Türkiye’deki tecrübeli gemi adamı fazlasına yurtdışı piyasalarda istihdam imkanı yaratmak ve yurtiçinde armatörlere etkin insan kaynakları çözümleri üretmek amacıyla, 2014 Kasım ayında kurulan Omikron Crew, Ekim başı itibariyle hizmet verdiği kuruluşlara Alman devi Oldendorff firmasını ekledi. Omikron Crew direktörü Özgür Alemdağ firmanın hikayesini anlattı... Son 11 yılını Denizcilik eğitimi ve insan kaynakları uygulamalarıyla iç içe geçirdim.

 

1999 Dokuz Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Güverte Bölümü mezunuyum. Bir süre öğretim görevlisi olarak çalıştıktan sonra 2 şer yıl özel sektörde eğitim enspektörlüğü ve koordinatörlüğü yaptım. Üniversitede öğretim görevlisi olarak çalışırken Türk gemi adamının global denizcilik filosunda neden yer almadığı sorusu hep kafamı kurcalardı. Önceleri denizcilik firmalarının ihtiyaç duydukları eğitim altyapısını 3. Parti olarak kurmak için altyapı çalışmalarına başladım ve bugün 2014’te yola çıkan ve 23 denizcilik firması, 115 gemiye hizmet veren MTR (MaritimeTrainer) markası ortaya çıktı.

Afrika geleceğimiz… Afrika geleceğimiz…

 

Denizcilik firmalarının ihtiyaç duyduğu personel seçimi, oryantasyon eğitimi ve spesifik eğitimlerinin online ve onaylı bir şekilde verilmesini sağlayan bu altyapı sayesinde birçok firmanın ihtiyaçlarını maliyet etkin bir şekilde tecrübeli ekibimizle karşılamaya başladık. Hazırladığımız TÜBİTAK projesiyle yakın zamanda Koster filosuna da Koster Akademi adı altında hizmet vermeyi planlıyoruz. Bu süreçte yıllardır kafamı kurcalayan “Manningand Training” konseptiyle yurt dışına gemiadamı arzı projesi aklımdan hiç çıkmamıştı. 2010 yılında uluslararası “Manningand Training” Konferansının Türkiye’de yapılmasına ön ayak oldum, sektörün önde gelenlerinin Türkiye’yi tanımasını istedim ve konferansta bu işin Türkiye’de birçok ülkeden daha iyi yapıldığını anlatmaya çalıştım. Yeni açılan okullar ve yapılan yatırımlarla, filo gelişimi karşılaştırıldığında ortaya çıkan rakamlarda bu fazlayı ortaya çok açık koymaktaydı. Bir sonraki konferansa Manila’da katıldım ve orada Wallem, Marlow, Norwegian Maritime Foundation, Thome gibi birçok önde gelen Crewing ofislerle konuşma ve onları Türkiye’ye davet etme fırsatını buldum.

 

O dönem Ukrayna ve Romanya’ya fazlasıyla yatırım yapılırken maalesef Türkiye’ye yatırım yapmaktan kaçınıyorlardı. Bunun farklı sebepleri vardı; Türk Ticaret filosunun gemi adamlarımıza yeterli gelmesi, dil, din, yemek ve kültür farklılıkları gibi... Ve o zamana kadar her ne kadar geçmişte ciddi sayıda gemiadamımız yabancı filolarda çalışsa da Türk Ticaret filosu büyüdükten sonra bu trendin ortandan kalktığına kanaat getirdim. Aradan zaman geçti ve MTR 2014 başında başladığı yolculukta yavaş yavaş büyümeye başladı. Uzun yıllardır tanıştığımız ve bu konudaki fikirlerimizin ortak olduğu bir arkadaşım bana Yunanistan’da kurulu bir “Manningand Training” firması sahibinin kartını iletti. Ukrayna’da yer alan Crewing ofisinin eğitim merkezlerinin açılışı dönüşünde uçakta yan yana oturmuşlar ve bu süreçte benim böyle bir arayış içerisinde olduğumu iletmişti. İlk yaptığım şey “Manningand Training” konusunda aklımdakileri ve yapmak istediklerimi bilimsel verilerle destekleyen bir sunum hazırlamak oldu. Sunumu incelediklerinde görüşmek üzere sözleştik ve Posedonia fuarını fırsat bularak ofislerinde kapsamlı bir sunum yapma fırsatım oldu. Yaklaşımları oldukça pozitifti.

