden muaf tutulamayacağı kanaatine varmış ve bu nedenle ilgili kararın yürütmesini durdurmuştur.</p>

<p><strong>Bu kararın hukuki açıdan anlamı nedir?</strong></p>

<p>Karar, tonoz sisteminin hukuken yasaklandığı anlamına gelmiyor. Mahkeme yalnızca projenin ÇED sürecine tabi tutulması gerektiğini ifade ediyor. Dolayısıyla projenin devam edebilmesi için ilgili mevzuat kapsamında ÇED sürecinin işletilmesi ve gerekli çevresel değerlendirmelerin tamamlanması gerekiyor.</p>

<p><strong>Kamuoyunda “Tonoz projesi iptal edildi” yönünde yorumlar yapılıyor. Bu değerlendirmeleri nasıl karşılıyorsunuz?</strong></p>

<p>Bu yorumlar hukuki açıdan doğru değil. Mahkeme projenin kendisini iptal etmiş değil; yalnızca çevresel değerlendirme sürecinin işletilmesi gerektiğine karar verdi. Bu nedenle “artık tonoz sistemi uygulanamaz” şeklindeki değerlendirmeler gerçeği yansıtmıyor.</p>

<p><strong>Yat Turizmi Derneği olarak bu süreçte temel yaklaşımınız nedir?</strong></p>

<p>Bizim temel yaklaşımımız çevrenin korunması ile deniz turizminin sürdürülebilir gelişiminin birlikte sağlanmasıdır. Bilimsel veriler doğrultusunda hazırlanmış, tüm paydaşların görüşlerinin alındığı ve hukuki süreçleri eksiksiz tamamlanmış projelerin hem deniz ekosisteminin korunmasına hem de güvenli ve düzenli deniz kullanımına önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz.</p>

<p><strong>Sürecin bundan sonraki aşamasına ilişkin beklentiniz nedir?</strong></p>

<p>Begüm Doğulu: Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi büyük önem taşıyor. Hukuki kararların kapsamının doğru anlaşılması gerekiyor. Bundan sonraki süreçte ÇED mekanizmasının sağlıklı şekilde işletilmesini ve tüm paydaşların katkısıyla çevreyi koruyan, aynı zamanda deniz turizmini destekleyen bir çözüm ortaya çıkmasını temenni ediyoruz. Biz de Yat Turizmi Derneği olarak süreci yakından takip etmeyi sürdüreceğiz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Röportaj</category>
      <guid>https://www.7deniz.net/begum-dogulu-mahkeme-tonoz-sistemini-degil-ced-surecini-degerlendirdi</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 13:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://7deniznet.teimg.com/crop/1280x720/7deniz-net/uploads/2025/11/begum-dogulu-manset.jpg" type="image/jpeg" length="93638"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Anka Marine’nden Starlink paketlerinde iki ay ücretsiz internet avantajı]]></title>
      <link>https://www.7deniz.net/anka-marinenden-starlink-paketlerinde-iki-ay-ucretsiz-internet-avantaji</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.7deniz.net/anka-marinenden-starlink-paketlerinde-iki-ay-ucretsiz-internet-avantaji" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Navigasyon sistemlerinden uydu internet altyapısına kadar geniş bir alanda hizmet veren Anka Marine, deniz operasyonlarının kesintisiz devamı için yeni nesil teknolojiler sunuyor...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Navigasyon sistemlerinden uydu internet altyapısına kadar geniş bir alanda hizmet veren Anka Marine, deniz operasyonlarının kesintisiz devamı için yeni nesil teknolojiler sunuyor. Şirketin Yönetici Ortağı Kadir Bora Genç hem Anka Marine’in sektördeki konumunu anlattı hem de müşterilerine sağladıkları yeni avantajdan bahsetti: “Haziran 2026’ya kadar Starlink paketlerini şirketimize taşıyan müşterilerimize altı aylık anlaşmaya bir, bir yıllık anlaşma kapsamında ise iki ay ücretsiz internet hizmeti sunuyoruz.”</p>

<p><strong>Yüksek kalite ürün ve hizmet</strong></p>

<p>Anka Marine Yönetici Ortağı Kadir Bora Genç “Alanında öncü markalar sayesinde, müşterilerimize yüksek kalite standartlarında ürün ve hizmet sunmaktayız. Distribütörlüğün yanı sıra, satış sonrası teknik destek ve servis organizasyonumuzla operasyonel sürekliliği güvence altına alıyoruz. Sektöre 2008 yılından bu yana gemilerde kullanılan navigasyon sistemleri (radar, gyro pusula, otopilot vb.), haberleşme sistemleri (GMDSS, uydu haberleşme, internet çözümleri vb.) ve diğer köprüüstü elektronik ekipmanlarının tedariki, yedek parça temini ve servis hizmetlerini sunan Anka Marine’nin yetkili distribütörlüğünü yürüttüğü markalar şunlar; JRC- Alphatron, KVH, KNS, HIGHLANDER, WASSP, TimeZero by MAXSEA, Olex ve BANTEN” dedi.</p>

<p>Sözlerine, “Son dönemde özellikle gemi, ticari tekne, balıkçı tekneleri ve yat operasyonlarında güvenli ve kesintisiz internet erişimi en önemli önceliklerimizden biri haline gelmiştir” açıklamasıyla devam eden Genç, “Deniz operasyonlarında bağlantının kritik önem taşıdığının bilinciyle, hızlı, güvenilir ve sürdürülebilir uydu internet çözümleri geliştirerek gemilerin dünya ile kesintisiz iletişim kurmasını sağlıyoruz. Bunun yanı sıra, kompleks projelerde, yeni inşa gemilerde ve özel nitelikli teknelerde sistem entegrasyonu ve teknik danışmanlık hizmetleri sunarak projelerin tasarım aşamasından devreye alma sürecine kadar çözüm ortağı olarak yer alıyoruz” diyerek devam etti.</p>

<p><strong>Sahada fark yaratan projeler </strong></p>

<p><font face="Calibri">“Bizim farkımız işimizi gerçekten severek ve motive bir şekilde yapmamız” diyen Genç, “Her proje bizim için sadece bir iş değil; çözüm üretmek, müşterilerimizin operasyonlarını kolaylaştırmak ve sahada fark yaratmak demek. Ekibimiz sahada ve ofiste aynı heyecan ve sahiplenme duygusuyla hareket ediyor, bu da doğal olarak müşterilerimize yansıyor. Ayrıca teknolojiyi yakından takip ediyor ve çözümlerimizi sürekli güncel tutuyoruz. Müşterilerimizin bugünün değil, yarının ihtiyaçlarını karşılamasına odaklanıyor, yenilikleri operasyonlara adapte ediyoruz. Dolayısıyla sektörde benzer bir yaklaşımı benimseyen çok az firma olduğunu söyleyebiliriz. Güçlü ekip, müşteri odaklı yaklaşım ve sürekli yenilik peşinde koşmak, bizi doğal olarak öne çıkaran en önemli özelliklerimizdir” vurgusunu yaptı. </font></p>

<p><strong>Kesintisiz, güvenli ve hızlı internet</strong></p>

<p>Deniz operasyonlarında internet ve haberleşmenin ayrılamaz bir parça haline geldiği günümüzde Anka olarak sundukları hizmetlerin özelliklerinden bahseden Genç, “Açık denizde internet erişimi, uydu teknolojileri sayesinde sağlanıyor. Biz de gemilere, yatlara ve teknelere kesintisiz, güvenli ve hızlı internet çözümlerimizi bu yeni LEO ve daha konvansiyonel GEO hizmetleri ile sunuyoruz. Bunun yanı sıra, hizmetimizin sürekli ve sorunsuz işlemesi için aktif destek ekibimiz her an hazır durumda; sahadaki operasyonun aksamasını önlemek bizim için öncelikli. Birkaç yıl öncesine kadar konvansiyonel olarak çalışan ekvatoral yörüngeli GEO uyduları sayesinde 10Mbps hızına kadar sunabildiğimiz internet hizmeti şimdilerde neredeyse karasal olan hızlardan bile daha fazla.</p>

<p>Ülkemizde denizcilik sektörü hızla gelişiyor ve uydu tabanlı internet çözümlerine olan talep her geçen gün artıyor. Biz de bu gelişimi yakından takip ediyor ve müşterilerimize hem ulusal hem de uluslararası standartlarda hizmet sunuyoruz. Açık denizde internet sağlamak sadece teknik bir hizmet değil; aynı zamanda güven ve sürekliliğe dayalı bir sorumluluk işi. İşte tam da bu noktada farkımız ortaya çıkıyor. <i>Yalnız buradan da iletmek isterim ki; yüksek hızlı internet denizcilere ve işletmelere konfor sağlasa da denizcilik firmalarının gemi üzerinde internet kullanımını en azından genel bir regülasyon haline gelene kadar kendi regülasyonları halinde değerlendirmeleri gerektiği bir gerçek haline gelmektedir</i><font face="Calibri">” açıklamasını yaptı. </font></p>

<p><strong>Sürekli güncellenen yapay zeka çözümleri </strong></p>

<p>Yapay zekanın ve çeşitli otonom sistemlerinin bu alandaki gelişimlerine de değinen Genç, “Bu teknoloji gerçekten heyecan verici, gelişmeleri yakından takip ediyor ve sahadaki müşterilerimizin ihtiyaçlarını eksiksiz karşılamak için çözümlerimizi sürekli güncelliyoruz. Kendi alanımızda dijital enstrümanlardan yararlanarak müşterilerimize kendi konforları adına ürünler sunuyoruz.</p>

<p>Türkiye Ana Distribütörü olduğumuz internet sağlayıcısı ve üreticisi KVH firmasının VSAT, Starlink ve OneWeb hizmeti verdiği müşterilerimize sunduğumuz bir portalımız var. Adı ANKADASH. Bu sayede müşteriler hem gemilerinin pozisyonunu hem kullanım miktarlarını görebiliyor ve yönetiyor. Aynı portal üzerinden değişik abonelik yapıları ile de müşterilerimize anlık gemi üzerinden istenilen köprü-üstü ve diğer dataları sunabiliyor ve görsel hale getirebiliyoruz. Bunu yaparken hem kendi donanım ve altyapımızı hem de KVH markasının üstün firewall ve tümleşik router cihazı olan <i>Commbox Edge Core</i> cihazlarını kullanıyoruz. <i>KVH bu konuda hep teknolojiyi bir adım önden takip etmektedir.</i> <img alt="Anka1" height="460" src="https://7deniznet.teimg.com/7deniz-net/uploads/2026/05/anka1.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1000" />Yapay zekâ ile de gelecek dönemlerde müşterimizin kullanım pratiklerini çoğaltıp senaryolar haline getirerek kendi havuzunda yapılar kurmayı planlıyoruz. Bu sayede müşterilerimizin kendi geçmiş verileri ile güncel verilerini otomatik kıyaslayan ve raporlayan bir sistem kullanabilecekler” dedi.</p>

<p><strong>Bir yıllık anlaşma iki ay ücretsiz Starlink hizmeti </strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><font face="Calibri">“Şu anda önceliğimiz, buradan ilk kez duyuracağımız, müşterilerimizin ihtiyaçlarını her zaman eksiksiz karşılayacak çözümler üretmek için bu yıl resmi olarak başladığımız JRC-Alphatron Distribütörlüğünün geliştirilmesine çalışmak” açıklamasıyla devam Genç, </font></p>

<p>Ayrıca KVH firması yasal alt bayisi olarak Starlink ve OneWeb çözümlerini müşterilerimizle daha uygun fiyat ve avantajlarla sağlamak da mevcut gündemimizde. Örneğin Haziran-2026 sonuna kadar Starlink Global paketlerini mevcut terminalleri ile bizden kullanmak isteyen müşterilerimize bir yıllık anlaşma kapsamında iki ay ücretsiz Starlink internet hizmeti sunuyoruz.</p>

<p>Türkiye sularında bildiğiniz gibi henüz Starlink aktif olarak kullanılamıyor, mevcutta da ne zaman kullanılabilecek açıkçası bilmiyoruz ama bu arada Türkiye uğraklı gemilerimize de ikincil ürün olarak yüksek hız ve uygun paketlerle, OneWeb sunmakta yine gündemimizde, hem de donanım maliyetini ortadan kaldırmak için kiralama yaparak. Alternatif olarak da her zaman kiralık VSAT internet hizmetimiz mevcut.</p>

<p>Yakın gelecekte ise bilinirliğimizi artırmayı, genç ve dinamik takım arkadaşlarımızla daha çevik bir ekip yapısı oluşturmayı hedefliyoruz. Amacımız sadece işi tamamlamak değil; süreç boyunca öğrenmek, geliştirmek ve müşterilerimize değer katmak. Bizim için başarı, hedefe ulaşmaktan çok, o yolculukta gösterilen emek ve birlikte başardığımız işlerdir. Önümüzdeki dönemde de bu yaklaşımı sürdürerek, hizmet kalitemizi sürekli yukarı taşımayı planlıyoruz” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Yakın sektör takibi </strong></p>

<p>Sektörün içinde olmayı, ulusal ve uluslararası fuarlara katılarak gelişmeleri yerinde takip etmeyi ve aktif kalmayı önemsediğini belirten Genç, “Fuarlara katılımı sadece bir tanıtım faaliyeti olarak görmüyoruz. Yeni teknolojileri yakından görmek elbette önemli ama bizim için asıl değer; partnerlerimizle ve müşterilerimizle yüz yüze bir araya gelmek. Yıl boyunca çoğu zaman telefonla ya da e-posta üzerinden iletişim kuruyoruz. Fuarlarda ise uzun zamandır göremediğimiz dostlarımızla buluşma, sohbet etme ve ilişkilerimizi güçlendirme fırsatı yakalıyoruz” diyerek bu samimi ortamın hem şirket bağlarını kuvvetlendirdiğini hem de onlara ciddi bir enerji verdiğini ekledi.</p>

<p><strong>Müşteri güveni motivasyon kaynağı</strong></p>

<p>Anka’nın başarılı ilerleyişinin arkasındaki en önemli unsurun “ekip arkadaşları” olduğunu ifade eden Genç, “Bu iş tek başına yapılabilecek bir iş değil. Sahada gece gündüz emek veren teknik ekibimiz, operasyonu titizlikle yöneten arkadaşlarımız ve müşterilerle birebir temas kuran iş geliştirme ekibimiz aynı sorumluluk bilinciyle hareket ediyor. Herkes işini sahipleniyor. Bu sahiplenme kültürü de doğal olarak dışarıya yansıyor.<img alt="5-115" height="563" src="https://7deniznet.teimg.com/7deniz-net/uploads/2026/05/5-115.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1000" /></p>

<p>Motivasyonumuzun en büyük kaynağı ise müşterilerimizin bize duyduğu güven. Denizcilik sektöründe güven kazanmak zaman alır, kaybetmek ise çok kolaydır. Biz o güveni korumaya odaklanıyoruz. Bir gemide sistem sorunsuz çalışıyorsa ve olumlu bir geri dönüş alıyorsak, işte o zaman yaptığımız işin karşılığını aldığımızı hissediyoruz. Özetle; ekip ruhu, güçlü ilişkiler ve güven… Sanırım bizi motive eden ve bugünlere taşıyan en temel unsurlar bunlar” açıklamasını yaptı.</p>

<p><strong>Odak; sürekli ilerleme ve gelişme </strong></p>

<p>Uluslararası alandaki başarılarının onlara önemli bir motivasyon kaynağı olduğunu belirten Genç, “Ancak hedeflerimize ulaşmak sürekli bir yolculuk gibi. Her yeni proje ve iş birliği, bize öğrenilecek yeni şeyler ve geliştirecek yeni alanlar sunuyor. Bu nedenle “hedefe ulaştık” demek yerine, sürekli ilerlemeye ve gelişmeye odaklanıyoruz” dedi.</p>

<p><strong>Unutulmayan olaylar </strong></p>

<p>Genç, kariyeri boyunca kendisini derinden etkileyen birkaç olayı şöyle aktardı:</p>

<p><font face="Calibri">“Bir müşterimize ait gemi Batı Afrika’da korsanlar tarafından kaçırılmıştı ve neredeyse tüm köprü-üstü cihazları da korsanlar tarafından tahrip edilmişti, gemide tek iletişim kaynağı olarak bizim hizmet verdiğimiz KVH’a ait VSAT cihazıydı ve gemide kalan birkaç personel bu cihazla iletişim kurarak gemiyi güvenli bir limana getirmişlerdi. İnanılmaz bir gece ve takip eden gündü, sürekli olarak iletişimin sağlıklı olabilmesi için takipte ve iletişimde kalmıştık. Bir diğer olay da bundan birkaç yıl evvel Dünya’nın bambaşka bir yerinde mesleki bir seminere katılmıştım, semineri veren farklı ülke vatandaşı panelist ile sonrasında sohbetimiz sırasında birbirimizin iletişim detaylarını kaydettik, çok ilginçtir ki, ikimizde birbirimizin adres defterlerinde kayıtlı çıktık. Sebebi de bundan yaklaşık 15 yıl evvel, her ikimizde operasyonel saha görevlerimiz sırasında aynı operasyonda görev almış ve iletişim kurmuş olmamızdı. Gün gelmiş farklı görevlerde yüz yüze gelip ancak birbirimizi tanıyabilmiştik. Sektörün hem büyük hem de küçük olduğunun kanıtı. Keyifli bir andı.” <img alt="Anka2" height="466" src="https://7deniznet.teimg.com/7deniz-net/uploads/2026/05/anka2.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1000" /></font><strong>Yeni inşa projelerinde aktif rol</strong></p>

<p>Gemi inşa sanayisinde yaşanan daralmadan söz eden Genç, Anka Marine’nin projelerine bir yansıma olmadığını kaydederek sözlerine şöyle devam etti; <font face="Calibri">“Hatta son iki yıldır yeni inşa projelerinde çok aktif bir rol üstlendik ve müşterilerimizle birlikte bu dönemde de önemli adımlar attık. </font></p>

<p>Türkiye’de işçilik ve malzeme maliyetleri maalesef arttığı için sektörel olarak bir kayma yaşanmakta. Fiyatlarımız neredeyse Avrupa fiyatlarına yaklaştı ve incelemeler yer yer geçtiği yönünde. Tersaneler, üreticiler, hizmet veren taşeronlar ve müşteriler topluca bu duruma çözüm arıyoruz. Bu doğrultuda elimizden geleni yapmaktayız. DTO ve GİSBİR başta olmak üzere, Kosder, Türk Armatörler Birliği ve diğer kıymetli STK’lar bu konu ve Türk denizciliğinin gelişimi için sürekli mesai vermekteler.</p>

<p>Bu süreç firma olarak bize zorlukların yanında aynı zamanda yenilenme ve iş geliştirme adına fırsatlar da sundu. Yeni hizmetler geliştirmek, stratejik partnerlikler kurmak ve müşterilerimize katma değer sağlayacak çözümler üretmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Kısacası, bu dönemi inovasyonu ve müşteri odaklı yaklaşımımızı güçlendirmek için de çalıştığımız bir dönem oluyor.”</p>

<p><strong><font face="Calibri">“İnatçı olmayan denizci olamaz”</font></strong></p>

<p><font face="Calibri">“Genç denizcilik öğrencilerine söyleyeceğim en önemli şey, meraklarını, inançlarını ve öğrenme isteklerini hiç kaybetmemeleri” diyen Genç, “Denizcilik ve teknoloji sürekli değişiyor; yeni sistemler, yeni yöntemler her zaman hayatınıza girecek. Bu yüzden ne kadar çok sorar, dener ve kendinizi geliştirirseniz, kariyerinizde o kadar güçlü olursunuz. </font><i>İnatçı olmayan denizci olamaz.</i> Tabi kontrollü bir inatçılıktan bahsediyorum. Üstlerine veya öğretmenlerine gereksiz bir dirençten bahsetmiyorum. Bir diğer nokta da ekip çalışması. Sahada hiçbir iş tek başına yapılmaz. İster sahada ister ofiste olun, iyi bir ekip ruhu ve sorumluluk bilinci başarıya giden en önemli yol. Kısacası; merak edin, öğrenin ve ekip arkadaşlarınızla birlikte hareket edin. Başarı da güven de buradan gelir. Sakın ama sakın kendinizi ve okulunuzu başka kişi ve okullarla kıyaslamayın. Olabildiğince doğruyu öğrenip heybenize atın, o heybeden günü gelecek, o bilgiler çıkacak” yorumunu yaptı.<img alt="Bora Genç" height="1250" src="https://7deniznet.teimg.com/7deniz-net/uploads/2026/05/bora-genc.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1000" /></p>

<p><strong>Anka Marine Yönetici Ortağı Kadir Bora Genç</strong></p>

<p>Öncelikle 1998 -Haydarpaşa Teknik Lisesi – Elektronik Bölümü, sonrasında 2001’de Kocaeli Üniversitesi Karamürsel Denizcilik Meslek Yüksek okulu Deniz Elektronik bölümü mezunuyum. Mezuniyetim akabinde sektörde öncü deniz elektronik firmalarından birinde staja başlayarak 2008 yılına kadar aynı firmada değişik görevlerde bulundum. Bu süre zarfında özellikle tersanelerde yeni inşası yapılan çoğunluğu tanker ve genel kargo gemilerinin köprü-üstü seyir ve haberleşme donanımların hazırlığı, tasarımı ve montajları görevlerinde bulundum. 2008 yılında ANKA’ yı bir arkadaşımla beraber kurdum ve halen aynı firmada müşterilerimize hizmet vermeye çalışıyoruz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>7DENİZ DERGİSİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Röportaj</category>
      <guid>https://www.7deniz.net/anka-marinenden-starlink-paketlerinde-iki-ay-ucretsiz-internet-avantaji</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 09:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://7deniznet.teimg.com/crop/1280x720/7deniz-net/uploads/2026/05/bora-genc-manset.jpg" type="image/jpeg" length="81469"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Melike Aysu Gürgan: “Kadınlar denizciliğin geleceğini şekillendiriyor]]></title>
      <link>https://www.7deniz.net/wista-turkiyenin-yukselen-rotasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.7deniz.net/wista-turkiyenin-yukselen-rotasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İki jenerasyonu bir araya getiren güçlü bir yapı, büyüyen bir organizasyon ve küresel ölçekte söz sahibi bir vizyon… WISTA Türkiye Başkanı Melike Aysu Gürgan, sektörde yükselen kadın gücünü, yapay zeka çağında değişen rekabeti ve Türkiye’nin uluslararası denizcilik sahnesindeki stratejik konumunu anlatıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>WISTA Türkiye Başkanlığı, dünyaya ve sektöre bakış açınızda nasıl bir değişim yarattı? Bu görevi devraldığınız günden bugüne liderlik anlayışınızda ve sektöre yaklaşımınızda farklılıklar oldu mu? </strong></p>