 

İlerleyen dönemde birkaç Türkiye ziyareti ardından Altunizade’deki  ofisimizi Omikron Crew Management adı altında açtık ve ekibimize daha önce sektörde İnsan Kaynakları Müdürü olarak görev yapmış olan Burak Şermet’i kattık. Epsilon Hellas firması 40 yıllık bir birikimiyle, Filipinlerde 4 ofis ve eğitim merkezi, Ukrayna’da ofis ve eğitim merkezi, Rusya ve Romanya’daki ofisleriyle halihazırda 320 gemilik bir filoya, gemi üzerindeki aktif 4 bin 500 personeliyle insan kaynağı ve eğitim sağlamaktaydı. Öncelikli amacımız hizmet verdiği geleneksel Yunan Armatörüne, Türk Zabiti göndermekti. Hummalı bir çalışmayla tüm sertifikalarımız aldıktan sonra ilk zabitimizi Rum Bayraklı bir Yunan Armatörünün gemisine gönderdik. Bu giden zabitimiz ve belki de Türkiye için çok değişik bir tecrübeydi. Yunan Zabitle ve Filipinli personelle çalışan zabitimiz kontratını başarıyla tamamladıktan sonra yurda döndü. Bu süreçte Frangoulis, Chartworld, Allseas gibi firmalara personel gönderme şansımız oldu ve oldukça olumlu geri dönüşler aldık. Karşımızdaki problemlerden bazıları aşağıdaki gibiydi; Türk Zabitanının Crewing işine simsarlık gözüyle bakması, Zabitlerin dil yeterliliğine güvenmemesi, Yabancı personel, dil, din, yemek farklılıkları, Yunan armatörünün Türk Zabit çalıştırmak konusundaki çekinceleri Bu ve bunun gibi engelleri ortadan kaldırmak için Epsilon mYunanistan’da hummalı bir tanıtım çalışması yaparken, bizde katıldığımız kariyer günlerinde ve görüşmeye gelen zabitlere elimizden geldiğince bu konudaki fikirlerimizi aşılamaya çalıştık. Öncelikle profesyonel anlamda Manning işinin uluslararası piyasada yoğun bir şekilde kullanıldığını, bunun sanılanın dışında gemiadamının emeği çalınarak değil, verilen hizmet karşılığı armatörden alınan düzenli ödemelerle gerçekleştiğini anlattık.

 

Ayrıca, bugün denizcilikte ilerlemenin bir yolunun da uluslararası piyasada adımızı ve kalitemizi duyurmaktan geçtiğini biliyoruz. Bugün büyük filolarda hizmet edecek Kaptan/Baş Mühendislerimizin yarın karada iyi pozisyonlarda olacağı gerçeğini de hatırlattık. Yeni jenerasyonun diğer konulara çok da takılmadığını gördük. En azında bir kere böyle bir tecrübeyi yaşamalarının onlara uluslararası firmalarda çalışabilecek bir referans katacağını ilettik. Ayrıca tecrübeler gösterdi ki, yurtdışında kullanılan dil hiç de korktukları gibi onları zorlamadı aksine kendilerini daha iyi htiler. Bugün çalışan bazı zabitlerimizi yarın bu firmalarda enspektörler olarak göreceğimizden hiç şüphemiz yok. Öncelikle çok sıcak karşılanmasa da bu fikir gittikçe yaygınlaşmaya başladı. Özellikle bu tip tecrübeyi edinen zabitlerin yaşadıklarını paylaşmaları da oldukça faydalı oldu.

 

Bizde bu süreçte bu operasyonun uluslararası bacağını öğrenme fırsatını yakaladık. Oldendorff anlaşmamız ise gelen bir mesajla başladı. Mezunlar iletişim kanalıyla aldığımız e-mailde Oldendorff’un Türk gemiadamı aradığı yazıyordu. İletişime geçerek bu hizmeti Türkiye’den karşılayabileceğimizi ilettik ve olumlu karşılandı. Yaptığımız kapsamlı toplantı sonucunda Türkiye’deki hizmetleri bizim sağlamamızı istediler ve ilgili anlaşmayı imzaladık. Bu sene 5, seneye 17 gemi teslim alarak yönetimini kendi yaptığı 70 gemilik bir filoya ulaşacak, geçmişi 1920’lere dayanan Oldendorff firması, bünyesinde bulundurduğu 500’den fazla gemiyle şahsa ait olan, nadir büyük ve köklü firmalardan biri ve hem büyüklüğü hem de ismiyle oldukça prestijli. Halihazırda planlanmış 23 personeli devralarak bundan böyle süreci biz yönlendireceğiz. Umarım kısa sürede sayıyı çok daha fazla arttırma şansını yakalarız. Aynı zamanda Manning ve Training konseptini ilk defa bir Türk armatörle de gerçekleştirme fırsatını yakaladık. İmzalamak üzere olduğumuz anlaşmayla 7 gemilik bir filoyu, Filipinli rating ve Türk gemiadamlarıyla donatırken tüm personelin eğitim ve değerlendirmelerini MTR sistemi üzerinden gerçekleştireceğiz. Eğitimin yanısıra gemi üzeri video desteğimizle de benzerlerimize oranla büyük maliyet ve etkinlik avantajı sağlayacağız. Amacımız bir yandan Türk gemiadamının yurtdışına açılan kapısı olmakken diğer taraftan da Türk armatörüne anahtar teslim, insan kaynakları ve eğitim çözümleri üreterek rekabet avantajlarını arttırmaktır.

 

Cengiz Tepebaş - 7DENİZ