<p>Kurulduğu tarihten beri üyesi bulunmaktan gurur duyduğum WISTA Türkiye ailesindeki rolüm 2025 Aralık itibariyle değişti. Bu değişim beraberinde sorumluluklar da yükledi. Her ne kadar önceki dönemlerde üye olarak da yönetim kurulunda aktif vazifelerde bulunduysam da başkanlık vazifesinin sorumluluğunun farklı olduğunu yaşayarak tecrübe etme şerefine nail oldum. En büyük şansım bu yolculukta birbirinden değerli, sektöre emek vermiş ve vermeye devam eden iki ayrı jenerasyonun bir arada çalıştığı çok güçlü bir yönetim kurulunun parçası olmak. Umuyorum ben de önceki başkanlar gibi WISTA Türkiye’ye ve sektörümüze katkı sağlamış bir dönemle anılacak ve vazifem bittiğinde görevimi emin ellere devrediyor olacağım.</p>

<p>Harika başkanlardan liderliğe dair pek çok şey öğrendim yakın çalıştığım dönemlerin avantajıyla. Bu benim iş hayatıma da dernek hayatıma da eş zamanlı olarak pek çok faydalar sağladı. Ana fikir daima ayrıştırmamak oldu. Takım çalışmasının bireysel çalışmanın üzerinde olduğu bilinciyle hareket ettik. Bugün üye sayısı 250’ye yaklaşmış bir dernek olarak, harika organizasyon kabiliyetlerine sahip, sektörün her alanından üyeyi ayni çatı altında toplayabilen tek dernek olarak müthiş bir potansiyele bakıyoruz. Gücünün ve kabiliyetlerinin farkında bir derneğiz ve bu doğrultuda kapsayıcı, kişileri değil bütünü öne çıkartan projelerle anılacak bir donem olmasını amaç edinerek harmoni içerisinde, çok güçlü bir yönetim kurulu olarak çalışıyor olmanın hevesi içerisindeyiz.</p>

<p><strong>Sizce karar mekanizmalarında kadınların yeri hâlâ sınırlı mı, yoksa gözle görülür bir değişim yaşanıyor mu?</strong></p>

<p>Gözle görülür bir değişim yaşanacağına dair umudumuz güçlenerek artıyor. Bunun kanıtı niteliğinde başarılar duyuyoruz, izliyoruz kadınlarımızla ve çok gururlanıyoruz. Giderek artan bir denizci kadın profesyonel nüfusu var. Bunu biz de üye sayımızdan ve potansiyel üyelerimizin taleplerinden kolaylıkla anlıyoruz. 2009 senesinde 15 kişiyle zar zor kurabildiğimiz derneğimize 2026 senesi itibariyle her hafta yeni başvurular geliyor elbette bizler de gururlanıyoruz bu durumdan. Sektörün çapı büyüse de kadın nüfusunun da çarpanlarıyla büyüdüğünü gözlemliyoruz; bu sebeple elbette bizlerin de beklentisi ön koltuklarda oturan, yönetimlerde yer alan kadın sayısın bu çarpanlarla doğru orantılı olarak sektördeki kadın profesyonellerin doğru oranda temsil edilebilmesi için artması gerektiği yönünde. Yönetim koltuklarındaki kadın profesyonel sayılarının artmasının tüm dernekler ve oluşumlar için gerekli olduğu görüşündeyim.<br />
<br />
<strong>Deniz ticaretinde yapay zekâ ve otomasyonun öne çıkmasıyla birlikte kadınlar için yeni fırsatlar mı doğuyor, yoksa bu teknolojiler farklı bir engel mi yaratıyor?</strong></p>

<p>Kadın erkek ayırmadan yapay zekadan faydalanmayı bilen profesyonellerin öne çıkacağına dair bir inancım var. Tüm cinsiyetlerden bağımsız bir şekilde kabiliyetlerini geliştirmeyen ve teknolojiyle barışık ve uyum içinde olmayan her münferit oyuncu bu değişimde geride kalmaya maalesef mahkum. Bu hepimiz için geçerli. Yeni bir dünyaya bakıyoruz artık. Eskilerden getirdiğimiz tecrübeyi, yeni dünyaya tecrübelerimizle harmanlayarak ve etkin kullanarak verim aldığımız senaryoda muazzam değişim ve dönüşümler yaşayacağız. Tasarruf edebildiğimiz zamanı bambaşka atılımları mümkün kılmak için kullanabileceğiz. Bunu Türkiye özelinde değil, tüm globali kapsayarak savunuyorum.</p>

<p><strong>WISTA Türkiye’nin uluslararası ağdaki yerini nasıl görüyorsunuz? </strong></p>

<p>WISTA Türkiye tüm yerel WISTA’lar arasından sıyrılan NWA tabir ettiğimiz lokal WISTA’ ardan biridir. Bunun sebebi, uluslararası WISTA platformundaki, Nazlı Selek’le devam eden çok güçlü temsilimizin, üye sayımızın, yaptığımız projelerin, üyelerimizin global sektör katkılarının kümülatif toplamıdır. En büyük avantajlarımızdan biri de elbette coğrafi konumumuzdur. Biz Avrupa’nın doğusu, Doğu’nun da Batı’sı olarak konumlandığımız noktadan pek çok kültürün ve medeniyetin Dünya’da her alanda olduğu şekilde WISTA camiasında da kavuştuğu noktadayız. Her medeniyete aşina ve kendi kültürüne has dokumuz WISTA camiası içinde de bize daima değer katan bir unsurdur.</p>

<p><strong>Uluslararası WISTA ağı içinde kadınların denizcilikte daha görünür ve etkin olması için hangi küresel stratejileri öncelikli görüyorsunuz? </strong></p>

<p>WISTA bugün IMO gibi BIMCO gibi muadilsiz organizasyonların tamamında koltuk sahibi, danışman statüsünde bilgisine başvurulan, çalışma gruplarında yer alan bir organizasyondur. WISTA gücünü üyelerinden alır. Tam da bu sebeple biz de daima üyelerimizin ön plana çıkmasını, uluslararası platformlarda parlamasını destekledik. Bundan sonrakin süreçte de daha azını yapmayacağız. Kendi alanında uzman olan her üyenin WISTA gibi global ve etkileşimi yüksek, birbirinden destek almaya hevesli bir platformda öne çıkmaya devam etmesini istiyoruz.</p>

<p><strong>28 Mart’ta yapılan Olağanüstü Genel Kurulunuzun gündemini bizimle paylaşır mısınız? </strong></p>

<p>28 Mart 2026 tarihinde DTO da gerçekleştirdiğimiz Olağan Üstü Genel Kurulumuzun ana fikri büyüyen dernek yapımızla artık örtüşmeyen ve yetersiz kalan bazı tüzük maddelerinin değişimiydi. Hızlı karar alabilmek ve üyelerin menfaatine hareket edebilmek için yönetim kurulunun belli maddelerde daha fazla yetkiye duyduğu ihtiyaç doğrultusunda sorumluluk almaya talip olduk. Tüzük maddeleri üyelerimizin de mutabık kaldığı şekilde yeni komiteler ve organları da derneğin yapısına entegre edebileceğimiz şekilde onaylandı. Bundan sonraki süreçte aktif komitelerimizle, üye alım sürecindeki daha profesyonel değerlendirmelerimizle tüzük değişikliğinin sağladığı avantajlarla daha kolektif yapıda daha fazla üyemizin aktif görev alabildiği bir döneme başlıyor olacağız.</p>

<p><strong>2025 yılında hangi çalışmaları gerçekleştirdiniz ve 2026 ajandanızda hangi önemli konu başlıkları yer alıyor?</strong><br />
WISTA Türkiye olarak salt sorumluluğumuzun ve kuruluş amacımızın networking olmasına rağmen bugüne kadar pek çok sosyal sorumluluk projesi yürüttük ve ortak projelerde yer aldık. Geleneksel hale gelen denizci kız öğrencilere verdiğimiz burs projemize devam ettik. Kendi üyelerimiz için pek çok eğitim ve seminer gündemimiz oldu. 2026 senesinde derneğimizin dokusuna uygun olarak networking etkinliklerimizi daha fazla gerçekleştirmeyi planladık. Bunların ilkini de 8 Nisan’da hayata geçiriyoruz. Her ayın ilk çarşambası yapacağımız yönetim kurulu toplantı sonrasında üyelerimizi bir araya getirdiğimiz sosyal buluşmalarımız olacak. 23 Nisan da gerçekleşecek DODER Kongresinde bir oturumda yeni projemiz olan WISTA Türkiye profesyonellerini iş ve staj arayışında olan öğrenci ve yeni mezunlarla buluşturacağımız platformu ve sektörümüze katabileceğimiz değerleri konuşuyor olacağız. 2026 senesinin bizi en çok heyecanlandıran projesi şu an öğrencilerle gerçekleştireceğimiz bu proje. Sektöre kalıcı bir katkısı olacağı inancındayız. Bunun dışında gene pek çok eğitim ve seminer planladık. 15 Nisan 2026 tarihinde bunlardan ilkini DTO’da gerçekleştiriyor olacağız. Önümüzdeki aylarda planladığımız seminer ve eğitimler için de WISTA Türkiye web sitemizden, üyeler için de uygulamamızdan duyuruyor olacağız.<br />
<br />
<strong>Son olarak sormak isteriz; bugün denizcilik sektörüne girmek isteyen ya da hâlihazırda sektörün içinde olan genç bir kadının kariyer hedefleri ve hayalleri sizce sektörel ya da kişisel bariyerlere takılıyor mu?</strong><br />
İnsanın tek engeli kendisi. Cam tavanlardan bağımsız olarak hayal kurmaya ve bunun için çabalamaya devam edenleri hayat muhakkak ödüllendiriyor. Doğru yol arkadaşlarıyla, aynı hayali paylaşan insanların bir araya gelebilmesi şansını sağlayan harika bir dernek çatımız var. Bu çatının altında pek çok dostluk, hayal ve şirket kuruldu. Birbirimize ne kadar yakın durursak o kadar güçlüyüz. Zorluk yaşayan tüm meslektaşlarıma naçizane hatırlatmam budur.<br />
<br />
<img alt="Aysu Gürgan-1" height="1060" src="https://7deniznet.teimg.com/7deniz-net/uploads/2026/05/aysu-gurgan-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1000" /><br />
<strong>Melike Aysu Gürgan’dan 18 Mayıs Mesajı</strong></p>

<p>“18 Mayıs Uluslararası Denizci Kadınlar Günü, denizcilik sektöründe emek veren, üreten, yöneten ve ilham veren tüm kadınların başarılarını görünür kılmak adına çok değerli bir gündür. Denizcilik, uzun yıllar erkek egemen bir sektör olarak görülse de bugün kadınlar; gemilerde, limanlarda, şirket yönetimlerinde, teknik alanlarda ve akademide önemli başarılara imza atarak sektörün geleceğini şekillendiriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kadınların denizcilikte daha fazla yer alması yalnızca toplumsal eşitlik açısından değil, sektörün sürdürülebilir gelişimi açısından da büyük önem taşıyor. Çeşitliliğin arttığı yapılar daha güçlü, daha yenilikçi ve daha dayanıklı hale geliyor.</p>

<p>Bugün artık sadece kadınların sektörde var olmasını değil, karar alma mekanizmalarında daha güçlü temsil edilmesini de konuşuyoruz. Bu noktada eğitimden mentorluk projelerine, uluslararası iş birliklerinden genç kadın denizcilere yönelik fırsatların artırılmasına kadar birçok alanda hep birlikte çalışmaya devam ediyoruz.</p>

<p>Uluslararası Denizci Kadınlar Günü’nün; denizcilikte fırsat eşitliği konusunda farkındalığı artırmasını, geleceğin kadın denizcilerine cesaret vermesini ve sektörümüzün daha kapsayıcı bir yapıya kavuşmasına katkı sunmasını diliyorum.</p>

<p>Denizciliğe emek veren tüm kadınların 18 Mayıs Uluslararası Denizci Kadınlar Günü’nü kutluyorum.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>7DENİZ DERGİSİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Röportaj</category>
      <guid>https://www.7deniz.net/wista-turkiyenin-yukselen-rotasi</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 10:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://7deniznet.teimg.com/crop/1280x720/7deniz-net/uploads/2026/05/melike-aysu-gurgan-manset.jpg" type="image/jpeg" length="22199"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yerelden globale uzanan bir yolculuk hikayesi; Zeymarine]]></title>
      <link>https://www.7deniz.net/yerelden-globale-uzanan-bir-yolculuk-hikayesi-zeymarine</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.7deniz.net/yerelden-globale-uzanan-bir-yolculuk-hikayesi-zeymarine" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul’dan doğup Singapur, Rotterdam ve Dubai’ye uzanan bir gemi acentelik yolculuğu… Zeymarine, sınırları aşan vizyonuyla küresel devlere sunduğu hizmetlerle Türk denizcilik sektöründe güçlü bir başarı hikayesi yazıyor. Yönetim Kurulu Başkanı Gürkan Kösemen ve Başkan Vekili Umut Çınar ile bu ilham verici yükselişin ardındaki vizyonu ve kararlılığı konuştuk.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>2018’de kurumsal yapıya geçiş süreci sonrası Zeymarine’in globalleşme sürecini bizimle paylaşır mısınız? Bu karar nasıl gerçekleşti, arkasındaki en önemli etken neydi?</strong></p>

<p>2018 yılı Zeymarine için bir dönüm noktasıydı. O tarihe kadar güçlü bir operasyonel tecrübeye ve güvene dayalı iş ilişkilerine sahip bir yapı oluşturmuştuk. Ancak denizcilik sektörünün giderek daha entegre, hızlı ve uluslararası hale geldiğini çok net görüyorduk. Bu nedenle kurumsallaşmayı yalnızca iç süreçleri düzenlemek için değil, global ölçekte sürdürülebilir büyümenin temelini oluşturmak için stratejik bir adım olarak değerlendirdik. Bu kararın arkasındaki en önemli etken, müşterilerimizin bize sadece Türkiye’de değil, dünyanın farklı ticaret koridorlarında da aynı kalite ve güven standardıyla ihtiyaç duymasıydı. Biz de bu ihtiyacı görerek Zeymarine’i bölgesel bir oyuncudan küresel ölçekte söz sahibi bir marka haline getirmeyi hedefledik.</p>

<p><strong>İstanbul’daki genel merkezinizin yanı sıra Singapur, Rotterdam ve Dubai’de açtığınız ofisler Zeymarine’e nasıl bir küresel vizyon kazandırdı?</strong></p>

<p>İstanbul her zaman stratejik merkezimiz olmaya devam ediyor. Ancak Singapur, Rotterdam ve Dubai gibi dünyanın en kritik deniz ticaret merkezlerinde varlık göstermek, bize sadece coğrafi erişim değil, aynı zamanda farklı ticaret kültürlerini yerinde deneyimleme fırsatı sundu.</p>

<p>Bu yapılanma sayesinde müşterilerimize 7/24 kesintisiz hizmet verebilen, farklı zaman dilimlerinde hızlı karar alabilen ve bölgesel uzmanlığı global bakış açısıyla birleştiren bir organizasyon yapısına ulaştık. Aynı zamanda bu ofisler, Zeymarine’in uluslararası güvenilirliğini ve marka algısını önemli ölçüde güçlendirdi.</p>

<p><strong>Uluslararası pazarlarda karşılaştığınız farklı dinamikler ve kültürel farklar neler oldu?</strong></p>

<p>Her pazarın kendi iş yapış biçimi, iletişim dili ve karar alma kültürü var. Avrupa’da süreçler daha sistematik ve prosedür odaklı ilerlerken, Asya’da hız, ilişki yönetimi ve uzun vadeli güven çok daha belirleyici olabiliyor. Orta Doğu’da ise esneklik ve güçlü ilişki ağı öne çıkıyor. Bu farklılıklar bize tek tip bir yönetim anlayışının yeterli olmadığını gösterdi. Yerel dinamikleri anlayan, kültürel hassasiyetlere saygılı ve aynı zamanda şirket standartlarımızı koruyan bir yaklaşım geliştirdik. Bugün global başarımızın temelinde bu adaptasyon kabiliyeti yatıyor.</p>

<p><strong>Uluslararası dev markalarla çalışmak size nasıl bir sorumluluk yüklüyor ve aynı zamanda nasıl bir motivasyon sağlıyor?</strong></p>

<p>Global ölçekte güçlü markalarla çalışmak çok ciddi bir güven göstergesidir. Bu iş ortaklıkları bize operasyonel mükemmellik, şeffaflık, hız ve hata toleransının minimum olduğu bir hizmet anlayışı gerektiriyor. Aynı zamanda bu iş birlikleri ekip olarak bizi sürekli daha iyisini yapmaya motive ediyor. Çünkü her yeni operasyon, yalnızca bir hizmet değil, aynı zamanda markamızın itibarını temsil eden bir sınav niteliği taşıyor. Bu sorumluluğu büyük bir disiplin ve gururla taşıyoruz.</p>

<p><strong>İlk yıllarda yaşadığınız zorluklarla bugünkü koşulları kıyasladığınızda, sektörde hangi değişimleri görüyorsunuz?</strong></p>

<p>İlk yıllarda daha çok insan ilişkileri ve sahadaki deneyim ön plandaydı. Bugün ise buna ek olarak teknoloji, veri yönetimi, hız ve mevzuat uyumu çok daha belirleyici hale geldi. Eskiden operasyonların büyük kısmı manuel takip edilirken, bugün dijital raporlama, anlık operasyon yönetimi ve müşteri entegrasyonları işin vazgeçilmez bir parçası oldu. Rekabet artık sadece fiyat değil, hız, güvenilirlik ve öngörü kabiliyeti üzerinden şekilleniyor.</p>

<p><strong>Türkiye’deki liman ve boğazlarda sunduğunuz acentelik hizmetleri ile tersane acenteliği faaliyetlerinizi anlatır mısınız?</strong></p>

<p>Türkiye’nin tüm ana limanlarında ve özellikle Türk Boğazları geçişlerinde güçlü bir operasyonel altyapıya sahibiz. Gemi giriş-çıkış süreçleri, resmi kurum koordinasyonları, pilotaj-römorkaj organizasyonları, mürettebat değişimleri, yakıt ve kumanya tedariki gibi tüm acentelik süreçlerini uçtan uca yönetiyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tersane acenteliği tarafında ise gemilerin bakım, onarım ve klas süreçlerinde tersaneler, armatörler ve teknik ekipler arasında tam koordinasyon sağlıyoruz. Bu alan, çok daha detaylı planlama ve zaman yönetimi gerektirdiği için uzmanlık isteyen bir segment ve Zeymarine olarak burada güçlü bir know-how’a sahibiz.</p>

<p><strong>Denizcilik ve özellikle acentelik sektöründe son yıllarda gözlemlediğiniz en önemli değişimler nedir?</strong></p>

<p>Bence en büyük değişim hız beklentisinin dramatik şekilde artması. Müşteriler artık sadece doğru hizmet değil, aynı zamanda anlık bilgi akışı, şeffaf raporlama ve proaktif çözüm bekliyor. Diğer önemli değişim ise regülasyonların artması. Çevre standartları, güvenlik prosedürleri, yaptırımlar ve compliance süreçleri artık acentelik hizmetlerinin ayrılmaz bir parçası haline geldi.</p>

<p><strong>Gemi acenteliğinde nitelikli iş gücü bulma ve yetiştirme konusunda ne tür zorluklar yaşanıyor? Bu alanda sürdürülebilir bir çözüm için hangi stratejiler uygulanmalı?</strong></p>

<p>Sektörümüzde en büyük zorluklardan biri, teorik bilgi ile saha pratiğini birleştirebilen insan kaynağı yetiştirmek. Gemi acenteliği masa başında öğrenilecek bir iş değil; limanı, operasyonu, kriz yönetimini ve insan ilişkilerini aynı anda deneyimlemek gerekiyor.</p>

<p>Sürdürülebilir çözüm için genç profesyonelleri erken dönemde sahaya dahil eden mentorluk programları, üniversite-sektör iş birlikleri ve şirket içi rotasyon sistemleri kritik önem taşıyor. Biz Zeymarine’de bilgi aktarımını kurum kültürünün temel unsurlarından biri olarak görüyoruz.</p>

<p><strong>Dijitalleşmenin acentelik hizmetlerine etkisi ve Zeymarine’in 5 yıllık büyüme stratejileri hakkında neler söyleyebilirsiniz?</strong></p>

<p>Dijitalleşme artık verimlilik artıran bir araç değil, iş modelinin kendisi haline geldi. Operasyonel süreçlerin anlık izlenmesi, müşteri raporlamalarının otomasyonu ve veri bazlı öngörü sistemleri sayesinde hizmet kalitesi ciddi şekilde yükseldi. Önümüzdeki beş yılda hedefimiz, mevcut global ağımızı yeni stratejik limanlarla genişletmek, dijital altyapımızı daha da güçlendirmek ve özellikle tersane, transit geçiş ve özel proje kargo operasyonlarında uzmanlaşmış hizmet alanlarımızı büyütmek. <img alt="Ana Foto Gürkan Kösemen" height="1452" src="https://7deniznet.teimg.com/7deniz-net/uploads/2026/05/ana-foto-gurkan-kosemen.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1000" /></p>

<p><strong>Bir şirket sahibi olarak liderlik anlayışınızı nasıl tanımlarsınız?</strong></p>

<p>Ben liderliği yön göstermek kadar güven inşa etmek olarak görüyorum. Ekipleriniz size yalnızca pozisyonunuz için değil, kriz anındaki duruşunuz, karar kaliteniz ve tutarlılığınız için inanmalı. Benim için liderlik aynı zamanda ekipteki her bireyin potansiyelini ortaya çıkarabileceği bir ortam yaratmaktır.</p>

<p><strong>Ekibinizin başarısında en çok önem verdiğiniz değerler nelerdir?</strong></p>

<p>Güven, sorumluluk, hız ve çözüm odaklılık. Denizcilikte zaman çok kritik olduğu için herkesin aynı disiplin ve sahiplenme duygusuyla hareket etmesi gerekiyor.</p>

<p>Ayrıca etik duruş ve verilen sözün arkasında durmak bizim kurum kültürümüzün vazgeçilmez parçalarıdır.</p>

<p><strong>Genç girişimcilere ve sektöre yeni adım atanlara vermek istediğiniz en önemli tavsiye nedir?</strong></p>

<p>Sabırlı olsunlar ve kısa vadeli başarıya değil, itibar inşasına odaklansınlar. İş dünyasında güven en büyük sermayedir. Özellikle denizcilik gibi ilişki ve sürdürülebilirlik temelli sektörlerde insanlar önce sizi, sonra şirketinizi tercih eder. Bu yüzden dürüstlük, istikrar ve öğrenmeye açıklık uzun vadede her zaman kazandırır.</p>

<p><br />
<strong>Zeymarine Başkan Vekili Umut Çınar: </strong></p>

<p></p>

<p><strong>Stratejik büyümede en kritik karar; doğru pazarlara açılmamız </strong></p>

<p>Kalifiye bir insan kaynağı, yani yurt dışında önemli kurumlarda görev almış profesyonellerin varlığı, bir gemi acenteliği şirketi için sadece operasyonel değil, doğrudan stratejik bir avantajdır. Bunu birkaç katmanda değerlendirmek gerekir: Öncelikle, uluslararası deneyim oyunun kurallarını içeriden bilmek demektir. Mustafa Öztaşkın gibi profesyoneller; farklı liman rejimlerini, regülasyonları, P&amp;I süreçlerini, charterer beklentilerini ve global armatör davranışlarını sahada görmüş kişiler olur. Bu da Zeymarine’in sadece yerel bir acente gibi değil, uluslararası standartlarda hizmet veren bir çözüm ortağı olarak konumlanmasını sağlar.</p>

<p></p>

<p>İkinci önemli katkı, network etkisidir. Yurt dışında görev almış kişiler genellikle:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Armatörler</li>
 <li>Brokerlar</li>
 <li>Operatör firmalar</li>
 <li>Liman otoriteleri</li>
</ul>

<p>ile doğrudan temaslara sahiptir. Bu da yeni iş bağlantılarının “soğuk satış” yerine güven temelli ilişkiler üzerinden gelmesini sağlar. Denizcilikte güven, çoğu zaman fiyatın bile önüne geçer.</p>

<p></p>

<p>Üçüncü olarak, bu deneyim risk yönetimini ciddi şekilde güçlendirir. Bu da doğrudan müşteriye “zaman ve para kazandıran acente” algısı yaratır.</p>

<p>Stratejik büyüme açısından en kritik katkılardan biri de doğru pazarlara açılma kabiliyetidir. Fonasba üyesi olarak 2025’te YABA ödülü alan ve de Fonasba’nın IMO temsilcisi olan Mustafa Öztaşkın gibi bir takım arkadaşına sahip olmak, Zeymarine için büyük değerdir.</p>

<p></p>

<p><strong>Her işi yapmaya çalışmadık</strong></p>

<p>En başta, en zor ama en doğru kararlardan biri “her işi yapmaya çalışmamak” oldu. Denizcilik sektörü geniş; ancak biz erken dönemde nerede, nasıl ve hangi müşteri profilinde güçlü olabileceğimizi netleştirdik. Bu odaklanma sayesinde pazarda “genel acente” değil, güvenilir ve uzman çözüm ortağı olarak konumlandık.</p>

<p></p>

<p>İkinci önemli adım, insan kaynağına yapılan yatırımdı. Sektörü bilen, sahayı yaşamış ve özellikle uluslararası deneyime sahip profesyonellerle çalışmak, bizim hizmet kalitemizi doğrudan yukarı çekti. Bu sayede müşteriye sadece operasyon yapan değil, öngören ve yöneten bir yapı sunabildik. Denizcilikte fark yaratan şey çoğu zaman operasyon değil, operasyon öncesi ve kriz anındaki yönetimdir.</p>

<p></p>

<p>Üçüncü olarak, ilişki yönetimini bir satış stratejisi olarak görmek diyebilirim. Bizim işimizde fiyat rekabeti her zaman var; ancak uzun vadeli büyüme, güvene dayalı ilişkilerle geliyor. Armatörler ve operatörler kurduğumuz sürdürülebilir ilişkiler, Zeymarine’in iş hacmini istikrarlı şekilde büyüten en önemli faktörlerden biri oldu.</p>

<p></p>

<p>Bir diğer kritik adım, operasyonel mükemmeliyeti standartlaştırmak oldu. Her gemi, her liman operasyonu aslında farklıdır; ama biz süreçlerimizi mümkün olduğunca sistematik hale getirerek hataları minimize ettik. Dokümantasyon, zamanlama, yerel otoritelerle iletişim gibi konularda disiplinli bir yapı kurmak, bizi “sorunsuz çalışan acente” kategorisine taşıdı.</p>

<p></p>

<p>Aynı zamanda doğru pazarlarda büyüme kararı da belirleyiciydi. Hızlı büyümek yerine, sürdürülebilir büyümeyi tercih ettik. Bu doğrultuda da yurtdışı ofislerimizin planlamasını yapabildik. Bu yaklaşım, kısa vadeli kazançlardan çok uzun vadeli pozisyon almamızı sağladı.</p>

<p></p>

<p>Sonuç itibarıyla, Türkiye’de kurulmuş, ancak yurt dışı da dahil olmak üzere sektördeki ismi büyük firmalara hizmet verebilen bir acente oluşumunu sağladık. Bundan da gurur duyuyoruz.</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>7DENİZ DERGİSİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Röportaj</category>
      <guid>https://www.7deniz.net/yerelden-globale-uzanan-bir-yolculuk-hikayesi-zeymarine</guid>
      <pubDate>Fri, 15 May 2026 15:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://7deniznet.teimg.com/crop/1280x720/7deniz-net/uploads/2026/05/zeymarine-manset.jpg" type="image/jpeg" length="34489"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şadan Kaptanoğlu’nun DTO mesajı: Sorumluluktan kaçmam]]></title>
      <link>https://www.7deniz.net/sadan-kaptanoglunun-dto-mesaji-sorumluluktan-kacmam</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.7deniz.net/sadan-kaptanoglunun-dto-mesaji-sorumluluktan-kacmam" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Şadan Kaptanoğlu’yla TURMEPA’dan BIMCO’ya, Türk denizcilik sektörünün güçlü yanlarından riskli olası senaryolara, bölgesel krizlerden yeşil yakıtlar, elektrikli gemiler ve akıllı limanlara kadar birçok konuyu ele aldığımız bir sohbet gerçekleştirdik.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Şadan Kaptanoğlu’yla TURMEPA’dan BIMCO’ya, Türk denizcilik sektörünün güçlü yanlarından riskli olası senaryolara, bölgesel krizlerden yeşil yakıtlar, elektrikli gemiler ve akıllı limanlara kadar birçok konuyu ele aldığımız bir sohbet gerçekleştirdik. Elbette kendisine DTO seçimleri öncesi kulislerde adının anıldığını da sorduk. Tartışmanın kişiler üzerinden değil, denizcilik sektörünün geleceği üzerinden yürütülmesi gerektiğini söyleyen Kaptanoğlu, “sorumluluktan kaçmam” dedi.</p>

<p><strong>Sohbetimize TURMEPA ile başlamak isteriz. TURMEPA’nın deniz kirliliğiyle mücadelede ölçülebilir en büyük başarısı ne oldu? “İyi ki yapmışız” dediğiniz çalışmalar neler?</strong></p>

<p>TURMEPA, 32 yıl önce değerli büyüğüm Rahmi M. Koç’un öncülüğünde, denizcilik camiasının önde gelen isimlerinin katkıları ve İMEAK Deniz Ticaret Odası’nın destekleriyle kuruldu. Kuruluşunun ardından, Yönetim Kurulu Başkanları Eşref Cerrahoğlu ve Tezcan Yaramancı dönemlerinde güçlenerek köklü ve kurumsal bir yapıya ulaşan TURMEPA, Türkiye’de deniz koruma alanında birçok ilke öncülük eden, yön veren ve ilham kaynağı olan bir sivil toplum kuruluşu olarak yoluna devam ediyor. Ben de TURMEPA Başkanı olarak göreve başladığımda, bu güçlü mirası geleceğe taşıyacak, ülkemizin çevre ve deniz vizyonunu büyütecek bir yol haritası oluşturdum.</p>

<p>Bu vizyon doğrultusunda, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından başlatılan Sıfır Atık hareketine “Mavi”yi ekleyerek denizlerimizi merkeze alan güçlü bir seferberlik başlattık. Cumhurbaşkanımızın eşi Emine Erdoğan hanımefendi himayesinde yürüttüğümüz bu çalışmalarımızla bakanlık tarafından ödüle layık görülmemiz, TURMEPA’nın çözüm ortağı kimliğini daha da güçlendirdi. Marmara Denizi’nde yaşanan müsilaj sürecinde kurulan Marmara Denizi Eylem Planı Koordinasyon Kurulu’nda yer alan tek sivil toplum kuruluşu olarak, eğitim ve farkındalık odaklı kalıcı projeler geliştirdik.</p>

<p>Sıfır Atık Mavi yaklaşımını eğitim ve teknolojiyle buluşturarak kodlama sınıflarını hayata geçirdik. Millî Eğitim Bakanlığı ile yürütülen çalışmaları dijitalleşme odağında zenginleştirdik. İstanbul’da başlayan bu modeli deprem bölgesine taşıyarak Hatay, İskenderun ve Samandağ’da gençlerimizle buluşturduk.</p>

<p>Türkiye’de ilk deniz süpürgelerini ve sıvı atık alım teknelerini hayata geçiren TURMEPA, deniz temizliğinde her zaman öncü rol üstlendi. Başkanlığım süresince bu filoyu büyüterek hizmet kapasitemizi artırdık ve sahadaki etkinliğimizi daha da ileri taşıdık.</p>

<p>Tüm çalışmalarımızı kamu, sivil toplum ve özel sektörün güçlü iş birlikleriyle hayata geçiriyoruz. Sürdürülebilir bir gelecek için “mavi dönüşüm” vizyonuyla hareket ediyor, dört bakanlıkla işbirliği halinde çalışıyoruz. Millî Eğitim Bakanlığı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ve Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yanı sıra aynı hedef doğrultusunda Sıfır Atık Vakfı ile ortak projeler geliştiriyoruz.</p>

<p>TURMEPA olarak bizim gücümüz, yaptığımız projelerden geliyor. Eş zamanlı olarak 1 yılda 20’nin üzerinde proje yürütüyor, etki alanımızı her geçen gün genişletiyoruz. Çalışmalarımız bu saydıklarımla da sınırlı değil. Ülkemizde yine ilkleri gerçekleştirmeye devam ediyoruz. Denizin üstünde yürüttüğümüz bu çalışmaların yanı sıra sualtında da denize hayat ekiyoruz. Üniversitelerle iş birlikleri içinde bilimsel projeler yürütüyor, Göcek’te deniz çayırları ekerek yeniden hayata kazandırıyor, Saros Körfezi’nde mercanları koruyor, Marmara Denizi’nde Prens Adaları çevresinde ekosistemi destekleyen çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Bu etkiyi şimdi Ayvalık’a taşıyoruz.</p>

<p>Tüm bu birikimi uluslararası platformlara da aktarıyoruz. Son beş yıldır Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile birlikte Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Taraflar Konferansı’nda (COP) projelerimizi dünyayla paylaşıyoruz. TURMEPA, sahip olduğu deneyim, iş birlikleri ve kararlılıkla denizlerimiz için öncü olmaya, mavi geleceğimizi birlikte inşa etmeye devam edecek.</p>

<p><strong>Türkiye denizlerinin önümüzdeki yıllarda karşı karşıya kalacağı en büyük çevresel riski nasıl görüyorsunuz ve bu konuda nasıl çalışmalar yürütüyorsunuz?</strong></p>

<p>Dünyamızın karşı karşıya olduğu en önemli sorun iklim krizi. Bu tablo, insan faaliyetleriyle hızlanan küresel ısınma ve doğal kaynakların yoğun kullanımıyla şekillenen çok boyutlu bir kriz. Bu noktada denizler, iklim sistemi açısından hayati bir denge unsuru ve en güçlü müttefiklerimiz arasında yer alıyor. Çünkü gezegenimizin en büyük karbon yutak alanları denizlerde bulunuyor ve deniz ekosistemleri, artan sıcaklıkların etkisini dengeleyerek dünyamızı koruyan kritik bir rol üstleniyor.</p>

<p>Küresel sıcaklık artışını 1.5°C ile sınırlama hedefi bugün kritik bir eşiğe ulaşmış durumda. Mevcut emisyon eğilimleri bu sınırın aşılma riskinin giderek arttığını gösteriyor. Bu da her ülkenin, her kurumun ve her bireyin iklim krizine karşı somut, ölçülebilir ve etkili bir yol haritası oluşturmasını zorunlu kılıyor.</p>

<p>Son yıllarda hayata geçirdiğimiz projelerde özellikle karbon yutak alanlarının korunması ve artırılmasına odaklanıyoruz. Deniz çayırlarının yeniden ekilmesi, sualtı ekosistemlerinin güçlendirilmesi gibi çalışmalarla yalnızca deniz yüzeyinde değil, denizin içinde de çözüm üretiyoruz. Çünkü biliyoruz ki iklim krizine karşı verilecek mücadele, doğayla uyumlu ve bilim temelli adımlarla mümkün.</p>

<p>TURMEPA olarak, 32 yıldır iki nefesten birini denizlerin sağladığını hatırlatıyor ve bu hayati dengeyi korumak için aynı kararlılıkla çalışıyoruz. “Deniz varsa hayat var” yaklaşımıyla; çevre eğitiminden deniz temizliğine, teknolojik çözümlerden bilimsel projelere kadar geniş bir alanda faaliyet gösteriyoruz. Çünkü denizleri korumanın en etkili yolu, bu bilinci yaymak ve gelecek nesillere güçlü bir farkındalık mirası bırakmaktan geçiyor.</p>

<p>Bu mücadelede atılacak adımların bireysel farkındalıktan başlayarak ulusal politikalara uzanan güçlü bir çerçevede ele alınması gerekiyor. Bu kapsamda biz de hem TURMEPA olarak sahada projeler üretmeye hem de ilgili platformlarda deniz ve çevre konusunda katkı sunmaya devam ediyoruz. Aynı zamanda Cumhurbaşkanlığı Yerel Yönetim ve Afet Politikaları Kurulu üyesi olarak da denizler ve su kaynaklarına yönelik çalışmalara katkı sağlıyorum.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Deniz temizliği hususunda devlet, özel sektör ve STK’lar arasındaki diyalog ve iletişimi nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu alanda eksik gördüğünüz hususlar nelerdir?</strong></p>

<p>Geçmişe kıyasla deniz temizliği konusunda daha bilinçli ve daha açık bir iletişim olduğunu söylemek gerekiyor. Yine de hâlâ kat etmemiz gereken ciddi bir mesafe var. Çünkü bu alanda yalnızca iyi niyet yetmiyor. Düzenli koordinasyon, ortak ve güvenilir veri paylaşımı, bilimsel ölçümleme ve sistemli takip mekanizmaları şart. Zaman zaman çok değerli çalışmalar yapılıyor, ne var ki bunlar birbirine yeterince bağlanmadığı için etki alanı istenen ölçüde genişleyemiyor.</p>

<p>Bu noktada en çok üç alanda eksiklik görüyorum. Birincisi, önleyici yaklaşımın daha da güçlendirilmesi gerekiyor. İkincisi, yerel ölçekte uygulama kalitesi her bölgede aynı seviyede değil. Üçüncüsü, iyi örnekleri hızla çoğaltma ve yaygınlaştırma konusunda daha cesur adımlar atmamız gerekiyor.</p>

<p>Öte yandan, Sıfır Atık ve Sıfır Atık Mavi çalışmalarının bu alana çok önemli bir ivme kazandırdığını özellikle vurgulamak isterim. Bu çalışmalar, deniz temizliği meselesini yalnızca belli kurumların gündeminden çıkarıp toplumsal farkındalığın bir parçası haline getirdi. Hem kamu kurumları hem özel sektör hem de sivil toplum tarafında ortak bir dil oluşmasına ciddi katkı sağladı. Denizleri korumanın en temel adımının kirletmemeyi öğretmek olduğu düşünülürse, bu yaklaşımın sağladığı ivme çok kıymetlidir. Deniz hepimizin ortak varlığıdır. Dolayısıyla koruma refleksimizin de ortaklaşması, güçlenmesi ve kalıcı hale gelmesi gerekiyor.</p>

<p><strong>Küresel denizcilik sektörü karbon emisyonlarının azaltılması yönünde baskı altında. Türk denizcilik sektörünün bu dönüşüme adaptasyonunu ve hazır olup olmadığını nasıl değerlendirirsiniz?</strong></p>

<p>Türk denizcileri, tıpkı dünyanın tüm iyi denizcileri gibi, her türlü regülasyon değişikliğine uyum sağlayarak yoluna devam edecektir. Ulaştırma Bakanlığımızın da bu konuyla ilgili etkin çalışmaları var. Bu alanda birden fazla yaratıcı çözüm üretmek zorundayız. Dünyada henüz sorunumuzu bütünüyle çözecek kesin çözümler yok. Yine de çok yoğun çalışmalar yürütülüyor ve son dönemde yaşadığımız sıkıntılar, alternatif yakıtların ve bu yakıtlarla uyumlu teknolojilerin geliştirilmesini hızlandırabilir. Türkiye’nin önündeki en büyük sorun sermaye meselesidir. Türk denizciliğinin dönüşümü için kaynak bulmak zorundayız. Yeni teknolojiler devreye girene kadar da her türlü optimizasyon çalışmasına tüm paydaşlarımızla birlikte devam etmeliyiz.</p>

<p><strong>Yeşil yakıtlar, elektrikli gemiler ve akıllı limanlar… Bu ilerlemede Türkiye’yi nerede görüyorsunuz?</strong></p>

<p>Evet, asıl uzun vadeli strateji budur. Bu büyük tarihî dönüşüm içinde Türk denizciliğinin gücünü koruyarak yoluna devam edebilmesi gerekiyor. Bu süreç çok yönlü, çok katmanlı ve farklı çözüm stratejileri geliştirmemizi gerektiren bir süreçtir. Bilgi birikimimiz de var, insan gücümüz de var. Önemli olan kapsayıcı bir vizyonla gerekli finansmanı ve yol haritalarını sektöre sağlayabilmektir.</p>

<p><strong>Sizinle birazda Türk denizciliğini konuşmak isteriz.</strong> <strong>Yılın ilk çeyreğinde Türk denizciliği nasıl bir tablo ortaya koydu? Bölgesel savaşlar ve İran’daki kriz, sektöre ne tür etkiler yapabilir?</strong></p>

<p>Türk denizciliği dayanıklıdır. Her krizden bir fırsat çıkarmayı bilir. Aslında çok uzun zamandır jeopolitik krizlerin içinde yaşıyoruz. Arap Baharı ile başlayan süreç, özellikle koster filomuzu olumsuz etkilemişti. Ardından Venezuela ve İran ambargosu tüm armatörleri etkiledi. Yine de ton-mil hesaplarının uzamasıyla birlikte bazı fırsatlar da ortaya çıktı. Sonrasında Rusya-Ukrayna savaşı hem bölgemizi hem de dünyayı sarstı. Tam bu soruna çözüm bulunur mu derken, Amerika-İsrail-İran savaşıyla sonuçlanan süreç başladı.</p>

<p>Bu gelişmeler navlunları iyileştirdi, maliyetleri ise artırdı. Son olarak Hürmüz Boğazı’nın kapatılması ve Amerika’nın Hürmüz çıkışını ablukaya aldığını açıklaması, dünya ekonomisi açısından bardağı taşıran son damla olabilir.</p>

<p>Bu krizler bir yönüyle bize fırsatlar sunacak, diğer yönüyle de ekonomik krize giren bir dünyanın küçülmesinin sancılarını yaşatacaktır. Bu kadar sorunun içinde dünyaya verilen en önemli mesajlardan biri denizciliğin ne kadar hayati bir noktada olduğudur. Bütün bu risklere rağmen böyle hayati bir sektörün içinde olmaktan ve Türk denizciliğinin bugün geldiği yeri görmekten gurur duyuyorum. Biz çok şey yaşadık. Bu günleri de dikkatli davranarak ve fırsatları doğru değerlendirerek aşacağız.</p>

<p><strong>Bölgesel krizlerin ve jeopolitik gerilimlerin, Türk denizcilik sektörünün uluslararası rekabet gücü ve ticaret hacmi üzerinde nasıl bir etkisi olacağını öngörüyorsunuz?</strong></p>

<p>Türk denizciliği, tüm paydaşlarıyla son derece dirençli bir sektör. Önümüze çıkan fırsatları değerlendirebilecek durumdayız. Bu nedenle sektörün geleceğine ilişkin bakışım pozitiftir. Elbette dalgalanmalar yaşanacaktır. Burada dikkat etmemiz gereken asıl konu ise hâlâ aynıdır: yeşil dönüşüm.</p>

<p>ABD Başkanı Trump’ın yeniden göreve gelmesiyle birlikte emisyonsuz ve alternatif yakıt türlerine geçiş sürecinin bir miktar yavaşladığı görülüyor. Yine de özellikle Amerika-İran savaşı sonrasında bu sürecin yeniden hızlanacağını düşünüyorum. Çünkü dünya, petrol bağımlılığından kurtulması gerektiğini bir kez daha ve çok açık biçimde gördü.</p>

<p><strong>Enerji ve navlun piyasalarındaki küresel dalgalanmalar, denizcilik şirketlerinin stratejik yönelimlerini, yatırım kararlarını ve rekabet gücünü hangi açılardan şekillendiriyor?</strong></p>

<p>Stratejik yönelimler genellikle üç başlıkta ele alınır: kısa vade, orta vade ve uzun vade. Şu anda bizim için en önemli konu, kısa vadeyi yönetirken orta ve uzun vadeli stratejiden uzaklaşmamaktır. Çünkü denizcilikte ilk kez, dünyanın dört bir yanındaki denizcilerin orta ve uzun vadeli stratejisinin aynı noktada birleştiğini görüyoruz. Bu da yeşil dönüşüme uyum sağlayarak ayakta kalmaktır.</p>

<p>Bu süreç son derece zorlu bir değişim dönemidir. Kısa vadede yaşanan bütün sorunlar, bizi ana stratejik hedeften uzaklaştırma riski taşıyor. Bu nedenle günlük dalgalanmaları yönetirken büyük resmi kaybetmemek, sektör açısından her zamankinden daha önemli hale gelmiştir.</p>

<p><strong>Sektörümüzün kadın yöneticilerinden biri olarak Türk gençlerinin denizciliğe ilgisini nasıl değerlendiriyorsunuz? </strong></p>

<p>Gençlerin denizciliğe ilgisinin azaldığını düşünmüyorum. Denizciliğin genç kuşaklara anlatılma biçiminin değişmesi gerektiğine inanıyorum. Bugünün gençleri sadece bir meslek aramıyor, aynı zamanda kişisel gelişim, hayatına anlam katacak bir iş, teknolojiyle temas, güçlü bir kurumsal kültür ve kaliteli bir yaşam da bekliyor. Denizcilik aslında tüm bunları sunabilecek çok güçlü bir alan. Uluslararası niteliği, teknolojiyle yakın ilişkisi, disiplin gerektirmesi ve insana geniş bir ufuk kazandırması bakımından büyük potansiyel taşıyor. Yapmamız gereken, bunu daha doğru ve gençlerin diline uygun bir şekilde anlatmak.</p>

<p>Genç kadınlar açısından ise konu biraz daha özel bir önem taşıyor. İlgi ve yetenek konusunda hiçbir eksik yok, asıl belirleyici unsurlar fırsat eşitliği, görünür rol modeller, güvenli çalışma ortamları ve net kariyer yolları. Ben denizcilikte kadınların daha fazla yer almasının yalnızca temsil meselesi değil, sektörün kalitesi ve vizyonu açısından stratejik bir gereklilik olduğuna inanıyorum.</p>

<p>Devletin politika belgelerinde gençlerin niteliklerinin artırılması, kadınların ekonomik hayata daha güçlü katılımı ve beceri dönüşümünün desteklenmesi gibi başlıklar ön plana çıkıyor. Bu yaklaşım doğru. Esas önemli olan, bu genel politikaların denizcilik sektörü özelinde somut karşılık bulması ve hayata geçirilmesi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımızın geçtiğimiz yıllarda kadın stajyerler için, benim şirketimin de içinde yer aldığı sektör firmalarıyla yaptığı Denizcilik Bölümü Kız Öğrencilerine Yönelik Fırsat Eşitliği İşbirliği Protokolü bu açıdan güzel ve başarılı bir uygulamadır. ARKAS Holding’in kadın denizciler konusunda çalışmaları da özel sektör anlamında en iyi örneklerden biridir. Ayrıca kadın denizcilere özel bir STK’mız-Wista Türkiye’nin olması da kadın denizciler için önemlidir. Bu tür uygulamalar çoğaldıkça, genç kadınların sektöre daha güçlü ve daha özgüvenli bir biçimde katılacağına inanıyorum.</p>

<p><strong>Peki denizci bir aileden geliyor olmanız iş dünyasındaki duruşunuza BIMCO’daki başkanlık sürecinizde ve TURMEPA’daki liderliğinizde nasıl yansıdı? Bu yolculukta sizi en çok gururlandıran nedir?</strong></p>

<p>Öncelikle denizcilik, çocukluğumdan itibaren evin, ailenin, işin ve sohbetin doğal bir parçasıydı. Liderlik anlayışım da doğal bir sorumluluk duygusu olarak gelişti. Çünkü denizcilikte çok erken yaşta büyük resmi görmeyi öğreniyorsunuz, kendi işinizle büyüyebilmekten çok sektörle büyümenin sürdürülebilir bir başarıyı da beraberinde getirdiğini fark ediyorsunuz. Bu da vizyon sahibi olmanızı sağlıyor. Benim duruşumu ve karakterimi belirleyen ana çizgi bu oldu. Kendi alanınızda güçlü olabilirsiniz, asıl kıymet o gücü sektörün büyümesine, temsil gücüne ve ortak menfaate ne kadar taşıyabildiğinizdir. Çocukluğumda ofis, gemi, tersane ve deniz nasıl hayatın doğal bir parçasıysa, bugün de kurumlara emek vermek benim için o kadar doğal bir sorumluluktur.</p>

<p>Denizciliğe başladığım zaman Türk denizciliği uluslararası arenada bugünkü kadar faal değildi. Daha işin başındayken kendimi sadece şirketimin ya da ailemin temsilcisi olarak değil, uluslararası bir oyuncu olarak konumlandırmaya karar verdim. Bunun için de bilinçli bir şekilde kendimi önce eğitim tarafında sonra sektörün uluslararası yapıları içinde geliştirdim. Denizcilik, finans ve ticaret alanındaki eğitimim benim perspektifimi değiştirdi, ufkumu genişletti, ilişki ağımı büyüttü ve bana şunu gösterdi: Türk denizciliği dünyaya açılarak, masada yer alarak ve iş üreterek daha güçlü olabilir. O yüzden BIMCO, İMEAK DTO ya da DenizTemiz Derneği/ TURMEPA gibi kurumlara hiçbir zaman makam gözüyle bakmadım. Bunlar sektörümüz adına etki üreten, temsil sağlayan, ortak aklı ve lobi gücünü oluşturan kurumlardır. Burada çok önemli bir denge de var. Kişi görevinden ve unvandan beslenen değil, bu göreve değer katan ve onu büyüten bir yerde durmalıdır. Benim yaklaşımım ve duruşum hep bu anlayış üzerine olmuştur.</p>

<p>BIMCO (Baltık ve Uluslararası Denizcilik Konseyi) hayatımda çok özel bir yerde duruyor. Çünkü bu, bir anda gelen bir başarı değil. Aksine yıllara yayılan, sabırla örülmüş bir yolculuk. Çok genç yaşta BIMCO ile tanıştım. Dönemin BIMCO Başkan Yardımcısı olan sevgili büyüğüm Eşref Cerrahoğlu’nun desteğiyle ilk olarak dokümantasyon komitesinde çalıştım, sonrasında Yönetim Kurulu yedek üyeliği yaptım. BIMCO’da üç dönem kuralı vardır. Ben de bundan dolayı bir süre ara verdim. Ardından BIMCO tarafından davet edilerek yürütme ve yönetim yapılarında görev almaya başladım. Her adımı emek, sabır ve güven inşası gerektiren uzun bir süreçti. O yüzden bugün çok net söyleyebiliyorum: Beni BIMCO başkanlığına taşıyan şey, yıllar içinde biriktirdiğim deneyim ve verdiğim emeğin doğal bir sonucu.</p>

<p>120 yıllık bir kurumda ilk kadın ve ilk Türk başkan olmak elbette önemliydi, ben bunu yalnızca bir “ilk” olarak görmüyorum. Asıl anlamlı olan hayatımın yaklaşık on yılını uluslararası denizciliğe yön veren toplantılarda geçirerek bu noktaya ulaşmış olmam. O süreçte bir yandan Türkiye’yi temsil ederken diğer yandan da dünya denizciliğinin gündemini, dilini ve yönünü şekillendiren karar mekanizmalarının bir parçası oldum. Bu görev Türkiye’den çıkan denizcilik birikiminin uluslararası düzeyde kabul görmesinin bir göstergesi.</p>

<p>TURMEPA Başkanlığı görevimi de aynı bakış açısıyla yürütüyorum. Çünkü denizcilik benim için yalnızca ticaret demek değil, aynı zamanda çevre, toplumsal sorumluluk ve gelecek nesillere bırakılacak bir miras demek. Denizden kazanıyorsanız, onu korumayı da asli sorumluluğunuz olarak görmelisiniz.</p>

<p>Bu yüzden benim için en büyük değer, tüm bu rollerin aynı anlam etrafında birleşmesi. Büyük resmi görebilmek, kurumlara uzun vadeli emek vermek, sektörün ortak faydasını kişisel alanların önünde tutmak ve Türkiye’yi hem ulusal hem de uluslararası zeminde saygın bir şekilde temsil edebilmek. Dönüp baktığımda, iş hayatımda en çok gurur duyduğum şey tam olarak bu bütünlük.</p>

<p><strong>Son olarak isminiz Deniz Ticaret Odası seçimlerinde anılmakta. Başkanlık için aday olacağınız yönündeki iddialar için ne söylemek istersiniz. </strong></p>

<p>Kişiler üzerinden yürüyen tartışmalar yerine, sektörün gerçek ihtiyaçları temelinde şekillenen bir zemini daha sağlıklı buluyorum. Elbette ismimin anılması sektörün teveccühüdür ve benim için kıymetlidir. Asıl önemli olan büyük bir dönüşümün eşiğinde olan denizcilik camiasının önümüzdeki dönemde nasıl daha kapsayıcı, daha rekabetçi ve daha güçlü bir şekilde temsil edileceğidir. Bugün üzerinde durmamız gereken konu makamlar değil, Oda’nın hangi anlayışla yönetileceği ve tüm bileşenleriyle sektöre nasıl bir gelecek perspektifi sunacağıdır.</p>

<p>Denizcilik gibi büyük ve çok katmanlı bir alanda mesele hiçbir zaman isimlerden ibaret değildir. Kurumun vizyonu, yönetim anlayışı, temsil kapasitesi ve ortak akla ne kadar alan açtığı çok daha belirleyicidir. Ben sorumluluktan kaçan bir yerde durmam, bununla birlikte herhangi bir görevi kişisel bir hedef gibi algılamayı da doğru bulmam. Önümüzdeki dönemde sektörün ihtiyaçlarını olgunlukla, doğru bir zeminde ve hepimiz için ortak faydayı merkeze alarak konuşmamız gerektiğine inanıyorum.</p>

<p>7DENİZ / ÖZEL</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Röportaj</category>
      <guid>https://www.7deniz.net/sadan-kaptanoglunun-dto-mesaji-sorumluluktan-kacmam</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 13:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://7deniznet.teimg.com/crop/1280x720/7deniz-net/uploads/2026/04/sadan-kaptanoglu-manset.jpg" type="image/jpeg" length="77927"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AVS’de bayrak değişimi: 40 yıllık hikaye devam ediyor]]></title>
      <link>https://www.7deniz.net/avsde-bayrak-degisimi-40-yillik-hikaye-devam-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.7deniz.net/avsde-bayrak-degisimi-40-yillik-hikaye-devam-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bu sene 40. yılını dolduran AVS Global Yönetim Kurulu Başkanı Abdulvahit Şimşek ile bir araya geldik...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bu sene 40. yılını dolduran AVS Global Yönetim Kurulu Başkanı Abdulvahit Şimşek ile bir araya geldik. Şimşek ile bir yandan geride kalan onca seneyi ve bu zamana sığan dönüm noktalarını konuştuk. Diğer yandan da AVS’nin geleceği için çizdikleri rotanın güzergahlarını değerlendirdik. Görünen o ki Şimşek, AVS’nin önümüzdeki 40 yılına yönelik vizyonunda kendisinin yalnızca yönetim seviyesinde yer alacağı, genç nesillerin ise aktif rol üstleneceği bir yapıyı hayata geçirmeye çoktan başlamış durumda. Bu kapsamda, yıl sonuna doğru Türkiye’deki operasyonların yönetimini oğlu Doğukan’a devretmeyi planlıyor. “Benim misyonum kendimi güçlendirmek değil temsil ettiğim kurumun sürdürülebilir kılınmasını sağlamaktır” diyen Şimşek, AVS’nin geleceğini küresel bir oyuncu olarak kurguluyor. <img alt="Abdülvahit Şimşek Genç" height="714" src="https://7deniznet.teimg.com/7deniz-net/uploads/2026/03/abdulvahit-simsek-genc.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1000" /><strong>Öncelikle hayırlı olsun 40. yılınızı doldurdunuz. Bunca süreçte sizi en çok gururlandıran noktaların neler olduğunu öğrenerek başlamak isteriz. </strong></p>

<p>Çok şükür 40. yılımızı doldurduk. Biz global bir vizyon çizdik, bu bağlamda da bir yer edinmeye çalışıyoruz. Daha yapacak çok işimiz var. Ben hedeflerimizin sadece bir bölümünü gerçekleştirdim. İnşallah bundan sonra, sadece kan bağıyla bağlı olanlar değil beraber çalıştığımız evlatlarımızda, bu bayrağı devralırlar ve dünya markası olma yönünde misyonlarını yerine getirirler.</p>

<p>Ben çalışmayı çok seven 6-7 yaşlarından beri çalışan biriyim. Çalışmak benim hayat tarzım oldu. Bunu da eğlenceye çevirdim. Benim onca yıllık çalışma hayatımda yaşadığım kırılma noktalarından biri Köpcke firması ile tanışmam oldu. 1872 yılında kurulmuş olan Köpcke dünyanın en büyük gemi tedariği yapan firması. O zaman 30 ülkede bilfiil bu işi yapıyorlardı. Ben aslında iş vizyonumu Köpcke’nin o zaman başındaki kişi ile olan iletişimimle güçlendirdim. Diğer bir aşamada benim insan dokunmayı sevmem kısmıyla ilgili. İzmir 9 Eylül Üniversitesi'nde denizcilik firmalarında tedarik ve yönetim dersi verdiğim zamanlarda yakın çevremdeki insanlar ‘mesleğimizi öğretiyorsun’ dediler. Benim onlara açıklamam şu şekilde olmuştu: Bakın bu arkadaşlarımız bir gün belki bizim müşterilerimiz belki de bir yerlerde genel müdür, satın alma müdürü, armatör olacaklar. Buralar da hizmet alan gemi sayısı, belki senede 5.000 gemi ise 10.000 gemi, 20.000 gemi olacak. Dolayısıyla insanın bilgisini birileriyle paylaşması benim en büyük motivasyonlarımdan biridir. İnsana yapılan yatırımın en iyi yatırım olduğuna inanan birisiyim. Bizim şemsiyemizin altında yetişmiş, desteklerimizle iş sahibi olmuş çok insan vardır. Bazen beklenmedik kopuşlar olsa da onları da destekleyerek yine onların kendi yürüyüşlerini sağlamaları ve topluma özellikle sektöre faydalı olmalarını da görmek beni ayrıca mutlu ediyor. Bugün Türkiye'de bu işi yapan en iyi 10 firmayı sıralayın oradan en azından dört tane firma bizim yanımızda yetişerek ayrılmış ve sektöre faydalı olmaya çalışan arkadaşlardır. İşte bu benim motivasyonum. Biz şirket olarak çevremize bakarak şekil alan firmalardan değiliz. Biz sektörün ihtiyaçlarını erken fark edip kendimizi ona göre yapılandırıyoruz. Bizi sektörde farklı kılan özelliklerimizden bir tanesi budur. Bu özellikle hoşuma gidiyor. Burası sürekli değişim halinde. <img alt="Abdülvahit Şimşek Tedx" height="677" src="https://7deniznet.teimg.com/7deniz-net/uploads/2026/03/abdulvahit-simsek-tedx.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1000" /><strong>Peki ya sıkıntılar. Yaşadığınız zorlu dönemleri ve bu zorlukları nasıl yönettiğinizi anlatır mısınız? </strong></p>

<p>Çektiğimiz sıkıntının en başında yerel ekonomik sıkıntılar yer aldı. Özellikle dövizde beklenmedik dalgalanmalar, Türkiye'deki fiyatları yükseltiyordu. Türkiye'de fiyatlar yükselince de Türkiye'ye gelen gemilerin ihtiyaçlarının karşılanması noktasında biz yeterince hizmet veremiyorduk. Operasyonel sıkıntılar ilk sıranın sahibi değildi çünkü bu sıkıntılar her yerde var ama ülkenin ekonomisi sıkıntıya girdiğinde doğal olarak Türkiye pahalanmaya başladığında Türkiye'ye gelen gemiler buradan mal almıyorlar. Ekonomik anlamda düzeldiği zaman da burası olağanüstü bir fırsatta dönüşüyor. Bu işlerin içerisinde olan firmalara devlet destekleri teşvikleri verilse o zaman bazı şeyler çok daha güzel yapılabilir. Çünkü bizim mesleğimizi yapan arkadaşlarımızın hepsi bu işi kendi sermayeleri ile yapıyorlar veya kervan yolda düzülür mantığıyla ilerliyorlar. İşimiz nakitle dönmüyor, günün sonunda belli bir kredi ve vadeyle çalışıyoruz. Doğal olarak da riskleri taşımak, üstlenmek zorunda kalıyoruz. Ben ne ekonomik ne de operasyonel sıkıntıların hiçbirini açıkçası sıkıntı olarak görmedim. Bunları, bir değişim olarak algıladım ve fırsata çevirmeyi hedefledim. Bu fırsatta ancak gece gündüz çalışarak, dinamik bir yapı sergileyerek olabilecek bir şey.</p>

<p><strong>Birazda şu anda yaşadığınız dönüşüm sürecine bir değinelim. </strong></p>

<p>Sanırım cümleye şöyle başlamalıyım; ben artık bundan sonraki süreçlerde kendimin olmadığı bir AVS düşünüyorum. Yani işin icrasından çekilmiş tamamen belki yönetiminde olan ama genç kadronun önünü açan ve onlara mihmandarlık yapan bir yerde durmak istiyorum. Daha önce 40 yıllık tecrübe ile meleke haline gelmiş bazı yönlerimizi kullanarak işleri yönetiyorduk. Ama şimdi kurgu artık sistemler ve disiplinler üzerinden gidiyor. Onun için de uzun zamandan beri, yaklaşık son iki yıldır üzerinde çalıştığımız çok ciddi bir alt yapımız var. Bunun için gerekli açılımlarımızı yaptık. Sri Lanka ofisimizi açtık. Yunanistan'da yepyeni bir kadro oluşturduk. Fas’ta bir depo kurduk. Güney Kore'de ofisimizi açmak için yaklaşık altı aydır bir Koreli bir Faslı kardeşimiz burada eğitim görüyor ve önümüzdeki şubat ayında orada alt yapımız başlamış olacak. Singapur'da ciddi bir girişim içerisinde bulunmuştuk. Geçen sene aslında güzel bir sürpriz olabilirdi ama konjonktürdeki değişikliklerden dolayı biz stratejimizi değiştirdik. Amerika'da olma planımız var. Ben en azından 2026 yılında dünyanın yedi noktasında satış ve pazarlama ekiplerimizi oluşturup AVS’nin iş modelini yerelden ayırıp tamamen küresel bir konuma getirmeyi hedefliyorum.</p>

<p><strong>Sizi yakından tanıyanların bildiği bir özelliğiniz var: insana güvenmek ve bir şekilde sizinle yol alan insanların hayatlarına dokunmak. Biraz bu konuya değinmek isteriz. </strong></p>

<p>Bunun en temel noktası şu: Her şeyden önce Allah insana güvenmiş, biz de güvenmeyi bileceğiz. Tabii ki güvenirken gelişi güzel bir güven de değil bu. Lakin bir gerçek var ki güvenebileceğiniz insanlar beraber çalışmak muhteşem bir imkandır. Bu bağlamda hep ahlaki yapısı iyi olan arkadaşlarımızla çalıştık ve ilerledik. Böyle ekip arkadaşlarına sahip olduğunuzda siz onlara birtakım katma değerler verirsiniz. Tabii ki onlarda size bazı şeyler katar. Ancak bir gerçek de var ki belli bir noktadan sonra siz ne kadar güvenirseniz güvenin sistem olmazsa güven de yeterli olmuyor. Çünkü 126 ülkede 1500 noktada ayda ortalama 800-1000 parça gemiye hizmet vermek sadece güvenle yönetilecek bir konu değil. Güven önemli ama güveni belli bir disipline oturtmak ve o disiplin üzerinden kurgunuzu yönetmek asıldır.<img alt="Doğukan Şimşek" height="667" id="Doğukan Şimşek" src="https://7deniznet.teimg.com/7deniz-net/uploads/2026/03/dogukan-simsek-1.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1000" /><strong>Dijitalleşme ve sürdürülebilirlik alanlarında belirli bir strateji üzerinde ilerlemektesiniz. Bu alanda da Oğlunuz Doğukan’ın aktif rol üstlendiğini biliyoruz. Bugün geldiğiniz aşamayı anlatır mısınız? </strong></p>

<p>Biz yüzde 90 bütün operasyonlarımızı bir şemsiye altında yöneten ve dünyanın her yerinden çok rahatlıkla bağlanabilen bir program kullanıyoruz. Onu geliştirdik, yaklaşık iki yıldır üzerinde çalışıyoruz ciddi de para ve zaman ayırdık. Biz bu hamleyi bizi ikinci bir 40 yıla taşıyabilsin diye yaptık. Düne kadar altyapımızı üç ayrı programla yönetiyorduk. Bunları derleyip toparlayıp bir şeyler yapmaya çalışıyorduk. Eğer geleceğin 40 yılında o ticari sürdürülebilirliği görmek istiyorsanız o zaman o alt yapıya o yatırımı ve o zamanı ayırmanız gerekiyor. Çok şükür ki ben bu konuda şanslıyım. Oğlum Doğukan da bu gibi şeylere çok meraklı. Metotlu çalışmayı çok seven birisi. Benim tam tersim mesela. Ben çok hızlı ve pratik bir adamım o da tam tersi metotlu ve disiplinli çalışmayı çok sever. İşte aslında AVS’nin ikinci 40 yılının stratejisi de bu şekilde yapılanmış oluyor. Sistemli, metotlu, planlı programlı yürüyen bir iş modeline geçmiş oluyor. Genç kadro ile biz aslında bunun temelini atmış oluyoruz. Şu anda %90 kullanıyorlar herhalde bu sene sonuna kadar da bu program yapay zeka destekli, insana hizmet eden, insanı mutfak tarafından alıp daha efektif olacağı işlere odaklayacağı bir zemine erişmiş olacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Hemen akabinde sormak isteriz: İşleri yavaş yavaş oğlunuza teslim etme sürecine girdiniz mi? </strong></p>

<p>Ben işle alakalı tercih yapabilmiş birisi değilim. Tercih şansım yoktu. İş hayatına ayakkabı boyayarak başladım. Çocuklarıma tercih yapma imkanı sundum. ‘Baba mesleği olduğu için bu işi yapmayın. Sizin tercihiniz neyse onu yapın ben de sizi destekleyeyim’ dedim. Kızım genetik ve moleküler biyoloji okudu. O alanda ilerleme kararı aldı. Oğlum da bu işi yapacağını söyleyerek benimle çalışmayı tercih etti. 12 yıldan beri beraberiz. Şirkette benden daha çok tutulan birisi. Daha sistematik çalışıyor. Bizler, biraz düzen bozucu durama geldik. Biraz da şartların zorluğundan dolayı bu sorumluluğu Doğukan’a vermek zorunda kaldık. Diyorlar ki, eski klasik yönetimler dışarı, yeni nesil yönetimler içeri. Bunun yanında Doğukan ile birlikte genç, dinamik çok güzel çalışma arkadaşlarına da sahibiz. Onlarla birlikte çok daha iyi yerlere gideceğimize inanıyorum. Ben de inşallah 2026 yılının sonlarına doğru Türkiye’deki yönetimi Doğukan’a bırakacağım. Zaten şuan birçok konuyu bırakmış durumdayım.</p>

<p><strong>Liderlik anlayışınızı birkaç kelimeyle tanımlarsanız neler söylersiniz? </strong></p>

<p>Liderliğin her zaman insanı yüceltmeyle, insanı arttırmayla doğru orantıda olması gerektiğine inanıyorum. İnsana hizmet etmeyen hiçbir güç, bana göre güç değildir. Ne kadar malın mülkün imkanın olursa olsun insana hizmet etmiyorsa bunun hiçbir anlamı olmadığına inanıyorum. Benim liderlik felsefem de insana hizmet edecek, insanı yetiştirecek, insanla birlikte yürüyecek kurgular, kurumlar olmalı. Herkesin bir hikayesi olsun. Birinin hayatında yer edinmek lazım. Allah binlerce kez rahmet eylesin Aliağa’da büyük restoranda Naci Kaptan vardı. Küçükken yanında çalışırdım. İş bitiminde bizi oturtur en güzel yemeklerden yedirirdi. Sonra da cebimizi doldururdu. Bizimle ilgilenirdi ve bizi yarı yolda bırakmazdı. Ben orada ayakkabılarını da boyardım. Oradaki müşterilerde öyleydi. Ayakkabılarını boyattıktan sonra sofrasına oturtur, yemek yedirtir, harçlığımızı cebimize koyardı. O adamın benim hayatımda büyük rolü olmuştur. Ona benzer çok insan var benim hayatımda. Benim de öyle olmak istediğim ve olduğum çok insan var hayatımda. İnsanların hayatlarında bu anlamda dokunabilmek çok güzel. Bana göre iyi bir lider insana faydası olan adamdır. İnsanlara dokunan biri olmalıdır. Bunu yaparken de bir matematik üzerine yapmalı. Burası öyle bir platform olmalı ki bunu yaparken bu platforma da hizmet edecek nitelikte olup, bu hizmetin değerini de görmeli. Bizler bugüne kadar böyle yaptık. Denizcilik eğitimi veren Ekol Denizcilik’i de bunun için sistemimizin içine yerleştirdik. Daha çok insan yetiştirelim istedik. <img alt="Avs Sahadan" height="583" src="https://7deniznet.teimg.com/7deniz-net/uploads/2026/03/avs-sahadan.jpg" width="1000" /><strong>AVS’nin müşterilerini çözüm ortakları olarak gördüğünü biliyoruz. Bize biraz bu kısmı anlatır mısınız? </strong></p>

<p>Bu durum bizim çok hoşumuza gidiyor. Benim mizacıma da çok uygun. Ancak bu ne kadar sürdürülebilir onu bilmiyorum. Bunun biraz benimle doğru orantılı olduğunu düşünüyorum. Benim işim problem çözmek, benim işim darda, sıkıntıda olana çözüm üretmek. Ben böyle olmayı çok seviyorum. Müşterimin ihtiyacı benim için bir fırsat ve benim için bir imkan oluyor. Ben burada ona göre bir kadro ona göre bir altyapı oluşturdum. Bir platform gibi kendimizi kullandırıyoruz. İhtiyaçlarını versinler biz o ihtiyacı muhakkak karşılarız. Çünkü 40 yılını bu sektörün içerisinde geçiren birinin olaylara bu şekilde bakmaması da aslında iki anlamda haksızlık olur. Bir soruna çözüm bulabilecek yetkiye sahip olduğum için çözüm bulamıyorsam probleme haksızlık olur. İkincisi de problemin sahibine haksızlık olur. Yani bu benim işim değil diyerek onu kendi problemiyle baş başa bırakmak da haksızlık. Ben tarz olarak böyleyim. Dünyanın herhangi bir yerinden olmadık bir şey çıkıyor, ben bir bakıyorum bu işlerin içerisinde kim var. Bugün dünyada 1500 noktada networkü olan, 40 yıldır denizcilik sektöründe bilfiil çalışan birisi olarak bir telefonla, bir maille veya bir mesajla çözülecek bir sorun varsa bunu çözmemeyi ben kabul etmiyorum. Onun için bu imkan varsa bunu da en güzel şekilde kullanmak lazım. Bu çalışma, bu yöntem de bizi bir platforma dönüştürüyor. ‘AVS’yi arayın o çözer’ düşüncesi sektörde yerleşmiş durumda. Bizim üzerimizden çözemiyorlarsa bile onları çözüme ulaştıracak insanlarla bir araya getiriyoruz. Bu, bizim mesleğimizin de düsturu; denizci vefakardır. Denizci kimseyi hiçbir zaman yüzüstü bırakmaz. Zor gün dostudur esasında.</p>

<p><strong>Hem yabancı hem Türk armatörler ve gemi kaptanları sizden en çok neyi bekliyorlar?</strong></p>

<p>Ben denizci bir dünya insanıyım. Ben kendimi hiçbir zaman sadece yerel olarak görmedim. Biz sınırları dünyayla belirlenmiş olan bir sektörün içerisinde çalışıyoruz. Benim için yerli ve yabancı yaklaşımı yok. AVS için herkese eşittir. Herkese eşit mesafedeyiz. Herkese ihtiyacı doğrultusunda renk uyumuna geçen bir yapımız var. Hizmet konusunda bukalemun gibiyiz. Tabii ki farklılıklar söz konusu; bir Hintliye hizmet vermekle bir Çinliye hizmet vermek gibi. Biz farklı kültürleri çok seviyoruz. Renk, din, dil, ırk ayrımı yapmaksızın kültürlere, değerlere saygı duyarak bu işi yürütüyoruz. Bunlar zaten denizciliğin değişmez zenginlikleri. Bu kadar çok farklılıkla bizi karşılaştırdığı için de bu işi çok seviyorum.</p>

<p><strong>Bir taraftan küresel ölçekte büyürken yerel pazardaki beklentinizi nasıl karşılıyorsunuz?</strong></p>

<p>Biz küresel ve yerel pazarda iki tane strateji geliştirdik. Yerel pazardaki müşterilerimizin talepleri çoğalmaya başlayınca 2001 krizinde kurmuş olduğumuz Albatros’u tekrar hareketlendirdik. Yaklaşık 20 yıldan beri bizimle beraber olan ve zamanında da Albatros’un başındaki kardeşimizi direktör olarak atadık. Albatros olarak Türkiye'ye gelen gemilere yaklaşık altı bin metrekarelik bir depoyla gıda ve gıda dışı ürünlerle hizmet vermeye başladık. Artık biz yerelde kendi müşterimiz için kendi depolarımızdan ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir yapı oluşturduk. Yerelde geri durup burayı güçlendiriyor olsak da AVS’deki bütün işleri de uluslararası bir şemsiyeye dönüştürüp pazardaki gücümüzü daha da artırarak devam ediyoruz. Bugün yaklaşık ayda 200 yabancı gemiye hizmet veriyorsak hedefimiz bunu en azından 500 gemiye çıkarmak ve bu potansiyel var. Hem içeride güçlü hem dışarıda güçlü bir pazara sahip olmamız gerekiyor. <img alt="Abdülvahit Şimşek 1990" height="714" src="https://7deniznet.teimg.com/7deniz-net/uploads/2026/03/abdulvahit-simsek-1990.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1000" /><strong>Kendinizi ve işinizi sürekli güncelliyor olmanız sizin farklılıklarınızın arasında diyebilir miyiz? </strong></p>

<p>Ben geleneğin közünü almayı severim. Geleneğin külüyle pek uğraşmam. Ateşimi gelenekten alır yeni odunlarla buluşturup onu daha güçlendiririm. Kendimi öğrenmeye ve yeniliğe açarım. Hele sektörel anlamda ise o zaman tamamen yelkenlerimiz iniyor. Çünkü benim misyonum kendimi güçlendirmek değil temsil ettiğim kurumun sürdürülebilir kılınmasını sağlamaktır. Ben her zaman bu yolda ilerledim. Ekol Denizcilik’i bünyemize ilk kattığımız zamanlarda herkes ne yapmak istediğimizi düşündü. Pandemi dönemiydi ve sürdürülebilirliği zor olabilirdi. Ancak günün sonuna geldiğimiz zaman görüyoruz ki Ekol Denizcilik sektörde bir marka oldu. Gelecekte Ekol’ü de güçlendireceğiz. Bu alanda Türkiye'de ara farkla birinci ama asıl görmek istediğimiz yerde değil. İstanbul/Tuzla’da bir yer düşünüyoruz ve burada farklı bir büyüme stratejisi üzerinde çalışıyoruz. Özellikle otonom ve elektrikli sistemler üzerine öğrencilere yeni eğitimler sunacağız. Çok fazla dillendirmek istemiyorum. Sürpriz olsun. Şu kadarını söyleyebilirim; Ekol zamanında gerçekten zirve yapmış bir markaydı. Bir yorgunluk sürecine girdi ve bizimle birlikte tekrar dinamik bir yapıya erişti. Bugün, ortalama 25 bin kişiye dokunur duruma geldik. Yakın zamanda yabancı bir firmayla anlaştık. Türkiye'deki zabitanları yurt dışındaki gemilere göndermek üzere. Biz yavaş yavaş esasında Türkiye'deki yetişmiş kalifiye kadromuzu da yurt dışına pazarlayabilecek bir altyapı oluşturduk. En özelde sonuçta bugün herhangi bir armatörün çalışanını çok rahatlıkla gönderip eğitim alabilecekleri güzel bir alt yapısı oldu.</p>

<p>Biz dünyada ilk defa firmaların hem midesine hem de ruhuna hizmet eden bir firma olduk. Gemicilere yalnızca gıda tedariki sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda verdiğimiz psikolojik danışmanlık eğitimleriyle ruh sağlıklarını da destekliyoruz. Hatta bu desteği yalnızca gemicilerle sınırlı tutmuyor; karada onları bekleyen babalarına, eşlerine ve sevdiklerine de ulaştırıyoruz. Bu yaklaşım, bizi farklı kılan en önemli değerlerden biridir. Ayrıca şu anda bünyemizde çalışan 250 civarında aşçı ve kamarotumuz da bulunmakta.</p>

<p><strong>Son olarak gemi tedarik sektöründe son yıllarda yaşanan dönüşüm hakkındaki fikirlerinizi almak isteriz. </strong></p>

<p>Türkiye'deki bu dönüşüm için güzel şeyler oluyor, diyebilirim. Müteşebbis kardeşlerimiz, arkadaşlarımız, paydaşlarımız, iş ortaklarımız güzel şeyler yapıyorlar. Türkiye'deki tedarikçiler, kumanyacılar gerçekten büyük bir özveri ile bu işi başardılar. Daha önce de söylemiştim ben olsam bu adamlara birer tane altın madalya veririm. Çünkü o kadar güzel işler yapıyorlar ki. Sürecin geldiği noktaları; yani tenekelerin, çuvalların içerisinde doğru dürüst ambalajı olmayan bir ortamdan bugün Avrupa'yla veya dünyayla tedarik noktasında yarışabilecek altyapıları oluşturmuş arkadaşlarımız var. Çok güzel yol aldılar. Bunu son derece pozitif görüyorum ve onları da canı gönülden tebrik ediyorum. Hatta onların bazılarıyla da çalışıyoruz. Dünyada da bu halen ihtiyacı karşılamaya yönelik trend devam ediyor. Bence halen çok ciddi bir boşluk var. Mesela Avrupa'da, Singapur'da, Kore'de bu işleri kolay yapabiliyorken, Afrika ülkelerinde veya Güney Amerika ülkelerinde birçok coğrafyada halen tedarike ulaşamıyorsun. Bu da şu anlama geliyor; dünyada halen daha tedarik noktasında kendini geliştirmesi gereken çok bakir yerler var. Biz mesela bunlardan bir tanesini bulduk. Sri Lanka’ya gittik orada alt yapımızı oluşturduk ve Sri Lanka'ya gelen gemilere ve oraya giden müşterilerimize hizmet verebilecek bir hale geldik. Dünya çok büyük, herkese ekmek var. Sonuçta önemli olan o iradeyi gösterip o coğrafyalara gidebilmek. Yaklaşık beş yıl önce Amerika'da da firmamızı kurduk. Sadece operasyonel olarak alt yapısını oluşturup hayata geçirmek kaldı. Genelde biz bir yere giderken muhakkak oranın bu işi yapan yerel firmalarıyla çalışmayı hedefliyoruz. Kendi vizyonumuza uygun özellikte ve nitelikte bir yerel firma bulduğumuzda onlarla orada ilerlemeyi düşünüyoruz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>7DENİZ DERGİSİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Röportaj</category>
      <guid>https://www.7deniz.net/avsde-bayrak-degisimi-40-yillik-hikaye-devam-ediyor</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 15:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://7deniznet.teimg.com/crop/1280x720/7deniz-net/uploads/2026/03/abdulvahit-simsek-manset.jpg" type="image/jpeg" length="23278"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Atomar’ın yüz yıllık hafızası Atotech’in geleceğine yön veriyor]]></title>
      <link>https://www.7deniz.net/atomarin-yuz-yillik-hafizasi-atotechin-gelecegine-yon-veriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.7deniz.net/atomarin-yuz-yillik-hafizasi-atotechin-gelecegine-yon-veriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Atomar Denizcilik’in yüz yılı aşan deneyimi, bugünün kararlarına pusula olmaya devam ediyor. Aile şirketi geleneği, kurumsal disiplin ve sahadan gelen deneyimiyle bugün Atomar’ın kaptan koltuğunda oturan Cihan Torlak, son hamleleri Atotech Maritim ile dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve sürdürülebilirlik alanlarında yeni bir rekabete yelken açıyor...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Atomar Denizcilik’in yüz yılı aşan deneyimi, bugünün kararlarına pusula olmaya devam ediyor. Aile şirketi geleneği, kurumsal disiplin ve sahadan gelen deneyimiyle bugün Atomar’ın kaptan koltuğunda oturan Cihan Torlak, son hamleleri Atotech Maritim ile dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve sürdürülebilirlik alanlarında yeni bir rekabete yelken açıyor. Atotech’in büyüme vizyonun, ölçekten çok itibar ve etki üzerine kurulduğunu vurgulayan Torlak, “Uluslararası pazarda, regülasyonları doğru okuyan, sahayı bilen ve uygulanabilir çözümler üreten bir referans marka olmayı hedeflemekteyiz” diyor.</p>

<p><strong>Atomar Denizcilik’te bayrak teslimi nesiller boyunca devam eden bir süreç. Bugün Torlak ailesinin bir ferdi olarak rotanın sizde olması, dışarıdan cazip görünse de ciddi bir sorumluluk anlamına geliyor. Bize, bu göreve gelmeden önceki süreci anlatır mısınız?</strong></p>

<p>Öncelikle en büyük yol gösterenim Babam Adnan Torlak’ın sonrasında büyük destekçim kardeşim Neslihan Torlak’ın ve şirketin bana duyduğu güveni hissetmek son derece gurur verici. Ailemizde bayrağın nesiller boyunca el değiştirmesi, dışarıdan bakıldığında bir ayrıcalık gibi algılanabiliyor fakat işin özünde bu oldukça ağır bir sorumluluk gerektiriyor. Açıkçası bu durum denizci aile kültürümüzü de doğru şekilde ileriye taşımam konusunda üzerimde ciddi bir bilinç de yaratıyor. Görevi devraldığım an, yalnızca bir pozisyona geldiğimi değil aynı zaman da geçmişin emeğine, bugünün beklentilerine ve geleceğin vizyonuna da sahip çıkmam gerekliliğini gördüm. Bu sürece gelmeden önce hazırlığın yalnızca teorik değil, büyük ölçüde sahada olması gerektiğinin farkındaydım. Eğitim hayatımda denizcilik ve işletme disiplinlerini birlikte ele almaya her zaman özen gösterdim. Finans, operasyon, hukuk ve risk yönetimi gibi alanlarda kendimi sistemli şekilde geliştirdim. Ancak asıl öğrenmenin, tersanede, gemide, limanda, sahada ve operasyonun tam ortasında gerçekleştiğini her daim deneyimledim. Farklı kademelerde görev alarak işi mutfağında öğrenmem, karar alma süreçlerine bugün daha sağduyulu ve gerçekçi yaklaşmamı sağladı. Sahadaki deneyimlerim bana, denizciliğin yalnızca rakamlar ve rotalardan ibaret olmadığını, insan, güvenlik, zamanlama ve sürdürülebilirlik gibi unsurlarında bir bütün olduğunu gösterdi. Bugün üstlendiğim rolde hem ailemden devraldığım değerleri korumayı hem de Atomar Denizcilik’i değişen dünyaya uyum sağlayan, yenilikçi ve kurumsal bir yapıyla geleceğe taşımayı hedefliyorum. Bu yolculuğu tek başıma değil, güçlü bir ekip ve ortak bir vizyonla sürdürmenin en büyük avantajımız olduğuna inanıyorum.<img alt="Ci̇han Torlak" height="1250" src="https://7deniznet.teimg.com/7deniz-net/uploads/2026/03/cihan-torlak.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1000" /><strong>Kurumsal bir yapıya geçilmiş olsa da bir aile şirketi olarak hayat bulan bir kurumda en zor sorulardan biri bayrak devrinin nasıl gerçekleştiğidir. Aile dinamiklerini bir kenara bırakarak sormak isteriz; Atomar Denizcilik’te bayrak devri hangi kararlar bağlamında gerçekleşmektedir? Bu bir takvim meselesi midir yoksa zamanla olgunlaşarak alınan bir karar mıdır?</strong></p>

<p>Aile şirketlerinde bayrak devri çoğu zaman bir tarihin ya da nesilin değişimi olarak görülmüştür ancak bizim konuya aile olarak yaklaşımımız nesiller boyunca bundan oldukça farklı olmuştur. Ailemizde bayrak devri, takvimle belirlenen bir an değil, zaman içinde olgunlaşan ve birçok parametrenin bir araya gelmesiyle alınan bir karardır. Bu süreçte esas belirleyici olan şirketin ihtiyaçları, sektörel koşullar ve görevi devralacak kişinin sorumluluğu taşıyabilecek yetkinliğe ulaşıp ulaşmadığıdır. Yönetim anlayışı, karar alma refleksi, kriz anlarındaki duruş ve ekibi bir arada tutabilme becerisi, bu olgunlaşmanın en önemli göstergelerindendir. Dolayısıyla mesele yalnızca sıranın gelmesi değil doğru zamanda doğru sorumluluğun doğru şekilde devredilmesidir. Kurumsal yapımız sayesinde bu süreci kişisel ilişkilerden mümkün olduğunca bağımsız olarak ele aldık. Yetki ve sorumluluklar kademeli olarak devredildi. Önce belirli alanlarda inisiyatif alma, ardından stratejik kararlarda söz sahibi olma ve nihayetinde bayrağın tamamen devralınması şeklinde ilerleyen bir yapı ile devir teslim süreci tamamlandı. Özetle ailemizdeki bayrak devri bir günün kararı değil; zaman, deneyim ve karşılıklı güvenle şekillenen bir sürecin göstergesidir. Bu yaklaşım hem geçmişten gelen birikimimizi korumamıza hem de geleceğe daha sağlam adımlarla ilerlememize imkan sağlamaktadır.</p>

<p><strong>Temelleri 1800’lerin son çeyreğine kadar uzanan bir şirketten söz ediyoruz. Kuşaklar boyunca değişen bakış açıları ve alınan farklı kararlar Atomar Denizcilik’in bugünlerine neler kattı? Ayrıca bu uzun yolculukta bilinçli olarak değiştirilmemiş, korunmuş bazı değerler var mı?</strong></p>

<p>Torlak Ailesinin denizcilik temellerinin 1800’lerin son çeyreğine uzanıyor olması, Atomar Denizcilik şirketinin bugün sahip olduğu reflekslerinin ve duruşunun en önemli çıkış noktasıdır. Günümüze kadar aile, denizcilik tarihimizde her kuşak, kendi döneminin koşullarına göre farklı bakış açıları ve kararlar ortaya koymuştur. Geçmişten günümüze gelen bu kültür Atomar Denizcilik’i tek bir çizgide ilerleyen değil değişerek güçlenen bir yapı haline getirmiştir. Teknolojiye yaklaşım, operasyonel yöntemler ve yönetim anlayışı zaman içinde evrilmiştir. Ancak bu evrim hiçbir zaman geçmişi reddeden bir kopuş şeklinde algılanmamıştır. Kuşaklar arası aktarımın şirkete kattığı en önemli unsur, deneyimin kurumsal hafızaya dönüşmesi olmuştur. Zor dönemlerde alınan kararlar, yaşanan krizler ve elde edilen kazanımlar, bugünkü stratejik duruşumuzun temelini oluşturdu ve bu sayede riskleri doğru okuyan, uzun vadeli düşünebilen bir yapıya sahip olduk. Bilinçli olarak hiç değiştirilmemiş bazı değerlerimiz vardır bizim… İşe ve denize duyulan saygı, verilen sözün arkasında durma kültürü, insan odaklı yaklaşım ve güvenlikten asla taviz vermeme anlayışı, bizim hiç ama hiç değişmeyen değerlerimizdir.<img alt="Atomar3" height="750" src="https://7deniznet.teimg.com/7deniz-net/uploads/2026/03/atomar3.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1000" /><strong>Nesiller değişiyor, denizcilik değişiyor. Bu da şirket hafızasının sürekli yeniden şekillenmesi anlamına geliyor. Bugün Atomar Denizcilik’i 100 yılı aşkın bir birikimle yönetiyorsunuz. Bu hafıza sizin kararlarınıza nasıl eşlik ediyor? Bir sonraki kuşağa nasıl bir hafıza bırakmak istiyorsunuz?</strong></p>

<p>Denizcilik sürekli değişiyor; gemiler, teknolojiler, regülasyonlar ve hatta denizciliğin dili bile sürekli değişmekte ama bazı şeyler değişmiyor. Aile, denizcilik kültürümüzden ötürü akümüle etmiş 100 yılı aşan hafıza benim için bugünü doğru okumamı sağlayan bir gösterge, bir pusuladır. Bahse konu olan bu hafıza kararlarıma etik, insan odaklı ve ölçülü olmam yönünde eşlik etmektedir. Atomar olarak, ne bedel olursa olsun anlayışıyla değil doğru zamanda doğru duruşu doğru ekip arkadaşlarıyla yansıtmanın anlayışıyla yola devam ediyoruz. Bu arada elbette ki bir sonraki kuşağa, evlatlarıma aktarılacak olan hafızaya bende katkıda bulunmak isterim. Onlara sadece başarı hikayelerini değil aynı zamanda nerelerde zorlandığımı, hangi riskleri neden almadığımı ve hangi değerlerden asla taviz vermediğimi, vermediğimizi anlatmak isterdim.</p>

<p><strong>Denizcilik sektöründe başarı genellikle filo büyüklüğü ve yatırımların hacmi gibi göstergelerle ölçülüyor. Ancak asıl başarı çoğu zaman dışarıdan görünmez. Bu bağlamda Atomar’ın az bilinen ama en çok gurur duyduğunuz başarısı nedir?</strong></p>

<p>Atomar’ın en çok gurur duyduğum başarısı, filomuzdan ya da yatırım rakamlarımızdan ziyade, zaman içinde sessizce inşa ettiğimiz<em> </em>operasyonel kültürümüzdür. Bugün geriye dönüp baktığımda, en etkin başarımızın son derece kısa zamanda; birlik beraberlik içinde etik yaklaşımımız ile insan odaklı sürdürülebilir bir takım oluşturmuş olmamızdır. Bu kültür sayesinde operasyonel kararlarımız yalnızca merkezden değil, sahadan gelen gerçek verilerle şekillenmekte. Atomar’ın bugün ayakta ve tutarlı şekilde büyüyebilmesinin arkasındaki asıl başarı, bu görünmeyen disiplin ve ortak akıldır.</p>

<p><strong>Bir şirketi ayakta tutan faktörlerden biri ne zaman büyüyeceğini bilmek, hatta bazen büyümemeyi seçmektir. Atomar’ın bilinçli olarak vazgeçtiği bir fırsat oldu mu?</strong></p>

<p>Evet, Atomar’ın bilinçli olarak vazgeçtiği bir fırsat oldu. Şubat 2022 de Rusya-Ukrayna savaşının baş göstermesinin yarattığı küresel riskler ve belirsizlikler nedeniyle Atomar Denizcilik olarak gemi alımını ertelemeyi tercih ettik. Daha sonra İsrail Filistin arasındaki saldırılar, sonrasında İsrail-İran gerilimi ve genel anlamda Ortadoğu ve Akdeniz havzasındaki istikrarsızlık navlun piyasasının daha da düşük seyretmesine sebep oldu ve tüm göstergeler aldığımız kararın son derece emniyetli bir tercih olduğuna işaret etti. Yani Atomar olarak bilinçli olarak hemen büyüme fırsatını kullanmamayı ve gemi alımını ertelemeyi seçtik.<img alt="Atomar1" height="749" src="https://7deniznet.teimg.com/7deniz-net/uploads/2026/03/atomar1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1000" /><strong>Bütün bu tecrübe ve birikim Atomar’ın karar alma biçimlerini nasıl şekillendirmektedir?</strong></p>

<p>Atomar’ın 100 yılı aşkın bir denizcilik geçmişinden geliyor olması, karar alma biçimini derin bir tecrübe, süreklilik ve sorumluluk bilinci üzerine şekillendirmektedir. Bu köklü geçmiş, karar süreçlerinde geçmişten gelen değerlerine bağlı ama yenilikçi bir yaklaşımı da beraberinde getirmektedir. Atomar olarak denizcilikte karşılaşılan krizleri, piyasa dalgalanmalarını ve teknolojik dönüşümleri, geçmişten edindiğimiz deneyimlerimizle değerlendirilip, sonuçlandırmaktayız.</p>

<p><strong>Bugün denizcilik sektöründeki asıl rekabet fiyat mı, hız mı, teknoloji mi? Siz Atomar’ı geleceğe nasıl hazırlıyorsunuz?</strong></p>

<p>Bugün denizcilik sektöründe rekabet tek bir başlık altında toplanmıyor; fiyat, hız ve teknoloji artık birbirinden ayrı değil, birbirini tamamlayan unsurlar haline gelmiş durumda. Ancak sürdürülebilir rekabet avantajı, bu bağlamda önemlilik kazanıyor. Fiyat önemli bir faktör; fakat yalnızca düşük fiyat sunmak uzun vadede kalıcı bir üstünlük sağlamıyor. Hız, operasyonel verimlilik ve zaman yönetimi hiçbir zaman göz ardı edilmemelidir ve günümüzde teknolojinin tüm bu unsurların merkezinde yer aldığı unutulmamalıdır. Dijitalleşme, veri takibi ve toplama, filo verimliliği ve çevresel sürdürülebilirlik çözümleri, rekabetin yeni zeminini oluşturmaktadır. Atomar olarak biz, 100 yılı aşkın denizcilik tecrübemizi teknoloji ve insan kaynağı ile birleştirerek geleceğe hazırlıyoruz. Operasyonlarımızda verimliliği artıran dijital sistemleri devreye alırken, karar alma süreçlerinde sahadan gelen deneyimimizle yol alıyoruz. Kısacası Atomar için geleceğe hazırlık demek, fiyat, hız ve teknolojiyi tek tek yarıştırmak demek değil, geçmişten gelen tecrübe ve deneyimle tüm bu olguları uyum içinde idare edebilmek demektir.</p>

<p><strong>Son yıllarda değişen denizcilik koşullarıyla birlikte Atomar’ın iş yapma biçiminde sessizce değişen ama dışarıdan fark edilmeyen neler oldu?</strong></p>

<p>Son yıllarda denizcilik sektöründeki değişimler elbette ki Atomar’ın iş yapma biçimini sessiz ama kalıcı ayarlamalarla şekillendirdi. Özellikle artan regülasyonlar ve yeşil dönüşüm süreci şirketin reaksiyonlarını hem mikro hem de makro anlamda kökten etkileyen değişimlere yol açtı. Öncelikle regülasyonlara yaklaşım biçimimiz değişti. Artık Atomar için yeni regülasyonlar sadece uyum sağlanılması gereken zorunluluklar değildi, yeni kurallar operasyonel disiplin ve rekabet anlamında ilerlemenin anahtarıydı. Emisyonlar, yakıt kullanımı, raporlama ve denetim süreçleri, operasyonların son aşamasında ele alınan konular olmaktan çıkıp, karar alma süreçlerinin en başında değerlendirilen unsurlar oldu. Yeşil dönüşümle birlikte filoya ve operasyonlara bakış da güncellendi ve reformlara uyulmaya başlandı. Atomar olarak verimlilik artışına önem vermeye başladık, yakıt tüketiminin izlenmesi, rota optimizasyonu, bakım süreçlerinin daha planlı yürütülmesi gibi adımlar, karbon ayak izini düşürürken aynı zamanda maliyet yapısını da iyileştirecektir.<img alt="Atomar2" height="693" src="https://7deniznet.teimg.com/7deniz-net/uploads/2026/03/atomar2.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1000" /><strong>Dijitalleşme herkesin dilinde ancak denizcilikte bunun karşılığı her zaman net değil. Atomar dijitali gerçekten nerede kullanıyor, nerede bilinçli olarak kullanmıyor?</strong></p>

<p>Dijitalleşme bugün denizcilikte sürekli gündemde olan bir konudur ve her firmanın kendini güncellemesi gereken bir platformdur adeta. Bizler Atomar olarak dijitalleşmeye son derece önem vermekteyiz ve bunun çok önemli bir gereklilik olduğunun bilincindeyiz. Dijitalleşmeyi körü körüne bir amaç olarak değil, doğru yerde kullanıldığında değer yaratan bir araç olarak görmekte ve bu şekilde değerlendirmekteyiz. Bu nedenle Atomar, dijitalleşmeyi her alana yaymak yerine, gerçekten fark yarattığı noktalarda derinleştirerek kendi bünyesine katmakta ve kullanmaktadır. Atomar, operasyonel verilerin toplanması ve analiz edilmesi, yakıt tüketimi, rota verimliliği, bakım zamanlamaları ve performans gibi konuları dijital araçlarla takip etmektedir, bahse konu olan bu dijital araçlar insanın yerini almak için değil insanın karar kalitesini yükseltmek için devreye alınmaktadır. Bizler dijitalleşmenin insan sezgisinin ve sahadaki deneyimin yerine geçmesine izin vermiyoruz. Gemi operasyonları, kriz yönetimi ve anlık kararlar gibi alanlarda, dijital sistemler destekleyici rol oynuyor ancak nihai karar her zaman deneyimli insanlarca alınıyor yani sadece trend olduğu için karmaşık yazılımlar ya da gösterişli platformlar bünyemize alınmıyor. Regülasyon ve raporlama tarafında da dijitalleşme kritik bir rol oynuyor. Artan çevresel ve operasyonel yükümlülükler karşısında manuel ve dağınık süreçler yerine, şeffaf, izlenebilir ve denetlenebilir dijital alt yapılarla kendimizi güncellemeye devam etmekteyiz. Kısacası Atomar için dijitalleşme her şeyi otomatikleştirmek değil, doğru noktada insan aklını ve karar verme aşamasını güçlendirmek anlamına geliyor. Dijitalleşmenin nerede durması gerektiğini bilmek, Atomar’ın tecrübesinin ve farkındalığının en önemli göstergelerinden biri olduğunun da altını çizerim.</p>

<p><strong>Sizin gözünüzden Türk denizcilik sektörünün genel değerlendirmesini almak isteriz…</strong></p>

<p>Şahsen ben Türk denizcilik sektörünü bugün tecrübeli, girişimci, küresel rekabete alışkın, sahayı son derece iyi bilen zorlu piyasa koşullarında ayakta kalma becerisi yüksek, operasyonel tepkileri güçlü ancak kurumsallaşma açısından potansiyelinin hala gerisinde olarak görmekteyim. Geleceği kazanmak adına deneyimlerimizi daha fazla kurumsallaşma, teknoloji entegrasyonu, sürdürülebilirlik, yeşil dönüşüm ve veri temelli yöntemlerle desteklemeli ve kuvvetlendirmeliyiz. Türk denizciliği potansiyeli yüksek, tecrübesi güçlü, doğru adımlarla her zaman daha ileriye gidebilecek konumdadır, yeter ki gereken şartları oluşturulsun. Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi “Denizciliği Türk’ün büyük ulusal ülküsü olarak düşünmeli ve onu az zamanda başarmalıyız.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Atomar’ın yeni hamlesi Atotech Maritim’e değinmek isteriz. Nedir Atotech Maritim’in sektöre kazandıracakları?</strong></p>

<p>Atotech Maritim GmbH &amp; Co. KG firmamız ile EU ETS, FuelEU ve pooling kapsamında Türkiye – Almanya başta olmak üzere AB ile Türkiye arasında köprü kurma amacı ile yola çıktık. Hedefimiz bahse konu olan bu yeni ve çok fazla bilinmeyeni olan biraz da karmaşık gözüken “Yeşil Dönüşüm” sürecinde işletmeler için öngörülebilir ve yönetilebilir çözümler yaratmaktır. Servis sağlayıcı olan Atotech firmamız altındaki çözüm ortaklarının da destekleriyle denizcilik şirketlerine son derece somut operasyonel ve ciddi finansal avantajlar sağlamaktadır. Öncelikle tüm işletmelere, EU ETS’ye uyum sürecinde doğru veriyle doğru raporlamanın doğru zamanda didaktik şekilde takip edilmesinin önemini vurguluyoruz. Emisyon hesaplamaları, MRV süreçleri ve AB otoriteleriyle uyumlu dokümantasyon ve entegrasyon geçişlerinde armatörün tüm taleplerini A’ dan Z’ ye komple elleçliyoruz ve gereken işlemleri biz ekibimizle hallediyoruz. ‘Tek Adresden Alışveriş’ mottosu ile firmaların yoğunluğunu eş zamanlı olarak azaltıp çoklu muhataplarını teke indiriyoruz ve Atotech olarak bahse konu olan bu yeşil süreçte armatörün tek muhatabı oluyoruz. Maliyet tarafında da net bir avantaj sağlamaktayız, EU ETS’nin getirdiği karbon maliyetleri, doğru planlama yapılmadığında öngörülemez hale gelebiliyor ve bu işletmelerin canını çok yakabiliyor. Biz, işletmelerin karbon yükümlülüklerini ve gerekliliklerini farklı senaryolarla karşılaştırıp, firmaya özel “tailor-made” butik çözümler sunuyoruz ve operasyonel kararların bu bağlamda alınması yönünde işletmeleri destekliyoruz. Böylece karbon maliyeti artık sürpriz bir yük değil, yönetilebilen bir kalem oluyor. Atotech olarak bölgemizde bulunan armatörlerin AB yeşil dönüşüm sistemine entegrasyonunu tüm detayları ile koordine ediyoruz ve kendilerine ciddi zaman kazandırıyor ve karar verme süreçlerini hızlandırıyoruz. EU ETS uyumu artık yalnızca bir zorunluluk değildir aynı zamanda rekabet avantajı yakalayabilmeniz için yeni bir rotadır aslında. Atotech olarak ciddi çalışmalar ve yoğun emeklerimiz sonucunda olduğumuz noktaya gelmiş bulunuyoruz, bu yeşil mecra da daha yolun başında olduğumuzu biliyoruz ve kendimizi her geçen gün yenilemeye ve güncellemeye devam ediyoruz. Yeni doğan bebeğimiz olan Atotech’in önce emeklemesi, şimdi yürümeye başlaması ve yakın zamanda daha da olgunlaşacak olması bizleri her geçen gün daha da heyecanlandırıyor. Umuyorum ki sektörün tüm paydaşları il el ele kol kola daha yeşil bir denizciliğin kapısını sonuna kadar aralayacağız…</p>

<p><strong>Ve son olarak Atotech Maritim’in geleceğe yönelik hedeflerini ve büyüme vizyonunu anlatır mısınız?</strong></p>

<p>Almanya, Hamburg merkezli kurduğumuz servis sağlayıcı firmamız olan ATOTECH Maritim kurmuş olduğu yapı itibariyle tek elden hizmet veren, güvenilirlik, regülasyon hakimiyeti ve uygulama kabiliyeti açısından kısa sürede güçlü bir zemine oturmuştur. Önümüzdeki dönemde ise büyüme hedefimiz, hızlı yayılmadan çok, kontrollü, odaklı ve değer üreten bir uluslararası genişleme üzerine kuruludur. Öncelikle AB özellikle Almanya odağımızı derinleştirmeyi hedefliyoruz. Almanya’yı merkez alarak Avrupa’nın diğer bölgelerine özellikle EU ETS, FuelEU, MRV, CII ve teknik uyum konularında uzmanlaşmış yerel paydaşlarla iş birlikleri kurmayı planlıyoruz. Amacımız her pazarda aynı dili konuşmak değil, yerel regülasyon ve iş yapma kültürüne entegre çözümler sunmaktır. Elbette ki bu bağlamda Türkiye ile AB arasındaki köprü rolümüzü de güçlendireceğiz. Türkiye merkezli armatörler, teknik yöneticiler ve tersaneler için AB regülasyonlarına uyumu kolaylaştıran A’dan Z’ye hizmet yelpazemizi de genişletmeyi hedefliyoruz. Bu anlamda ATOTECH’in sadece bir danışman değil aynı zamanda işletmelerin uzun vadeli stratejik iş ortağı olduğunu ortaya koyacağız. Atotech’in büyüme vizyonu, ölçekten çok itibar ve etki üzerine kurulmuştur. Uluslararası pazarda, regülasyonları doğru okuyan, sahayı bilen ve uygulanabilir çözümler üreten bir referans marka olmayı hedeflemekteyiz. Bu doğrultuda attığımız her adım, hızlı büyümeden ziyade kalıcı değer yaratmayı amaçlamaktadır. Umuyoruz ki denizci aile kültürümüzün ve değerlerimizin doğrultusunda bu yeni yeşil dönüşüm alanında Torlak Ailesine yakışır bir iz bırakabiliriz.</p>

<p>Herkese saygı ve selamlarımla. Her zaman denizcilikte en ileri noktaya…</p>

<p>------------------------------------------------------------&gt;&gt;&gt;&gt;</p>

<p><img alt="Torlak Ailesi" height="621" src="https://7deniznet.teimg.com/7deniz-net/uploads/2026/03/torlak-ailesi.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1000" /></p>

<p><strong>Torlak Ailesi ve denizcilikte köklü yolculuğu: Rize’den İstanbul’a ilk adımlar</strong></p>

<p>Torlak Ailesi’nin denizcilik serüveni 1800’lü yılların ikinci yarısında Rize’de başlamıştır. Hacı Durmuş Ali Torlak, babasından ve çevresinden öğrendikleriyle kayık ve sandal yapımıyla mesleğe adım atmış, ardından ahşap tekne ve balıkçı motorlarının inşasıyla ilerlemiştir. 1945 yılında ailesiyle birlikte İstanbul’un Edirnekapı semtine taşınarak Haliç ve Balat’ta faaliyetlerini sürdürmüştür. <img alt="Mustafa Torlak" height="1223" src="https://7deniznet.teimg.com/7deniz-net/uploads/2026/03/mustafa-torlak.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1000" /><strong>Ahşap teknelerden sac gemilere</strong></p>

<p>Haliç kıyısındaki çekek yerlerinde başlayan üretim, zamanla devlet ihalelerine girilerek gümrük motorları ve sahil sıhhiye teknelerine dönüşmüştür. 1966 yılı ise bir milat olmuş; aile ilk sac gemi olan M/V ŞENER GÜVEL (130 dwt) kuru yük gemisini inşa etmiştir. Ardından M/V İNANDILAR, M/V SOFULAR, M/V H. YARDIMCI ve M/V REŞİT KALKAVAN gemileriyle başarılar devam etmiştir. <img alt="Torgem" height="707" src="https://7deniznet.teimg.com/7deniz-net/uploads/2026/03/torgem.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1000" /><strong>Filonun bayraktarı: M/V TORGEM</strong></p>

<p>Yoğunluk nedeniyle Biga Tersanesi’nde inşa edilen M/V TORGEM (3,250 dwt) 1980’de denize indirilmiştir. Ancak Hacı Mustafa Torlak, 1979’daki vefatı nedeniyle bu gururu görememiştir. Onun azmi ve denizcilik aşkı ise evlatlarının yolunu aydınlatmaya devam etmiştir.</p>

<p><strong>Tuzla’ya taşınma ve yeni dönem</strong></p>

<p>1981’de hükümetin teşvikiyle aile tersanecilik faaliyetlerini Tuzla’ya taşımıştır. İlk etapta Cemal Yıldırım Tersanesi kiralanmış, ardından Pendik Tersanesi’nde M/V HACI MUSTAFA TORLAK (7,200 dwt) inşa edilmiştir. 1985’te ise kendilerine tahsis edilen 20 dönümlük sahada Torgem Tersanesi kurulmuştur.</p>

<p><strong>Modernleşme ve büyük başarılar</strong></p>

<p>1989’da Dentaş Tersanesi satın alınarak kapasite artırılmış, modern vinçler ve yüzer havuzlarla iki güçlü tersane oluşturulmuştur. 1992’de Türkiye’de özel sektörde inşa edilen en büyük gemi olan M/V MEHMET KALKAVAN (13,000 dwt) Torgem’de yapılmış, tersane ödüller kazanarak ulusal ve uluslararası ihalelerde aranan bir merkez haline gelmiştir.</p>

<p><strong>Konsantrasyonun tersaneciliğe kayması</strong></p>

<p>1990’lı yılların ortalarında aile, armatörlükten çekilerek tüm odağını tersaneciliğe vermiştir. “Torlak” adı artık denizcilikte marka değeri yüksek bir isim olmuştur. <img alt="Torlak Tersane" height="639" src="https://7deniznet.teimg.com/7deniz-net/uploads/2026/03/torlak-tersane.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1000" /><strong>Ayrılıklar ve yeni yönelimler</strong></p>

<p>2006’da kardeşler ayrılmış; Adnan Torlak Dentaş Tersanesi’ni, Kenan Torlak Torgem Tersanesi’ni devralmış, Orhan Torlak ise armatörlüğe dönmüştür. Adnan Torlak, evlatları Neslihan ve Cihan Torlak ile Dentaş Tersanesi’nde faaliyetlerini sürdürmüş, sipariş defterlerini 2010’a kadar doldurmuştur.</p>

<p><strong>Kriz ve yeniden yükseliş</strong></p>

<p>2008’deki global ekonomik kriz tersaneleri derinden etkilemiş, birçok sipariş iptal edilmiştir. Adnan Torlak ise ileri görüşlülüğüyle tamir faaliyetlerine odaklanarak krizi aşmış, 2017’ye kadar 16 adet römorkör inşa etmiştir.</p>

<p><strong>Armatörlüğe geri dönüş</strong></p>

<p>2018’de Dentaş Tersanesi devredilmiş, aynı yıl Eylül ayında aile ilk gemisini teslim alarak yeniden armatörlüğe dönüş yapmıştır. Böylece Torlak Ailesi, köklü denizcilik yolculuğunu armatörlük kimliğiyle sürdürmeye başlamış ve sektörde sağlam adımlarla ilerlemeyi hedeflemiştir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>7DENİZ DERGİSİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Röportaj</category>
      <guid>https://www.7deniz.net/atomarin-yuz-yillik-hafizasi-atotechin-gelecegine-yon-veriyor</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 10:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://7deniznet.teimg.com/crop/1280x720/7deniz-net/uploads/2026/03/cihan-torlak-manset.jpg" type="image/jpeg" length="90733"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Harren Group’tan denizde mükemmeliyet ve küresel stratejiler]]></title>
      <link>https://www.7deniz.net/harren-grouptan-denizde-mukemmeliyet-ve-kuresel-stratejiler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.7deniz.net/harren-grouptan-denizde-mukemmeliyet-ve-kuresel-stratejiler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Denizcilik dünyasının küresel devlerinden Harren Group, 35 yıllık köklü tecrübesini yeni stratejik hamlelerle geleceğe taşıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Denizcilik dünyasının küresel devlerinden Harren Group, 35 yıllık köklü tecrübesini yeni stratejik hamlelerle geleceğe taşıyor. Enerji dönüşümünden Türkiye ile kurulan güçlü köprülere kadar pek çok alanda sektöre yön veren grup, son olarak NSB Group ile güçlerini birleştirerek Manila merkezli yeni 'crewing' devi Albireo’yu hayata geçirdi. Harren Group Genel Müdürü Nils Aden ile grubun küresel vizyonunu, Atotech işbirliğinin yarattığı sinerjiyi ve denizcilik sektöründe standartları yeniden belirleyen ortak girişimleri Albireo’nun detaylarını konuştuk.</p>

<p><strong>Harren Group 35 yılı aşkın deneyimiyle denizcilik dünyasında dev bir yapı haline geldi. Grubun genel yapısını ve bu köklü geçmişin üzerine inşa ettiğiniz vizyonu nasıl özetlersiniz?</strong></p>

<p>Harren Group, 35 yılı aşkın süredir küresel denizcilik endüstrisinin önemli bir parçasıdır. Bremen merkezli yapımızla ağır yük, MPP, dökme yük, tanker mühendisliği ve lojistiği tek bir çatı altında birleştiriyoruz. Bunu, dünya çapında operasyonel mükemmelliği temsil eden kapsamlı gemi ve mürettebat yönetimi hizmetleriyle tamamlıyoruz. Vizyonumuz, denizcilik değer zincirini akıllı bir şekilde birbirine bağlamak ve gelecek için sorumluluk almaktır. Biz sadece gemileri taşımıyoruz; ortaklarımızın uzun vadeli başarısını sağlamak için gemileri bütünsel olarak yönetiyor, geliştiriyor ve destekliyoruz.</p>

<p><strong>Günümüzde denizciliğin en önemli gündemi yeşil dönüşüm. Harren Group sürdürülebilirlik ve enerji dönüşümünde nasıl bir rol üstleniyor?</strong></p>

<p>Denizcilik sektöründeki enerji dönüşümü, son on yıllardaki herhangi bir gelişmeden daha derin bir şekilde sektörümüzü yeniden şekillendirecek. Harren Group olarak, bu değişimi yönlendirmede aktif bir rol oynuyoruz. Bu süreç; daha enerji verimli filolar işletmeyi, performansı artırmak için verileri kullanmayı ve yenilikçi mühendislik çözümleri geliştirmeyi içeriyor. Burada gemi ve mürettebat yönetimi de belirleyici bir rol oynuyor: İyi eğitimli mürettebat ve teknik olarak gelişmiş yönetim sistemleri; yeni tahrik teknolojilerini, alternatif yakıtları ve karmaşık teknik çözümleri güvenli ve verimli bir şekilde işletmek için çok önemlidir. Sürdürülebilirlik bizim için ek bir unsur değil, aldığımız her stratejik kararı etkileyen temel bir değerdir.</p>

<p><strong>Ağır yükten dökme yüke kadar oldukça geniş bir portföyünüz var. Bu bağlamda sormak isteriz, gelecekte en yüksek büyüme potansiyelini hangi alanlarda görüyorsunuz?</strong></p>

<p>Üç ana alanda önemli bir büyüme potansiyeli öngörüyoruz. Birincisi; özellikle açık deniz rüzgar enerjisi ve enerji geçişi altyapıları genişledikçe <strong>ağır yük ve proje segmenti</strong>. İkincisi; <strong>entegre deniz mühendisliği çözümleri</strong>. Üçüncüsü ise —ki bu giderek daha kritik hale geliyor— son derece güvenilir ve gemi sahibi odaklı <strong>gemi yönetimi ve mürettebat yönetimi (crewing)</strong>. Güvenlik, güvenilirlik ve teknik yeterlilik gereksinimleri dünya çapında artıyor. Gemi sahipleri hem operasyonel mükemmellik hem de olağanüstü insan yönetimi sunabilen ortaklara ihtiyaç duyuyor. Biz de tam olarak bu alanda konumumuzu güçlendiriyoruz.</p>

<p><strong>“Başkalarının taşıyamadığı yükleri taşıyoruz” veya yeni vurgunuzla “Önemli olanı taşıyoruz” sloganı grubunuz için ne ifade ediyor?</strong></p>

<p>Bu slogan sadece ağır yük taşımacılığı mirasımıza bir atıf değil, aynı zamanda bizim zihniyetimizi ifade ediyor. Bu yaklaşım gemi ve mürettebat yönetimine de uygulanıyor: Teknik uzmanlık, deneyim ve insan faktörlerine ilişkin derin bir anlayış gerektiren durumlarda sorumluluk üstleniyoruz. Bu zihniyet bizi küresel lojistik zincirlerinde güvenilir bir ortak olarak konumlandırıyor. <img alt="Harren Group And Nsb Group Join Forces In Manila With New Crewing Joint Venture Albireo" height="667" src="https://7deniznet.teimg.com/7deniz-net/uploads/2026/03/harren-group-and-nsb-group-join-forces-in-manila-with-new-crewing-joint-venture-albireo.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1000" /><strong>Türkiye pazarı ve özellikle Atotech ile yürüttüğünüz işbirliği hakkında neler söylemek istersiniz?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye bizim için önemli bir denizcilik merkezidir. Atotech ile olan ortaklığımız, uluslararası uzmanlığı güçlü yerel köklerle birleştiriyor. Atotech CEO'su Cihan Torlak'ın ailesinin Türk denizcilik sektöründeki köklü geçmişi, bu işbirliğine büyük bir değer katıyor. Özellikle gemi yönetimi ve mürettebat konusunda, yerel pazar bilgisi ile küresel kalite standartları bir araya gelerek değerli bir sinerji yaratıyor. Birlikte, Türk denizcilik sektörü ile uluslararası endüstri arasında yeni ve güçlü köprüler kuruyoruz.</p>

<p><strong>Son dönemde sektörde büyük yankı uyandıran bir haber de Harren Group ve NSB Group’un Manila’da kurduğu Albireo ortak girişimi oldu. Bu stratejik hamlenin arkasındaki temel motivasyon neydi?</strong></p>

<p>Motivasyonumuz oldukça netti: İki deneyimli grubun güçlerini birleştirmek. Harren Group ve NSB Group olarak gemi yönetimi ve crewing konusunda onlarca yıllık uzmanlığa sahibiz. Albireo ile operasyonel mükemmelliği, dijital süreçleri ve denizcilere odaklı güçlü bir kültürü bir araya getiren modern bir platform oluşturduk. Albireo, bizim için Filipinler'de kalite, istikrar ve uzun vadeli ortaklıklara olan bağlılığımızı temsil ediyor.</p>

<p><strong>Albireo’nun operasyonel kapsamından ve denizcilere sunduğu fırsatlardan biraz bahseder misiniz?</strong></p>

<p>Albireo ismi, Kuğu Takımyıldızındaki bir çift yıldızdan geliyor ve markamızın rehberlik, ortaklık ve güvenilirlik değerlerini simgeliyor. Şu anda Manila merkezli ekibimiz, dünya çapında yaklaşık 90 gemide görev yapan 800 civarında denizciyi yönetiyor. Denizciler, yani gemideki çalışma arkadaşlarımız, küresel lojistiğin ve müşterilerimizin başarısının anahtarıdır. Filipinli denizciler sektörün bel kemiği; son derece yetenekli ve profesyoneller.</p>

<p>Albireo ile onlara işe alımdan eğitim koordinasyonuna, belgelendirmeden kariyer planlamasına kadar şeffaf ve güvenilir bir yol sunuyoruz. Manila'da modern eğitim konseptlerine ve dijital araçlara yatırım yapıyoruz. Gemi sahipleri için net süreçler ve istikrarlı manning avantajı sağlarken; denizcilerimize kişiselleştirilmiş destek ve uzun vadeli gelişim fırsatları sunuyoruz.</p>

<p><strong>Bu ortak girişimin yönetim kadrosu ve paydaşlarının bakış açısı nasıl?</strong></p>

<p>Albireo, bölgede onlarca yıllık deneyime sahip profesyoneller tarafından yönetiliyor. Genel Müdür ve Başkan <strong>Kaptan Vicente Dayo</strong> ile Operasyon Müdürü <strong>Kaptan Thaddeus Bonghanoy</strong> bu operasyonun liderliğini üstleniyor. Kaptan Dayo, Albireo'yu uzun vadeli bir iş birliği platformu olarak görürken; Kaptan Bonghanoy misyonumuzu denizcilere güvenilir destek, gemi sahiplerine ise istikrarlı kalite sunmak olarak tanımlıyor.</p>

<p>NSB Group CEO’su <strong>Tim Ponath</strong> da vurguladığı gibi; bu yapı crewing süreçlerimizi birleşik bir standart ve güçlü bir ekip ruhu ile uyumlu hale getirmemizi sağlıyor. Harren Ship Management Genel Müdürü <strong>Joachim Zeppenfeld</strong>'in de belirttiği üzere, uzmanlaşmış filolar için yüksek standartlarda eğitimli bir denizci havuzunu korumak bizim için kritik öneme sahip. Albireo, Filipinler'deki faaliyetlerimiz için bu güvenilir çerçeveyi tam olarak garanti ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>7DENİZ DERGİSİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Röportaj</category>
      <guid>https://www.7deniz.net/harren-grouptan-denizde-mukemmeliyet-ve-kuresel-stratejiler</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 10:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://7deniznet.teimg.com/crop/1280x720/7deniz-net/uploads/2026/03/nils-aden-manset.jpg" type="image/jpeg" length="10938"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Amaç çok net: Dünyanın en iyi TTS tedarikçisi olmak]]></title>
      <link>https://www.7deniz.net/amac-cok-net-dunyanin-en-iyi-tts-tedarikcisi-olmak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.7deniz.net/amac-cok-net-dunyanin-en-iyi-tts-tedarikcisi-olmak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Suzun Marine Fuels’in Kurucu Ortağı ve CEO’su Can Besev, konforlu bir kariyerden bilinçli bir sıfırlanmaya neden geçtiğini, kamyondan gemiye tedarikte neden dünyanın en iyisi olmayı hedeflediklerini ve bu yolculuğu hangi ilke, disiplin ve anlayışla inşa ettiklerini anlatıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Peninsula</strong>’<strong>daki yolculuğunuzdan başlayalım. Orası sizin için ne ifade ediyor?</strong></p>

<p>Peninsula biliyorsunuz bugün hangi açıdan baktığınıza bağlı ama dünyanın en büyük deniz yakıtları ikmalcisi veya hangi taraftan bakarsanız bakın ilk üçün asil oyuncusu, ama buraya gelmek kolay olmadı, o yüzden Peninsula benim için gerçekten çok özel bir yolculuktu. Ben bugün artık bir Peninsula mensubu değilim ama eserimizle hep gurur duyacağım. Ancak, hep dönüp dolaşıp aynı parlak dönemi anlatan eski üst düzey yöneticiler gibi olmayacağım, evet çok güzel bir hikaye yazdık ama artık yeni şeyler yazmanın ve yaşamanın zamanı.</p>

<p>Peninsula’da çalışmaya başladığımda, yıllık toplam satışı 5 milyon tonun çok altında olan küçük ama tutkulu bir ekiptik. O günlerde açıkça şunu söyledim: “Bu şirketin sektörün en büyüğü olmasını ve 20 milyon tonun üzerine çıkmasını istiyorum. O noktada benim için görev tamamlanmış olacak.” Bunu gerçekleştirdik ve verilen sözlerin tutulmasını önemserim, insan önce kendine söz geçirebilmeli ve kendi sözlerini tutabilmeli. Benim amacım kendime bağımlı değil, bensiz de sorunsuz yaşayabilecek bir sistem kurmaktı, zamanla çok büyük bir ekipte çalıştım ve bu anlamda gerçekten şanslıydım ve hep beraber bunu başardık.</p>

<p>Çok iyi, çok yetenekli ve vizyoner bir patronum vardı ama artık arkadaşım; inanılmaz destek gördüm. Peninsula’yı adeta derimizin altında, kanımızda hissettik. Kendimizi “gerçek Peninsula insanları” olarak tanımlıyorduk. Şirketi geliştirmek için hemen her alanda çalıştım; rüyalarımda da gündüzümde de hep daha iyisini yaratmak vardı. Bugün geldiğimiz noktada Peninsula artık bir dev ve her açıdan hazır, ben de yeni projelere hazırım.</p>

<p><strong>Neden böylesi bir başarıdan sonra yeni bir başlangıç yapma ihtiyacı duydunuz?</strong></p>

<p>Açıkçası, yarattığımız bu büyük eserin meyvelerine yaslanıp çok rahat bir hayat sürebilirdim. Ancak tek bir eseri olan, önemli fakat verimsiz sanatçılar gibi olmak istemedim. Ayrılma fikrim oluştuğunda durumu söyle özetlemiştim yönetim kurulundaki arkadaşlara: “Bakın büyük bir inşaat yaptık, saray oldu ve içindeyiz, çok güzel ama ben içinde kalıp da bitmiş ama yaşayan binanın orasıyla burasıyla ilgilenen bir işletici olmak istemiyorum. Gidip yanına yeni bir büyük bina da yapmak istemiyorum, yeni, farklı ve bundan uzak bir şey inşa etmek istiyorum”. Gaudi’nin birçok eseri var, bir şeye takılıp kalmamış artık ben küçük ama güçlü bir proje istiyorum. Onlar da saygıyla ve daha önemlisi sevgiyle karşıladılar.</p>

<p>Bu yeni eser de içimde ukde olan bir şey olsun, idealist bir yaklaşımla son 20 yıllık bunker kariyerimde hep eksikliğini hissettiğim fark yaratan, küresel ölçekte ses getiren bir Türk şirketinin hayata geçtiğini görmek istedim. Türkiye’nin ve Türk beşeri sermayesinin daha önce de 7Deniz’de bahsettiğimiz gibi bunu gerçekleştirecek yeterlilikte olduğunu düşünüyorum.</p>

<p>Ve sonunda benimle aynı arzuları, vizyonu ve ilkeleri paylaşan doğru kişiyi buldum: Selçuk Mehmet Uzun. Bugün Selçuk ile iş ortağıyız. Nasip meselesi, bir insan eş ve iş seçerken çok dikkatli olmalı, ben ikisinde de şanslı olduğumu düşünüyorum.</p>

<p>19 Mayıs’da Samsun’da bu projenin ilk adımını attık, o ruhu temsil etsin diye de Türkiye şirketimiz Suzun Deniz Yakıtları da Anadolu Bulvarı’nda kayıtlı. Bu yoldan dünyaya gitsin dedik. 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramında Gibraltar’daki şirketimizin kuruluş evrakını imzaladık ve en önemlisi 29 Ekim’de Singapur’daki şirketimizin kuruluşuna başladık. Bu tarihler bizim için ve Türk milleti için çok değerli ve biz o değeri en iyi şekilde taşımak istiyoruz. <img alt="Oğuz Ataç, Selçuk Mehmet Uzun Ve Can Besev" height="667" src="https://7deniznet.teimg.com/7deniz-net/uploads/2026/03/oguz-atac-selcuk-mehmet-uzun-ve-can-besev.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1000" /><strong>Suzun Marine</strong>’<strong>nin ortaklık yapısı ve şirket işleyişi nasıl şekillendi? </strong></p>

<p>Selçuk Mehmet Uzun, Suzun Marine’nin Chairman görevini üstleniyor ve aynı zamanda çoğunluk hissedarımız. Chairman büyük stratejik sorumluluk ve derinlik gerektiren bir makam. Ben ise yeni girişimimizin CEO’su olarak görev yapıyorum. Selçuk’un aile şirketi 60 yıldır akaryakıt sektöründe. Kardeş şirketimiz olan Rıfkı Uzun Petrol, sahip olduğu ihrakiye teslimi lisansı sayesinde tüm limanlarda fiziksel tedarik yapabilmekte. 20’den fazla modern kamyondan oluşan, son teknolojiyle donatılmış bir filomuz var. 24 saat izlenen kameralar, akış ölçerler, uydu takip sistemleri ve en önemlisi ise: dürüst tedarik.</p>

<p>30 yıldır kabotaj hattında ülkemizin tüm limanlarında ikmal sağlayan Rıfkı Uzun Petrol yüksek standartlardaki hizmet anlayışı ve müşteri memnuniyeti sayesinde son yıllarda üst üste pazar lideri olmakta, bu gelişmeye açık çok güzel bir tabandı, onun üzerine bir dünya şirketi inşa edebileceğimizi düşünüyoruz.</p>

<p>Ama mevcut düzende bu kısıtlı bir yapı, bizim amacımız sadece Türkiye’de değil, dünya çapında fiziksel ikmalci olmak. Bir gün herhangi bir bunker satın almacısı kamyon ikmali istediğinde “dur, önce bir Türklere soralım” desin. Biz barç ikmaline girmek istemiyoruz ama ex-pipe denilen boru hatları ile ikmale açığız.</p>

<p>Bizim için ilkeler ve kalite vazgeçilmez. Hem sağ olsun manevi desteğini sürdüren eski patronum John’un hem de yeni yol ortağım Selçuk’un hep en iyilerle çalışmak gibi bir tutkusu var. İkisinin de çok ortak noktası var açıkçası, bu ortak noktalara ben de dahil oldum artık, birlikte başaracağız.</p>

<p>Ticaret şirketimizin merkezini Singapur’da kurduk; çünkü burası yüksek güvenilirliğe sahip bir yargı bölgesi ve dünyanın en büyük bunker limanı. Ana şirketimizin merkezini ise Cebelitarık’a aldık. Akdeniz’in en büyük bunker limanı olması bir yana, aynı zamanda çok yüksek davranış ve uyum standartlarına sahip. İstanbul ve Samsun ise zaten doğal operasyon merkezlerimiz. İnternet adresimizde kullandığımız “gi” kısaltması da hem gemi ikmal ifadesini hem de Gibraltar’ı temsil ediyor. <img alt="Anna Foto Can Besev" height="1500" src="https://7deniznet.teimg.com/7deniz-net/uploads/2026/03/anna-foto-can-besev.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1000" /><strong>Şirketinizin odak noktası nedir? </strong></p>

<p>Net bir şekilde yeterince hizmet verilmeyen bir niş belirledik ve sadece buna odaklanmaya karar verdik: Kamyondan gemiye tedarik (TTS). Bu alanda en iyisi olmak istiyoruz. Genelde göz ardı edilen bu küçük bunker segmenti, aslında sektörün en güvenilir, en çevik kısmı. Aynı zamanda en yüksek enerji yoğunluğuna sahip, temiz MGO (marine gasoil) ve AGO (automotive gasoil) ürünlerini sunuyor. İleriye dönük olarak da alternatif yakıtlara açık bir segment. Kara tankeri ikmalleri ayrı bir ihtisas sahası ve bu konuda küresel ağı olan bir şirketin sürdürülebilir olacağına inanıyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Türkiye</strong>’<strong>de gerçekleştirdiğiniz ilklerden biraz bahseder misiniz?</strong></p>

<p>Biz Suzun Risk ve Uyum politikası içeriğinde mesela deniz adamlarına karşı yükümlülüklerini yerine getirmeyen firmalara, özellikle Birleşmiş Milletler Uluslarası Çalışma Örgütü’nde çözülmemiş dosyası olan armatörlerin gemilerine yakıt satmama kararı aldık. Bu bırakın Türkiye’yi, dünyada bir ilk. Bu başlı başına bir makale konusu. Başka yenilikleri de zamanı geldiğinde kamuoyuyla paylaşacağız, umarız biz taklit ederler. Biz rekabetten ziyade, tüm sektörü kucaklayan, dünyadaki kamyon ikmalcilerinin de hizmet kalitesinin artmasına vesile olmak arzusundayız, gelişimi ve hizmet kalitesini ön planda tutan yerel ikmalcilerle iş birliği içinde olacağız.</p>

<p><strong>Küresel hedefiniz nedir?</strong></p>

<p>Türkiye’deki tüm limanlarda fiziksel tedarikle başlayarak, küresel bir kamyon tedarik şirketi kurmak istiyoruz. Dünyanın geri kalanında ise yeniden satış yapacağız. Ancak bunun tek bir şartı var: Çalışacağımız tüm yerel ortakların kalite standartları, bizim kendi operasyonlarımızla eşleşmeli — hatta mümkünse aşmalı. Biz sadece “gerçek” fiziksel tedarikçilerle çalışacağız. Bugün bir Shell standardı var mesela tanker kiralamada, ileride de kara ikmalinde Suzun standardı olabilir.</p>

<p><strong>Ekibinizde önemli bir isim de var: Oğuz Ataç. Bu transfer neden önemli?</strong></p>

<p>Oğuz Ataç, daha önce 7Deniz ve yabancı yayın organlarınca da duyurulduğu üzere, uzun yıllar Türkiye’de önemli bir filonun satın almasından sorumluydu ve yakıt şirketinin de Genel Müdürüydü. Kendisi hedeflediğimiz filo kompozisyonunun tam karşılığı olan, bunker satın alma deneyimine sahip. Bu da müşterinin ne istediğini tersine mühendislik yaparak anlamamızı sağlıyor. Şu anda Global Ticaret Direktörümüz olarak görev yapıyor. Onun ötesinde bizim için “uyum” sadece dokümanlardan ibaret değil, biz bir ittifakla uzun ve zorlu bir amaca ulaşmaya çalışıyoruz, burada doğru insan özgeçmişten daha öte bir olgu, çalışkanlık, ahlak, sorumluluk, bilgi ve en önemlisi yaptığı işe sevgi değerleri ön plana çıkmalı. Biz ancak doğru insanların ardında doğru ekipler kurabiliriz, Oğuz’un transferi onun için önemli yoksa CV olarak benzer yeterlilikte birçok insan var. Doğru adam çok az.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>7DENİZ DERGİSİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Enerji, Röportaj</category>
      <guid>https://www.7deniz.net/amac-cok-net-dunyanin-en-iyi-tts-tedarikcisi-olmak</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 16:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://7deniznet.teimg.com/crop/1280x720/7deniz-net/uploads/2026/03/can-besev-manset-1.jpg" type="image/jpeg" length="79797"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaltes’in dışa bağımlılığı kıran teknoloji hamleleri]]></title>
      <link>https://www.7deniz.net/yaltesin-disa-bagimliligi-kiran-teknoloji-hamleleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.7deniz.net/yaltesin-disa-bagimliligi-kiran-teknoloji-hamleleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaltes Elektronik Genel Müdürü Bülent Hamzaoğlu, Türk bahriyesindeki tecrübelerinden Yaltes’in küresel başarılarına, Ayden Marine ile yapılan kritik iş birliğinden savunma sanayisindeki gelecek hedeflerine kadar tüm süreci detaylandırdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>14 yaşında Deniz Lisesi’ne giren, Deniz Kuvvetleri bünyesinde hizmet veren, gemilerde İkinci Mühendis ve Baş Mühendis olarak görev yapan, İstanbul Tersanesi Komutanlığı ile MİLGEM Proje Ofisi’nde kritik roller üstlenen Gemi Makine Mühendisi Bülent Hamzaoğlu, Yaltes’in teknolojik vizyonunu paylaştı. 2008 yılında TCG Heybeliada’nın denize inişiyle emekli olup Yaltes’e geçen Hamzaoğlu, 2020 yılından bu yana Genel Müdürlük koltuğunda şirketin millileşme hamlelerine liderlik ediyor.</p>

<p><strong>Görev sistemleri ikiye ayrılıyor</strong></p>

<p>Savaş gemilerinin görev sistemleri alanında yer aldıklarını söyleyen Yaltes Elektronik Genel Müdürü Bülent Hamzaoğlu, “Bu görev sistemleri de gemilerde aslında ikiye ayrılıyor; bir kısmı platform yönetim sistemleri, bir kısmı da savaş yönetim sistemleri. Yaltes ilk kurulduğunda temel olarak bu savaş yönetim sistemleriyle ilgili donanımlar ve yazılımlar geliştirilmesi faaliyetini yürütüyordu. Bu kapsamda da ülkemizin en önemli projesi olan Milgem ve Milgem ile birlikte paralel ilerleyen, sonradan Deniz Kuvvetleri tarafından geliştirilip Havelsan’a devredilen savaş yönetim sistemlerinin geliştirilmesi faaliyetlerinde yer alarak işe başladık. Bu kapsamda bu sisteme ait askeri özellikli donanımlar ürettik, üretmeye de devam ediyoruz. Bunlar konsollar, kabinetler, çeşitli video data networkleri gibi askeri sistemler için özellikle güçlendirilmiş olan ürünler. Bununla beraber ikinci bir görev sistemi olan platform yönetim sistemi, yani savaş sistemi dışındaki sistemlerin kontrol edildiği entegre platform kontrol izleme sistemlerinde de yer almak istedik. Onun için de bir faaliyet başlattık. Tabii işe başlarken doğrudan bir ürün geliştirelim ve o ürünü qualify ettikten sonra gemiye koymaktan ziyade biz dünya üzerinde yer alan ispatlanmış fakat önemli bir iş payını bizim alabileceğimiz bir çözümle gitmek istedik. Bu o zamanki deniz kuvvetleri personelinin de tercihiydi. Çünkü gemide çok fazla prototip sistem olsun istemiyorlardı. Belli sistemlerin daha önce tecrübe edilmiş, ispatlanmış sistemler olmasını istiyorlardı. Bunun da Türk bir savunma sanayi firması tarafından yapılmasını istiyorlardı. Deniz kuvvetleri, bu geminin birçok sensöründe, radarında, sisteminde de birçok firmamıza yön gösterdi. Biz de o zaman Hollanda firmasıyla bir iş birliği yaptık. Milgem gemisinin ilkinden itibaren entegre platform kontrol izleme sistemlerini de sağlamaya başladık. Ancak Milgem’in takip eden gemilerini de yani üçüncü dördüncü gemisinden itibaren artık biz bu sistem hakkındaki tüm bilinmeyenleri çözdüğümüzde, kendi sistemimizde geliştirebileceğimiz bir güvene gelince tamamen yerli, milli Yaltes çözümünü oluşturduk. Bu Kınalıada Burgazada dediğimiz üçüncü ve dördüncü gemilerle birlikte hizmete girdi. Arkasından gelen Pakistan'a teslim edilen Milgem’ler, Ukrayna için yapılanlar, test ve eğitim gemisi ve onun devamındaki gemilerle birçok farklı platformda da küçüklü büyüklü şu anda kullanılıyor ya da kullanılmak üzere üretimleri, testleri, entegrasyonları tarafımızdan yapılıyor. İhracat faaliyetlerle birlikte geliştirmiş olduğumuz sistem dokuz ülkede seksene yakın platformda operasyonel olarak yer almakta. Bu bize hem yerli savunma sanayimize ve yerli bahriyemize verdiğimiz destek olarak gurur veriyor hem de Türkiye'nin gemi inşa aktörleriyle birlikte yaptığımız ihracata destek vermekten dolayı da ayrı bir mutlu ediyor. Bu iki sisteme, ilave yetkinlikler kazandırarak takip eden projelerde kullanmayı hedefliyoruz. Örneğin, Sefine Tersanesi ile yaptığımız denizde ikmal muharebe destek gemisi etkisinde o gemiye özel kargo balast kontrol sistemi yaptık. O gemiye özel tekne yapısal dayanım sistemi yaptık. Yine istif (İ) sınıfı firkateyn ile birlikte gemide mevcut ana tahrik sisteminin kontrolüyle ilgili yazılımları da biz vermeye başladık. Sistemin mimarisinin bizim tarafımızdan yapılması büyük bir avantaj sağlıyor. Tabii hedeflerimizde hem yurt dışına hem de Türkiye'de devam eden projelerde yeni hava savunma muhribi uçak gemisi, milli denizaltı gibi bütün platformlarda da yer almayı hedefliyoruz. Bunun için de ürünlerimizi geliştirmeye devam ediyoruz” şeklinde konuştu.</p>

<p><img alt="Yaltes3" height="587" src="https://7deniznet.teimg.com/7deniz-net/uploads/2026/03/yaltes3.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1000" /></p>

<p><strong>Son kullanıcı kendi istediği ürüne sahip</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hamzaoğlu, “Burada temel olarak kullandığımız bütün donanımların askeri gemi sistemlerine göre dayanımlarını sağlayan, yani bir savaş durumunda bir şokta titreşimde bir hasar durumunda en az etkiyle yer alacak şekilde bunların tasarımlarını yapıyoruz. Bizim ana ayırt edici özelliğimiz bunun içinde yer alan yazılımları tamamen bağımsız olarak kendi mühendislerimizle yapıyor olmamız. Ancak yaparken de son kullanıcı olan özellikle Deniz Kuvvetlerimiz, tersanelerimiz, Araştırma Merkezi Komutanlığımız gibi paydaşlarımızın istekleri doğrultusunda yapıyoruz. Böylece yurt dışından hazır bir standart ürün almak yerine son kullanıcı kendi istediği gibi bir sistem sahibi olmayı başarıyor. Aslında en önemli ayırt edici özelliğimiz bu” dedi.</p>

<p><strong>Yaltes – Ayden Marine sinerjisi</strong></p>

<p>Geçtiğimiz yıllarda Ayçın Özsakabaşı ve firması Ayden Marine ile tanıştıklarını söyleyen Hamzaoğlu, “Dedik ki biz bu entegre platform kontrol izleme sisteminin içerisinde bir stabilite kontrolü yapıyoruz ama bu stabilite kontrolü yüzde 100 ticari gemiler gibi bir yükleme stabilitesi, loading software gibi bir yazılım değil. Çünkü bir yük gemisi değil askeri gemiler. Biz daha çok yarasız ve yaralı stabilite durumlarında geminin hayatını nasıl sürdüreceğine dair bir hesap yapılmasını ve ondan sonra da görevine tekrardan devam edebilmesi, yani toparlanma sürecinde yapması gereken işlemleri tavsiye eden bir sistem yapmak istiyoruz, dedik. Ayçın Bey de biz bu kapsamda bir ürün geliştirdik. Geliştirdiğimiz ürünü askeri gemiler için birlikte uyarlayabiliriz dedi. Biz de referanslardan etkilendik. Yurt dışından satın aldığımız loading software lisansı yerine Ayden Marine tarafından üretilen AydenSoft yazılımı kullanmaya başladık. Fakat olduğu gibi o yazılımı kullanmadık. Yine deniz kuvvetleriyle ve bizim müşterilerimizle birlikte çalışarak askeri gemilere uyarlanmış bir hale getirdik. Aynı zamanda da bizim zaten gemilerde yer alan izleme ve kontrol sistemimizle de entegre ettik. Yani gemilerdeki tankların seviyeleri otomatik olarak bu sisteme geliyor. Yapılacak işlemler tavsiye olarak geri beslenebiliyor. Otomatik olarak ya da manuel olarak bu işlem yapılıyor. Kısaca önemli olan bir savaş hasarı almış geminin savaş hasarından sonra o hasarı izole ederek mümkün olan geride kalmış olan faal bütün sistemleriyle görevine devam etmesini sağlayacak olan işlemleri tavsiye ediyor. Bu bir askeri gemi için çok büyük bir özellik. Tabii ki bunlar eskiden elle yapılıyordu. Birçok alternatif vardı. Fakat bizim sistemimizde geminin, 3 boyutlu modeli yazılımsal olarak yer aldığı için yapılacak işlem önceden simülasyon olarak yapılarak işin doğru olduğu görüldükten sonra işe başlanıyor. Böylece hatalı müdahalelerin de önüne geçiyor. Bu çok büyük bir avantaj çünkü bundan önce gemilere ait stabilite bukletleri, gemilerin genel yerleşimleri, tank planları, birtakım değerleri yabancı bir yazılım kullanıldığı için o yazılımın sahibi olan ülkelerle ya da firmalarla paylaşılmak zorundaydı. Bu aslında güvenlik açısından çok kritik bir durum. Ayden Marine ile biz bu faaliyeti yaptıktan sonra böyle bir risk de ortadan kalktı. Geçtiğimiz yıl da Ayden Marine yeni bir yazılım ortaya koydu: 3 boyutlu stabilite kontrol yazılımı. Bu yazılımı şu anda seri üretimi devam eden İ sınıfı firkateynler ile birlikte yine aynı şekilde bir çalışmayla deniz kuvvetlerinin hizmetine sunacağız. Aslında onların geliştirdiği bir yazılımla dolaylı olarak bizim sistemimizin gelişmesine bir katkı yaratıyoruz. Yerli firmayla bu şekilde çalışmak çok ciddi sinerji yaratıyor. Bu yıl içerisinde biz Tayland Deniz Kuvvetleri'ne ait bir uçak gemisi modernizasyonu projesi aldık. O projenin içinde de bir stabilite yazılımı olacak. O stabilite yazılımında da yine bu yeni Ayden Marine'in yazılımını kullanacağız. Böylece o yazılım aynı şekilde yurt dışına da ihraç edilmiş olacak. Muhtemel ki bununla birlikte birçok ülkede yeni modernizasyonu, yeni gemi, inşaat projeleri de ortaya çıkacak. Yine ürünümüze kattığı değerle biz diğer rakiplerin bir aşama önünde olacağız” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Yaltes2" height="728" src="https://7deniznet.teimg.com/7deniz-net/uploads/2026/03/yaltes2.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1000" /></p>

<p><strong>İhracat artıyor</strong></p>

<p>Türkiye'nin savunma sanayiindeki gelişmelere paralel olarak yaptıkları projelerin birçok ülkeye ihraç edilmeye başladığını vurgulayan Hamzaoğlu, “Özellikle Milgem’in Pakistan ve Ukrayna versiyonları şu anda Pakistan ve Ukrayna bahriyelerine en azından bir ya da iki gemisi teslim edildi. Şu anda operasyon olarak yer alıyor. Yine Dearsan Tersanesi tarafından yürütülen Nijerya ve Katar botu projeleri var. Bu iki projede de Yaltes’in ürünleri kullanılıyor. Yine Sefine ile yürüttüğümüz bir başka bot projesi söz konusu. O projede de entegre platform kontrol sistemini biz sağlıyoruz. Türkmenistan'da Dearsan ile birçok projede yer aldık. Dearsan Türkmenistan'da ciddi bir savaş gemisi ihracı gerçekleştirdi. Oradaki projelerin hemen hemen hepsinde Yaltes’in ürünleri kullanılıyor. Bir de bizim doğrudan ihracata başladığımız Tayland projemiz var. Açık deniz karakol gemisinin bir adeti Romanya'ya satıldı. O projede de bizim ürünlerimiz yer alıyor. Bunların hepsini üst üste koyduğumuz zaman dokuz ülkeye yayıldığını görüyoruz ama platform sayısı olarak da Türkiye'de ve yurt dışında sekseni bulduk. Tabii ki bu projeleri sattığınız zaman bunların ömür boyu destekleri ve bakım onarım anlaşmaları yapılıyor. Bu da şirketin önümüzdeki faaliyet yıllarında yeni bir iş kolu olarak da bunlara servis sağlama iş kolu olarak da devam edeceğini değerlendiriyoruz. Bizim öbür faaliyet alanımız olan savaş yönetim sistemi donanımlarında hem Türkiye'deki firmalarla hem de bizim ana grubumuz olan Thales ile birlikte 30 ülkede savaş sistemi donanımları sağlıyoruz. Sadece su üstü gemileri için değil, denizaltıları için de hem Türkiye'de hem yurt dışında çözümlerimiz var. Burada da iki tane ürün gamımız var. Bir tanesi standart Thales’in Tacticos ürünlerine ait donanımları satıyoruz. Ama bazı kritik projeler de var. Örneğin, F126 projesi adında Almanya’nın özel bir firkateyn programı var. Bu proje kapsamında da o projeye özel çok daha güçlendirilmiş donanımlar üretiyoruz. Bu anlamda kullanılan bahriye sayısı otuzu geçti” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Dünyada artık en kısa sürede teslimat isteniyor</strong></p>

<p>Hamzaoğlu “Biliyorsunuz şu anda dünyanın da içinde bulunduğu konjonktür ve beklentiler mümkün olan en kısa sürede teslimatı öngörüyor. Bu teslimatı yaparken tabii ki ‘ne yaparsan yap teslim et’ felsefesiyle değil. Biz zamanında teslimatı hedef olarak aldık. Üç yıldır bunu çok etkin olarak ölçüyoruz. Burada da projelerimizi müşteriye teslimatlarımızda birim olarak 200’ler seviyesinden 300-400’e çıkarmayı hedefledik. Geçtiğimiz yıl 300’ü geçtik. Bu yıl da 400’e yaklaşacağımızı öngörüyoruz. 2026’da yaklaşık olarak 500 birim yapacağız. İ sınıfı firkateynlerin son 4 gemisi yine aynı yıl içerisinde a’dan z’ye entegre platform kontrol sistemlerini bu yıl içinde tamamladık. Yani dünya üzerinde herhangi bir firmanın bu büyük kapsamdaki bir sistemi bir yıl içerisinde teslim etmesinin çok zor olduğunu görüyorum. O maksatla biz gece gündüz çalışıyoruz çünkü projelerimiz neredeyse birbiriyle yapışık zaman planlarıyla yürüyor. Normal şartlarda en azından altı aylık veya bir yıllık aralarla yapılır bu işler. Deniz kuvvetlerinin ihtiyacı dünyanın içinde bulunduğu durum, ekonomik bölgelerimizin korunması ihtiyacı var. Biz sadece Ege'de ya da Karadeniz'de faaliyet göstermiyoruz. Akdeniz'den Hint Okyanusu'na kadar faaliyetlerimiz bulunuyor. Çünkü Hint Okyanusu’ndaki deniz ticaretinin haydutluktan korunması için de bizim deniz kuvvetlerimizin önemli rolleri var. Onların ihtiyaç duyduğu gemilerin hizmete girebilmesi için de gece gündüz demeden çalışıp teslimatlarımızı yapıyoruz. Bizim için başarının bir numaralı kriteri geçtiğimiz yılda ve önümüzdeki yıllarda da ‘teslimat süresi’ olacak. Tabii ilk yıl ürünün teslimatı ikinci yıl sistemi gemi üzerinde çalışır vaziyette teslimatı diye de iki aşamamız olduğu için önümüzdeki yıl en azından iki tane İ sınıfı firkateynin bütün testlerin tamamlanarak deniz kuvvetlerine hazır hale gelmesi için uğraşacağız” dedi.</p>

<p><img alt="Yaltes1" height="670" src="https://7deniznet.teimg.com/7deniz-net/uploads/2026/03/yaltes1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1000" /></p>

<p><strong>Milgem’den bu güne çok ilerledik</strong></p>

<p>Aslında Milgem projesine başladığımızda yani ilk o sınıfları yapmaya başladığımızda birçok şeyin eksik olduğunu hatırlatan Hamzaoğlu, “Özellikle yan sanayinin askeri projelere yeterli ilgiyi göstermemiş olması önemli bir eksikti. Çünkü o günlerde kimyasal tanker üretimleri daha yoğundu. Başka projeler vardı. İnsanlar daha çok askeri projelerin çok uzun süre almasını, risklerini, bilinmezliklerini öngörerek bu kapsamda biraz çekingen davranıyorlardı. Tabii ki tersanelerde de ciddi bir alt yapı hazırlığı gerekiyordu. Çünkü askeri gemi inşanın ihtiyaç duyduğu birtakım özellikler var. Öncelikle deniz kuvvetlerinin sahip olduğu gemi inşa birikimi, daha önceki lisanslı projelerden elde ettiği iki tane büyük tersanesinde yıllardır hücum botlar, firkateynler, mayın gemileri, denizaltılar yapıyor olması ve o konuda öncülük yapması çok kısa sürede bütün yan sanayi firmalarında ve özel tersanelerde ilgi oluşturdu” ifadesinde bulundu.</p>

<p><strong>Çalışma alanı 5-6 tersaneye yayıldı</strong></p>

<p>Hamzaoğlu, “Bu konuda çok büyük bir birikim oluştu. Savunma Sanayi Başkanlığı bu konuda güzel örnek oldu. Projeleri 1-2 tersaneye yığmadan, altyapısı olan, yeteneğini değerlendirdikleri 5-6 tane tersaneye yaydılar. Bu kapsamda işler iyi gidiyor ama deniz kuvvetlerinin aslında ihtiyacı olan iki tane büyük proje var. Üçüncüsü de geldi ama biraz ayrı tutacağım. Bizim birinci önceliğimiz bu hava savunma muhribi. Geminin kendisinden ziyade o geminin üzerinde taşıyacağı sensörlerin de geliştirilmesi çok büyük bir önem taşıyordu. Özellikle bu faz dizinli radar gibi çok uzun mesafeden hava hedeflerini tespit edecek ve ona yönelik angajmanı yapabilecek olan ürünlerin sağlanması bir geliştirme ortamı gerektiriyor. Bunların çeşitli ortamlarda parça parça testleri yapılarak bu günlere geldik. Artık onun da inşa safhasındayız. Bu bizim bir numaralı önceliğimiz olması gerekiyor. Çünkü içinde bulunduğumuz dünya bu tip gemilere sahip olmayı mecbur tutuyor ve elimizde olan benzer gemilerin de yaşları belli bir yere geldi. Modernize edildi şu anda Deniz Kuvvetleri kullanabiliyor ama tabii ki bu yeni platformlara ihtiyaç var. İkincisi yine çok kritik stratejik silah olan milli denizaltıyı yapmak. Şu anda deniz kuvvetlerinin bir denizaltı projesi devam ediyor Reis sınıfı, yine Alman lisansıyla yapılıyor ama en nihayetinde dünya üzerinde denizaltı inşa etmek çok büyük bir öneme sahip. Dünyada sadece 9 ülke şu ana kadar denizaltı tasarladı. Biz tasarlanmış denizaltıyı inşa edebiliyoruz ama milli denizaltı projesi gerçekleştiğinde hem tasarımı hem üretimi hem de üzerindeki faydalı yüklerin büyük çoğunluğu yerli olan bir platforma kavuşacak. Bu ikisi bizim için çok kritik. Tabii Cumhurbaşkanımızın bir hedefi var: 300 metrelik milli uçak gemisi ama şu anda TC Anadolu var. Ülkemizin büyük bir ülke olması, Kıbrıs'ı da dahil ediyorum, bölgede kuvvet değiştiren bir ülke olması gerekiyor. Bu yüzden o tip gemilerin sadece askeri özelliği yok insani faaliyetlere de etkisi var. Anadolu ya da Anadolu'nun daha büyüğü bir platform daha yapılırsa Türkiye'nin denizcilik anlamındaki gücü artacak ama bence şu andaki önceliklerin hava savunma muhribi ve milli denizaltıya verilmesi gerektiğini düşünüyorum” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>7DENİZ DERGİSİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Röportaj, Yan Sanayi</category>
      <guid>https://www.7deniz.net/yaltesin-disa-bagimliligi-kiran-teknoloji-hamleleri</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 11:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://7deniznet.teimg.com/crop/1280x720/7deniz-net/uploads/2026/03/bulent-hamzaoglu-manset.jpg" type="image/jpeg" length="41538"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
